İslam birçok ilkel Pagan inancın eritilip,harmanlanıp,dikilip,biçilip sonra hiç fena olmayan bir terzi işçiliğiyle birbirlerine yamanmalarıyla oluşturulan çalıntı bir dindir ve bu defalarca ortaya konuldu.Ay Kültü,Su Kültü derken gelin şimdi de İslam'daki Ağaç Kültünü inceleyelim.Ağaç Kültü Animizme dayanır,peki o nedir?
Animizm doğada insan ruhuna az ya da çok benzer Ruhlar bulunduğunu kabul eden dindir.İnanışa göre Ruh sadece insanda yoktur canlı cansız herşeyin ruhu vardır.
İslam'da da bu kült olduğuna göre İslam'a Animizm de yamanmış demektir.Kasas 30. ayet aynen şöyle der;
Mûsâ, ateşin yanına gelince, o mübarek yerdeki vadinin sağ tarafındaki ağaçtan şöyle seslenildi: "Ey Mûsâ! Şüphesiz ben, evet, ben âlemlerin Rabbi olan Allah'ım."
Ayet ne diyor ''ağaçtan seslenildi'' sonrasında ne diyor ''ben Allah'ım'' bu da =(eşittir) Allah ağaca girdi,Ağaç Allah oldu,Allah insanın ruhuydu,Ağacın da ruhu oldu.Ağaçtan seslenebilmek için Ağaca girmesi şart sonuçta,ağacın bedenine girmeden ağaçtan seslenemez.Yani ayet açıkça Allah'ın Fizikî olarak bedenlendiğini söylüyor.Zaten Animizm de bu inançtan doğmuştu.Şimdi sorarım size İsa'ya Tanrı diyorlar diye Hristiyanları yerden yere vuran zihniyet,Ağaca Tanrı diyen Allah'a neden birşey demiyor?Allah ağacın bedenine girince oluyor da,Tanrı ağaçtan daha üstün olan insanın bedenine girince neden şirk,sapıklık filan oluyor?
Ağaçlar birçok inançta kutsaldır,bilinen en eski köken yine Sümer'dir.Ağaç Tanrısı Tammuz'a(Dumuzi) dayanır,aynı şekilde Musa'nın asası da.Sevgili Gönül Tekin Teke Tek programında çok güzel bir şekilde açıklamış:
Kelt Mitolojisin'de de Meşe Ağacı kutsaldır.Yine Kelt Rahipleri(Druidler) de Musa gibi ellerinde bir ağacın küçük bir sembolü olan değnekleri taşırlardı. Bu değnekler druidin gücünün belirtisi olduğu kadar bunlarda sihir gücü de olduğuna inanılırdı. Ayrıca bu değneklerin yapıldığı madde ya da ağaç taşıyanın toplum içindeki yerini de belirttiğinden büyük önem taşımakta idi.
Müslümanların empati yapmalarını istiyorum(ya da öyle bişeyler);
Putperestler ağaçların da ruhu olduğuna inandıkları için ağaca taparlar,aslında ağaca tapmazlar Ağacın ruhuna saygı gösterirler,çünkü Ruhların insanlara iyi ya da kötü şekillerde müdahale edebileceklerine inanırlar.
Şimdi Allah'ın ağaca girmesinde putperest inanışlardan ne fark vardır?Aynen Putperestlerin inandığı gibi Ağacın Ruhu olmuş oluyor otomatikmen?Allah'ın bedenine girdiği ağacın hangisi olduğunu bilseniz gidip secdelere kapanmaz mısınız,tapmaz mısınız o ağaca?En azından Allah şimdi bir ağaca girip size seslense hemen ona tapmaya başlarsınız.Eee bunun putperestlikten farkı nedir,empati kurun!
ağaç kültüne bir örnek de adem havvanın ağacı olamaz mı? yasak ağaç, kutsal ağaç, sonsuzluk ağacı? ya da "24:35 - Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nurb üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir." deki mistik ne olduğu bilinmeyen ağaç?
ağaç kültüne bir örnek de adem havvanın ağacı olamaz mı? yasak ağaç, kutsal ağaç, sonsuzluk ağacı? ya da "24:35 - Allah, göklerin ve yerin nurudur (aydınlatıcısıdır). O'nun nurunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandil gibidir. O lamba bir billur içindedir; o billur da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan çıkan yağdan tutuşturulur. (Bu öyle bir ağaç ki) yağı, nerdeyse, kendisine ateş değmese bile ışık verir. (Bu ışık) nurb üstüne nurdur. Allah dilediği kimseyi nuruyla hidayete iletir. Allah insanlara (işte böyle) misal verir; Allah her şeyi bilir." deki mistik ne olduğu bilinmeyen ağaç?
Olabilir tabi dostum,tam bir araştırmayla daha kesin birşeyler söylenebilir.
Verdiğin ayeti birileri çözmüş,ampule yoruyor,detaylı tefsire aşağıdaki linkten bakabilirsin
Tin suresinde, Sina dağı bağlamında incir ve zeytine yemin edildiğine göre o ağaç bu ikisinden biri olabilir. Kimi yerlerde incirin, Buda'ya atıf olduğu da söylenir.
Üstelik, meşhur ahseni takvim ile esfele safilin de burda geçmekte... İlgi kurma yeteneği yüksek biri ağaçlar ile ahseni takvim'in alakasını bulabilir belki de...
Acaba, geri döndürüldüğümüz esfele safilin ne ola ki?
Elbette bunların tonla açıklaması var ve bir kısmını da okudum. Burda sadece ağaç kültü başlığından yola çıkıp yeni bir açı ile bakıldığında ortaya çıkabilecekleri merak etmekteyim...
Saygılar, sevgiler
TÎN
Bismillâhirrahmânirrahîm
95/TÎN-1: Vet tîni vez zeytûn(zeytûni).
İncire ve zeytine andolsun.
95/TÎN-2: Ve tûri sînîn(sînîne).
Sina Dağı'na andolsun.
95/TÎN-3: Ve hâzel beledil emîn(emîni).
Ve bu emin beldeye (Mekke Şehri'ne) (andolsun).
95/TÎN-4: Lekad halaknel insâne fî ahseni takvîm(takvîmin).
Andolsun ki Biz, insanı (nefsini), ahseni takvim içinde (nefs tezkiyesi ve tasfiyesi yaparak en güzele ulaşabilecek özellikte) yarattık.
95/TÎN-5: Summe redednâhu esfele sâfilîn(sâfilîne).
Sonra onu, esfeli safiline (en sefil hale, nefsinin karanlıklarına) iade ettik (çevirdik).
95/TÎN-6: İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti fe lehum ecrun gayru memnûn(memnûnin).
Âmenû olanlar (Allah'a ulaşmayı dileyenler) ve amilüssalihat (nefsi tezkiye edici amel) işleyenler hariç.İşte onlar için kesintisiz ecir (mükâfat) vardır.
95/TÎN-7: Fe mâ yukezzibuke ba�du bid dîn(dîni).
(Ey insan!) Öyleyse bundan sonra sana dîni tekzip ettiren (yalanlatan) nedir?
95/TÎN-8: E leysallâhu bi ahkemil hâkimîn(hâkimîne).
Allah, hakimlerin en güzel hüküm vereni değil mi?
O bahsedilen agac, agactan ziyade, yaraticidan meydana gelme ve tekrar ona donusu, ve bu surecte gecirilen mertebeleri sembolize eder.
Antik Misir'da , Akcaagac onemlidir.
Oluler kitabinda da bir ikiz agac olarak islenir. Antik Misir'lilar bu turkuaz rengi ikizlerin, cennetin dogu kapisinda durduguna inanirlar. Tanri Ra bu kapidan her sabah gorunur-dogar. Agacin en onemli ozelligi, icinden gelen dogal sekerli parlak suruptur. Toplanmasi cok zahmetlidir, agactan gelen bir tek damlanin kovaya akmasi cok uzun zaman alir , ancak gercekten gun isiginda cok parlaktir. Antik donemde bu agaclar genellikle mezar baslarina dikilir veya olunun yakilacagi sanduka bu agactan yapilir. Kullerle birlikte olenin bu sekilde ana tanricanin rahmine donecegine inanilir.
Bu ve buna benzer kendi bedeninden likit ureten, meyva veren agaclar vardir. Burda asil bahsedilmek istenen , butunden parcaya, parcadan butune dongusudur. Zaman icinde farkli uygarliklarda ve inanclarda farkli agaclar mitlestirilir. Ama dongu anlam olarak hic degismez.
Kuran'da da ayni anlam devam eder. Tasavvufta da ayni anlamda benzetme olarak, aydinlanma surecinde agac mantigi islemektedir.
Konu Neva tarafından (24-06-2011 Saat 04:06 ) değiştirilmiştir.
Yaşam ağacı Zerdüştlükte de vardı galiba. Ayrıca o ayet Musevilik'e ve Hristiyanlık'a göre de yanlış çünkü Tanrı Musa'ya yanan bir çalıdan konuşmuştur. Vadinin sağında kalan bir ağaçtan değil.
tevratta yanan çalıdan konuşur , kuranda ağaçtan gelir ses.
Derken oraya geldiğinde, o kutlu yerdeki vadinin sağ yanında olan bir ağaçtan: "Ey Musa, Alemlerin Rabbi olan Allah Benim;" diye seslenildi. (Kasas Suresi, 30)
Nitekim ona gidince, kendisine seslenildi: "Ey Musa."
"Gerçekten Ben, Ben senin Rabbinim. Ayakkabılarını çıkar; çünkü sen, kutsal vadi olan Tuva'dasın."
"Ben seni seçmiş bulunuyorum; bundan böyle vahyolunanı dinle."
"Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." (Taha Suresi, 11-14)