Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 17-02-2006, 14:09
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Dinlere İnanmanın Amacı ve Erdem

Dinlere inanmanın tek amacı öldükten sonra da yaşamak, daha doğrusu güzel bir şekilde sonsuza dek yaşamak arzusudur. Bunu sağlamanın tek yolu vardır o da inanılan tanrının hoşnut edilmesidir.

Tanrıyı hoşnut edeceksiniz ki o da sizi hoşnut etsin. Aslında "tanrının emirlerini" yerine getirmeye çalışmanın tek ereği budur. Öldükten sonra da güzel şekilde yaşamak, yani cennete girmek. Aslında durum dünyevi insanlar arası ilişkiye çok benzer. Örneğin işinde yükselmek isteyen bir çalışan, müdürünü daha doğrusu onun yükselme emrini kim sağlayabilecek ise o kişiyi hoşnut etmek zorundadır. Demek ki "tanrı" ile kul arasındaki temel ilişki dünyevi bir insansal ilişkinin kopyası şeklindedir.

Bu çerçevede düşündüğümüzde tanrı sevgisinin özünde öldükten sonra da yaşamak ve cennete girmek arzusu olduğunu iddia edebiliriz. Bunu daha iyi anlamak için şu soruyu kendimize cidiyetle sormak ve açık yüreklilikle yanıtlamamız gerekir:

-Eğer tanrı biz insanlara ölümden sonra da bir yaşamı sunmasaydı, öldükten sonra ruhumuzun da yok olacağını ve bir daha diriliş gibi bir şeyin olmayacağını kutsal kitabında açıkça ilan etseydi, ne hissederdim?

Özetle tanrı bizlere "evet sizi ben yarattım ama ölümle her şey bitecek her biriniz için" deseydi gene de tanrı sevgimiz olur muydu? İbadetlerimizi gene aynı şekilde yerine getirir miydik? Belki "herşeye rağmen dünyaya geldim yaşadım, nefes aldın, sevdim ve sevildim, buna da şükür" diyebilirdik. Bir minnet duyabilirdik kuşkusuz ancak bugünkünden çok farklı hislerimizin olacağı da sanırım bir gerçek.

İnsanları özellikle islamda aslında ağır olan ibadetler oldukça meşgul etmekte, bunlar zaman ve paraya, emeğe mal olmaktadır. Günde 5 vakit namaz kolay değil. Özellikle sabahın çok erken saatlerinde kalkmak özveridir. Her yıl en az 250 YTL kurban parası ayırmak, Hacca gidip en az 4000 YTL yi bu ziyareteb ayırmak. Yılda 30 gün, günboyu aç ve susuz kalmak. Yıllık karının kırkta birini zekat vermek. Bunları öteki dünyada cennet umutlarımız olmasa da yapar mıydık? Çok büyük oranda insanın yapmayacağını tahmin etmemiz zor değil. Yarın ölüp tamamen yok olacağına inanan bir insan neden namaz kılsın, neden oruç tutup aç kalsın?

Demek ki tüm dinsel ritüellerin nihai amacı insanın sonsuz yaşama arzusu ile çok sıkı bağlantıdadır. Dinler bireyin bencilliğinden yola çıkarlar, pek çok din bundan yola çıktığı halde toplumsal yararlılığa da vurgu yapar, örneğin zekat ve sadaka gibi. Böylece bireyi bencilliğinden kurtarmaya çalışırlar. Ancak bu boşuna bir uğraştır çünkü bireyler (kullar) bunu toplumsal fayda için değil "allahın rızası" için yaparlar. Allahın rızasını almak için yaptıkları toplumsal faydalılıkların esas amacı ise kendi sonsuzluk özlemleridir. Birey, sadaka verirken karşısındaki muhtaca duyduğu sevgi ve şefkatle değil tanrıyı hoşnut edip, sevap hanesine bir artı daha ekleyerek öteki dünyadaki yerini sağlamlaştırma gayretindedir. Allah rızası için yapılan bu hayırın aslında esas amacı Allahın rızasını almak değil, bu rıza aracılığı ile öteki dünyada iyi bir mevkiye sahip olmaktır. Bu tesbitimizi bir mümine yaptığı hayırdan hemen sonra söylersek alacağımız yanıt genellikle "Ben hayırımı yaparım, allah kabul eder veya etmez orasını ben bilemem, allahın takdiri" der. Allahın takdiri der ama bu takdirin olumlu yönde olması durumunda kul ne elde etmek istediğini genellikle söylemez. Çünkü bunu söylemesi durumunda tanrıyı kendi bencil amaçlarının bir aracı durmuna dönüştürmüş olur. Tanrı, doğrudan amaç değil de cennet arzularımızın nesnesi durumuna düşmüş olur.

O halde erdem, tanrının hoşnutluğunu kazanmak için yaptığımız eylemler değil hiç bir karşılık beklemeksizin yaptığımız toplumsal yararlılıklardır. Örneğin misafir geldiğimiz uzak bir kentte bir daha görme olasılığımızın neredeyse hiç olmadığı bir yoksula yardım etmek gibi. Ya da adınızın listelenmediği bir bağış kampanyasına katılmak gibi.

Böylece dinlerin, bireyin gizli çıkarına dayalı ahlak anlayışı karşısında ateist ve dinsiz ahlağın üstünlüğünü ortaya çıkmış oluyor.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18-02-2006, 00:04
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Cem ;
Gerçekten de genel durum bu..
Ama bu bahsettiğin Ortadoğu kökenli dinlere mahsus cennet vaadinden kaynaklanan bir karakteristik durum..
Daha çok ahlaki felsefeyi , insan karakterinde erdemi öne çıkaran
uzak-doğu dinlerinde bu anlattığın menfaat duygusu geçerli değil..
Bu dinlerde , panteist-panenteist - Tasavvuf ve Alevi-Bektaşi inançlarında ise kamil insan amacı var ve sevgi 1.koşul..

Ayrıca hep şunu savunmuşumdur :
Aynı derecede salih amelleri olan , ya da günah ve sevapları eşit olan , biri inanan , diğeri inanmayan iki insandan , inanmayan , cenneti haketme açısından daha makbuldür..
Çünkü inanmayan , bu salih amelleri cennet arzusu ve cehennem korkusu nedeniyle değil , erdemiyle gerçekleştirmiştir..
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 20-02-2006, 17:19
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Evet, haklsın genel olarak dinleri değil de semavi dinleri diye düzeltmek gerekir yazıyı. Ancak uzakdoğu dinlerine inananlara o kadar az rastlanıyor ki çevremizde bazen onların da olduğunu unutuyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 20-02-2006, 23:08
sodomo sodomo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
Standart

"Böylece dinlerin, bireyin gizli çıkarına dayalı ahlak anlayışı karşısında ateist ve dinsiz ahlağın üstünlüğünü ortaya çıkmış oluyor." demişsin

aslında katıldığım bir düşünce lakin gel gör ki hem ateist hem yardımsever, iyiliksever bir insan olmak hiç de kolay değil yani düşünsene bu kadar Allah korkusu, cennet vaadi vb. şeyler pompalayan dinler bile nereye kadar başarıyorlar insanları karşılıksız vemenin erdemine ikna etmeye.

Tabii halihazırdaki semavi dinlerin hiç birisi "kamil insan" olmayı merkezi bir konu olarak görmezler onun yerine "ibadet" merkezi bir konudur ve bu dahada perçinler bu kötü gidişi çünkü bir çok dindar yediği haltları ibadet ederek affettireceğini düşünürek ikiyüzlü bir tavır içine girerler içgüdüsel olarak.

Panteidar ın dediği gibi budizm, zen budizm, islam, hiristiyan ve musevi tasavvufu (kabbala) gibi pek çok alternatif daha makbul anlayışlar sunuyor bizlere.

Bir batılı yazar ne demiş ; "şeriat bir çöl ise tasavvuf o çölün ortasında etrafı duvarlarla örülü bir gül bahçesidir" ilginç ama gerçek bu ve

böylesine bir güzellik bu çölün ortasında ne arar diye soruyor insan kendisine.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 20-02-2006, 23:18
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

sodomo arkadasim demissin ki

Bir batılı yazar ne demiş ; "şeriat bir çöl ise tasavvuf o çölün ortasında etrafı duvarlarla örülü bir gül bahçesidir" ilginç ama gerçek bu ve

böylesine bir güzellik bu çölün ortasında ne arar diye soruyor insan kendisine.


bir batili yazar....kim o???? belli degil.....neyse gecelim.....adam demis ki seriar bir col ISE.....ise mi ????? aaaaa bu bir SANI mi yoksa.....o zaman gerisini hic okumayalim....isin uzucu yani senin bu saniya kapilip o gul bahcesini colun ortasinda sanman.....o ismi belli olmayan adamin col diye bashsettigi seriat sakin gul bahcesinin ortasinda ufacik bir kum yigini olmasin????

www.mevlana.com


guzel bir siteye benziyor ilgilenene duyurulur....icerik yalan veya dogru....ama kendini belli ediyor ki colun ortasinda bir gul bahcesi degil....batili yazar halt yemis
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 20-02-2006, 23:23
sodomo sodomo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
Standart

mev kardeşim "bir batılı yazar" demedeki sebep bu ifadeyi yıllar önce bir batılı yazarın kitabından okuduğum ama şu anda o kitap bende olmadığı için ne o kitabın ne de o batılı yazarın ismini hatırlamadığımdan dolayıdır, eğer o kitabı bulursam bu sözü kimin söylediğinide yazarım merak etme.

yazığın diğer yorumları ise kaale almıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 20-02-2006, 23:32
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

kaale almamani gerektirecek ne yazdim ki dostum hemen kusuyosun....ben sadece okudugun seyin yanlis oldugunu ve bir yazarin soyledigine kapilip insanlari tasavuf konusunda yanis yonlendirdigini dusundum....arti bu yazilari sadece sen ve ben okumuyoruz ki....okuyan colun icerseinde gul bahcesi sanmasin diye yazdim ben onu....sen de oyle sanmissin ki bak ne soruyosun


böylesine bir güzellik bu çölün ortasında ne arar diye soruyor insan kendisine.


2 dakka da dusman kesildin.....kirdiysam kalbini kusura bakma
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 21-02-2006, 00:31
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart

Sodomo çok doğru bir söz..
Kim söylediyse tam isabet..Tebrik etmek lazım..
Mev arkadaşa gelince ;
Asıl halt edenler şeriatin içine edenler..
Şeriat denildiği gibi çöl olmuştur..Çöle döndürülmüştür..
Uydurma hadisleriyle , yalan-yanlış sünnetleriyle , saçma sapan tefsirleriyle din içinde ayrı bir din oluşturulmuştur..

Tasavvuf ise , çöldeki vahalar gibi , dini yeniden sevdiren , sevgiyi , hoşgörüyü , aşkı , barışı dine yerleştiren bir kurtarıcı olmuştur sanki..
Çölde bunalan , kuruyan , susuyanlar Tasavvuf'un gül bahçesi gibi sevgi ortamında can bulmuşlardır..

Bu uydurmalarla çarpıtılmış şeriatin içinden tasavvufu silip attığınızda , geriye kalanı varın siz düşünün..
Bunu iyi hesaplayan ehlisünnetçiler de , tasavvufa sahiplenmiş , hegomonyaları altında dejenere etmişlerdir..
Mev'in verdiği site örneği gibi onlarcası , özünde Tasavvuf'a karşı ama ondan yoksun kalmamak için stepne gibi kullanmaktadırlar Tasavvuf'u..
Fırsatını buldukça da Tasavvuf hakkında iftiralar yaymaktadırlar..

O sözü ben biraz yumuşatayım:
Şeriat bir define ise , Tasavvuf o definenin en değerli mücevheridir..

"Her gün bir yerden göç etmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne ala,

Her şey dünle beraber gitti , can cazım
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım."
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 21-02-2006, 00:40
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

uwwww!!!! saglam tas yedim olsun canin sagolsun pan....aslinda haklisin eksik cumle kurmusum.... bende cole donmus seriattan bahsederken carpiitilmis seriatten di kastim...2 saattir bi yaziyi bulmaya calisiyorum bi arkadas gercek seriati yazmis onun linkini vericektim ama cok ozr dilerim bulamadim ....bnm verdigim linke gelince cok uzun zaman olmadi o siteyi kesfedeli pan.....sen daha iyi bilirsin nasi bi site oldugunu...ben ilgilenen olursa baksin amaciyla verdim....kirdiysam uzgunum
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 21-02-2006, 01:11
sodomo sodomo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Dec 2005
Mesajlar: 283
Standart

kusura bakma panteidar ama ben şeriatı hiçbir zaman bir define olarak görmedim keşke öyle olsaydı ama ne dün ne de bugün hiçbir zaman öyle olmadı.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:38 .