Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-12-2010, 02:34
zahit zahit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 May 2010
Bulunduğu yer: almanya
Mesajlar: 263
Standart Maras Katliami.

ben bu günleri-bu yikimlari katliyamlari-tekrar hatirladigim icin insanligimdan vede insan olmakdan utaniyorum.
amma unutmamak unutturmamak icinde hatirlatmak insanligin görevidir diyiyorum.

Maras yikimini vede katliyamini anliyabilmek icin,t...arihi gelismeleri vede
Solun kendini sol diye tanimlayan kitlelerin kendisini iyice-sevabiyla günahiyla
Tartisib özür dilenecekse dilensin.yoksa herkes kendini nerde buluyorsa bulsun.
Bu satten sonra kimse kimseyi oyalayib kandirma yolu secilmesin vede secmesin.
Artik delikanli vede mert olmanin zamani gelib“de gecmekdedir lütven yani?
Sizlere belkide bu söylemler acayib gelebilir amma-bu vurgular bizlerin gercekleri.
Ne sol alevisiz-nede aleviler solun disinda olmaz olamazlarda-cünkü aleviler devamli sollan olmuslardir.yok canim diyenler tekrar tarihlerini gözden gecirebilirler-unuttugunuz gercekler olabilir
Kendi güzelliklerimizi unutub-dünyadan esintiler ile övünür hallerdeyiz-özür özür bekliyoruz.
Kendi öz güzelliklerimiz bizlerden özür bekliyor-yaliniz kilifdan kilifa koymayalim güzelliklerimizi?



Maras insanligin bitisi
Tak tak yine kapilar caliniyor
Gelenler beyaz adamlarin
Kanli elleri vicdanlari
Karalar baglamis yerli usaklari
Tibki amarikadaki yerlilerin
Aynisi viyetnamdaki gibisi
Kore vahseti-sili gibi
italya ispanya almanya
irak yunanistan uganda
daha bir cok adini
sanini ismini unuttugumuz
unutturulan vahsetleri unuttuk
hani ne oldu komsulugumuz
hani nerde sahte kardesligimiz
belkide bir masada yemek yiyisimiz
azda olsa dügünlerimizde sevinic
cenazelerimizde hüznü paylasimimiz
yalanmis sahteyimis bunlarin hepsi
savasin karanlik yüzleri
cirkinligin arsizligin edepsizligin
canlarin neler ugruna alinislari
gercek yüzlerin aciga cikisi
mal mülk verilecek yeterki kiy
din adina tanri namina
cennet huriler vadiyle
tarihlerden gelen ögütlernen
insanin insanligin yanlis övgülerine
iste bunlar insanligin kara yüzleri
ya bizler nelere inanir olduk
cumhuriyete layiklere kanar
kara oglanlari bagrimiza basar
her sirtimizi ovana
arkamizi sivarlara kanar olduk
selam olsun ari miras
insani insan bilenlerimize
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 12-12-2010, 11:53
ahmetsln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ahmetsln ahmetsln isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 09 Dec 2010
Bulunduğu yer: evren
Mesajlar: 929
Standart

ama ne yazık ki faşist kesim hala maraş katliamını iyi bir şeymiş gibi, onlar hak etti gibi görmektedir. vatan haini demektedir. kendimden utanıyorum bunları gördükçe

Bu şahısta önündeki eski öss yeni ygs/lys sınavına girmek için çalışıyor. Çok çalışması gerektiği için pek nette olabilir.
Herkese saygılar sevgiler, mutlu vakitler.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23-12-2012, 18:17
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

Maras Katliamin Tek Bir Sorumlusu Var... O da Fasist Kemalist Duzenin Kendisidir.
Maras Katliamin Sorumlusu.. Dersim Katliamin Bas Sorumlusu Olan Dusuncenin Urunudur.

Maras Katliamin Hesabi Mutlaka Ama Mutlaka Sorulacaktir.
Bu Fasist Kohne Duzen Yaptigi ve Yaptirdigi Butun Katliamlarin Hesabini Verecektir....

VAHŞETTİ VE UNUTTULANLAR. MARAŞ VAHŞETTI VE UNUTTULANLAR


MARAS VAHSETTI VE UNUTTULANLAR. MARAS VAHSETTI VE UNUTTULANLAR. 32 yil devam eden kôr-karanlik sagir,zûlûm ve kan kokusu yillar, ve yillarri---! Diger tarafta; Korku-suskun,sinmis, kûskûn, tahribata ugramis , Alevi ve Kurt toplumunun hizli, gôç ve asimile yillari---! Eylul 12 1980 de askeri fasist darbesiyle; Devrimci, demokrat ve ôzellikle Alevi toplumu,dolu-dûzgûn bir zûlûm,baski-tahribatla topraga gômûlmek istendi.çok acilar yasandi, çok iskence yapildi. Degerli bir çok canimiz ôldûrûldû. kara bir bulut gibi çoktu;ve Alevi toplumu,yônûnû dis dûnyaya ôzellikle avrupaya çevirdi. çûnkû,ne sosyal- ekonomik durumu ne can gûvenligi kalmamisti. Esas katliama dônelim : Yil 1978 aralik 19ve aralik 25. Maras'ta; Alevi,kurt, devrimci-demokratlarin evleri ve is yerleri, bedenleriyle yaniyor, ates ve duman bulutlari yûkseliyordu maras'ta. Burada savunmasiz, yasli-genç, kadin, çocuk, hamile kadinlar ve 6 aylik ve iki yasinda savunmasiz bebelerin bedenleri yaniyordu. Önceden tertiplenmis ve uygulanmaya konulmus bir vahset. Bugûn o ates hala yaniyor, yûreklerde,beyinlerde,sûngûye çakilan kôrpe çocuklarin parçalanmis bedenleri unutulmadi; ve unutulmiyacak... Alevi ******i dogurtmiyacagiz, diye karinlari desilen, tecavuz edilip vahsice kollari kesilen gelin kizlarimizin çigliklari ve atesi yaniyor. Sakalinda sûrûklenip, kaziga saplanmis yasli dedelerimizin; kanlari halen maras sokaklarinda, bedenleri halen yorûkselim'de, karamaras'ta, kale dibinde, ates, duman, çigliklar ve kan kokusu halen yûreklerde, beyinlerde unutulmadi."
MARAS VAHSETTI VE UNUTTULANLAR. 32 yil devam eden kôr-karanlik sagir,zûlûm ve kan kokusu yillar, ve yillarri---! Diger tarafta; Korku-suskun,sinmis, kûskûn, tahribata ugramis , Alevi ve Kurt toplumunun hizli, gôç ve asimile yillari---! Eylul 12 1980 de askeri fasist darbesiyle; Devrimci, demokrat ve ôzellikle Alevi toplumu,dolu-dûzgûn bir zûlûm,baski-tahribatla topraga gômûlmek istendi.çok acilar yasandi, çok iskence yapildi. Degerli bir çok canimiz ôldûrûldû. kara bir bulut gibi çoktu;ve Alevi toplumu,yônûnû dis dûnyaya ôzellikle avrupaya çevirdi. çûnkû,ne sosyal- ekonomik durumu ne can gûvenligi kalmamisti. Esas katliama dônelim : Yil 1978 aralik 19ve aralik 25. Maras'ta; Alevi,kurt, devrimci-demokratlarin evleri ve is yerleri, bedenleriyle yaniyor, ates ve duman bulutlari yûkseliyordu maras'ta. Burada savunmasiz, yasli-genç, kadin, çocuk, hamile kadinlar ve 6 aylik ve iki yasinda savunmasiz bebelerin bedenleri yaniyordu. Önceden tertiplenmis ve uygulanmaya konulmus bir vahset. Bugûn o ates hala yaniyor, yûreklerde,beyinlerde,sûngûye çakilan kôrpe çocuklarin parçalanmis bedenleri unutulmadi; ve unutulmiyacak... Alevi ******i dogurtmiyacagiz, diye karinlari desilen, tecavuz edilip vahsice kollari kesilen gelin kizlarimizin çigliklari ve atesi yaniyor. Sakalinda sûrûklenip, kaziga saplanmis yasli dedelerimizin; kanlari halen maras sokaklarinda, bedenleri halen yorûkselim'de, karamaras'ta, kale dibinde, ates, duman, çigliklar ve kan kokusu halen yûreklerde, beyinlerde unutulmadi.

Unnuttullmmaayycakk... Hala 111 (yuz on bir) canimizin; yûregi cani sizliyor. çûnkû maras o kattileri sakliyor ve bu kara lekeyi tasiyor. Mutlaka tûm maras halki sorumlu degildir.Ama bu kara leke gûn yûzûne çikarttilmadan,bu hunharca vahset kattilleriyle lanetlenmeden, PIR SULTAN'IN gôvdesinde; 111 (yuz on bir) canimizi simgeleyen, insanliga ibret- abidesi kibris meydanina dikilmeden, Maras idari, ve yerel ve sivil toplum kuruluslari, dunya kamuoyu ônûnde :Alevi toplumunda ôzûr dilemeden; Ne Maras, yôrûkselim, ne kara maras mahalelerindeki canlarimizin çigliklari ne yanan bedenleri ne kan kokulari,ortadan kalkmiyacak... YÜREKLER VE BEYINLERDE UNUTULMIYACAK... T.C. Devleti, temelini Aleviler ûstûnde insaa etti.Alevilerin destegi olmasaydi bugûn T.C. diye bir sey olmiyacakti yada bugûnkinin ûç'te biri olackti. Ama maras'ta 5 gûn 5 gece katledilen, yakilan alevilere seyirci kaldi... Hiçç acimaadi.. Sanli ! tûrk ordusu ve polisi seyirci kalmakla yetindi. Aleviler bir çok defa devletin arka bahçesi gibi , gôrûlûp; Hilafetçi-gerici- yobazliga, ve gayri muslumlere karsi kulanildi.Egemenlerin saltanati ne zaman tehdit gôrdû, aleviler kurban edildi. Ortaligi bulandirip, kirizler-yaratip yeni dônemler açmak için katliamlara reva gôrûldû... Sûnni devlet yapisi tarafindan.. Ne aleviler zulum ve baskidan, gôzlerini açip, sûnni devlet kabugunu kirabildiler, ne irkci devlet çaga yenilenebildi. Bu gûn bir çok açilim ,sôylemlerine ragmen, alevileri kabullenemiyor, yine kandirimlarla arka bahçesi gibi birakmak istiyor... Kôr, karanlik, sagir 32 yildan sonra; 19 aralik 2010 da tûm zorluklara ve tehditlere ragmen izni alinmis bir miting yapmak istedik. Kimseye saldirmadik, kimseyi incitmedik, hakaret etmedik, kimsenin can- cami kirilmadi evi yanmadi. ILK defa; o masum 111 canimizi yakilan yerde anmaya, kattilleri lanetlemeye geldik. Ama yine 1978'in marasin fasist yobaz-gerici saldirgan guçleri saldirmaya basladilar. " Burasi maras, burdan çikis olmaz " diyerek. Ozan emekçinin deyimiyle kan istiyorlardi... Ve yine devlet (vali - polis) bu saldirganlarla bas edemeyince, M.H.P. IL baskanina ricada bulunup gelin bunlari sakinlestirin diye. Bu fasist gurubu yatistirmaya gelip sôzde etkili olamiyan, M.H.P.yetkilisinin sonraki açiklamasi sôyle: "Maras çok hasastir. bôyle bir gôsteriye (anmaya) izin verilemez." 32 yil ônce dis mihraklar tarafindan dûzenlendi olaylar.Ne hazindirki K. MARAS'A disarda gelen bir takim mihraklar, sehrimizi karistirmak için 32 yil dônûmû bahane ederek yine kardesi kardese dûsûrmeye kalkis-mislardir.! (mhp il baskanin açiklamasi bu.) 1) Burada 32 yil ônce disarda gelen fasist mihraklar m.h.p. liydi. ve maras'taki ûlkû-ocaklarini kullanip o vahseti gerçeklestirmislerdi.. 2) 19 aralik 2010 da gelenler, mihrak degil. Sadece orada yakilan canlarimizi anma disinda; en ufak bir tahrik-satasma-saldiri tarafimizdan olmamistir... 3)Yine bildik gôzû dônmûs ûlkû ocaklarindan saldiri ve hôsgôrûsûzlûkle karsilastik.. sahit olduk. Evet devletin idari-erki saldirganlari, ônleme, dagitma,ve gûcûnû kulanma cesareti gôsterememis, yine kuzuyu kurda teslim etmisti. Biz orada toplanan alevi kitlesi ve kuruluslara, apar topar alani terk etmemiz sôylendi. Aleviler maras'ta yapilmasi gereken, basin açiklamasini G.Antep'te yapabildiler...
Bûtûn bunlar devletin ve maras'lilarin ,bir utanci ve yeni bir kara lekesidir. M.H.P. bizden degiler diyor. Peki kimdi bunlar ? nereden gelen mihraklardi ? taahamûlsûzlûgû neyeydi ? bunlarin. Somut olarak gôrûldûki; devlet, alevi toplumunda vatandaslik gôrevini en ônde istiyor. Ama alevilerin canlari-mallari, onuru yakildiginda : onlari tanidik-cani terôr ôrgûtlerine havale ediyor. Maras'ta gazi'de, sivas-madimakta ve yine tarihin tekerrûrû maras'ta. Yine devlet kôr-sagir ve yoktu. Olsaydi bizlere alevilere burayi terkedin yerine, saldirganlari dagitirirlardi.. ûniverstede basini açiklamasi yapmak istiyen ôgrenciler nasil dagitiliyorda ? bu saldirganlara gûç yetilmiyormu.? acaba.! Bûtûn bunlardan sonra ; 4 veya 5 ocak 2011 de maras'in 84 sivil toplum kurulusu, Pazarcik belediye baskani Kamil Dalkara ônerisiyle ortak bir kinama açiklamasi yapiliyor. ILK etapa kulaga hosta gelse, saygida duyulsa; Daha çok , samimi ve ciddi bir yaptirimi olamiyan , daha çok ticaarri kaygilar tasiyan bir açiklamadir... M.H.P. ve A.K.P. ARASI çeliski malzemesi hiç degiliz. Kendimizi kandirmiyalim.çûnkû kardes demekle kardes olunmiyor. 21 ocak 12 subat 1920 de Maras kurtulusunda ôlen alevi kurtlerin kani ile Maras bugûn ki Maras oldu. Aralik 1978 de ne oldu ? sizce aleviler neden katledildiler, yakildilar vahsice ? çûnkû ; kardeslik, kendisi gibi olmak, kendisi gibi dûsûnmek, kendi- irkinda, mehzebinde, dininde, olanlar içinse eger; alevi toplumu halen katliam tehlikesiyle karsi -karsiya degilmi sizce.? ôyleyse eger, bizler yine kardesten sayilmiyoruz. çûnkû o dônem belediye hoparlôlerinde "camiye gitmekle, namaz-kilmakla musluman olunmaz." Bu gûn (aralik 1978) bir aleviyi bir kurdu bir koministi ôldûrûrseniz allah katinda dini vecibelerini yerine getirmis olup; cennette gidersiniz." anonslari yapan zihniyeti, cenett anahtarlarinin kimin, nasil muslumanlik adina dagittigini sorgulanmamis, o zihniyet, hala maras"ta hakim. Hala katiller keyif suruyor maras"ta. Yine muslum, yada gayri muslum olsun, aleviler; her seyden ônce insana insan olarak bakiyor. Kendinden buldugu haki karsiyada layik gôrûyor. Dinler, diller, irklar ve soylar, insandan sonra gelen saygi duydugumuz farkliliklar yada degerlerdir....
Bôyle olunca; ne kadar bôyle dûsûniyor, ne kadar kardesçe bakiyorsunuz.? Birileri yarayi kasmak diyor ; kasiyacak yaramiz yok, yaramiz hala kaniyor, yûreklerimiz hala yaniyor. Yada - kardeslik , insan olmak , marasli olmak nedir ? Sizce. Kurt aleviler sayesinde aldiginiz kahramanlik ûnvani sizi rahtsiz etmiyormu ? komsusunu yakanlar kahramanmi oluyor acaba ? orada yakilmis, parçalanmis, zulme ugramis aleviler, kurtler, devrimci-demokrat topluma karsi vereck hesabiniz ve ôzûr borcunuz yokmu ? sizce. Bu katliamin bas aktôrlerinde M. yazicioglu gibilerin adini parklara, caddelere verdiginizde bu topluma karsi saygisizlik olmuyormu ? sizce. Bu zûlûm zihniyetin devami,ve katliami-vahsetti onaylamak olmuyormu ? sizce. NEDIR KARDESLIK ? Kardeslik; istisnasiz, her sart altinda esit sartlarda, esit haklara sahip olmak ve kulanmak, hangi dil, din, ve irktan olursa olsun; ticari-ekonomik, menfaatçi,-firsatçi, kaygilardan uzak; baskinin hisedilmedigi, yasatilmadigi, insanin birbirinin gozunun içine bakabildigi, dik durabildigi, karsilikli onurlu bir sekilde hosgôrûnûn ve evrensel insan haklarinin, saygi duyuldugu,yasandigi ve yasatildigi yerden olur..." Maras"ta katliam korkusuyla gôç etmis binlerce insan, yukarda bahsedilen kardesligin olmadiginin gôstergesi degilmi ? Sizce.Katliam gûnû ; devlet ( vali, ehminiyet) ve belediye gôrevlerini katliyamcilara devretmislerdi. Devletin gôzû ônûnde ve bilgisi dahilinde uygulaniyodu vahset. Peki devletin vatandasini koruma gibi bir gôrevi yokmu ? Basta kendine insanim diyene; Sonra aleviyim, kurdum, aydinim demokratim diyene, Samimi dûrûst sûnni bir mûslûmanim diyenin ; din ve mûslûmanlik adina insanlarin ôldûrûlmiyecegini anlatmalarinin insani bir gôrev oldugunu hatrlatip. insan ôldûrmenin, ne dinle ne peygaberle, ne allahi sevmekle alakasi yoktur olamazda.
Ve tûm sivil toplum ôrgûtlerine, Diyyoorruummki: 32 yil korkup konusamadigimiz, yakip ôldûrûlen canlarimizi yerinde topluca anamadigimiz, korku ve kendinde kaçma yerine, kendimizle yûzlesmek için kollektif bir gûç olusturmali. Alevi toplumuna; zûlmûn, ayrimciligin sistematik oldugu dogru kavranmali, ve sesimizi gûcûmûzû birlestirip ôrgûtlemedigimiz sûrece, bu zûlmûn devam edecegi gôrûnûrdedir, bilinmeli... SONUC OLARAK. Tekrar, Devlet ve marasin idari ve yerel yonetimleri , sivil toplum kuruluslari (çok onemli) : Alevi toplumunda ôzûr dilemeden, kattilleri lanetleyip cezalandirmadan, Kibris meydaninda yakilan 111 (yuz on bir ) cani simgeliyen insanlik- ibret -abidesi genis sekilde islenip yapilip diklmeden,! bu kara leke maras"ta silinmiyecek. Yôrûkselim, kara maras, kaledibi sokaklarindaki, parçalanmis bedenler, akan kanlar- ve yûkselen çigliklar sûrûp gidecek. YÜREKLERIMIZDE VE BEYINLERIMIZDE ACI DINMIYECEK. Kedine insanim diyebilen için, bu bôyledir. bôyle biline. Canice ôldûrûlen tûm canlarimizin ônûnde saygiyla egilip anarken, ailelerine sabir ve direnç diliyorum. Tum duyarli kisi , kurum ve kuruluslarin yukardaki , sese, ses olmalari dilegiyle diyorum.
OCAK 2011 HUSEYIN BIRDEMIR.


bozlar.net
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23-12-2012, 18:21
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

Katliamın anmasına izin yok!

KAHRAMANMARAŞ'ta 1978'de meydana gelen ve resmi kayıtlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği 'Maraş Olayları'nın 34'üncü yıldönümünde anma etkinliğine güvenlik gerekçesiyle izin verilmemesi gerginlik yaşattı.

Alevi gruplara kente giriş izni vermeyen polisin, Narlı sapağında on otobüsten oluşan gruba gazlı ve coplu müdahalede bulunduğu bildirildi.


  • inShare
Yorum: 31

DHA
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Selahattin Özel, anma etkinliğini yasaklamasına sert tepki gösterdi.Kahramanmaraş'ta 'katliamın yıldönümü' nedeniyle kent merkezinde ve Pazarcık İlçesi'ne bağlı Narlı Beldesi'nde jandarma ve çevik kuvvet polisleri güneş güvenlik önlemleri aldı. Kahramanmaraş'a çevre illerden gelecek gruplara yönelik TAG otoyolu çıkışı ile Kahramanmaraş kent merkezine kadar olan yaklaşık 40 kilometrelik güzergahta 4 ayrı arama noktası oluşturuldu. Güvenlik görevlileri, Kahramanmaraş'a giden tüm taşıtları durdurup, kimlik kontrolleri yaptı. Kimlik sorgulamasında çeşitli suçlardan aranan bazı kişiler de gözaltına alındı.








Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23-12-2012, 22:30
zahit zahit isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 03 May 2010
Bulunduğu yer: almanya
Mesajlar: 263
Standart

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-si...i-haberi-64820
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 30-12-2025, 18:04
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

19–26 ARALIK 1978- MARAŞ KATLİAMI

19–26 ARALIK 1978- MARAŞ KATLİAMI

"Kanadık toprak olduk / çekildik bayrak olduk / döküldük yaprak olduk geldik bugüne." -Hasan Hüseyin-

19–26 Aralık 1978- Maraş Katliamı: Yaşanılanlara bakıldığında planlanan katliamın istenen şekilde yürütülmesi için katliamcıların saldıracakları hedefler ve mahalleler özel olarak tespit edilmeye çalışıldığı görülmektedir. Bu amaçla katliamın başlamasından 20- 25 gün ve bazı yerlerde bir hafta önce gibi değişen sürelerde, görevli olduklarını söyleyen birtakım kişiler, Alevilerin ve solcuların oturdukları semtlerde (mahallelerde), bir tür nüfus sayımı yaptıklarını söyleyerek konutları dolaşmışlar, evde kaç kişinin oturduğunu sormuşlar ve yeni numaralar verdikleri kapıları kırmızı boyayla işaretlemişler. Başka bir bölgede başka bir grup, bu kez PTT görevlisi olduklarını ve mektupların kaybolmaması için bir çalışma yaptıklarını söyleyerek kapılara boyayla (x) işaretler koymuşlar. Alevilere ait evlerin tespit edilerek (x) işaretlendiği, "Maraş Olayları Gerekçeli Kararı"nın her bölümünde belirtilmektedir.

Dikkat çeken bir başka nokta da aynı günlerde şehre, alışılmadık sayıda Milli Piyango satıcısının (İddialara göre sayı 26'dır) akın etmesidir. 16 Aralık 1978 günü, ‘Esir Türkler Haftası' vesilesiyle Ülkücü Gençlik Derneği tarafından tüm Türkiye'de eşzamanlı gösterilen Sovyetler Birliği aleyhtarı Güneş Ne Zaman Doğacak? Adlı filmin Çiçek Sineması'nda gösterimine başlanır. Sinema şehrin önemli dört caddesinin kesiştiği noktadadır. Maraş'ta en popüler filmler bile günde iki seanstan fazla gösterime konulmezken, bu amatör film günde dört seans kapalı gişe oynar. Dış mahallelerden, civar köylerden traktörlerle izleyici taşınır. 19 Aralık günü akşam 20.00'deki seans sırasında seyircilerin "Müslüman Türkiye", "Milliyetçi Türkiye", "Başbuğ Türkeş, "Komünistler Moskova"ya sloganları eşliğinde filmin gösterimi sürerken saat 21.00'da sinemada bir patlama olur ve 10'a yakın kişi yaralanır.

Bu olay üzerine saldırgan faşistler, "Kanımız Aksa da Zafer İslam'ın" ve "Müslüman Türkiye" sloganlarıyla, ellerine geçirdikleri sopalarla, Alevilere ve solculara ait çeşitli iş yerlerine saldırarak tahrip ederler. Çiçek sinemasına atılan bomba ile önceden planladığı gibi, Maraş katliamının startı verilmiş olur. Bir gün sonra, 20 Aralık'ta Maraş'ta Alevilerin ve solcuların gittiği Akın Kıraathanesi'ne bomba atılır, bu bombalama neticesinde 2 kişi yaralanır, kıraathanede hasar meydana gelir. Bu saldırılardan bir gün sonra, 21 Aralık 1978 günü Maraş'ın yerlisi olan Mustafa Yüzbaşıoğlu ile Elbistanlı Hacı Çolak adlı TÖB-DER'li iki devrimci öğretmen, okuldan evlerine dönerlerken, faşist katliamcılar tarafından vurulurlar. Hacı Çolak olay yerinde, Mustafa Yüzbaşıoğlu ise, yaralı olarak götürüldüğü hastanede hayatını kaybeder. Öğretmenlerin öldürülmesi üzerine, devrimci kurum ve çevreler, cenaze töreni için hazırlıklara başlarlar.

22 Aralık 1978 Cuma günü, katledilen öğretmenlerin meslektaşları ile öğrencilerden oluşan büyük bir kalabalık, cenazelerin bulunduğu Devlet Hastanesinin önünde saldırıları lanetlemek amacı ile toplanmaya başlar. Güvenlik güçleri, öğretmenlerin cenazesine katılmak için toplanmış olan kitleye, sürekli zorluk çıkarır. Sonunda öğretmenlerin cenazeleri hastaneden alınır, tören için, görev yaptıkları Meslek Lisesine getirilir. Meslek Lisesinde yapılan törenden sonra cenazeleri Ulu Cami'ye götürmek üzere kortej yola çıkar. Korteje beş bine yakın kişi katılır. Yolda polis ve askeri birlikler, kortejdekileri tek tek arayarak ellerindeki pankartlara varıncaya dek, üzerlerinde ne varsa toplar. Cenaze korteji Ulu Cami'ye yaklaştığında, toplanan saldırganlar "Komünistlerin, Alevilerin namazı kılınmaz. Komünistler Moskova'ya, Katil iktidar" sloganlarıyla bağırarak saldırıya geçer. Ellerindeki taş ve sopalarla korteje saldırılması üzerine, iki grubun arasında bulunan polisler, kaçar ve hükümet binasına sığınır. Orada bulunan ve sayısı az olan jandarma birliği havaya ateş ederek saldırıyı durdurmaya çalışır, ancak başarılı olamaz. Kortejdekilerin kaçmak zorunda kalması sonucu ortada sahipsiz kalan cenazeleri askeri birlik alır ve Devlet Hastanesinin morguna götürür. Bu arada, saldırganlar gruplar halinde, Alevilerin yoğun olduğu mahallelere dağılarak önüne gelenleri dövmeye, ev ve işyerlerini tahrip etmeye başlarlar. Akşam saatlerinde, sokak ve mahalle aralarında girdikleri çatışmalar sonucu, saldırganların üçü hayatını kaybeder. Olaylar, askeri birlikler tarafından ancak geç saatlerde denetim altına alınabilir. Saldırı sonucu, 100'e yakın işyerinin tahrip edilerek yakıldığı saptanır. 22 Aralık günü böyle noktalanır.

Maraş katliamının planlayıcıları, planlarını adım adım uygulayarak bu aşamaya getirir. Katliamın derinleştirilerek sürdürülmesi için, 22 Aralık gecesi öldürülen üç saldırganın cenazeleri dini duygularda kullanılarak istismar edilir, canice işleyecekleri katliamın aracı yapılır. 23 Aralık Cumartesi yapılacak saldırıya-katliama halkı da katmak için camilerde ve belediye hoparlöründen yapılacak çağrının metni hazırlanır, belediye hoparlörü ve camilerden, sabah saatlerinden itibaren aralıksız olarak, "dünkü olaylarda komünist ve Aleviler tarafından şehit edilen üç din kardeşimizin cenazesi kalkacaktır. Bütün din kardeşlerimiz buna katılsınlar, son görevlerini yapsınlar" seklindeki duyuru yapılmaya başlanır. Yatsı ve sabah namazında da cami imamları aynı çağrıyı yaparlar. Ölen üç saldırganın cenaze töreni için belediye ve camilerin hoparlörlerinden yapılan çağrılarla aslında bir anlamda katliam için çağrı yapılır. Yapılan kışkırtıcı propagandalar sonucu, çevre köylerden kamyonlarla, traktör römorklarıyla ve yürüyerek, şehre doluşan güruh, faşistlerin yönlendirmesiyle devlet hastanesinde toplanmaya başlar.

Belediye hoparlöründen yapılan anonsu durdurmak için giden Yzb. Bülent Engin karşılaştığı durumu söyle anlatmaktadır: "23. 12. 1978 günü, saat 06.30'dan itibaren verilen görev gereğince Eğitim Enstitüsü ve çevresinde tertibat alındığını; saat 08.00'e doğru askerlerin Belediye hoparlöründen tahrik edici yayın yapıldığını bildirmeleri üzerine Belediye hoparlörlerini dinlediğini; hoparlörlerden ‘Vatandaşlar, din kardeşlerimiz, toplanıp akşamki olaylarda ölen ölülerimizi gömelim' seklinde yayın yapıldığını; bundan sonra şehrin çeşitli kesimlerinde yer yer dumanlar görüldüğünü ve silah seslerinin gelmeye başladığını; yakındaki belediye binasına giderek yayın odasına girdiğini; yayın odasında kimsenin olmadığını, etrafta bulunanlara ‘bu yayını kim yaptı?' diye sorduğunda, bilmediklerini söylediklerini; saat 10.30'a doğru sokağa çıkma yasağı konulduğunu ve bu yasağın belediye hoparlöründen yayınlatılması emrinin kendisine verildiğini; bunun üzerine tekrar belediye yayın odasına girdiğini, orada bulunan polis memurunun sokağa çıkma yasağına ilişkin Valilik emrini daha önce getirdiği halde yayın yapmadıklarını kendisine söylediğini; orada bulunan memurlara sorduğunda, ‘Şu anda Belediye Başkanı uyuyor, onun emri olmadan yayın yapmayız' dediklerini, bunun üzerine Belediye Reisinin iznine gerek olmadığını, sokağa çıkma yasağı duyurusunun 10 dakikada bir yayınlanmaması halinde yayın odasına el koyup yayın yapmayanları tutuklayacağını söylemesi üzerine, duyuru belediye hoparlöründen yayınlanmaya başlar."

Yzb. Bülent Engin'in belirttiği gibi, belediye hoparlöründen yapılan anonsla halk tahrik edilerek, saldırının başlatılmış olduğunun işareti verilir. Ve öyle de olur, saldırganlar 23 Aralık günü, "Alevilere ölüm, komünistler Moskova'ya, milliyetçi Türkiye" sloganlarıyla harekete geçerek, mahallelere yaygın ve sistematik saldırı başlatırlar. Saldırganlar Yörükselim, Mağaralı, Serintepe, Yusuflar, Dumlupınar, Yenimahalle, Sakarya, İsadivanlı, Duraklı, Namık Kemal mahallelerine dağılıp, dehşet saçarlar. Saldırganlar av tüfekleri, uzun namlulu silahlar, tabancalar, baltalar, balyozlar, zincirler, demir sopalar, kürekler, et satırları, benzin ve gaz bidonları ile her tarafa saldırırlar. Evleri yakarlar, çoluk-çocuk, kadın-yaşlı demeden canlarımızı katlederler. Maraş'tai çirkin propagandalar ve tertiplerle başlatılan katliam, ancak 26 Aralık 1978'de durdurulabilir.

Savcı Dündar Saner, Maraş'ta işlenen insanlık suçunu şöyle anlatmaktadır: "Uzun süreden beri tezgâhlanan plan bu şekilde tatbikat safhasına konuldu. 14–15 yaslarındaki çocuklar, 20–25 yaşında şartlandırılmış kişiler tarafından Yörükselim'e ve dünden itibaren sırayla Yeni Mahalle'ye sevk edilerek burada cinayetler işletilmiştir. Küçük çocukların ve yaşlı adamların üzerine gaz dökülerek yakılmış. İnsanlık dışı olaylar islenmiştir. Olayların başlangıcında 20 kişiye otopsi yapabilme imkânı bulduk. Bunlar uzun menzilli silahlarla öldürülmüş idi. Daha sonra gelen ceset fazlalığından değil otopsi, kimlik tespiti bile yapmaya imkân kalmamıştır. Daha önce ihbar olarak değerlendirdiğimiz toplu katliam olayları, toplu halde ceset bulunması ile doğrulanmaktadır."(…)

Yakın tarihe baktığımızda "Koçgiri'den Dersim'e, Dersim'den Maraş'a, Maraş'tan Çorum, Çorum'dan Sivas' ve Gazi'ye" tarih adeta Aleviler açısından bir katliamlar tarihidir dersek yanılmış olmayız. Maraş katliamı (19–26 Aralık 1978) da 6–7 Eylül 1955 saldırılarında olduğu gibi, derin güçlerin içinde olduğu organize bir katliamdır! Kontrgerillanın organize ettiği, ülkücü grupların başı çektiği saldırı sonucu resmi rakamlara göre 111, katliamın şahitlerine göre ise 150 CAN yakılarak, kesilerek kurşunlanarak ve işkence edilerek katledilir, 1000'in üstünde insan (Can) yaralanır. Alevilere ve solculara ait 552' ev, 289 işyeri ve 8 oto tahrip edilir, milyonlarca liralık hasar meydana gelir. Katliamın ardından Alevi nüfusunun, yüzde 80'inin Maraş'ı terk ettiği istatistiklere geçmese de bilinip söylenmektedir.

Katliamın ardından Ecevit Hükümeti, "28 Aralık 1978 gününden itibaren Adana, Ankara, Elazığ, Bingöl, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, Kahramanmaraş, Kars, Malatya, Sivas, Urfa ve Hatay illerinde sıkıyönetim ilan eder. "Sıkıyönetim kararı TBMM'de üyelerin çoğunluğunun kabul, bir üyenin ret ve bir üyenin çekimser oyuyla kabul edilir. CHP'li İçişleri Bakanı ve "ülkücülerin hamisi" İrfan Özaydınlı katliamın ardından Maraş'a gidip incelemelerde bulunur. Bakan Özaydınlı, Maraş'ta yaptığı açıklamada olayların sebebinin sol örgütler olduğunu söyler. Özaydınlı Ankara'ya dönmeden 2 Ocak 1979 tarihinde Başbakan Ecevit tarafından görevden alınır. Özaydınlı'nın yerine Hasan Fehmi Güneş İçişleri Bakanlığına getirilir.

Maraş'ta vahşice katledilen Canlarımız! Maraş Katliamı; Anaların, çocukların, hamile kadınların, gençlerin ve yaşlıların yalnızca Alevi kimlikleri nedeniyle katledildiği; insan onurunun ayaklar altına alındığı bir vahşettir. Maraş katliamı; devletin yurttaşlarını koruma sorumluluğunu yerine getirmediği ve adalet mekanizmasının hakkaniyet içinde işletilmediği, gerçeklerin üstünün sistematik bir şekilde örtüldüğü bir utanç tablosunun adıdır.

CHP'li İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı'nın yerine İçişleri Bakanlığına getirilen, sonra istifa eden (ettirilen) Hasan Fehmi Güneş gördüklerini anlatıyor: "Maraş'a gittiğimde görmüş olduğum tabloyu Allah kimseye yaşatmasın. Olayın vahametini oraya gidince anladım. Savaş falan lafları bizim gördüklerimizi tanımlayamaz. 80 yaşındaki bir ninenin gözlerinin tornavida ile oyulup, tuvalet kuyusuna atılması (Cennet Ana) ve (…) yapılmasını kabullenemiyorum. İnsanın bu kadar canavarlaşacağını, azgınlaşacağını dimağım almıyor… Her yer işkence, kan kokuyordu. İnsanlar ah-vah ederek ağlıyorlardı, ıstırap ve çaresizlik içindeydiler, insanlar her kapı açıldığında bekledikleri, aradıkları kişiler gelir diye heyecanlanıyorlardı ve siz memleketi yöneten yetkililer olarak çaresiz kalıyorsunuz… Anne'me benzettiğim yaşlı biri bana şunu sordu: "Bize bunları niye yaptılar evladım?" Katliamın üzerinden 34 yıl geçmesine rağmen bende hâlâ bu sorunun cevabını bulamadım. İktidar bu soykırımı önleyebilir miydi? Doğru istihbarat yapsaydı önleyebilirdi… Yönetim ve güvenlik yetersiz kalmıştır. Asker olaya el koymadı veya müdahalesinde gecikmiştir. Sokağa çıkma yasağı 24 Aralıkta hayata geçirilmiştir. MİT, İçişleri Bakanlığına, Valiliğe haber vermediği gibi, olayların gelişmesine, olmasına katkıda bulunmuştur. 1000 sayfalık kararı okuduğumda, yargının verdiği karara vicdani kanaat getirmedim."(…) Hasan Fehmi Güneş, yaptığı bu açıklamayla Maraş, katliamının göz göre göre geldiğini, katliamın önüne geçilemediğini, çünkü istihbaratın (MİT'in) kendilerine bilgi vermediğini söylüyor. Ve "Ben istihbarat örgütünün oradaki cinayetlere, oradaki katliama katkı yaptığını düşünüyorum, bırakın engel olmayı, MİT bizzat olaylara katkı yaptı" diyor Hasan Fehmi Güneş!

MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 30-12-2025, 18:09
Baskoylu Baskoylu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Sep 2012
Mesajlar: 1.280
Standart

Cumhurriyetin Kurulusundan Beri Yapilan Butun Katliamlar. Fasist Irkci, Milliyetci ve Gerici KEMALIZMIN URUNUDUR.

Maraş'ta vahşice katledilen Canlarımız! Maraş Katliamı; Tarihin utanç sayfalarından biri olan Maraş Katliamı; bir halkın inancından, kimliğinden ve kültüründen dolayı hedef haline getirildiği, planlı bir saldırının adım adım yürütüldüğü bir karanlık dönemi ifade ediyor. O karanlık günlerde bebekler kundaklarında katledildi. Gençler, yaşlılar, kadınlar, hamile anneler ve daha hayatı yeni tanımaya başlamış masumlar çocuklar diri diri yakılarak katledildiler.

Dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş'in anlatımına dayanarak, Maraş katliamının baş sorumlularından biri üzerine de birkaç söz söylememiz gerekiyor. Bu kişi hepimizin bildiği gibi o dönem Alevilerin, Kürtlerin, sosyal demokratların ismini dağa taşa yazdıkları, Karaoğlan diye sahiplendikleri, katliam yapılırken kılını kıpırdatmayan ve kendisine verilen raporu (belgeyi) 27 yıl çekmecesinde saklayan dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'tir! Maraş katliamında "kimi devlet kurumlarının bizzat parmağı" olduğuna dair en büyük kanıt, Ecevit'in 27 yıl çekmecesinde sakladığı (rapor) belgedir: Dönemin Başbakanı Ecevit'e gönderilen, 3 Ocak 1979 tarihli rapor, olayların organize edilmesinde MİT'in rolüne işaret ediyor. Bu belge Ecevit'in "Kütüphane Ev" diye bilinen ve yüzlerce klasörden oluşan özel arşivinden çıkıyor. Bu belgeyi 2006 yılında açığa çıkaran kişiler, gazeteci yazar Can Dündar ve Rıdvan Akar'dır. "Belge "Çok Gizli" mahreci taşıyor. Belgenin girişinde, "MİT'in MHP ve Kontrgerilla ile müşterek çalışma içine girdiği" iddiasına yer veriliyor.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in arşivinde bulunan (Ecevit bizzat kendisi ‘3 Ocak 1979 – çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir' notunu düşmüş) bu raporda şunlar yazılıdır: "CHP iktidarı devraldıktan sonra, vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas ve Maraş) çıkacağına dair bir iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve milyonlarca mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermeleri bir tarafa, üstelik olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim yeni vuku bulan Maraş olayı MİT'ten (burada kimi isimler zikrediliyor (RA. CD)) müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır." Raporu yazan kişiye göre 1975–1976 yıllarında Adana ve Bölgesi Daire Başkanlığı yapan S.Y.'un namuslu çalışmaları nedeniyle bu ekiple anlaşamadığı S.Y.'nin silah kaçakçılığı yapan 12 MHP'linin yakalamasından sonra iplerin koptuğu ve bu ekibin girişimleriyle görevden alınarak, yerine N.A.'nın geçirildiği ve bu kişinin göreve gelmesiyle MHP'nin güney bölgesini ele geçirdiği ve Maraş olayının rahatlıkla tertip ettirildiği iddia ediliyor. "Eğer MİT olayın içinde olmasaydı, Maraş'tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi" deniliyor. Bu raporda da görüldüğü üzere Ecevit, Maraş'ta insanlar çoluk-çocuk, yaşlı-kadın demeden canice katledilirken, deyim yerindeyse ortalarda görünmez olmuştur. Sonraki yıllarda da Maraş katliamı kendine sorulduğunda Ecevit, kendi sorumluluğuyla (sorumsuzluğuyla) yüzleşmek yerine Maraş'ta işlenen insanlık suçlarını "talihsiz olaylar" olarak nitelendirmiş; yukarıda bahsi keçen konuların yani olup-bitenlerin üzerini örtbas etmeyi tercih etmiştir.

Sonuç olarak: devlet yani dönemin iktidarları, Maraş'ta, Çorum'da, Sivas'ta, Gazi'de işlenen caniliklere ya seyirci kaldı ya da suça ortak oldu. Devlet yani dönemin iktidarları, bu katliamları yıllarca "provokasyon" ya da "kontrolden çıkmış olaylar" diyerek topluma anlattı. Bu anlatım biçimini sürekli olarak içselleştirerek bütün bu katliamlarla yüzleşmeye yanaşmadı. Yüzleşmeye yanaşmadığı gibi ne yazık ki, zaman zaman da iç siyaset mücadelesinin malzemesi haline getirdi. Zaman bu topraklar da işlenmiş tüm katliamların üzerini iç siyaset mücadelesinin malzemesi haline getirerek örtme zamanı değildir. Zaman Cumhuriyet'in birinci yüzyılında bu topraklarda işlenmiş tüm katliamlarla yüzleşmenin zamanıdır. Zira bu topraklarda işlenmiş katliamlarla gerçek anlamda yüzleşilmeden, failler ve sorumlular ortaya çıkarılmadan bu ülkede toplumsal barışın inşa edilmesi ve ortak bir geleceğin kurulması mümkün değildir. Çünkü yüzleşme olmadan yaralar sarılamaz ve toplumsal tranvalar giderilemez. Yaralar sarılmadan ve toplumsal tranvalar giderilmeden de ne de halklar arasında onurlu bir barış sağlanır ne de ortak gelecek kurulur. Sevgiyle. Aşk ile.

19–26 Aralık 1978 tarihleri arasında işlenmiş olan Maraş katliamı; dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneşin'de anlattığı gibi münferit bir olay değil; örgütlü ve planlı bir saldırının sonucudur. Bu katliamda Alevilere ve solculara ait mahalleler sistematik biçimde hedef alınmış; evler, iş yerleri ve tarım arazileri yağmalanmış, yakılmış ve talan edilmiş! 150 Can'ın canice katledilmesine, binlercesinin yaralanmasına ve on binlercesinin evlerinden, topraklarından, işlerinden koparılarak zorunlu göçe maruz bırakılmasına neden olmuştur. Maraş Katliamının 47. Yılında Maraş katliamına iştirak eden ve göz yuman zihniyeti kınıyor ve lanetliyorum. 1978 Maraş katliamı'nda yaşamını yitiren tüm canlarımızı sevgiyle anıyorum. Canlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Devirleri daim olsun. Maraş Katliamını Unutmadık, Unutmayacağız!





YARARLANILAN KAYNAKLAR.

1- Aziz Tunç, Maraş Kıyımı Tarihsel Arka Planı ve Anatomisi, Belge Yay.

2- Rıdvan Akar – Can Dündar, Milliyet Gazetesi, 11. 11. 2006.

3- Avusturya (ABF) Wels Alevi Kültür Merkezi tarafından 23 Aralık 2011tarihinde düzenlenen Panel.

4- H. Nedim Şahhüseyinoğlu, Yakın Tarihimizde Kitlesel Katliamlar, Berfin Yay, 2012.

5- Mete Göktürk, Yakın Tarihimizin Utanç Sayfaları, Siyam Kitap, 2015

6- Mehmet Kabadayı, Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Kitle Katliamları, Vesta Yay, 2015.

https://alev-i.com/19-26-aralik-1978...yi/katliamlar/

MILLIYETCILIK COCUKLUK HASTALIGIDIR. INSANLIGIN DA KIZAMIGIDIR. EINSTEIN.
ADOLF HITLER VE MUSSOLINI GIBI IRKCILARIN USTASI, ATATURK`TUR
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Sivas Katliami evrensel-insan Multimedya 4 02-07-2017 11:40
Maraş katliamını akıllarda tutmak icin yazdığım şiirim. zahit Edebiyat 2 13-05-2011 00:01
Güney Kore yönetimi sivil katliami kabul etti saroz Politika 1 30-11-2009 09:04
Mumbai/Bombay Katliami sargon Politika 1 03-12-2008 00:33

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 16:25 .