Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 26-04-2006, 13:42
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Arkadaşlar bu başlıkta ateizm tanımını tartışmaya açıyorum. Yanlız dikkatinizi çekmek istediğim konu ateizmin doğru bir görüş olup olmadığı değildir. Bu ayrı bir konu. Bu başlıkta ateizm ne demektir, sözlük anlamı ve detaylı tanımı ne olmalıdır, bunun üzerine söylemek istediğiniz şeyleri yazabilirsiniz. Burada olgunlaşan tanım ile sol sütundaki ateizm tanımında güncelleme yapacağım.

ATEİZM:

Ateizm dilimize tanrıtanımazlık olarak çevrilebilir. Latincede yokluk belirten “a” ile din ve tanrı inancını belirten “teizm” sözcüklerinin birleşmesinden oluşmuştur. Bu durumda kelime anlamı olarak ateizm, teizmin olmaması halidir. Ateizmi ilk adımda ikiye ayırabiliriz:

a) Pratik Ateizm: Yaşam pratiğinde din ve tanrı inancının hiçbir şekilde yer almamasıdır. Kişi din ve tanrı inancı ile ilgilenmez, bu konuları konuşmadığı gibi dinsel ibadetler ve diğer dinsel ritüellerden de uzaktır. Kişinin kendisini ateist olarak görüp görmemesi değil yaşam çizgisidir belirleyici olan.
b) Teorik Ateizm: Kişi, kendisini ateist olarak tanımlar. Bu konuda düşünür. Bilinçli ateizm seçimidir söz konusu olan.

Bu makalede asıl üstünde duracağımız ve bizim için önemli olan teorik ateizmdir. Teorik ateizm, en büyük felsefi dayanağını pozitivizmden alır. Pozitivizm ilkesine göre bir iddianın doğruluğu, o iddiaya karşı görüşlerin etkinliği ile değil, iddia eden tarafın bulgu ve kanıtlarının etkinliği ile temel kazanır. İspat veya doğruluğunu destekleyici bulgular sunmak iddiayı ortaya atanın görevidir. Bu durumda tanrının var olduğunu iddia eden teist tarafın bunu kanıtlaması gerekir, ateist tarafın tanrının varolmadığını değil. Teorik ateizm (bundan sonra buna sadece ateizm diyeceğiz) ikiye ayrılır:

1) Pozitif Ateizm: Kesin şekilde tanrının var olmadığı iddia edilir, “tanrı yoktur” denilir. Genellikle ateizm denilince çoğu insanın aklına bu gelir. Mutlak yargı söz konusudur.
2) Negatif Ateizm: Tanrının varlığını tanımamaktır. Bu tanım dolaylı yoldan “tanrı yoktur” anlamına da gelir. Göreli yargı söz konusudur. Pozitif ateizm ile olan nüans farkını daha iyi anlayabilmek için şu örneği inceleyelim:

Bir arkadaşınız, yıllar evvelinden ikinizin de ortak arkadaşı olduğunu iddia ettiği X adlı kişiden bahsediyor ve size onu hatırlayıp hatırlamadığınızı soruyor. Siz tanımı yapılan X adlı kişiyi hatırlamıyorsunuz. Bu durumda iki şekilde yanıtınız olabilir:

1) Hayır, hatırlamıyorum çünkü X adlı böyle bir arkadaşım kesinlikle olmadı.
2) X adlı bir arkadaşımı hatırlamıyorum. Böyle bir kişiyle ilgili anı, resim, belge veya benzeri bir kanıt da bulamadım.

Her iki yanıt da olumsuz olmakla beraber birinci yanıtta mutlak yargının ifade edildiğini ikinci yanıtta ise “görelilik” unsuruna önem verilerek yanıt verildiğine dikkat ediniz. Negatif ateizm buna benzer ve agnostisizm de bir çeşit negatif ateizmdir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 26-04-2006, 15:44
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Arkadaşlar, başlığı yanlış anladınız, belki de ben doğru ifade edemedim. Bu başlık altında ateizmin doğru bir felsefe olup olmadığını değil ATEİZMİN TANIMINI tartışıyoruz. En yukarıdaki tanımlamalar ateizmi yeterince tanımlıyor mu, yoksa ek veya değiştirmeler gerekli mi? Yani terminolojik, sözlüksel bir çalışma söz konusu.

Ateizmin doğru olup olmadığını başka bir başlıkta tartışalım lütfen. Bir süre sonra ilgisiz mesajları sileceğim haberiniz olsun.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 26-04-2006, 15:55
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Cem";p=&quot´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir arkadaşınız, yıllar evvelinden ikinizin de ortak arkadaşı olduğunu iddia ettiği X adlı kişiden bahsediyor ve size onu hatırlayıp hatırlamadığınızı soruyor. Siz tanımı yapılan X adlı kişiyi hatırlamıyorsunuz. Bu durumda iki şekilde yanıtınız olabilir:

1) Hayır, hatırlamıyorum çünkü X adlı böyle bir arkadaşım kesinlikle olmadı.
2) X adlı bir arkadaşımı hatırlamıyorum. Böyle bir kişiyle ilgili anı, resim, belge veya benzeri bir kanıt da bulamadım.

Her iki yanıt da olumsuz olmakla beraber birinci yanıtta mutlak yargının ifade edildiğini ikinci yanıtta ise “görelilik” unsuruna önem verilerek yanıt verildiğine dikkat ediniz. Negatif ateizm buna benzer ve agnostisizm de bir çeşit negatif ateizmdir.
Örnek tam ifade edememekle birlikte rahatsız etmekte beni. Belki de "hatırlama" eylemi nedeniyle. Bunu daha farklı nasıl ifade edebiliriz? Ya da pozitif ateizm dediğimiz de bir çeşit inanç mıdır? O durumda örnek doğru.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26-04-2006, 17:14
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Neutrino, senin varsa örneğini bekliyorum. Hatırlama örneğinden daha iyi bir örnek.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-04-2006, 17:34
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Hatırlama ile ilgili sorun, "unutma" gibi bir durumun da olabileceği.
Daha iyi bir örnek bulamadım üzgünüm. Aklıma aşağıdaki geldi.
"Arkadaşınız evinde bir gaz lambası olduğunu söylüyor ve diyor ki bu lambayı ovuşturursan lambadan cin çıkıyor.
Positif ateist - Lambalardan cin cıkmaz. Bu kesinlikle gerçek değil. Lamba sadece insan yapısı bir alettir. Yalan söylüyorsun.
Negatif ateist - Lambalardan cin çıkacağına inanmıyorum, şimdiye kadar herhangi bir lambadan cin cıktığına, çıkabileceğine dair bir bulgu, belge ile de karşılaşmadım. "
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26-04-2006, 22:08
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Ateizme Göre;

1) Tanrı yoktur: "Tanrı", "Yaratıcı", "Allah", "Yaratan"... veya adına ne derseniz deyin; Tanrı inancı hayal ürünüdür ve Tanrı yoktur! Evreni yaratan bir tanrının var olabileceğine ihtimal vermek toplumlar arası huzursuzluk ve kargaşa sebebidir, kin ve düşmanlık anahtarıdır, insani "insan" olmaktan uzaklaştıran, ondan bir "robot", bir köle yapan kokuşmuş, karanlık bir dogmadır. Tanrı, en büyük batıl inançtır. İnsanlığın yarattığı en aptal hayali kahramandır.

2) Dinler gereksizdir: Olgun bir insan için hiçbir dini inanç gerekli değildir. İnsan kendi kendisinin tanrısıdır. Din, kişisel özgürlüğü hayatin her alanında yok etmeye yönelik bir silahtır. Dinsel dogmalar cahil halkın düşünsel hayatini yitip yok etmek ve ondan tam bir köle üretmekten başka bir ise yaramazlar. Bir dine bağlanmış kişiler; örümcekleşmiş beyinleriyle ve kafalarına yapışmış at gözlükleriyle daima kendi inançlarını hakli bulan, diğer tüm inançları "kaka" ilan eden birer sabit fikirlilik abideleridir.

3) Metafizik asılsızdır: Çoğu kez insanları etkilemek ve onların üzerinden para kazanmak yada bir topluluğun dikkatini çekmek adına ortaya atılan "fizikötesi" tecrübelerin tümü asilsizdir. Mucizevi, efsanevi, inanılmaz görünen bütün olayların arkasında bilimin mum ışığında parıldayan fizik kanunları ve olağan etkileşimler vardır. Evrenin hiçbir yerinde madde, kendi sınıfının fizik kanunları dışında "bilimselliğe zıt" bir eylemde bulunamaz. Doğa, ancak ve sadece "doğal" nedenlerle açıklanabilir. Gelmiş geçmiş tüm büyücü, falcı yada cinciler -üç türlü- yalancıdırlar: Ya etraflarındakileri kandırırlar, ya kendilerini kandırırlar, yada ikisini birden yaparlar...

4) Akıl esastır: Dini hurafelerin yerden yere vurdukları, her geçen gün "güvenmeyin, sizi zora götürür" dedikleri "akil", tam bir hazinedir. İnsan akli, "insan" olmanın verdiği en yüce değerdir. Kendi aklına şüphe ile yaklaşmak deliliktir. Hayatin her alanında tek mutlak başvuru kaynağı odur. Dini inançların kokuşmuş mitoslarına karşılık akil, insani bugünkü uygarlık ve teknoloji düzeyine getiren yegane değerdir. Muhakeme etmek ve aklini kullanmak yerine başkasının aklına güvenen bir kişiden insanlık adına hiçbir olumlu aktivite beklenemez; çünkü o bu haliyle doğadaki çoğu hayvandan daha değersiz, iğrenç bir asalaktır.

5) Bilim kaynaktır: Uygar, gelişmiş bir insanin tek kaynağı, tarafsız, mutlak ve sorgulayıcı, pozitif bilimdir. Hiç kimsenin tekeline ait olamayacak derecede büyük olan bilimin içyüzünde; merak eden ve araştıran birey bulunur. Bir dini dogmanın "günah" duvarları arasında sıkışıp kalmış hiçbir gerçek bilim adamı yoktur. Dinsel safsatanın bütün itirazlarına rağmen bilim, din ile ayni kulvarda olamayacak kadar özgürdür. Tüm hurafelerin ve bos inançların "ezip geçicisi" odur. Bilim bütün dogmaların korkulu rüyasıdır; çünkü onda insan aklinin özü, insan mantığının kendisi vardır.

6) Sağduyu anahtardır: İnsan mantığı ve sağduyusu, çelişkiye düştüğü her durumda onun tek kurtarıcısı olmuştur. Aktif hayatin ve etrafımızda bize empoze edilmeye çalışılan bütün ideolojilerin, inançların arasında elimizde tuttuğumuz, "gerçekten bize ait" olan tek pusula; kendi sağduyumuzdur. İnsanin hiçbir zaman yanından eksik etmemesi gereken ve her fırsatta kullanacağı yegane araç o olmalıdır. Sağduyusunu ve mantığını sürekli aklında tutan ve hiçbir zaman unutmayan insan, bütün kalıplaşmış, tabulaşmış dogmalara karşı kendi donanımına ve kendi kararlılığına sahip demektir. Sağduyu, insani, içine düştüğü ideolojiler ve dayatmalar kuyusundan çıkaracak olan yardim halatıdır.

Etrafındakiler ne söylerse söylesin, onu ne şekilde etkilemeye çalışırsa çalışsın, insanin en sağlam dayanak noktası her zaman için; kendi mantığı olmalıdır. Çevrede pek çok kişi bağlı olsa dahi; doğrular ve yanlışlar, "ak"lar ve "kara"lar üzerine kurulu bir grup "ilkeler bütünü"nü, insan, hiçbir zaman toptan kabul etmemelidir. Kendi kendisine sormadan hiçbir kalıplaşmış ideolojiye bağlanmamalıdır.

ateizmin çeşitlerine bundan sonra geçilse daha iyi olur...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26-04-2006, 22:28
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Ateizmin Çeşitleri;

Mutlak Ateizm: Bazı ateistlere göre "ateizm" Tanrı’yı reddetmekten öte, zihinde Tanrı fikrine sahip olmamak demektir. Bu anlayışa göre İnsan doğuştan Tanrı kavramına sahip olmadığı için reddedecek bir şeyi de bulunmamaktadır. Bu tür bir ateizm, mutlak ateizm olarak tanımlanmış ve taraftarlarına da mutlak ateist denmiştir. Bu anlayışı savunanların arasında Baron D’Holbach (1723-1789) ve Charles Bradlaugh gibi düşünürler bulunmaktadır.

Teorik Ateizm: Ateizmin birinci yaklaşımından biraz farklı olarak "Tanrı'nın varlığını reddetmek" şeklinde de tanımlanmıştır. Aslında ateizm denilince akla bu tanım gelmektedir. Felsefede önemli olan ve Tanrı inancına ağır eleştiriler yönelten ateizm biçimi de budur. Yani düşünerek tartışarak zihni bir çabayla Tanrı’nın varlığını reddetmek ve ilgili iddiaları çürütmeye çalışmaktır. *

Teorik ateizm de denen bu anlayış doğrultusunda dindarların iddiaları ve Tanrı'nın varlığı lehinde getirdikleri kanıtlar eleştiri konusu olmuş, bu süreçte Tanrı'nın varlığını çürütmeye yönelik karşı tezler ileri sürülmüştür.
Teorik ateizmde Tanrı'nın varlığı inkâr edilmekle kalınmamış, bu kavramla ilgili olarak gündeme gelen mucize, vahiy, peygamberlik, kutsal kitap, ölümsüzlük ve ahiret hayatı gibi inançlar da eleştirilmiş ve reddedilmiştir. Ayrıca bu tür bir ateizmde sadece teistik Tanrı kavramı hedef alınmamış, bunun yanı sıra mistik, mitolojik, transandantal (aşkın) veya antropomorfik anlayışlarla, panteizm ve deizm gibi, bir şekilde Tanrı inancına yer veren diğer ekoller de reddedilmiştir.

Pratik Ateizm: "Sanki Tanrı yokmuş gibi yaşamak" veya "Tanrı'yı günlük yaşama sokmamak" biçiminde tanımlanmıştır. Bu tür bir ateizmde kişi daha ziyade günlük yaşamındaki tavır ve davranışlarıyla, hayat tarzı, ilke ve alışkanlıklarıyla, Tanrı'sız bir dünya ve Tanrı'sız bir yaşam kurmayı istemektedir. Bunun yanında Tanrı’yla alakalı olarak en ufak bir şey düşünmemekte, kendini dinden, ibadetlerden ve bunlarla ilgili törenlerden de uzak tutmaya çalışmaktadır. Pratik ateizm anlayışında Tanrı'nın teorik tartışmalarla reddedilmesi ikinci planda kalmaktadır.Felsefede ki temsilcileri arasında L. A. Feuerbach (1804-1872), F. Nietzsche (1844-1900), S. Freud (1856-1940) ve K. Marx (1818-1883) gibi ünlü düşünürler de bulunmaktadır.

İlgisizlerin Ateizmi: Bir kısım düşünürler, Tanrı'nın varlığını veya yokluğunu tartışma konusu yapmadan, bu konulara uzak durmayı tercih etmişlerdir. Bu tür ateistlere göre insan, sadece varolanla yetinmeli, görünen alemin ötesine ilgi duymamalıdır. Dolayısıyla dünyanın ötesindeki herhangi bir varlık hakkında olumlu ya da olumsuz bir yargıda bulunmaya ya da konuşmaya çalışmak anlamsız bir iş yapmak olacaktır.

İdeolojik (Materyalist) Ateizm:Özünde felsefi bir problem olan ateizm bazen de ideolojik bir ilke olarak savunulmuş ve politik bir kabul haline gelmiştir.
Özellikle Karl Marx, F. Engels (1820-1895) ve V. I. Lenin’in (1870-1924) görüşlerinde görülür.


bütün bunların yanında, çok uzun süre söz edilen vatikanın, komplo teorisimi veya gerçekmi ateizmin hakkında yazılanlarda eklense fena olmaz, tabi ne kadar doğru olur orasıda ayrıca tartışmaya açılır kanımca.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 26-04-2006, 23:08
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Ateizm tanımı;

Ateizm, tanrı tanımazlık, bir tanrının varlığına inanmamaktır.Ateizm kelimesi Yunanca da "Tanrı" anlamına gelen "Theos"tan türemiştir. İnanç (teizm) karşıtı (ateizm) düşüncedir.Hiçbir şekilde ve koşulda tanrının olamayacağını savunan görüştür. Bu konu hakkında çesitli kanıtlar ileri sürülmüştür.

1)Kötülük Kanıtı:Tanrı olsaydı kötülükler olmazdı. Bu konuda D.Hume'un şu sözü oldukça ünlüdür:"Tanrı Kötülüğü önlemek istiyor da gücü mü yetmiyor?O halde güçsüzdür.Gücü yetiyor da önlemiyor mu? O halde kötüdür"

2)Madde Kanıtı: Tüm varlıklar maddeden meydana gelmiştir.Madde olmayan bir şey de yoktur.

3)Toplum Kanıtı: Toplumsal düzeni sağlamak için insanların kendi kendine uydurduğu bir semboldür.

4)Psikolojik Kanıt: İnsanlar zorluklara karşı dayanma gereksinimini, özellikle ölüm karşısındaki çaresizliğini inançla giderir.

5)Varoluşçu Kanıt:İnsanın kendi özünü kendisinin oluşturuyor olması tanrının olmadığını gösterir.


6)Olgucu Kanıt: Tanrının varlığıyla ilgili önermeler kanıtlanamayacağı için,tanrı ile ilgili önermeler anlamsızdır.

bu uzun zaman önce kendi bilgisayarıma kaydettiklerim, ateizmin tarihçesi ve konuyla alakalı bir kaç yazı daha var onları eklerim...

tabi her ne kadar olsada ateizm, konusunu benden çok daha iyi işlemiş ve araştırmış olacağına eminim cem.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-04-2006, 00:25
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

Ateizmin Tarihçesi;

Sistemleştirilmiş bir ekol oluşturulmaksızın filozoflardan bir bölümünce benimsenmiş olan bu anlayış, doğrudan doğruya tanrının varlığını inkâr üzerine kuruludur. Bu özelliğiyle de benzer yanlar taşıyor olsa da tanrının varlığını tartışan doktrinlerden ayrılır; tanrının yokluğunu kesin bir biçimde öne sürer.
Hemen hemen tüm felsefe ekolleri ve öğretileri gibi ateizm'in kökleri de Eski Yunan'a uzanır. Maddeci yapı belirten çeşitli felsefe okullarının bağlıları, ontolojik yorumları sonucunda ateist bir inanç sergilemişlerdir. "Gölge etme başka ihsan istemem" sözüyle yaygın bir ünü bulunan Diyojen bunlardan biri ve felsefe tarihinde "kâfir" diye nitelenen ilk kimsedir. Atom kuramcısı Demokrit, onun izleyicisi Leocippus, Sofist'lerden Gorgias ve Protegoras, kendi adıyla anılan ekolün kurucusu Epikür, öne sürdükleri materyalist görüşler bağlamında birer ateisttirler.
Rönesans'tan sonra Batı'da varlığını hissettiren din-dışı eğilimler ve özellikle de evrenin, doğanın ve insanın, insan toplumunun dinden bütünüyle soyutlanarak yorumlanması sonucu ortaya çıkan görüşler, ateist tutumlara büyük katkılarda bulunmuş, onlara bolca kullanabilecekleri veriler sağlamıştır.
Dinden ve törelerden bağımsız bir siyasetin oluşturulması savını öne süren Makyavel, ateizm'i bu alana sokarken; Dekart, David Hume ve Kant gibi kimselerin aklı dinden bağımsız kılma çabaları ve bu doğrultuda öne sürdükleri düşünceler çağdaş ateizm'e tutanaklar hazırlamış oldu. Pozitivist yorumlarla oluşturulan bilimsel kuramlar ve evrene yönelik rasyonalist bakış açılarının oluşturduğu ortam, Feuerbach'ın öne süreceği düşünceler için çok elverişliydi. XIX. Yüzyılın en önemli ve sonraki dönemler bakımından da en etkili ateisti olan bu düşünür, Tanrı'nın insana özgü ülkülerin bir yansıması olduğunu, insanın özgürlüğünün Tanrı'yı inkârla gerçekleşebileceğini öne sürmüş; dini insanın etkinlik alanına indiren bu görüşten yola çıkan Marks ise, ezilenlerin egemenliğiyle birlikte dinin de yok olacağı varsayımıyla ateizm'i doruk noktasına çıkarmıştır. Bu çizgiyi amacına ulaştıran Nietzsche ise, "Tanrı'nın Ölümü" adlı kitabında, insanın kendisini bütünlemesi ve özünü bulması için göstermesi gereken en insanca tepkinin ateizm olduğunu söylemiştir.
Darwin, geliştirdiği kuramla Yaratıcı-Tanrı kavramını dışlarken; Freud, Tanrı inancının çaresizlik içindeki insanın çocukluk durumuna dönerek koruyucu bir babaya sığınma ihtiyacından doğduğunu öne sürerek, psikolojik çerçevedeki inkârı gündeme getirmek yoluyla ateizm'e bir başka boyut kazandırmıştır.
Yüzyılımızdaysa, ateizm'i Jean Paul Sartre, Albert Camus gibi varoluşçular temsil ettiler. Bunlar, insanın evrende bir başına olduğu ve kendi değerlerini belirlemek özgürlüğüne sahip bulunduğu düşüncesinden yola çıkarak, bu özgürlüğü kabulün kaçınılmaz sonucu olarak ateizme gitmektedir.

ne kadar doğrudur, kim savunur veya kim inanır, orasıda ayrı bir tartışma konusu, onada herkez kendi okuduğu ve anladığı şekilde karar verir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-04-2006, 00:34
meas_0 meas_0 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 15 Mar 2006
Mesajlar: 316
Standart Re: Ateizmin tanımı ve çeşitleri

buna ben komplo teorisi desemde, az bi araştırmanın ardından gerçeklik payı cıkıyor azda olsa, ateizmin hakkında, bunuda buraya asayım dedim...


Ateizmin kaynağı Vatikan

Ateizmin kaynağı bizzat Roma Kilisesi olup özellikle de son 400 yılın ilk öncü Hıristiyan kökenli Ateistlerinin hep bu kiliseden çıktıkları görüldü
Bütün dünyada kısaca Papa denilen şahsın resmi sıfatı Papa değildir. Üç ayrı sıfatı vardır. Ve Papaya ancak bu sıfatlarıyla hitab edilebilir. Bunlardan ilki, Supreme Pontifftir. Bu, en üst düzeydeki ruhani önder anlamına gelir. Roma İmparatorluğu döneminden kalma bir sıfattır. O dönemde imparatorlar kendilerine Pontifus Maximus dedirtiyorlardı. Bu, en yüce ruhani ve dünyevi buyurucu anlamına geliyordu. İmparatorluk yıkılıp Hıristiyanlık egemen din haline gelince Papalar kendilerine geçmişteki imparatorlar gibi bu sıfatı taktılar. Papaların resmi evraklarda ve belgelerde kullandıkları ilk sıfatları budur.İkincisi Papalar, Roma Başpiskoposudurlar. Dikkat edilirse Vatikanın değil, 1926 ya kadar Kutsal-Kent statüsünde olan Romanın başpiskoposudurlar.
Bu sıfatı özellikle Doğu ve Ortodoks Kiliseleri tarafından öne çıkartılır. Ortodokslar Papaya yazılı metin göndermek isterlerse en fazla His Holliness Pope diye yazarlar ve bununla da makamının önemli ve kutsal olduğunu vurgulamış olurlar, kendisinin değil. Papaların üçüncü sıfatı ise Holy Father (Kutsal Peder) dir. Bu sıfat onların belki de en eski, en anlamlı sıfatıdır. Hıristiyanlığın ilk yüzyılından kalma, siyasi ve ideolojik olmaktan çok sempati toplamak amacıyla verilmiş sembolik bir babalık mevkiidir. Kutsal Peder nitelemesi aynı zamanda Ana (Bakire) sayılan Evrensel Kiliseyle (Katolik demek Evrensel demektir) evli oluş anlamına gelir. Diğer bir deyişle sembolik olarak Anadan (Kilise) doğmadan yani Vaftiz olmadan Kutsal Babanın evladı olunamaz. Papaların Hıristiyan olmayan devlet ve siyaset adamları için de ayrı bir sıfatı vardır. Örneğin Müslüman bir devlet adamı Papaya doğrudan yukardaki üç sıfatla hitab edemez. His Holliness veya Your Holliness demek zorundadır. Yani, temsil ettiği makamı itibariyle Kutsal sayılan kişi olarak tanımlanır. Benzer şekilde Kardinal Büyükelçiler için de Ekselans denilir. Diğer Kardinallere de Monsenyör denilir. Bu hitaplar çok önemlidir. Bunların ne zaman, kime, nasıl kullanılacakları bilinmeden Vatikan mensuplarıyla görüşme yapılamaz.


DİN, PAPALIK VE ATEİZM

Gerçekten Ateizmin kaynağının bizzat Roma Kilisesi olduğunu söylesem şaşardınız, değil mi? Nasıl olur da Tanrıdan başka güç tanımayan ve onun adına kurulduğu ve hareket etmekte olduğu varsayılan bir kurum, Kilise, Tanrıtanımazlığın kaynağı olur? Ama olmuştur. Özellikle de son 400 yılın ilk öncü Hıristiyan kökenli Ateistleri hep bu kiliseden çıkmışlardır. Özellikle de 15. ve 16. yüzyıllarda papazlık eğitimi görmüş, yıllarca Hıristiyanlığın Tanrısı için çalışmış fakat hayatlarının belli bir dönemine gelince Ateizme geçmiş ve bu kez de aynı Tanrıya karşı amansızca mücadele etmeye başlamış sayısız papaz vardı. İşte sizlere bunlardan adı gündelik hayatta geçirilmeyen, sadece Vatikan kayıtlarında bulunan ve 34 yaşındayken 1619 da Ateizm suçlamasıyla yakılarak idam edilmiş olan böyle bir papazın kısa öyküsü. Avrupada Ateizmin tarihini belgeleyen araştırmacı Nicholas Davidsonun Vatikan kaynaklarından çıkarttığı Giulio Cesare Vanini 1585 de doğmuştu. Ailesi onu küçük yaşında Cizvitlerin yönettiği okullara göndermiş sonra da yine aynı tarikatın yönettiği Napoli Üniversitesine sokmuştu.
1603 de Vanini, çok sofu ve oldukça gizemli bir tarikat olan Karmelitlere kabul edilmişti. 1606 da Vanini Karmelit keşişi olarak hukuk doktoru olmuştu. 1608de Paduaya, buradaki üstün başarısından dolayı da 1611de Venedike atanmıştı. Ama ne olduysa bundan sonra olmuştu. 1612 de Karmelitlerle bozuşan genç adam İngiltereye kaçmak zorunda kalmıştı. Fikir ve din suçlusu sayılan Vanini burada Hıristiyanlığın Tanrısını (İsa) kabul etmediğini ilan etmiş ve bu görüşlerini yaymak için Hollandaya, Liyona ve Parise gitmişti. Bu arada iki kitap yazmış ve bunlar 1615-16 da yayınlanmıştı. Özellikle ikinci kitabı, De admirandesde öne sürdüğü fikirler günümüzde kendisini keskin Ateist sanan bir çok tatlısu entellektüelinin dudaklarını uçuklatacak mahiyetteki fikirlerle doludur. Vanini, aynen, kendisi madde olmayan bir Tanrı nasıl olur da maddi bir dünya yaratmış olabilir ki diye sözüne başlamış ve eklemişti: Sonsuz olan Maddedir, Ruh değildir Benzer şekilde cin, peri ve şeytanın bizzat Kilise tarafından uydurulmuş gerçekte varolmayan yaratıklar olduklarını söylemişti. Vanini, Beleş yaşamak isteyen papazların halkı korkutmak amacıyla böyle yalanlar söylediklerini göstermişti. Kutsal Kitapta yer alan Doğuş olayıyla alay eden Vanini, kendi görüşünü şöyle özetlemişti: İnsan hayvandan gelmedir, onun ileri bir aşamasıdır, temizidir. Sizler de Doğadan başka hiç bir güce sakın tapmayın. En büyük ve tek güç madde ve doğadır. Vanini görüşlerini anlattıktan sonra vargücüyle Hıristiyanları Dinsizleştirmeye adamıştı kendisini. Söz konusu kitabı bugün bile Vatikanın yasak kitapları listesindedir, hem de aradan 380 yıl geçmiş olmasına rağmen.Papazlıktan dönme Ateist Vanini bunları yazdığı zaman (1614) ne Darvinin vardı evrim kuramını geliştiren, ne Karl Marx vardı Maddeye felsefi sonsuzluk kazandıran, ne de günümüzün modası Doğa Tapıcısı yeşiller ve çevreciler... İlginçtir ki günümüzde kendisini keskin Ateist sanan biri, futbolcu Maradonayı veya baldır-bacak şöhreti Madonnayı daha fazla tanımak için onlarla ilgili her yazıyı okuyabilir ama Vatikanın hayatını merak edip okumak isteyeceğini hiç sanmam.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:20 .