Onlar yıllar önce öldürülen,asit kuyularına atılan,evinden alınıp bir daha geri dönmeyen,sokak ortasında kafasına tek kurşun sıkılmış,cesetleri vahşi hayvanların yemesi için ortada bırakılan,toplu olarak gömülen kısacası devletin katlettiği insanların yakınları.Onlar 1995 yılından itibaren eşlerinin, oğullarının, kardeşlerinin, ablalarının, babalarının, annelerinin akıbetini sormak için Galatasaray Meydanı’nda 300 kez toplanan insanlar.Onlar Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’nın ‘Ne yaptıkları belli değil,birileri tarafından kullanılıyorlar’ dedikleri insanlar.Onlar devletin tüm baskılarına rağmen direnen insanlar.Onlar polisin copuna,göz yaşartıcı gazına rağmen mücadelelerinden vazgeçmeyen insanlar.

16 yıl geçti(ara verdikleri 1999 yılını saymazsak)ne onların sesini duyan oldu ne de onları muhatap alan. Ta ki seçimler yaklaşıyorken;oy arama kaygısına düşmüş ,oy uğruna gencecik insanları ölüme göndermekten çekinmeyen demokrat(!)ve özgürlüklerden(!)yana başbakanımız onları bulunduğu yere davet edene kadar.Nasıl oldu da haklarını arayan bu insanlara üstü kapalı’ birilerinin maşası’ diyen başbakan bu insanları çağırıp,dertlerini dinlemeye karar verdi?Acaba başbakan çok mu mazlumlardan yana?Biz bu soruların cevaplarını kafamızda cevaplarını ararken,meclisin kapanmasına 20-25 kala başbakanın talimatıyla bir alt komisyon oluşturuldu.Daha önce BDP ve CHP’nin bu olayları aydınlatmak için verdiği komisyon kurma tekliflerini başbakan ve partisinin oylarıyla bu teklifler reddedildi ve bu teklif önerileri 1 defa değil 2 defa değil birçok kere verildi.Peki bu 73 milyon insanın sözde temsilcilerinin bulunduğu TBMM sadece başbakanın talimatlarıyla mı çalışıyor?Bu komisyonda bulunan BDP D.Bakır milletvekili Akın Birdal’ın yer almaması da bu komisyonun kurulmasının amacını BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dediği gibi’ Sadece dostlar alışverişte görsün’demekten başka bir şey değildir.
İktidara geldiği günden beri bu insanların acılarını, dramlarını bilmemezlikten ve duymamazlıktan gelen başbakanının seçimler yaklaşırken şimdi bu insanları bulunduğu yere davet edip acılarını dinliyormuş gibi anlıyormuş gibi yapması
ikiyüzlülükten başka bir şey değildir, olamaz da.Hazirandaki seçimlerde halk başbakana insanların acılarını,dramlarının siyasi malzeme yapmasını sandıkta hesabını soracaktır.
Sonuç olarak ben başbakanının ‘Cumartesi Anneleri’yle görüşmesine karşı değilim ve ben bunu eleştirmiyorum.Yıllarca ‘Cumartesi Anneleri’nin acılarını görmezden gelip seçim yaklaşırken bunu bir seçim malzemesi olarak kullanmasına karşıyım ve bunu eleştiriyorum…
ALINTIDIR