Sorgulayıcı´isimli üyeden Alıntı
Kusura bakmayın ama birkaç bölümde başlık açmayı denedim açamadım. Şimdi tartışmaya açmak istediğim konuyu anlatayım. Bu yazışmalıkta dinleri eleştiriyor ve mantıksız taraflarını gösteriyoruz. Bu güzel ama dindar olarak yetiştirilmiş birini düşünün. Bu insana inandığı bütün kutsallığın bir masal olduğunu anlatmak onu ciddi bir bunalıma sürüklemez mi? Belki sizin kendi inanışı hakkındaki mantıksızlık savlarınızı bir yerde onaylayacak ama eninde sonunda "Tanrı-din yoksa yaşamanın bir anlamı yok" gibi bir kesinlemeye gidecektir yetiştirilme şeklinin bir yan etkisi olarak. Biraz da bunu konuşmalıyız? Dindar olmak üzere sıkı bir eğitim almış bir insan Tanrısız nasıl mutlu olabilir? Sonsuz hayat vaadinin bir saçmalık olduğunu, tek hayatlı olduğunu olurlayarak nasıl mutlu olabilir? Zor anlarında, bir şeyin olmasını istediğinde bu istediği yakarı biçiminde Tanrıya yöneltme tepkesel hurafesinden nasıl kurtulabilir? Tanrısız bir yaşam dincilerin savladıkları gibi insanı boşluğa?, uyuşturucuya?, intihara? mı götürür? Yazışmalığı dipdoruk incelemedim tabi ama bence biraz da bunu tartışmalıyız? Hem dinsiz hem mutlu olmak konusunu... Şimdiden teşekkür ediyorum.
|
hoşgeldiniz. =) bahsettiğiniz konu bana cok sevdığım bir arkadasımı hatırlattı. bu arkadasım daha anne karnındayken ilahiler dinletilmiş, cocukken geceleri masal yerine peygamberin hayatı anlatılarak uyutulmuş bir insan.Oldukca zeki ve paylaşımcı da. görüşlerimiz taban tabana zıt olmasına ragmen cok iyi arkadaşız. ancak ona çelişkilerden tutarsızlıklardan bahsettıgımde bazı seyleri gormesını ıstedıgımde bana verdiği tek cvp "hayır butun hayatımın sorumluluğunu alamam herseyi ben yapmış olamam" oluyor. yani bunalım, boşluk duygusu yerine -dinliyor ve anlıyor olmasına rağmen- "göz ardı" etme şeklinde bir koruma mekanizmasına sahip. çoğu kişininde boyle tepki verdiklerini düşünüyorum.