Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 15-05-2006, 22:19
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.ayetler

Kalem suresinin ilk 16 ayetine ilişkin tartışma bitmedi ama, bundan sonraki bölümlerde de sürecek ve belki de tam olarak açıklığa kavuşturulamayacak bir şey olduğu için şimdilik geçiyorum. Bugün Kalem'in II. bölümünü işleyeceğiz. Bahçe Sahiplerinin Hikayesi. Önce ayetleri yazalım.

17.Gerçek şu ki, Biz o bahçe sahiplerine bela verdiğimiz gibi, bunlara da bela verdik. Hani onlar, sabah vakti (erkenden ve kimseye haber vermeden) onu (bahçeyi) mutlaka devşireceklerine dair and içmişlerdi.
18.(Bu konuda) Hiçbir istisna yapmıyorlardı.
19.Fakat onlar, uyuyorlarken, Rabbin tarafından dolaşıp-gelen bir bela' onun üstünü sarıp-kuşatıverdi.
20.Sonunda (bahçe) kökünden kuruyup-kapkara kesildi.
21.Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler.
22."Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın."
23.Derken, aralarında fısıldaşarak çıkıp-gittiler:
24."Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın."
25.(Yoksulları) Engellemeye güçleri yetebilirmiş gibi erkenden gittiler.
26.Ama onu görünce: "Muhakkak biz (gideceğimiz yeri) şaşırmışız" dediler.
27."Hayır, biz (herşeyden ve bütün servetimizden) yoksun bırakıldık."
28.(İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?"
29.Dediler ki: "Rabbimiz Seni tesbih eder, yüceltiriz; gerçekten bizler zalim imişiz."
30.Şimdi birbirlerine karşı kendilerini kınamaya başladılar.
31."Yazıklar bize, gerçekten bizler azgınmışız" dediler.
32."Belki Rabbimiz, onun yerine daha hayırlısını verir; şüphesiz biz, yalnızca Rabbimiz'e rağbet eden kimseleriz."
33.İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-05-2006, 18:52
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.aye

Başlığı açtım ama dün akşam diğer yazıları okumaktan buraya birşey yazamadım. Kimse de yazmamış. Sanırım önce benim açılış yapmam gerekiyor. Peki o zaman başlayalım.

Surenin 17-33. ayetlerinde bahçe sahiplerinin öyküsü anlatılır. İnanılmaz ölçüde basit bir öyküdür. Bu adamlar ertesi gün gidip bahçelerinden ürünlerini devşirecekler, ama "inşallah" falan demiyorlar, yaparız, ürünü toplarız diyorlar. Onların bu tanrı bilmez tutumlarından olsa gerek, gece onlar uyurken Allah bahçelerine bela verir, daha açığı Allah bir gecede bahçeyi kurutup kapkara eder. Adamlar olanlardan habersiz gidip baktıklarında şaşkın şaşkın, galiba yanlış yere geldik derler. Sonra içlerinden biri (muhtemelen ortancası) olayı farkeder. Biz Allah'ı tespih etmemiştik de o yüzden başımıza bunlar geldi der. Bunun üzerine diğerleri de gerçeği farkederler, birbirlerini kınamaya başlarlar, bizler azmışız da o yüzden oldu bunlar derler. Öykü de burda biter.

Üç tefsirde de(Elmalılı, Kutub, Mevdudi) öykü aşağı yukarı bu biçimde açıklanır. Hatta Seyyid Kutub öykü hakkında şöyle bir yorum yapıyor:

Kıssanın kahramanlarının ifadelerinden, sergilenen davranışlardan bir grup basit düşünen ilkel insanlarla karşı karşıya olduğumuzu anlıyoruz. Bunlar düşünme biçimleriyle, üzerinde kafa yordukları meseleleri ile, tutum ve davranışları ile basit, ilkel köylü insanlara benziyorlar. Belki de insanlar arasından seçilen bu düzeyde bir örnek kıssaya muhatap olan insanlara oldukça yakın bir durumu somutlaştırıyordu. Bunlar da hak içerikli mesaja karşı direniyor, inat ediyorlardı. Fakat ruhsal yapılan fazla kompleks değildi. Tersine biraz fazla basit ve ilkel düşünüyorlardı.

Unutmadan şunu da belirtelim ki, Kutub'a göre bu öykü muhtemelen dilden dile dolaşan bir öyküdür.

Ben biraz farklı düşünüyorum. Evet, öykü çok basit gibi görünüyor. Ancak soru işareti yaratan bir sürü yer var. Bu şekilde dümdüz bir öykü olarak anlatınca bazı konular anlaşılmaz oluyor.

1."Hiçbir istisna yapmıyorlardı" ne demek. Genellikle "inşallah" demediler diye yorumlanmış. Ama oturmuyor, uymuyor.

2. Ayet 21-22: Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler. "Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın." *İnsanlar birbirine hadi çıkalım diyebilir, ama kalkın çıkın demez. Bütün meallerde aynı şekilde yazıyor. Üçüncü kişi bahçe sahiplerine sesleniyor yani. Ama başında birbirlerine sesleniyor deniyor. Anlaşılır gibi değil. Kuran yazarı dilbilgisi mi bilmiyor, değiştirilmiş mi, bu metin nasıl bu hale gelmiş. Yada öykünün aslında bir üçüncü kişi bahçe sahiplerine sesleniyor ama böyle bir kişi belirtilmediği için ve garip cümleler kurulduğu için bütün tefsirciler birbirlerine seslendiklerini kabul etmek zorunda kalmışlar.

3. 24. ayette "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın." Bu ayet de hiç bir yere oturmuyor. Yoksullarla ne ilgisi var, adamlar gidip bahçelerinden ürün toplayacaklar. Hiçbir tefsirde doyurucu bir açıklama yok. İnanmayan *tefsirleri okusun. Tahmin etmek çok zor değil. Öykünün aslında yoksullarla ilgili birşeyler olmalı. Ama hiçbir açıklama yapmadan pat diye öykünün ortasına bu ayet konunca anlaşılmaz birşey oluyor.

4. 25. ayet Seyyid Kutub'un tefsirinde "Ürünleri toplayacaklarından emin olarak erkenden gittiler" şeklinde yazılmış. Diğerlerinde "engellemeye güçleri yetebilirmiş" deniyor. Seyyid Kutub'un ki doğru ise metine uyar, aksi takdirde yine metin akışına uymayan bir cümle sayılmalı.

5. 28. ayette (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?" deniyor. Halbuki birinin böyle birşey söylediğine dair bir bilgi yoktu daha önce. Burdan aslında başta, belki de Tanrı'nın bela vermesine neden olan bir tartışma olduğunu çıkarabiliriz.

Bu öyküden benim çıkardığım sonuç şudur. Kuran anlatıcısı öyküyü anlatamamıştır. Aslında muhtemelen daha zengin olan bir öykü bu hale gelmiş, anlaşılmaz olmuş.

Peki öykünün aslı nasıldır? Tevrat yada İncil'de midir? Yoksa kaynak başka mıdır? Ben bilmiyorum. Yani Tevrat'ta arka arkaya belalar üzerine bir öykü var ama pek uymuyor. Tevrat'ta ürün toplanılmasının yasak olduğu yılda ürün toplamaya çalışanlar için verilmiş bir bela öyküsü olabilir. Yoksullarla ilgili kısım bahçelerin kenarlarındaki başakların yoksullara bırakılması şeklindeki Tevrat'ta da olan, ancak bir mezopotamya geleneği olan anlayışı hatırlatıyor. Belki katkılarla buluruz. Ben bu öykünün burda yarım yamalak anlatıldığını, aslının daha zengin olduğunu iddia ediyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-05-2006, 22:45
ESLEMTU ESLEMTU isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 14 May 2006
Mesajlar: 276
Standart Re: Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.aye

1."Hiçbir istisna yapmıyorlardı" ne demek. Genellikle "inşallah" demediler diye yorumlanmış. Ama oturmuyor, uymuyor.

Mutlaka ertesi gün tarlalarına gidip,ürünlerini devşireceklerdi..Herhangibir engel,musibet de düşünmüyorlardı?Hani bizde ölüm yokmuş gibi yaşarızda,uzun uzun emellerimiz olur ya..sanki hiç ölmüyecekmişiz gibi yaşarız..Güneş yarın doğmak zorunda,dünya ilelebet seyrine devam edecek..Tarlamızıda yarın mutlaka devşireceğiz..


2. Ayet 21-22: Nihayet sabah vakti birbirlerine seslendiler. "Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp-çıkın." *İnsanlar birbirine hadi çıkalım diyebilir, ama kalkın çıkın demez.

Bu iddialar ilhan arsel mantığıya yazılmış iddialara benziyor,yapma sargon bu sen değilsin zannederim?! :=)) bu kadar saçma bir iddialar..kıssanın ne dediği açık..hayret gerçekten hayret.Şimdi burada meal yapan biri var..mealide türkçe bilgisiyle,arapça bilgisiyle,din bilgisiyle sınırlı değilmi?hatta ilmi bilgisiyle de sınırlı..sen diyelim tarla sahibi,bir çiftçisin..ne derdin..ben şöyle derim.mutluyuz ya o gün,tarlamız ürün vermiş,toplamak kalmış..sevinçliyiz..hadi kalkın tarla başına..başka..hadi kalkın yataklarınızdan da tarlamızın başına gidelim.her tülü söylenebilir ne var buna..arapçası şu:eniğdu ala harsikum in küntüm sarimiyn..ğada da erkenden gitmek demek..yani tarlanızı devşireceksiniz,erkenden gidin..kalkın,çıkın diye birşeyde yok burada..mealle alakalı birşey.ayrıca diyelmi ki böyle birşey dendi,insanlar birbirine diyemezmi kalkın-çıkın diye..yataklarınızdan kalkın,evinizden dışarı çıkın..neden kalkın çıkın denmez?

. 24. ayette "Bugün sakın oraya hiçbir yoksul girip de karşınıza çıkmasın." Bu ayet de hiç bir yere oturmuyor. Yoksullarla ne ilgisi var, adamlar gidip bahçelerinden ürün toplayacaklar. Hiçbir tefsirde doyurucu bir açıklama yok. İnanmayan *tefsirleri okusun. Tahmin etmek çok zor değil. Öykünün aslında yoksullarla ilgili birşeyler olmalı. Ama hiçbir açıklama yapmadan pat diye öykünün ortasına bu ayet konunca anlaşılmaz birşey oluyor.

Erkenden gitmelerinin sebebi bu olsa gerek..Cimrilik..Anlayış eksikliğim var okuyanda..gayet açık...yoksullara da pay vermek istemiyorlar..Kıssa dan hisse alan alır..bazılarıda bunda ne var der..33.İşte azap böyledir. Ahiret azabı ise, muhakkak çok daha büyüktür; bir bilseler.
Kıssanın içeriği anlaşıldı mı?yoksa okuyan kişi bunu okumamışmı?yoksullarla ilgili birşey olmalı diyeceğine kıssayı okuyup,ibret alması gerekir.ahıret hayatında ki azapta böyledir...dünya tarlasında birşeyler yaparsın ekersin biçersin,hiç bir kayıt koymazsın.. ama ahıret olduğunda birde bakarsın o dünya tarlasındaki ürünlerinden hiçbir şey yok..Amellerin boşa gitmiş..Çünkü Allah'ı unutmuşsun..Azabı gördüğün zaman bu tarla sahiplerinin yaşadıklarını yaşayacaksın.. keşke yapmasaydık,etmeseydik,keşke Allah'ı istisna etmeseydik..

. 28. ayette (İçlerinde) Mutedil olan biri dedi ki: "Ben size dememiş miydim? (Allah'ı) Tesbih edip yüceltmeniz gerekmez miydi?" deniyor. Halbuki birinin böyle birşey söylediğine dair bir bilgi yoktu daha önce. Burdan aslında başta, belki de Tanrı'nın bela vermesine neden olan bir tartışma olduğunu çıkarabiliriz.

Demiş ama oda onlarla beraber hareket etmiş.onunda tarlası azabtan payını almış.. dememişmiydim etmemişmiydim demeklede azabtan kurtulunmuyor demekki..yapacaksın edeceksin olarla birlikte olmayacaksın..İnşaAllah diyeceksin,yoksula yardım edeceksin yoksulun payını vereceksin..yoksa ahırette de böyle bir azabla karşılaşabiliriz..bu kişi gibi..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-05-2006, 23:25
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.aye

Eslemtu, daha önce de gösterdim, eğer cevap almışsam tamam bu doğrudur diyorum. Hiçbir önyargıyla yazmıyorum. Ancak verdiğin cevaplar bana yeterli gelmedi. Sanki bir an önce cevaplamak için yazmışsın. Ben bu yazıyı iki üç saatlik ince bir okumadan sonra yazdım, buna emin ol. Yine de hatam olabilir, ama senin verdiğin cevaplar yeterli değil. Neden yeterli gelmediğini yarın akşam daha ayrıntılı yazarım. Bugün fazla zaman ayıramayacağım.

Diğer arkadaşların da katılmasını bekliyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-05-2006, 23:36
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.aye

Tevrat'ta da bir bahçe öyküsü var ama farklı. "İnşaallah" demedikleri için gazaba uğrayanlara karşın, İsrail kral ve kraliçesinin bahçesini elinden almak istedikleri adama iftira atıp taşlatarak öldürtmeleri ve bahçesine sahip olmalarının öyküsü.

Navot'un Bağı

BÖLÜM 21

1.Kr.21: 1-2 Yizreel'de Samiriye Kralı Ahav'ın sarayının yanında
Yizreelli Navot'un bir bağı vardı. Bir gün Ahav, Navot'a şunu
önerdi: "Bağını bana ver. Sarayıma yakın olduğu için orayı sebze
bahçesi olarak kullanmak istiyorum. Karşılığında ben de sana daha
iyi bir bağ vereyim, ya da istersen değerini gümüş olarak ödeyeyim."

1.Kr.21: 3 Ama Navot, "Atalarımın bana bıraktığı mirası sana vermekten
RAB beni esirgesin" diye karşılık verdi.

1.Kr.21: 4 "Atalarımın bana bıraktığı mirası sana vermem" diyen
Yizreelli Navot'un bu sözlerine sıkılıp öfkelenen Ahav sarayına
döndü. Asık bir yüzle yatağına uzanıp hiçbir şey yemedi.

1.Kr.21: 5 Karısı İzebel yanına gelip, "Neden bu kadar sıkılıyorsun?
Neden yemek yemiyorsun?" diye sordu.

1.Kr.21: 6 Ahav karısına şöyle karşılık verdi: "Yizreelli Navot'a, 'Sen
bağını gümüş karşılığında bana sat, istersen ben de onun yerine
sana başka bir bağ vereyim dedim. Ama o, 'Hayır, bağımı sana vermem dedi."

1.Kr.21: 7 İzebel, "Sen İsrail'e böyle mi krallık yapıyorsun?" dedi,
"Kalk, yemeğini ye, keyfini bozma. Yizreelli Navot'un bağını sana ben vereceğim."

1.Kr.21: 8 İzebel Ahav'ın mührünü kullanarak onun adına mektuplar
yazdı, Navot'un yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soylularına gönderdi.

1.Kr.21: 9 Mektuplarda şunları yazdı: "Oruç ilan edip Navot'u halkın önüne oturtun.

1.Kr.21: 10 Karşısına da, 'Navot Tanrı'ya ve krala sövdü diyen iki yalancı tanık koyun. Sonra onu dışarı çıkarıp taşlayarak öldürün."

1.Kr.21: 11 Navot'un yaşadığı kentin ileri gelenleriyle soyluları
İzebel'in gönderdiği mektuplarda yazdıklarını uyguladılar.

1.Kr.21: 12 Oruç ilan edip Navot'u halkın önüne oturttular.

1.Kr.21: 13 Sonra iki kötü adam gelip Navot'un karşısına oturdu ve halkın önünde: "Navot, Tanrı'ya ve krala sövdü" diyerek yalan yere tanıklık etti. Bunun üzerine onu kentin dışına çıkardılar ve taşlayarak öldürdüler.

1.Kr.21: 14 Sonra İzebel'e, "Navot taşlanarak öldürüldü" diye haber gönderdiler.

1.Kr.21: 15 İzebel, Navot'un taşlanıp öldürüldüğünü duyar duymaz,
Ahav'a, "Kalk, Yizreelli Navot'un sana gümüş karşılığında satmak
istemediği bağını sahiplen" dedi, "Çünkü o artık yaşamıyor, öldü."

1.Kr.21: 16 Ahav, Yizreelli Navot'un öldüğünü duyunca, onun bağını almaya gitti.

1.Kr.21: 17 O zaman RAB, Tişbeli İlyas'a şöyle dedi:

1.Kr.21: 18 "Kalk, Samiriyeli İsrail Kralı Ahav'ı karşılamaya git. Şu
anda Navot'un bağındadır. Orayı almaya gitti.

1.Kr.21: 19 Ona de ki, RAB şöyle diyor: 'Hem adamı öldürdün, hem de bağını aldın, değil mi? Navot'un kanını köpekler nerede yaladıysa, senin kanını da orada yalayacak."

Sonuçta kral bir savaşta okla vurularak ölüyor ve köpekler akan kanını yalıyor.
Aynı Tanrının farklı adaleti. Tahrifatsız düşünürseniz eğer.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 17-05-2006, 00:26
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Nuzul sırasına göre Kuran okuma 3.Kalem Suresi 17-33.aye

)
açıkçası kahkaha atmamak mumkun degıl bu yaklaşımınıza.
olaylara bu kadar sıg bakmış olamazsınız dıye duşunurken kıssadakı kışılerı ve s.kutub un tanımını yaptıgı ılkel ınsanları duşununce ınsanlıgın bınlerce yıldan sonra hala buı kadar sıg bır yuzu olabılecegını ve boyle ınsanların sadece kıssa(ve fıkra)larda olabılecegını sanırdım
nereden bılebılırdım kı bu kıtab ta ve kıssalarda anlatılan sıg ve ılkel duşunce tarzının hala ve ısrarla var olma çabasını surdurdugunu..
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:59 .