Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-10-2010, 13:25
burlap - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
burlap burlap isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Sep 2010
Mesajlar: 160
Standart Politikanın Dinselleşmesi/Dinselleştirilmesi

Politikanın Dinselleşmesi/Dinselleştirilmesi

Başlık aslında ters gelebilir. Çünkü olağan şekli dinin siyasete alet edilmesi veya dinin siyasileştirilmesi şeklindedir. Ama benim gördüğüm işin bir de öbür yanı var. Bir süredir bu durumun farkındayım. Bunun farkına varmam yurttaki politikanın son birkaç senelik gidiş biçimi dolayısıyladır. Aslında bu durum dünyada da çok olağan bir süreç olmuştur. Bunda ABD’nin de büyük payı var.

Politikanın dinselleşmesi, tam olarak politika içine dinin sokulması anlamına gelmiyor. Ama dininin içine politikanın sokulması anlamında da değil elbette. Zaten dinde çeşitli mezhepler arasında veya liderlik için politika yapılması vardır ve olağan karşılanır. Benim kastim olan politikanın dinselleşmesini görmek için önce politik ve dini ortamlardaki ortak niteliklere bakmak istiyorum. Din ve politikada bireyler temel kaynak birimdir. Bireylerin gruplanarak kullanılması da ortak işlevdir. Hatta öyle ki, din ve politika birbirlerini alanına giren teknik ve yöntemleri kullanarak işlevlerini yerine getirir hale geldiler. Dinsel ve politik kurumlar aynı kaynakları denetlemek ve o kaynaklarda egemen olmak için rekabet etmektedirler. Sanki piyasadaki marka seçenekleri gibi birbirleriyle aşık atarak aynı gereksinim için daha iyi hizmet verdiklerini çağrıştırmak durumundalar.

Dini, yani tektanrılı dinleri, nasıl tanırız? Adı üstünde din olunca iman vardır. Önemli olan inanmaktır. Bilimsel gerçeklerin, doğa kurallarının hiç önemi yoktur. İman görmeden, bilmeden körü körüne inanmak demektir. Ayrıca belli kurallar vardır ve kurallara uyulmazsa günaha girilir. En büyük günah ise tanrıya ve elçisine/veya üçlü birliğine vs (başka bir tanrıya inanma, toptan ret, dinden dönme vs) inanmamaktır. Bunun yanında oruç tutmak, ibadet etmek, tuzsuz veya hamursuz yemek vb bir sürü kural vardır. Bu kurallar değişmez, esnemez, kesindir, hep aynı kalır. İnsanlığın son derece değişmesine, bilim ve tekniğin şaşılacak ilerlemesine karşın bu kuralların en az bin beş yüz senedir değişmemesi hayret verici değil mi?

Peki politika nasıldır? Ne gibi kuralları vardır? Politika için sosyal ilişkilerde topluca karar verilen bir ortam gerekir. İnsanlar bir araya gelerek kendileri için iyi, doğru olduğuna inandıkları seçenekleri belirlerler. Demokrasilerde farklı seçenekler yeğlenir. Ancak politikada dayatma yanlış yönetim şekilleri getirir dolayısıyla politika artık bir çeşit uzlaşma sanatı olmuştur. Ne kadar kötü kullanılırsa kullanılsın politikada bir uzlaşma kesinlikle görülür. Karşılıklı tartışmayla uzlaşma politika için ana unsur haline gelmiştir.

Şimdi sürekli dini eğitim görmüş ve sosyal çevresi de aynı olan, yani hep dinsel ortamda kalmış kişileri ele alalım. Bu şartlanmışlık onları nelere ve nerelere götürür? Hiç değişmeyen, esnemeyen katı kuralların bulunduğu bu ortam ne kadar doğal olabilir? Bırakın uzlaşmayı, herhangi tartışmaya dahi yer yoktur ki…

İşte politikanın da aynen din gibi bir takım kesin kurallarının olur hale gelmesini politikanın dinselleşmesi olarak nitelendiriyorum (Yani doğru, gerçek olmadığı bilindiği halde uygulamanın buna karşıt olarak yapılması ve buna karşı çıkılamaması). İşin ilginç yanı bu durumuyla gerçekten politika ve din, şimdilik fark edilmese bile, ciddi bir çekişme içine girmişlerdir. Öyle ki, bu gidiş bir şekilde durdurulmazsa yakında politika ile din arasında bir hesaplaşma çok olasıdır.

Politika nasıl din gibi değişmez kurallara sahip olabilir? Bu ancak devleti yönetenlerin koydukları, zorladıkları, benimsettikleri kurallarla olur. Siz bir politik baskı sistemi düşünün ki, her şey iktidara göre ayarlanmıştır:

İhaleye “bizimkiler” girer; dolayısıyla zamanında başı açık olan eşlerini şimdi örttüren ve partiye yardım yapanlar ancak bağlılıklarını bir süre daha doğrulatınca ihalelere katılabilir ve iş almaya başlayabilirler. Eskinin büyük yapım şirketleri bu işin farkına varmış ve ya bu yola girmişler ya da bir kısmı yurt dışında iş arayıp, yapar hale gelmişlerdir. İhale sistemindeki yanlışların düzeltilmesi için 2002’de başlayan arayış hiç işten anlamayanların ihaleye alınması, deneyimlilerin ihale dışı bırakılması ile sonuçlanmıştır. Şu durum özellikle benim gözlemimdir: Doğal gaz ihalelerine girebilmek için – bir ara – hiç doğal gaz işi yapmamış olmak (örneğin kuyumcu olmak) gibi bir yeterlik şartı konmuştu. Ayrıca hali hazırdaki büyük şirketleri de vergiler, yapılmak istenen yatırımlar vs dolayısıyla yandaş ya da suskun hale getirirsiniz. Gerekirse aba altından sopa göstererek hizaya gelmelerini sağlarsınız.

Medya “bizimkilerden” oluşur; eğer medya bizden değilse maliye gerekli katkıyı yapar ve o medya dize getirilir. Uydudan yayın yapmak mı istiyorsunuz? “Bizdenseniz” problem yoktur, yoksa kanal kalmamıştır ve devre dışı kalırsınız. Gene de diretip yola gelmeyen yazarları hala kadroda mı tutuyorsunuz? Derhal vergi açığınız yakalanır, korkunç bir vergi cezası yersiniz. O cezayı uzlaşma ile affettirmek için başbakan eşinin berbat kıyafetlerinin ne kadar şık olduğunu, kendisinin ise ne kadar cevval vs olduğunu yazdırmanız, kesinlikle ipe sapa gelmez uyduruk manşetler atmanız gerekir. Olumsuz yazanlar ise ergenekon’dan içeri alınarak susturulur, suskunluklarının sürekliliği için iddianamesiz, dolayısı ile savunmasız bırakılır. Yandaş medyanıza arada sırada ip ucu vererek sizin nasıl demokrasi özgürlükten yana olduğunuzu karşınızdaki darbeciler yoluyla algılatırsınız. Yandaş medya problemleri yazacak yerde ıvır zıvırla yetinir. Örneğin dışsatım artışını yazar, dışalımı konu bile etmez. Zaten devlet kurumları elinizde olduğuna göre istatistikler de istediğiniz gibidir.

Savcılar, yargıçlar, vali ve kaymakamlar “bizden” olur, bazı ayrıcalıklara, ufak tefek aykırılıklara göz yumarlar; ama size karşı olanlar için de en ufak kanıtsız bir ip ucu onların tutuklanmasına ve uzun süre tutuklu kalmalarına yeterli olur. Bu örnekleri artırarak 15 – 20 sayfa bile yazmak olası.

Bütün bunlarda siz iyisiniz, karşınızdakiler kötüdür. Bu durum iyi ile kötünün amansız bir savaşıdır. Bu politik köktenciliktir. Bütün bunlar nereye gider? Bunun sadece faşist bir yöntem olduğunu söylemek sorunun yalnız bir kısmını görmek olur. Sorunun atlanmayacak önemli yanı hemen hemen geldiği dinsel tarzdır. Dinin iyi ile kötü arasındaki geleneksel dilini yöntem olarak kullanılır ve tek bir gerçek doktrine (!) bağlanma ve boyun eğme ne kadar marjinal, önemsiz hatta en ufak belirtiye dahi dinsel bir yaklaşım sergilenir. Artık çıkar çatışmasının gerektirdiği pazarlık ve uzlaşma, yerini iyi ile kötü arasındaki nihai bir hesaplaşma şekline sokar. Bu noktada – yani aşağı doğru konkav bir eğrinin tepe noktası gibi - herhangi bir görüşme veya anlaşma anlaşılmaz hale gelir. Hasımlardan sadece birisinin canlı çıkabildiği bu durum tektanrılı dinlerde görülen algılamanın kalmadığı nokta gibidir.


.

Tanrının tek mazereti var olmamasıdır – Stendhal
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 22-10-2010, 03:51
evrensel-insan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
evrensel-insan evrensel-insan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
evrensel-insan - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Saygideger burlap;

Soyle dusunulemez mi?

Politika da, din de etigin "toplumsal olarak nasil yasanmalidir?" sorusuna cevap veren degerleri, yonlendirim ve yaptirimlaridir.

Bu temelde, din toplumlara bir yasam ve iliski sistemi kurar, politika da bu kurulan sisteme yon verir.

Tabi burada politik cikar, amaci dogrultusunda dinin olusturdugu sistem ile celisebilir. Ama, sonucta dini sistemi, kendi politik amaci icin, arac olarak ta kullanilabilir.

Ayrica bir toplum sistem olarak din ile ne kadar cok teslim alinmissa; politik olarak ta o teslim alinmis toplumu yonlendirmek ve yonetmek o kadar kolaylasir.

Din ve dini sistem, etik yonlendirim ve yaptirima dayanir. Buna ahlak, gelenek, anane tore v.s. de dahildir. Politikada iktidara gelip/kalip bu sistemlesmis toplumu yonlendirim ile yukumludur.

Bu temelde de, dini uygulamalar, dini somuru ve dini su istismar v.s. politikanin amac icin, bir araci olarak kullanilabilir. Ama sonucta bu ne olursa olsun, adi pragmatizm (yararcilik) tir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:07 .