
28-05-2010, 23:47
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
Doğa Harikası Kanatlar Tasarım Ürünü Mü?
Sizce şunlardan hangisi havada daha beceriklidir?
Uçaklar mı yoksa yarasalar, böcekler ve kuşlar gibi canlılar mı?
Michigan Üniversitesi'nde profesör olan uzay mühendisi Wei Shyy'nın dediğine göre ister inanın ister inanmayın "fırtına, yağmur ve karda havada kalabilmek üzere üstün yeteneklere sahip" doğanın bu küçük harikalarıyla hiçbir uçak kesinlikle boy ölçüşemez.
Peki bu doğa harikalarının sırrı nedir?
Kanatlarını çırpabilmeleri.
Bu, havacıların en başından beri imrendikleri bir şeydir.
Şunu düşünün:
Uçuş halindeyken bazı kuşların ve böceklerin kanatları çevreye uyum sağlamak için sürekli olarak şekilden şekle girer. Bu, onların havada hareket etmeden durabilmelerini ve keskin manevralar yapabilmelerini sağlar.
Science News dergisi yarasalarda gözlemlenen şu özelliği bildiriyor:
"Yarasalar yavaş uçtukları zaman, yani saniyede yaklaşık 1,5 metre yol alırken, kanat uçlarını ters çevirdiler, kanatlarını yukarı kaldırırken de uçlarını aniden arkaya doğru çevirdiler. Bilim insanları bu tekniğin . . . . kaldırma ve itme kuvveti sağladığını tahmin ediyorlar."
Kuşkusuz, uçan canlılarla ilgili öğrenilecek daha çok şey var.
Florida Üniversitesi'nde profesör olan makine ve uzay mühendisi Peter Ifju şöyle soruyor:
"Bu canlılar, bu derece etkili bir kaldırma kuvvetine sahip olmak için havayı nasıl kullanıyor?"
O şöyle ekliyor:
"Akış fiziğiyle ilgili anlayamadığımız birçok kural var. [Kuşların ve böceklerin] neler yaptığını görebiliyoruz fakat havayla nasıl bir etkileşim içinde olduklarını anlayamıyoruz."
Siz ne düşünüyorsunuz?
Doğadaki uçan canlıların çok yönlü kanatları bir tesadüf eseri mi?
Yoksa tasarım ürünü mü?
Saygılarımla
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

28-05-2010, 23:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
|
|
sevgili hürkuş siz bu işleri bugünkü aklınızla red edip yaradılşa sığınıyorsunuz.
çünkü yaradılış yoksa tanrıda yok demektir.
şöyle düşün kısaca 150 yıl öncesi insanına bugünün dünyasını anlatsanız inanırmıydı çünkü ogünkü ortak akla bunları inandıramazdınız.
vatikan galileo'yu daha yeni akladı o zamanki ortak akıl dünyayı tepsi gibi sanıyor. ve aksini dinsizlik olarak sayıyordu.
sen ve senin gibi düşünenler uzun bir süre aynı çayırlarda kalmaya devam edeceksiniz ama senin torunların evrimi şeksiz şüphesiz ispat edildiğini görecekler.
onlarda sizinde ne kadar sabit fikirli olduğunuzu görüp şaşıracaklar
sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
|

28-05-2010, 23:58
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Tanrını kendi kendine bu kadar mükemmel bir biçimde var olabilmesi mümkün mü. Şayet en ufak bir çift kanat bile akıllı bir tasarımcının ürünü ise tanrı da mutlaka bir akıllı tasarımın ürünü olması gerekir.
Yoksa akıllı tasarımcı diye bir şey yok mu. Tanrının olabilmesi bir tesadüf mü.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

29-05-2010, 00:05
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
ozgur_beyin´isimli üyeden Alıntı
sevgili hürkuş siz bu işleri bugünkü aklınızla red edip yaradılşa sığınıyorsunuz.
çünkü yaradılış yoksa tanrıda yok demektir.
şöyle düşün kısaca 150 yıl öncesi insanına bugünün dünyasını anlatsanız inanırmıydı çünkü ogünkü ortak akla bunları inandıramazdınız.
vatikan galileo'yu daha yeni akladı o zamanki ortak akıl dünyayı tepsi gibi sanıyor. ve aksini dinsizlik olarak sayıyordu.
sen ve senin gibi düşünenler uzun bir süre aynı çayırlarda kalmaya devam edeceksiniz ama senin torunların evrimi şeksiz şüphesiz ispat edildiğini görecekler.
onlarda sizinde ne kadar sabit fikirli olduğunuzu görüp şaşıracaklar
|
Ya sizin torunlarınız, sayın ozgur_beyin,
insanların yok etmek üzere oldukları dünyayı yaratıcı'sının kurtardığını öğrendiklerinde ve bu yok oluşa "dur" dediğini gördüklerinde, O'nu yok saymış olan dedeleri yüzünden yüzleri kızarmayacak mı...?
Ne dersiniz .?
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

29-05-2010, 00:13
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
Tanrını kendi kendine bu kadar mükemmel bir biçimde var olabilmesi mümkün mü. Şayet en ufak bir çift kanat bile akıllı bir tasarımcının ürünü ise tanrı da mutlaka bir akıllı tasarımın ürünü olması gerekir.
Yoksa akıllı tasarımcı diye bir şey yok mu. Tanrının olabilmesi bir tesadüf mü.
saygılarımla
|
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Evrenin sonsuzluğunu aklınız nasıl alıyor?
Yoksa evren sonsuz değil mi?
Her şey gibi onun da sınırları mı var?
Sınırları varsa, arkasında ne var? Onun da arkasında ne var? Onun da .., onun da... onun da..........İşte size sonsuzluk. Demek ki varmış.
Sonsuzluğun Tanrı'da olmasına niye şaşıyorsunuz?
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

29-05-2010, 00:21
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Siz kısıtlı ölçü ile yani aklınızla bu tanrıyı nasıl ölçüp biçiyorsunuz peki. Hiç bu kısıtlı aklınızın yanılabilecegini düşünmüyor musunuz. Tanrının sonsuzlugunu nasıl aklınız alıyor. 96,5 mlyar ışık yılı bu dile kolay. Bir varlık düşünün ki yüz milyar galaksiyi idare edecek. Yetmedi her bir galaksinin içindeki yüz milyar yıldızı idare edecek. Yetmedi bu galaksilerin ve yıldızların bile içinde sayılmayan dünya üzerinde yaşayan yedi milyar insanı idare edecek. Yetmedi bir de bunların duaları ile ilgilenecek. Kader , sevap yazacak. Size sorsam hayvanları da o idare ediyor dersiniz. Hiç böyle bir şey olabilir mi.
Sorum basitti aslında. Bir kanat bile tasarımcısız var olamıyorsa bri tasarımcı da tasarımcısız var olamaz. Sizin mantıgınızın dogal sonucu bu.
saygılarıma
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

29-05-2010, 00:34
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
dilaver´isimli üyeden Alıntı
Sayın dilaver,
Kısıtlı bir " ölçü" yani aklınızla, evrendeki sonsuzluğu ölçebilir misiniz?
Siz kısıtlı ölçü ile yani aklınızla bu tanrıyı nasıl ölçüp biçiyorsunuz peki. Hiç bu kısıtlı aklınızın yanılabilecegini düşünmüyor musunuz. Tanrının sonsuzlugunu nasıl aklınız alıyor. 96,5 mlyar ışık yılı bu dile kolay. Bir varlık düşünün ki yüz milyar galaksiyi idare edecek. Yetmedi her bir galaksinin içindeki yüz milyar yıldızı idare edecek. Yetmedi bu galaksilerin ve yıldızların bile içinde sayılmayan dünya üzerinde yaşayan yedi milyar insanı idare edecek. Yetmedi bir de bunların duaları ile ilgilenecek. Kader , sevap yazacak. Size sorsam hayvanları da o idare ediyor dersiniz. Hiç böyle bir şey olabilir mi.
Sorum basitti aslında. Bir kanat bile tasarımcısız var olamıyorsa bri tasarımcı da tasarımcısız var olamaz. Sizin mantıgınızın dogal sonucu bu.
saygılarıma
|
Sayın dilaver,
Bu mantıkla hareket edersek,
"HER ŞEYİN BİR BAŞLANGICI ve SONU VARSA EVRENİN (Kainatın) DE BAŞI - SONU VAR"
Ne de olsa size göre "bizi yaratan kainatın kendisi" değil midir?
Bizim ve gördüğümüz her şeyin başlangıcı ve sonu aynı zamanda sınırları varsa, mutlaka kainatın da bir başlangıcı, evrenin de sınırları vardır!
Öyle mi diyorsunuz ?
Bu konudaki cevabınızı bekliyorum.
Saygılarımla..
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|

29-05-2010, 00:50
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Şu anda geçerli olan big bange göre evrenimizin bir başlangıcı var. Sonunun olup olmadıgını ise karanlık madde belirleyecek.
Bu konuda benim net bir şey söyleyebilmem mümkün degil. Hatta big bang in dogru olup olmadıgından da şüpheliyim. Yapacagımız her şey atacagımız palavralar olur ancak.
O yüzde elimizdeki verilerle konuşmak gerekli. Spekülasyonlarla degil. İşte bu yüzde de tanrı bir spekülasyondur. Sizin hayalinizdedir. Ne zaman ki ölçüp biçeriz, ya da gözlem yaparız o zaman söz söyleme hakkımız da dogar.
Yoksa falanca şunu demiş, İsa bunu yapmış, Muhammed şöyle etmiş in sonu yok, bilimsel degeri de yok.
saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

29-05-2010, 00:56
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger hur-kus;
Zaman ve zamansalligin, ilk, son, baslangic, bitis v.s. kavramlari, tamamen insanoglu urnudur. Mekan'in zamana ihtiyaci yoktur. Insanoglu zamani, kendi biri nin dogum, yasam ve olumu icin kullanmis, sonrada yasaminin en buyuk soyutlarindan biri haline gelmistir.
Sonucta zaman, zamansal olarak dun, bugun yarin olarak bir uclemdir ve gecicidir. Bugun bir gun once dun, bir gun sonra yarindir. Mekan ise, insanoglu algisinda sabittir (hareket mekanin varliklarina aittir). Spatio temporal, yer ve zaman birlikteligine isaret eder. Spatio, ters T'yi temporal da geciciligi temsil eder. Eger insanoglu, yeryuzune gelmeseydi, zaman kavrami olmayacak, ama mekan kavrami olacakti. Mekanin zamana ihtiyaci yoktur ve bilimin de basi sonu yoktur. Cunku zamansal olarak epistemoloji bilimi nereye kadar getirmisse orasidir. Ne maddenin ilki, ne de yaraticinin yaratimi paradoxunun cevabi verilemez.
Yalniz, bilimin farki, devamli ilerlemesi ve ilklerini gelistirmersi, yaraticinin farki ise, bir yerde karar kilmai ve onun otesine yonelmemesidir.
Iste bu temelde, evren vardi, zamani ve de yaratici dahil tum soyut kavramlari da insanoglu varsaydi. Dolayisiyle bir mustakil var olan varlik, ya da gercek varliktan bahsederken, mutlaka onlarin mekaninin olmasi gerekir. Mekansiz varlik mumku degildir. Eger evren, bugun epistemolojik olarak bilinen en genis mekan ise, baska her turlu varlik ta, onun bunyesinde, icinde, ustunde yasam suren parcalardir. Iste bu parcalardan insanoglu parcasi tur butunu olarak soyutu, yaratmistir. Bunun en belirginleri zaman ve herhangibir ve hertur yaraticidir.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

29-05-2010, 01:22
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Oct 2009
Mesajlar: 434
|
|
Elbette bilimsel bilgi ve başarılara uygun bir saygı duymak yerindedir.
Bununla birlikte, birçok kişi bilimin –her ne kadar bilgi edinmenin bir yolu olsa da– tek bilgi kaynağı olmadığı konusunda hemfikir olacaktır.
Bilimin amacı doğadaki olayları tanımlamak ve bunların nasıl meydana geldiğini yanıtlamaya yardım etmektir.
Bilim, görünür her şey anlamına gelen fiziksel evren hakkında derin bir anlayışa sahip olmamızı sağlar.
Ancak bilimsel araştırmalar ne kadar ilerlemiş olursa olsun amaçla ilgili asıl soruyu, yani evrenin var olma nedenini asla yanıtlayamaz.
Yazar Tom Utley “bilim adamlarının asla yanıtlayamayacağı bazı sorular var” diyor.
“Evrenin başlangıcına neden olan Büyük Patlama 12 milyar yıl önce meydana gelmiş olabilir. Fakat bu patlama neden meydana geldi? . . . .
Bu temel elementler nasıl oluştu?
Daha önce ne vardı?” Utley şu sonuca varıyor:
“Bilimin insanın cevap açlığını asla doyuramayacağı her zamankinden daha net olarak . . . . görülüyor.”
Bu tür meraklar sayesinde elde edilen bilimsel bilgi, Tanrı’ya duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak yerine, ne kadar karmaşık, çözülmez ve insanı hayran bırakan bir dünyada yaşadığımızı doğruladı.
Düşünen birçok kişinin, fiziksel yasaların ve kimyasal tepkimelerin yanı sıra, DNA ve yaşamdaki şaşırtıcı çeşitliliğin bir Yaratıcı’nın varlığını gösterdiği sonucuna varması makuldür.
Bunun aksini iddia etmek için bir kanıt yoktur.
"İnsanların size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara öyle davranın."
Jesus Christ
Matta 7:12
www.jw.org
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:03 .
|