
05-12-2009, 20:21
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
|
|
Bilim, Dini Yok Etmelidir - Sam HARRIS
Bilim, Dini Yok Etmelidir
Çoğu insan, Evrenin Yaratıcısı’nın kitaplarından birini yazdığına (veya yazdırdığına) inanıyor. Ne yazık ki, ilahi bir kaynağa dayanıyormuş gibi görünen birçok kitap mevcut ve her birinin, nasıl yaşamamız gerektiği hakkında birbiriyle çelişen istemleri bulunmakta. İyi niyetli birçok insanın ekümenik çabalarına rağmen, birbiriyle çelişen bu dinsel bağlılıklar, hâlâ inanılmaz boyutta fikir ayrılığına sebep olmaktadır.
Bu duruma karşın çoğu duyarlı insan, “dini hoşgörü” olarak adlandırılan bir şeyi savunmakta. Elbette dini hoşgörü, din savaşından daha iyidir ancak hoşgörünün de kendine ait birtakım sorumlulukları vardır. Dinsel düşmanlığı tetiklemeye yönelik korkumuz bizi, artık mantıksızlığı gün gibi ortada olan ve gittikçe uyumsuz hale gelen fikirleri eleştiremez hale getirdi. Bu korku aynı zamanda bizleri, dini inanç ve bilimsel akılcılığın birbiriyle bağdaştığı konusunda kendimize –defalarca ve fütursuzca- yalan söylemeye mecbur bırakmakta.
Din ve bilim arasındaki bu uyuşmazlık doğaldır ve (neredeyse) sıfır-toplamlıdır[1]. Bilimin başarısı, sıklıkla dinsel dogmalara zarar vermeyi; dinsel dogmaların sürdürülebilmesi ise, daima bilime zarar vermeyi gerektirir. Artık beşeri araştırmaların temel bir gerçeğini kabul etmek zamanıdır: kişinin, inandığı şey için iyi nedenleri ya vardır ya da yoktur. İyi nedenleri olduğunda, kişinin inancı, dünyayı daha iyi anlamamıza katkı sağlar. Bu noktada bizlerin, “pozitif” ve “sosyal” bilimler arasında veya bilim ile tarih gibi diğer kanıta dayalı disiplinler arasında ayrım yapmamıza gerek yok. 7 Aralık 1941’de, Japonların Pearl Harbor’u bombaladığına inanmak için çok iyi nedenler var. Dolayısıyla, aslında bu bombalamayı Mısırlıların yaptığı düşüncesi, inandırıcılıktan yoksundur. Aklı başında her insan, tarihsel gerçeklerin belli sorularına karar kılmak adına sadece inanca bel bağlamanın ahmakça ve gülünç olacağının farkındadır; ta ki konu, İncil ve Kuran gibi kitapların kökenine, İsa’nın dirilişine, Muhammed’in Cebrail ile yaptığı sohbetlere veya beşeri cehalet sunağına hala doluşmakta olan diğer kutsanmış araklamaların herhangi birine gelene kadar.
En geniş anlamda bilim, kendimiz ve dünya hakkında tüm akla yatkın bilgi iddialarını içerir. Şayet İsa’nın bir bakireden doğduğuna veya Muhammed’in kanatlı bir atla cennete uçtuğuna inanmak için elimizde iyi nedenler olsaydı, zorunlu olarak bu inanışlar, evreni rasyonel bir şekilde tanımlayışımızın bir kısmını oluştururdu. İnanç, nedenler yetersiz kaldığında, dindar insanların birbirlerine bu gibi önermelere inanmaları için verdikleri bir ruhsattan fazlası değildir. Bilim ve din arasındaki fark, yeni bir bulgu ve argümanı hissiyata kapılmadan değerlendirme arzusu ile ihtiraslı bir şekilde buna kapalı olma arasındaki farktır. Ayrım, bundan daha açık veya bundan daha önemli olamaz; hal böyleyken bu her yerde göz ardı edilen bir şey, hayal aleminde bile.
Din, ortaya çıkan küresel, sivil bir toplum ile hızlı bir şekilde uyumsuz hale gelmektedir. Dini inanç – hangi isimle anıldığını umursayan bir tanrının var olduğuna; kitaplardan birinin mutlak doğru olduğuna; İsa’nın, yaşayanları ve ölüleri yargılamak için dünyaya geleceğine; Müslüman şehitlerin doğruca cennete gideceklerine yönelik inançlar gibi-, giderek yükselen fikirler savaşının yanlış tarafındadır. Bilim ile din arasındaki fark, 21. yy’da beşeri sorgulamanın getirdiklerine gerçek bir açıklıkla bakmak ile prensip meselesi diyerek benzer sorgulamayı erkenden sonlandırmak arasındaki farktır. Sanıyorum ki, önümüzdeki yıllarda akıl ve inanç arasındaki bu zıtlık, daha da yayılarak inatçı bir şekilde büyüyecek. (Tanrı, ruh, günah, özgür irade gibi şeylere dair) Demir Devri[2] inançları, tıbbi araştırmalara sekte vurmaya ve kamu düzenini bozmaya devam edecek. İncil’in kehanetlerini ciddiye alan bir ABD Başkanı’nı seçmemiz ihtimali gerçek ve dehşet verici; tıpkı, günün birinde nükleer veya biyolojik silahlarla kuşanmış İslamcılarla karşı karşıya kalacağımız ihtimalinin dehşet verici olması gibi; ve bu ihtimal her geçen gün büyümekte. Entelektüel söylemlerimizin çıtasına baktığımızda, bu gibi olasılıkların önüne geçmek adına çok az şey yapıyoruz. Çoğu bilim adamı, kendi çağlarının tüm gerçeklerini kullanarak eski çağa ait çirkin kurguları yok etmek yerine, dinsel hoşgörü adına suskunluğunu korumaya devam ediyor.
Söz konusu fikir savaşını kazanmak için bilim adamlarının ve diğer aklıselim insanların, ahlakbilim ve ruhsal deneyimler hakkında konuşmak için yeni yollar bulmaları gerekecek. Bilim ve din arasındaki fark, dünya hakkındaki sohbetlerimizden ahlaki sezgilerimizi ve sıra dışı bilinç hallerimizi çıkartıp atma meselesi değildir; mesele, bunların temeli üzerinde bir sonuca varmak için neyin akılcı olduğu hakkında çok katı oluşumuzdur. Bizler, duygusal ihtiyaçlarımızı karşılamak için, mantıksızlığın sefil kucaklamasını gerektirmeyecek yollar bulmalıyız. Bizler, ritüellerin gücünü kavramayı ve her insanın hayatında –doğum, evlilik, ölüm gibi- derinlik gerektiren geçişleri dikkate almayı, kendimizi gerçekliğin doğası hakkında kandırmadan öğrenmeliyiz.
Şu konuda umutluyum ki, düşüncelerimizde gerekli olan dönüşüm, kendi yetişkinliğimizi bilimsel olarak kavrayışımızla gerçekleşecektir. İnsanoğlunu daha sevgi dolu, daha korkusuz ve kozmosdaki görüntümüzün gerçekliği ile cezp edilmiş kılmanın güvenilir yollarını bulduğumuzda, bölücü dini efsanelere hiç ihtiyacımız kalmayacak. İşte ancak o zaman, kendilerinin Hıristiyan, Yahudi, Müslüman veya Hindu olduklarına inanmaları için uyguladığımız çocuk yetiştirme pratiğinin, saçma sapan bir müstehcenlik olduğu uzun uzadıya fark edilecek. Ve işte ancak o zaman, dünyamızın en derin ve en tehlikeli yaralarını tedavi etme şansımız olacak.
Çeviri: AhbAp
Değerli katkılarından ve yardımlarından ötürü Sayın Ulpian, 3.Yol ve Vartor’a teşekkürlerimi sunarım.
[1] Birinin kazanması, diğerinin kaybetmesine bağlıdır. (Ç.N)
[2] Demir Devri, pek çok bölgede değişik tarihlerde başlamış ve bitmiş olsa da, Anadolu’da genel olarak M.Ö. 13. yüzyılda başladığı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin ergitilerek kullanılmasıyla karakterize olan bir dönemdir. Bkz. Vikipedi (Ç.N.)
When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!
----------------
war is over
(if you want it)
Konu AhbAp tarafından (15-12-2009 Saat 18:09 ) değiştirilmiştir.
Sebep: Metnin son düzenlenmiş hali
|

05-12-2009, 20:44
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Dec 2009
Mesajlar: 92
|
|
Sam Harris'e sormak isterdim:
1: Bu gerizekalı dindarlara karşı hoşgörüsüz olmak lazım ki akıl ve bilim alsın başını gitsin. İyi güzel, peki bu hakedilmemiş hoşgörüden vazgeçip ne yapmak lazım? Kesmeli mi inananları? İnançlarına dönük olarak dilediğiniz neşriyatı yapmıyor musunuz? İnancı yıktığını iddia eden kitaplar yazmıyor musunuz? Fikrinizi söylemek ve kendinizi anlatmanın ötesinde B planı nedir sayın Sam Harris? Daha başka neler yapılabilir? Ya da şöyle sorayım daha başka neler yapma hakkına sahip görüyorsunuz kendinizi?
2: Yoksa 150 yıl öncesinde yaşayan düşünsel faşistlerden ve dini yıkma adına pozitivizme tapan süper zekalardan geriye kalanlardan mısınız?
Aha da dini yıktık, az kaldı, üç gün kaldı beş gün kaldı, diyerek zafer naralarının atıldığı günlerin 19. yy'ın sonunda yaşandığını ve orada kaldığını sanıyordum ben. Demek ki yanılmışım. Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.
|

05-12-2009, 20:47
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Jul 2009
Mesajlar: 4.880
|
|
Crita´isimli üyeden Alıntı
Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.
|
O halde size yurtdışındaki din tartışmalarını biraz daha yakından takip etmeyi öneririm sayın Crita.
Sayın AhbAp,
yine nefis bir çeviri çalışmasına imza atmışsınız. Elinize, emeğinize, beyninize sağlık.
saygılarımla
|

05-12-2009, 21:03
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Mar 2009
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 307
|
|
bilimin hiç bir ideolojiye alet edilmemesi lazım.bilim bağımsız olmalı.bilimin çıkardığı sonuçları insanlar ateistlik için dayanak yapabilirler o ayrı.ama sadece dini çürütmek için bilim yapmak bilimi küçültür gibi geliyor bana.
|

05-12-2009, 21:30
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 19 Sep 2008
Mesajlar: 2.804
|
|
Crita´isimli üyeden Alıntı
Sam Harris'e sormak isterdim:
1: Bu gerizekalı dindarlara karşı hoşgörüsüz olmak lazım ki akıl ve bilim alsın başını gitsin. İyi güzel, peki bu hakedilmemiş hoşgörüden vazgeçip ne yapmak lazım? Kesmeli mi inananları? İnançlarına dönük olarak dilediğiniz neşriyatı yapmıyor musunuz? İnancı yıktığını iddia eden kitaplar yazmıyor musunuz? Fikrinizi söylemek ve kendinizi anlatmanın ötesinde B planı nedir sayın Sam Harris? Daha başka neler yapılabilir? Ya da şöyle sorayım daha başka neler yapma hakkına sahip görüyorsunuz kendinizi?
2: Yoksa 150 yıl öncesinde yaşayan düşünsel faşistlerden ve dini yıkma adına pozitivizme tapan süper zekalardan geriye kalanlardan mısınız?
Aha da dini yıktık, az kaldı, üç gün kaldı beş gün kaldı, diyerek zafer naralarının atıldığı günlerin 19. yy'ın sonunda yaşandığını ve orada kaldığını sanıyordum ben. Demek ki yanılmışım. Bu yazının 21. yüzyılda yazılmış olduğuna inanmakta zorlanıyorum.
|
Sorularınız Sam Harris'e, ancak ben kendi düşündüklerimi söyleyeyim.
Öncelikle, makaleye göre sorularınızı "katı" buluyorum. Sanırım yazdıklarınız, başlıktan çok etkilenmiş olarak yazılmış. Ancak makalenin içerisinde, dinlerin bir savaş meydanında veya terörist eylemlerle yok edilmesine yönelik bir üslup sezinlemedim. Çevirirken de bu hususa dikkat etmeye çalıştım.
Sam Harris, dinlerin eleştirisinde bilimin bulgularına dikkat çekiyor. Mantıksız veya safsata olarak değerlendirdiği şeyler, bence kişisel düşüncelerini aşan şeyler. Bunların gerçekten safsata olması, böyle nitelendirilmelerini gerektiriyor. Bu safsatalardan ne Sam Harris, ne Turan Dursun, ne ben ne de sen sorumluyuz. Bu safsatalardan dinler sorumlu ve bence yerinde göndermeler mevcut makalede.
Sam Harris'in B planından çok A planına işaret ettiğini sanıyorum. Bilimsel gerçekler, hissettiklerimizin ve bildiklerimizin ötesinde. Bunun gerisinde kaldığımızı ve söylemlerimizin artık o seviyeye çıkması gerektiğinden bahsediyor ki, bu bana A planı gibi geliyor.
cenker´isimli üyeden Alıntı
bilimin hiç bir ideolojiye alet edilmemesi lazım.bilim bağımsız olmalı.bilimin çıkardığı sonuçları insanlar ateistlik için dayanak yapabilirler o ayrı.ama sadece dini çürütmek için bilim yapmak bilimi küçültür gibi geliyor bana.
|
Ben bilimin dinle sürtüştüğünü veya sürtüşmeye çalıştığını düşünmüyorum. Ama din, kan kaybetmemek adına bilimin alanına burnunu son derece mesnetsiz bir şekilde sokuyor. Dünyanın yuvarlak olduğu, dinleri yok etmek için söylenmedi; dünya yuvarlak olduğu için söylendi. Bu söylemden rahatsız olan ve buna en sert ve ilk tepkiyi veren dindir.
Bilimin dini iplediğini ve iplemesi gerektiğini hiç sanmıyorum. Bilim, kendi yolunda ilerler ve bu yolda karşısına çıkan iddialara da yapısı gereği cevap verir. Bilim ve din arasındaki çatışmanın kaynağının bilim değil din olduğunun farkına varmalıyız. Sıfır-toplam konusunda Sam Harris çok haklı. O nedenle dinsel düşünceler gocunmasın diyerek bilime gem vurmaya gerek yok. Bilimin özgür olması gerekmekte. Dini inanışa sahip kişiler, bilimsel bulguları sorgularken, bilimin dinlerine ne kadar uyduğundan çok, dinlerinin bilime ne kadar uyduğunu sorgulasınlar ve kararlarını buna göre versinler. Sorulan hiçbir soruya kanıtlı ve mantıklı cevap veremeyen dinlerin, bilimle yüzleşmek istiyorsa yapması gerekenleri belirlemesi gerekir. Ama mesele de orada zaten, dinlerin böylesi bir gücü yok ve yapısı gereği olamaz da.
When You Kill A Man, You're A Murderer
Kill Many And You're A Conqueror
Kill Them All And You're A God!
----------------
war is over
(if you want it)
|

05-12-2009, 21:47
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger arkadaslar;
Bilim ile din, ayni kulvarda degildir. Ikisi de felsefenin konusudur ve epistemolojik olarak tartisilmasi gerekir. Ayrica din, orgutlenmesi, toplumsalligi v.s. acisindan da ideolojik inancsal olarak, etigin konusudur. Politika da, ahlak ta etige girer.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

05-12-2009, 23:50
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 Apr 2009
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 355
|
|
Din ile bilim arasındaki çatışma geçmişten günümüze devam etmektedir. Her ne kadar bilim ile dinin birbirinden bağımsız olduğu söylensede,aslında;bilimin ilerlemesiyle geçmiş yüzyıllarda dini hükümlerin gerçek dışı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Doğaüstü güçlerle açıklanan pek çok durum bilimle açıklanmış fakat bu açıklama yeterli olmamış ki;yine tanrısallık kisvesi içinde açıklanmaya çalışılmıştır. Daha ileri gidilerek aslında bunların zaten tanrısallığın içinde yer aldığına vurgu yapılmıştır.
Kapitalizm ve Amerikan pragmatizminin etkisinden dolayı,insanları kontrol etmenin aracı olarak din,ortaçağda felsefeyi,nasıl dinin hizmetinde görmüşse,bilimsel ilerlemelerle birlikte din,bilimi araç olarak kullanmaya çalışmaktadır.
İnsan kendini yalnızca insanda tanır. GOETHE
|

07-12-2009, 14:08
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
Bilim, dini yok edebilecek güce sahip değildir ki yok edebilsin
İşte insanoğlu,
Milyarlarca bilinmeyen varsa, insan 20-30 tanesini bildiğinde kendini birşey zannediyor
Ayrıca, bilim insanoğlunun ortak kullanabilmesi gereken birşeydir. Senini, benimi yoktur. Böyle tek tarafa çekilmesi bence yanlış.
Saygılar
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|

07-12-2009, 14:21
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 02 Dec 2009
Mesajlar: 1.013
|
|
EnvyMe´isimli üyeden Alıntı
Bilim, dini yok edebilecek güce sahip değildir ki yok edebilsin 
|
katılıyorum.
din sürekli kendini bilime uyarlayacak,hatta;
"hızlı trenlerden incilde bahsediliyor"
"valla DNA yapısı kuranda var,kuranda 1579 kere d,890 kere n ve 689 kere a harfi geçiyor.
1579-890=689 eder gördünüz mü?"
gibi kelamlar edilerek dinin durumdan istifade etmesi bile sağlanmaya çalışılacaktır.
bu denli hastalıklı bir topluma iyi eklemlenmiş olmak,sağlıklı olmanın bir ölçüsü olamaz
|

07-12-2009, 14:33
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 05 May 2009
Mesajlar: 3.495
|
|
Bu yazdıklarınızı yapan din değil ki insandır. Bilimi yapan kim? İnsan değil mi? Ne farkı var söylermisiniz? Elbette ki farkı var ama sizin düşüncenize göre farkı yok. Trigonometriyi bulan da sayılarla oynamıştır, dediğiniz rakamları bulanda.
Bu yüzden diyorum, bilimin seni beni yoktur. Bilim ne sizin ne bizimdir. İnsanoğlunun kullanması gereken ortak bir daldır.
Nedir bu bencil olma durumu anlayamıyorum.
Rabbim; Ben hiçim, Azametin karşısında acziyetimin bilincindeyim. Sen ne yazarsan güzel. Sen neyi silersen güzel. İstediğin gibi yaşat. İstediğin gibi öldür.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:46 .
|