Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 02-04-2006, 19:01
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Ka'b Bin Eşrefin Öldürülüş Hikayesi

Ka'b Bin Eşref, Muhammed'i şiirleriyle hicveden bir Yahudiydi. Tek yaptığı bu olduğu halde Muhammedin hoşgörüsüzlüğünün kurbanı olmuştur. Muhammed, inanırlarından birine Ka'b Bin Eşref'i öldürme emri vermiştir. Elbetteki bu cinayetin asıl sorumlusu "tetikçi" değil, cinayet emrini veren Muhammeddir. İslamın nasıl kanlı bir din olduğunu, İslam tarihi hakkında en güvenilir Türkçe yayınlardan olan Asım Köksal'ın "İslam Tarihi ve Efendimizin Hayatı" adlı kitabının Ka'b Bin Eşref ile ilgili bölümünden okuyalım:

Ka 'b b. Esref' in Öldürülüsü


Peygamberimiz Aleyhisselam:

"Allah' im! Beni, diledigin sekilde, E sref' in oglundan kurtar! Çünkü o kötülügünü siirleriyle ilan ve nesr etmektedir" diyerek Allah' a dua etti.

"Benim için, Ka'b b. Esref'in hakkindan gelecek kim var? Çünkü o Allah' i ve Resûlünü incitmistir. Bizim için, kim Esref'in oglunun hakkindan gelir?
Çünkü o bize karsi düsmanligini ve hicivlerini açiga vurmus, Kureys müsriklerine gidip onlari bizimle çarpismaya hazirlamis bulunmaktadir.
Bunu, Yüce Allah bana haber verdi" buyurdu. Abduleshel ogullarinin kardesi Muhammed b. Mesleme:

"Yâ Rasûlallah! Senin için, onun hakkindan gelecek, ben varim! Onu öldürmemi istiyorsan, onu ben öldürürüm" dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam:

"Buna gücün yeterse, evet, yap!" buyurdu. Muhammed b. Mesleme, evine döndü. Üç gün bekledi. Birsey yemedi, içmedi. Kendi kendine düsündü durdu.

Bu durum Peygamberimiz Aleyhisselama anilinca, Peygamberimiz Aleyhisselam onu çagirdi ve kendisine:

"Sen ne için yemeyi içmeyi biraktin?" diye sordu. Muhammed b. Mesleme:

"Yâ Rasûlallah! Sana bir söz söylemistim. Onu yerine getirebilecek miyim, yoksa getiremeyecek miyim; bilemiyorum" dedi.

Peygamberimiz Aleyhisselam:

"Sana ancak gücünün yetebilecegini yapmak düser! Sen onun isini Sa'd b. Muaz'la bir istisare et! " buyurdu.

Muhammed b. Mesleme:

"Yâ Rasûlallah! Her halde, Ka'b'a, senin aleyhinde birseyler de söylememiz gerekecek! ?" dedi. Peygamberimiz Aleyhisselam:

"Istediginizi söyleyiniz! Siz bu hususta serbestsiniz!" buyurdu.

Muhammed b. Mesleme Sa'd b. Muaz'a gidip durumu anlatinca, Sa'd b. Muaz:

"Allah' in bereketiyle git! Kardesimin oglu Hâris b. Evs b. Muaz ile Abbâd b. Bisr, Ebu Abs b. Cebr ve Ebu Nâile b. Silkân'ida yanina al! " dedi. Bunun üzerine;
Muhammed b. Mesleme, Ebu Nâile Silkân b. Selâme (Ka'b'in sütkardesi idi) , Abbâd b. Bisr, Hâris b. E vs b. Muaz, Ebu Abs b. Cebr toplanarak Ka'b b. Esref'i
öldürme isini konusup kararlastirdilar. Muhammed b. Mesleme, Ka'b' in yanina vardi. Ona (Peygamberimizi kasdederek):

"Su kisi, bizden sadaka istedi ve bize agir vergi teklif etti. Ben de, ödünç birsey almak için sana geldim!" dedi. Ka'b b. E sref de, Muhammed b. Mesleme'nin
dedigi gibi söylendi ve:

"Muhakkak, o, sizin usancinizi daha da arttiracaktir! " dedi. Muhammed b. Mesleme:

"Ne yapalim ki, bir kez ona uymus bulunduk! Kendisini derhal birakmak istemiyoruz.

Bakacagiz: Onun hali ne olur? Sonuna kadar bekleyecegiz!

Simdi, biz senin bir vesk veya iki vesk* ödünç hurma vermeni istiyoruz!" dedi.

Ka'b b. Esref:

"Peki! Siz bana bu hususta rehin veriniz!" dedi. Muhammed b. Mesleme ile arkadaslari:

"Rehin olarak ne istersin?" diye sordular.

Ka'b b. Esref:

"Kadinlarinizi! " dedi.

Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:

"Kadinlarimizi sana nasil rehin verebiliriz?! Sen bugün Arabin en yakisikli simasisin! " dediler.

Ka'b b. Esref:

"Öyle ise, ogullarinizi rehin olarak veriniz! " dedi.

Muhammed b. Mesleme ve arkadaslari:

"Ogullarimizi nasil rehin olarak verebiliriz?! Sonradan, bunlardan herhangi biri 'Bir-iki deve yükü hurmaya rehin olundu!' diye yerilir ki, bu, bizim için temelli bir ayip olur. Fakat, biz sana silahlarimizi, zirhlarimizi terhin edelim! Silahta, borcu ödemede yeterlilik vardir" dediler.

Ka'b b. Esref de:

"Silahta, borç ödeme yeterliligi var! " dedi. Kendisine gelmeleri için bir zaman da tayin etti. Muhammed b. Mesleme, belirlenen gece, Ka'b b. Esref'e geldi, kale disarisindan seslendi. Yaninda Ka'b'in sütkardesi Ebu Nâile de vardi. Ka'b, onlari kale içine davet etti ve karsilamak için de yanlarina indi. Ka'b'in karisi, Ka'b' a:

"Sen bu saatte nereye çikiyorsun?! " diye itiraz etti ise de, Ka'b:

"Bu seslenen, Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!" diye karsilik verdi. Kadin:

"Emin ol; ben bir ses isittim ki, ondan kan damliyor! " dedi.

Ka'b:

"O, benim kardesim Muhammed b. Mesleme ile sütkardesim Ebu Nâile'dir!

Hem, kerim olan genç, geceleyin kiliç darbesine çagrilsa bile, o çagriya muhakkak icabet eder! " dedi.

Muhammed b. Mesleme, kendisiyle birlikte Ebu Abs b. Cebr'i, Hâris b. E vs'i ve Abbâd b. Bisr'i de kaleye soktu.

Muhammed b. Mesleme bu arkadaslarina önceden söyle direktif vermisti:

"Ka'b gelince, ben onun basini tutup saçini koklarim. Siz, Ka'b'in basini benim sikica yakaladigimi görünce, hemen kiliçlarinizi siyirip Ka'b'a vurun!"

Ka'b b. E sref; üstün giyimli, kusamli, hamâilli (kayisli) olarak, etrafina güzel kokular saçarak misafirlerin yanina inince, Muhammed b. Mesleme:

"Bugünkü gibi güzel koku duymadim! " diyerek ona yaklasti.

Ka'b b. Esref:

"Sen ne saniyordun? Arabin en güzel kokulu kadinlari benim gögsümde yasiyor! " dedi. Muhammed b. Mesleme:

"Senin basini, saçini koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.

Ka'b b. Esref:

"Evet! Ederim" dedi. Muhammed b. Mesleme, onun saçini kokladi. Arkadaslarina da koklattiktan sonra, Ka'b b. Esref'e:

"Senin saçini bir kez daha koklamama müsaade eder misin?" diye sordu.

Ka'b b. Esref:

"Evet! Ederim" dedi.

Muhammed b. Mesleme, Ka'b'in basini simsiki yakalar yakalamaz, arkadaslarina:

"Vurun! " dedi.

Vurup öldürdüler.

Ka'b vurulup yere düstügü zaman öyle bir çiglik kopardi ki, çevredeki kalelerden, çiralarini yakmayan kalmadi.

Fedailer hemen oradan uzaklastilar. Hâris b. E vs b. Muaz, Ka'b' a vurulan kiliçlardan birisinin dokunmasiyla yaralanmisti. Arkadaslarina
yetismekte güçlük çekiyor, gittikçe geride kaliyordu.

Islâm mücahidleri; Benî Ümeyye b. Zeyd mahallesi üzerinden, Benî Kurayzalara dogru gittiler, Buas mevkii üzerinden, Urays harresine yükseldiler.
Gerilerinde kalan Hâris b. E vs' i orada biraz beklediler.

Onu tasiyarak gecenin sonuna dogru Medine' ye eristiler. Yahudiler kaleden inip mücahidleri takipte baska bir yola saptiklarindan, onlari yakalamaya
muvaffak olamadilar.

Mücahidler, Allah düsmani Ka'b' i öldürdüklerini Peygamberimiz Aleyhisselama haber verdiler. Ka'b b. Esref'in öldürülüsü, Yahudileri korkuttu. Peygamberimiz Aleyhisselam, sahabilerine:

"Yahudi ricâlinden, öldürmeye firsat bulabildiklerinizi öldürün! " buyurdu. Çünkü, onlar Peygamberimiz Aleyhisselam ve ashabiyla yapmis olduklari anlasmayi bozmus, Allah ve Resûlullah'la çarpisma yolunu tutmuslardi. Ka'b'in öldürülüsü, yalniz Yahudileri degil, ayni zamanda, onlarla isbirligi yapan müsrikleri de korkuttu. Ka'b b. Esref'in öldürüldügü gecenin sabahi olunca, Yahudilerden bir topluluk, Peygamberimiz Aleyhisselamin yanina geldiler ve:

"Büyüklerimizden birisi olan adamimiz geceleyin hiç sebepsiz ve suçsuz olarak öldürüldü! ?" dediler.

Peygamberimiz Aleyhisselam; Ka'b b. E sref' in yaptiklarini, Kureys müsriklerini Müslümanlarla çarpismaya kiskirtip hazirladigini, Müslümanlari rahatsiz etmekten geri durmadigini hatirlatti ve:

"O, kendinden olan diger kimseler gibi yerinde ve kabinda durmus olsaydi, öldürülmezdi. Fakat, o bizi hep rahatsiz eder, siirle yerer dururdu. Sizden her kim böyle yaparsa, cezasi kiliçtir! " buyurdu ve onlari Müslümanlarla aralarinda bir musalaha yazisi yazmaya davet etti. Bunun üzerine, Remle binti Hâris'in evinde, hurma agacinin altinda bir musalaha yazisi yazildi. Bu yazi, Hz. Ali'nin yaninda bulunduruldu. Ka'b b. E sref, Hicretin 25. ayinda, Rebiülevvel ayindan 14 gece geçtikten sonra öldürülmüstür.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-04-2006, 20:12
Materyalist Materyalist isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 13 Oct 2005
Mesajlar: 438
Standart Re: Ka'b Bin Eşrefin Öldürülüş Hikayesi

Bu olayı daha öncede okudum. Ama bu kadar ayrıntılarıyla okumamıştım. Sahtekarlığın ve düzenbazlığın, başka insanlar tarafından akla, hayale gelmeyecek şeklini bu olayda görmek gayet mümkün. Bırakın muhammedin herhangi bir saldırı görmesini, sadece beyefendinin gururu inciniyor diye verilen şu emre bakın. Beyefendileri incinmiş. Ruhu zedelenmiş. Üzülmüş. Gururu kırılmış. Ben olaya birde şu açıdan bakmak istiyorum. Cem demiş ki, suç tetikçinin değil, tetikçiye emir verenin. Kesinlikle doğru. Tamamen doğru. Doğru doğru olmasına da, hırsızın hiç mi suçu yok be kardeşim. Ka'b bin eşrefi öldürmeye giden vatandaşların hiç mi suçu yok. Ben onun için "araplar yüz karası ve işe yaramaz insanlardır" diyorum zaten. Bir ara bize attıkları okkalı kazıkları hatırlamadan geçemeyeceğim. (İngiliz köpekliği yapmaları) Kaypaklık ve düzenbazlık adamların damarında var. Bu da "savaşta her türlü hile ve yalan mübahtır" anlayışından geliyor her halde. Ne diyelim. Al birini vur ötekine

Tek Gerçek Maddedir
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-04-2006, 09:53
aspartam aspartam isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Sep 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.149
aspartam - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart Re: Ka'b Bin Eşrefin Öldürülüş Hikayesi

Bu adamın hikayesini de ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyorlar yahu!Şimdi cevap versek antisemitist diyecekler, eniyisimi susuyum ben.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-04-2006, 12:15
korelmis korelmis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Sep 2005
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 536
Standart Re: Ka'b Bin Eşrefin Öldürülüş Hikayesi

Cem bunları zaten şurada konuşmuştuk:

Kuran ve Çağımızın Temel Problemleri

Sen şöyle demiştin:

"İnanç hürriyetinin ayrılmaz parçası eleştirebilme hürriyetidir. Eleştirebilme hakının olmadığı-kısıtlandığı yerde inanç hürriyetinden bahsedilemez. Somut örneğimiz ise Ka'b Bin Eşref cinayeti örneğidir. Ka'b Bin Eşref yaklaşık 100 yaşlarında bir Yahudi şairi idi. Yaptığı tek "suç" Muhammedin eleştirmek idi. Aynı bizlerin bu sitede yaptıklarına benzer eleştirler yapıyordu Muhammede..."

Acaba yaptığı tek suç inanmamak ve eleştirmek miydi? Onun karakterine ilişkin ilk ipucu, Nadiroğulları ve Kurayzaoğulları arasındaki kan diyetinin miktarı konusundaki tartışmada peygamberimizin eşitlik kararı almasına karşı çıkarak, "Hayır, senin kararını kabul etmiyoruz, biz eskisi gibi Kurayzaoğulları'na bize vereceklerinin yarısını vereceğiz" demiştir.

Tarihi kaynaklardan öğrendiğimize göre o ahlaksız bir hicivci şairdi. Mekke'de kendisini konuk eden ev sahibinin karısına sarkıntılık edecek kadar ahlaksızdı ve devamlı olarak alaycı aşk şiirler yazarak Medineli müslümanlara iftira atıyordu.

O Mekkelileri, Bedir Savaşı sonrası Mekke'ye bizzat giderek yeni bir intikam savaşı için teşvik etmiştir.

"Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür." (2/191)

Ve sonunda bu ahlaksız fitneci, bir grup müslüman birliği tarafından suikast düzenlenerek kendi mahallesinde öldürülmüştür. Bu olayı İslam'da inanç hürriyetinin olmadığına delil olarak gösteremezsin!
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03-04-2006, 13:57
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ka'b Bin Eşrefin Öldürülüş Hikayesi

Korelmiş, bahsettiğin başlık altında Kab Bin Eşref olayına tali olarak değinmiştik ve detaydan yoksundu. Asıl konu başka idi. Şimdi ben bu başlık altında sadece Kab Bin Eşref olayını ele alıp detayına girmek istedim.

Her şeyden evvel şunu belirteyim ki bir insan ne kadar ahlaksız olursa olsun ölüm cezasını hak edemez. Yaşama hakkı her insanın doğuştan kazandığı bir haktır.

Tarihi kaynaklardan öğrendiğimize göre o ahlaksız bir hicivci şairdi. Mekke'de kendisini konuk eden ev sahibinin karısına sarkıntılık edecek kadar ahlaksızdı ve devamlı olarak alaycı aşk şiirler yazarak Medineli müslümanlara iftira atıyordu.
Ahlaksızlığın, cinsel tacizin cezası ölüm olmamalı Körelmiş. Bu suçlara ölüm cezası reva görülüyorsa hoşgörüden, insanlıktan bahsedilemez. Burada şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Yukarıdaki suçların cezası olmalı ama bu ceza *ölüm olmamalı. Hele dünyaya adaleti, barışı, güzeliği getirmek istediğini iddia eden bir dinin, o dinin peygamberinin, bunu kesinlikle yapmaması gerekirdi. Hem bizim dinimiz hoşgörü dinidir diyeceksiniz hem de hiciv, fitne, cinsel taciz gibi suçlara idam cezasını uygun bulacaksınız! Böyle şey olmaz. Benim bildiğim tarihdeki başka hiç bir "peygamber"in tarhinde bu tip cinayet, katliam olayları yok. Eğer varsa hatırlatın lütfen. Bu tip kanlı olayları sadece Muhammedde görüyoruz.

"
Fitne çıkarmak, adam öldürmekten daha kötüdür." (2/191)
Hiçbir suç insan öldürmekten daha kötü olamaz Körelmiş. Sırf Kuran böyle yazıyor diye bunu doğru kabul ediyorsunuz. İşte doğmatik doğru denilen şey budur. Madem fitne çıkarmak daha kötü o halde biz laiklerde radikal İslamcılar ülkemizde fitne çıkarıyor, Cumhuriyet rejimini tehdit ediyor diye topunuzu katledelim mi? Bize göre de sizler fitne çıkarıyorsunuz ülkemizde.

Yukarıdaki örnekte çok güzel görmekteyiz ki vahyin kuralları, vicdanımızın sesinin önündedir. Vicdanımızın olmaz dediği şeye vahyin kuralları olur diyorsa bir dinci vicdanını değil vahyi doğru kabul eder. Bu nedenle İslamcılar her ne kadar maneviyat kelimesini çok ağızlarına alıyorlarsa da aslında maneviyatı katletmektedirler. Çünkü maneviyatımızın belki de en önemli unsurlarından birir vicdandır.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 06-02-2012, 18:41
akbudun akbudun isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 06 Feb 2012
Mesajlar: 1
Standart

Niçin öldürülmüş? incinmiş de, peygamber onun için öldürütmüş, yani çok çıt kırıldımmış, aman da aman, sallama kırılmasın yumurtalar. işte dil ve söylem oluşturma böyle birşey olsa gerek. ka'b bin eşref öldürülmüş, tprağı bol olsun, zira;
1. İslam yeni doğmaktadır, ve geldiği kültürel ve toplumsal ortama göre "meta" iddialarla ortaya çıkmaktadır. tam anlamıyla bir grand anlatıdır ve meydan okumaktadır. Medine'ye hicret edileli iki sene olmuş ve muhacirler peygamberleriyle birlikte tutunmaya çalışmaktadırlar. Hülasa, düşman algısı kırmızı seviyededir, pek çok sosyal tabaka müslümanlara düşmandır, anlaşma yapılanlar ve yapılmayanlar karşısında tam bir teyakkuz hali vardır. özetle bir savaş ve çatışma genel konteksi egemendir.
2. Anılan şahıs, yahudidir, kendileriyle medineye gelindiğinde anlaşma yapılmıştır. Fakat Kab serkeşlik yapmakta, müslümanlar aleyhine çalışmakta, kitleleri galeyana getirmekte, bununla da kalmayarak dinin baniine hakaret etmektedir. yani müslümanlar açısından bir kimsenin anasına ya da babasına kamusal alanda sövülmesi gibi bir şeydir bu. söz ve fiillleriyle anlaşmayı bozan kab kendisini çatışmanın merkezi haline getirmiştir.
3. Bununla da kalmamış, müslüman hanımların namusu hakkında rencide edici sözler söyleyerek kadınların onurlarını incitmiştir. her toplumun onur algısı farklıdır, bir de arapları bu açıdan düşünelim. zira kendileri korkunçturlar bu açıdan. bunun dinle ilgisi de pek yoktur, bir kimsenin anasına, bacısına laf söyleyen insanın karşılaşacağı muamele günümüz için de, aşağı yukarı aynıdır ya da çok benzerdir. özellikle memleketimizdeki, güney vilayetlerimizdeki namus cinayetlerini hatırlayalım. rivayetlere dikkat edilirse, mezkur şahıs misafir olduğu evin kadınını zikecek kadar asgari etik değerlerinin altında seyretmektedir. ahlaksız olması elbette kendi sorunudur, bu davranışın sonuçları tabii müslümanlara yansımadığı sürece. Eşref, rakıyı çekip hayal kurmamakatdır, fiili olarak sözleriyle saldırmaktadır.
4. Kendisine önce sabredilmiş, daha sonra uyarılmış, bundan hoşnut olunmadığı izhar edilmiş; fakat kendisi yine de çizgisini değiştirmeyerek acı sona giderek yaklaşmıştır. bir dinin kurucusunu çilededen çıkaracak kadar, meclislerde konu olacak kadar kendisi rahatsızlığa sebebiyet vermektedir. teşbihte hata olmaz, modern Türk devleti de adeta bir dinin yayılması gibi kendi ideolojisini ve devrimini ilk dönemlerde yerleştirmeye çalışmıştır. Devrimlerin gereğidir de bu, daima üstten düzeltir ve çok da soft değildir. şimdi birisi kalksa Türklerin son dönemde yetiştirdiği en büyük komutan ve devlet adamlarından olan Mustafa Kemal Ataürk'e 1930'larda hakaret etse, dalga geçse, kendisini ve ideolojisini basitleştirmeye çalışsa, bunu da alenen yapsa ve taraftar toplamaya çalışsa, bu adamın akibeti ne olur. çok soyut düşünmemek, biraz karşılaştırma yapmak, hatta empati yapmak bazı iğrenç sosyal olayların tasvirinde değil ama anlaşılmasında ve açıklanmasında çok faydalı olabilir. dini ya da ladini her inkılapta böyle bir tavrın erişeceği son nokta, ölümdür. bunu brazcık siaysal tarih ve sosyal bilim yalamış herkes anlayabilir.
5. Yirmi yüzyıl demokrasilerinden hareketle geriye bakmak, metodik bir hatadır. olayı kendi sosyal ve tarihsel zemininde değerlendirmek gerekir. Anlaşmasyı bozması bu kişinin islam savaş hukuku kapsamında değerlendirilmesini sağlamıştır. Yani günümüzün önceliklerinden harektle ortaya koulan mide gurultularının pek anlamı yoktur, bu olay kendi hukuk mantığı içinde benim burada çok küçük bir örneğini vermeye çalıştığım gibi, anlaşılır hale getirilmiştir. Buradan ifade etmek isterim ki, bütün varyasyonları içinde İslam geleneğinde bu konu ince ayrıntılarına kadar incelenmiş ve pekçok şey söylenmiştir. bunları görmeden, konuyla ilgili doğru bilgiye ulaşmak mümkün değildir. açıkça ifade etmek gerekirse, teoloji ya da histografya açısından başlıkla ilgili ilk yorum tam bir cehalet örneğidir, küçük parçalardan hareketle sentetik bir islam karşıtlığı söylemi oluşturma gayretidir ve bu çok bellidir. elbette bunun bazı çevrelerde etksi de oluyordur, ancak burada olan şekliyle, kimse kusura bakmasın kim takar yalova kaymakamı tadındadır vurgu. eğer gerçekten yüreği ve bilgisi yetiyorsa, konuyla ilgili otantik, yerli ve yapancı kaynaklar ortadadır. hodri meydan.. amerika da 500 ün üzerinde teoloji fakültesi var, bunlar hem de ataist, hırıistiyan ve yahudi ağırlıklı. bu konuların araştırılmadığını mı zannediyorsunuz, islamı da inceleyen bu insaların armut toplamadığını hatırlatalım. turan hoca yı okuyalım, ama başkalarını da, yoksa kesif bir dogmatizmin içine düşeriz ki, bu ne ataizm, ne deizm, ne pantezm, ne agnostisizm ne de kültürel inanan olmakla bağdaşır.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 06-02-2012, 23:12
vishnu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
vishnu vishnu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Jan 2012
Bulunduğu yer: ankara
Mesajlar: 834
Standart

bunu okudugumda muslumandım ve çok şaşırmıştım. birde adamı kandırarark öldürüyorlar

insan olsak yeter
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 21-11-2012, 21:32
Jingo Jingo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2012
Bulunduğu yer: cehennemin dibi
Mesajlar: 733
Standart

akbudun´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
4. Kendisine önce sabredilmiş, daha sonra uyarılmış, bundan hoşnut olunmadığı izhar edilmiş; fakat kendisi yine de çizgisini değiştirmeyerek acı sona giderek yaklaşmıştır. bir dinin kurucusunu çilededen çıkaracak kadar, meclislerde konu olacak kadar kendisi rahatsızlığa sebebiyet vermektedir. teşbihte hata olmaz, modern Türk devleti de adeta bir dinin yayılması gibi kendi ideolojisini ve devrimini ilk dönemlerde yerleştirmeye çalışmıştır. Devrimlerin gereğidir de bu, daima üstten düzeltir ve çok da soft değildir. şimdi birisi kalksa Türklerin son dönemde yetiştirdiği en büyük komutan ve devlet adamlarından olan Mustafa Kemal Ataürk'e 1930'larda hakaret etse, dalga geçse, kendisini ve ideolojisini basitleştirmeye çalışsa, bunu da alenen yapsa ve taraftar toplamaya çalışsa, bu adamın akibeti ne olur. çok soyut düşünmemek, biraz karşılaştırma yapmak, hatta empati yapmak bazı iğrenç sosyal olayların tasvirinde değil ama anlaşılmasında ve açıklanmasında çok faydalı olabilir. dini ya da ladini her inkılapta böyle bir tavrın erişeceği son nokta, ölümdür. bunu brazcık siaysal tarih ve sosyal bilim yalamış herkes anlayabilir.
Ne oldu hani rahmet peygamberiydi?

Hani kendisine taş atan çocuklara bile dua ediyordu?

Çevir kazı yanmasın... Bahaneler, bahaneler...

Yazık yahu...

Şu konuyu bile savunmaya çalışmışsınız...

Bari susun be. Susmak da erdemdir...

Kime ne anlatıyoruz arkadaş.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 26-08-2015, 03:17
Tumagü İskicap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Tumagü İskicap Tumagü İskicap isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jan 2008
Mesajlar: 425
Standart

Kab ibn-i Eşref'in öldürülmesini hz muhammed'in azmettirdiğini müslümanlar ve müslüman olmayanlar da biliyorlar. Her islam sitesinde buna dair olumlu yazılan makale bulunabilir. Nihat Erim cinayeti gibi, siyasi gereklilik olarak görüyorlar. Bu tür suikast eylemleri yapan müslümanlar ilk cinayeti taklit ediyorlar, ilk günahı ve ilk ensesti taklit ettikleri gibi. Sadistlerde cinayete eğilim, agrasif davranışlar ve cinsel dürtüler mevcuttur ki tüm bunlar müslümanları tanımlıyor.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:15 .