Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 25-05-2011, 06:22
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart Ozgur irade/Ozbenlik/Ego

OffSpring´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
paslıçivi;

Geçen sefer attığın mesajda benim sadece islam karşıtı olduğumu yazmışsın.
Buda beni anlayamadığın anlamına geliyor.
O mesajına cevap bile vermedim.
Onu bunu bırak karşımdaki beni anlayamıyorsa ona niye cevap vereyim?

Sen kendince birşey kurgulamışsın kurguladığın şeyden vazgeçmek istemiyorsun.
O yüzden bu yazdıklarını yazıyorsun.
O yüzden artık seninle konuşmayı gereksiz buluyorum.

Bana gelip sen sadece islam karşıtısın diyorsan benim anlattığım şeylerden zerre kadar birşey anlamamışsındır.
Buda senin olayları zerre kadar doğru algılayamadığın anlamına gelir.
O zaman hadi boşverelim senin bozuk bilincini.
Sen bu şekilde yaşamaya devam et.
sevgili OffSpring..

benimle yazışmak istemiyorsan yazışmayız , sorun değil..

ama sen bir yazında

teistlerin bir hastalık durumu olduğunu
ve bu durumun onlara anlatılamayacağını,
ilerde tedavi edilebileceği tarzda bir şeyler yazmıştın..

bu konuda seninle sonuna kadar hemfikirim.. ben zaten bu sitede bunun mücadelesini veriyorum..

insanoğlunun doğduğunda "safbilinç" olarak sağlıklı olduğunu
ama ondan sonra insan olan ataları tarafından "zihin/ego" denen illetle hastalandırıldığını
ve bu hastalığın nesilden nesile günümüze kadar gelindiğini
bu yüzden bu insanların bir suçu/kusuru olmadığını
teizm düzeyi bilnç açıklığını "derin uyku"
nonteizm düzeyi bilinçaçıklığını "uyku mahmurluğu"
olarak adlandırdıktan sonra
bu düzeyde insanlarla konuşarak bir yere varılamayacağını
varolan bilinçaçıklık durumunun değiştirelemeyeceğini
ancak kişinin beyin nörokimyası(konektomu) değişmeye hazır hale geldiğinde
çevresel sesli uyaranlarla kırılma noktasını aşıp
bir üst seviyeye geçebileceği

tezini ortaya koyuyor ve savunuyorum zaten ben..

teizm ve nonteizm bilinaçıklık seviyesinde yaşayan insanın "kendine yabancı" olduğunu
bunu aşabilen insanın da tekrar o doğduğu andaki safbilinç durumuna döndüğünü,
yani hastalıktan iyileşip kendini bulduğunu(özbenlik)

ve bu yüzden kendini bulana kadar tüm dünyayala bir savaş/kaos içinde yaşayıp

ancak özüne dönüp kendiyle yüzleşince bu kaos/savaşın bitip
tüm dünya insanlığının aslında kendisinin kardeşi olduğunun farkına varıp
aydınlanma/farkındalık/insanlaşma

dediğim bilinç düzeyine çıkabileceğini anlatmaya çalışıyorum..

gelelim senin sadece islam karşıtlığına..

evet sen sadece islamın karşıtı değilsin.. tüm dünya insanlığı gibi kendi evrene anlam verme bilinç düzeylerinin hepsinin karşısındasın..

sen kendini "ateist(pozitif ateist)" olarak tanımlıyorsun..

evet artık sen pozitif ateizmin dışındaki tüm deklerasyonların karşısındasın

yani sen artık bir

a-deistsin
a-panteistsin
a-panenteistsin
a-islamsın
a-budizmsin
a-hinduizmsin
a-museviliksin
a-hristiyanlıksın
a-agnostisizmsin
a-negatifateizm
..
vs..

yani "pozitif ateizm" dışındaki tüm insanoğlu tarafından üretilmiş bilinç/inanç deklarasyonlarının karşısındasın..

senin bu açıklamanı sevgili ateist.bakış ve bir kaç ateist arakadaş daha dile getirmişti.. iyi de bu durum sadece size özel bir durum değil ki..

yukarda yaptığım listeden bir grubu çıkar, pozitif ateizm yerine koy, aynı şey..

bu durumu 2 yıldır bu sitede algılatamaya çalışıyorum..

bu dünyada her insan için geçerli ve istinasız şaşmaz kural şudur..

benim varlığa baktığımda gördüğüm ve verdiğim anlam doğru/gerçek/hakikat,

diğerlerinin hepsi yanlış/aldanma/batıldır..


bu kurala ateist de dahildir, panteist de müslüman da, hristiyan da, sünni de, alevi de, ortodoks da, musevi de, budist de, protestan da, katolik de, hindu da, protestan da, deist de, agnostik de vs.. git afrikada yaşayan ilkel bir kabileye yada eski amerikan kızılderililerine, durum yine değişmez, onların yaşama/varlığa verdikleri bir anlam vardır, bunun dışındaki tüm anlam ve içerikleri reddederler..

dünyayı bir uçtan bir uca tüm bölgelerini gez dolaş, güneyden kuzeye batıdan doğuya.. sokaktan rastgele adamlar çevir.. ve onlara inançlarını(varlığa verdiği anlam ve içerikleri) sor, ondan sonra da o insanlara pozitif ateizmi anlat ve kabulettirmeye çalış..

bu insanların hepsi egoda/zihinde/yalancı benlikte yaşamaktadır.. ve benliğin çok ciddi/kuvvetli savunma mekanızmaları vardır..

sen pozitif ateizmi anlatmaya başlattığında..

önce ilgilenmeyeceklerdir..
devam edersen, seni alaya alabilirler..
devam edersen, sana hakaret edebilirler..
devam edersen, sana fiziksel saldırabilirler
devam edersen ve seninle konuşarak ya da fiziksel olarak başa çıkmazlarsa kaçacaklardır..

bu anllatığım senaryo tüm inançlar(anlam içerik vermeler, pozitif ateizm dahil) için geçerlidir.. tüm dünya insanlığı sahtebenlikte yaşamaktadır..

sahtebenlik/ego; insanoğlu denen canlı türünü bu zaman, mekan, nitelik, nicelik olarak ortaya koyamadığımız uçsuz bucaksız evren/varlık hakkında "bilmediğinin/bilimiyorum" denilen belirsizlikten yani bu acı gerçekten korur..

o yüzdendir ki tüm dünya insanlığı yaşama/varlığa verdiği anlam ve içeriği bir gerçeklik olarak algılamak zorundadır.. yani bildiğini zannetme yanılgısı içinde yaşar..

müslümanı da aynıdır, ateisti de, hristiyanı da, budisti de, deisti de, agnostiği de vs..

kimse ben bilincime yansıyan bu evreni/varlığı

*zamansal
mekansal,
niteliksel,
niceliksel

* sınanabilinir
gözlemlenebilir
tekrarlanabilinir
evrensel onay almış olarak

* yani "bir bütün/mutlak 1"

olarak ortaya koyamadığım için "bilemem/bilmiyorum" diyemez..

peki ne yapar?

varlığa evrene baktığında atalarının ulaşabildiği nihai kavram tanrının etrafında dönüp dolaşır..

tanrı kavramı batı dünyasının tepesinde demoklasın kılıcı gibi durmaktadır.. tüm felsefe tarihi, terminolojosi, sınıflaması hep tanrı üzerinedir..

insanoğlu tanrı kavramından özgürleşip bu perdeyi aşamamaktadır.. varsa yoksa tanrı, tanrıyla kalkılır tanrıyla yatılır, tüm tartışmalar, konuşmaların sonunda geldiği nokta "tanrı varmı/yokmu" ya kilitlenmek zorundadır..

ve insanoğlu üretebildiği tek nihai soyut bu tanrı etrafında yerini alıp(teizm, ateizm, deizm, panteizm, agnostisizm) birbiriyle dalaşmaya devam etmektedir binlerce yıldır..


dediğim gibi bu dünyada herkes kendi bilinç/inanç deklarasyonun dışındakilerinin karşısındadır, sadece siz ateistler değil.. bu işin "düşünme/soyut" boyutudur..

işin bir de "somut/tutum ve davranış şekli" boyutu vardır.. ki asıl önemli olan budur, çünkü insanoğlunu insani olmayan bir biçimde yaşatır..

evet sen pozitif ateist olarak bunun dışındaki herşeyin karşısındasın.. ama senin safbilincinin üzerinde islam zihni/perdesi var.. ve senin mücadelen bu islam karşıtlığı ve kısmen de bu islamın onayladığı semavi dinleri yanlışlamakla geçecektir..

dünyanın hangi coğrafyasına gidersen git ve orda yaşamaya başla, sen sahip olduğun zihni heryere götüreceksin, yani seninle beraber gelecek..

bak sitemizde yutdışında yani gayrimüslim ülkelerde yaşayan üyelerimiz var.. onların hepsi islam zihni taşıdıkları için teistler islamı doğrulamaya, nonteistler islamı yanlışlamakla zaman geçirmektedirler..

yani sevgili OffSpring, sen yarın öbürgün bir sebeple yurtdışına çıkıp orda yaşamaya başlarsan ve felsefeye ilgin devam ederse gidip de o ülkenin inancıyla boğuşmayacaksın, yani japonya gidersen budizmi, hindistana gidersen hinduizmi, israile gidersen museviliği, avrupa amerikaya gidersen hristiyanlığı/iseviliği yanlışlamak sana hiç bir haz/tatmin vermeyecektir.. sen ne yapıp edip internetten böyle islam başta olmak üzere kısmen de semavi dinleri yanlışlamak için internet sitelerinde dolaşacaksın..

çünkü sahtebenlik/ego yalancı tatmin/tatminsizlik üzerine kurgulanmıştır..

yine çok uzattım

umarım bu kez "zihin hapsi"nin ne olduğunu aktarabilmişimdir..


Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 25-05-2011, 06:40
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

orionflex717´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah bazıseyler dısından ozgur ırade gıbı seyler dısında etrafımızdakı herseyı kurmustur
sevgili orionflex717..

varoluş özgür iradeyi de serbest bırakmamıştır, insanoğlunda özgür irade yoktur..

tüm irade varoluşun kendi iç dinamiklerinin(iradesinin) kontrolündedir..

nitekim kendi zaman ve coğrafyasının aydını muhhammed(islamın kurucusu) bunu çok güzel dile getirmiştir.. diğer aydın insanlar da bunu değişik ifade şekliyle dile getirmişlerdir..

senin şu an sahipolduğun bilinç/inanç pozisyonun senin öziredende değildir..

şayet herşey benim irademde diyorsan

senden yarım saatliğine başka bir bilinç/inanç deklarasyonuna dönüşüp başkalaşmanı istesem yapabilir misin, imkansızdır..

varoluşun kendi içdinamiklerinin senin beyin nörokimyanda oluşturduğu bir yapı/konektom var.. sen bunun dışına çıkamazsın..

varoluşun iç dinamikleri(iradesi) müsaade etmediği sürece "sen neysen o kalmaya" mahkumsun..


Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25-05-2011, 11:29
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

senden yarım saatliğine başka bir bilinç/inanç deklarasyonuna dönüşüp başkalaşmanı istesem yapabilir misin, imkansızdır..

varoluşun kendi içdinamiklerinin senin beyin nörokimyanda oluşturduğu bir yapı/konektom var.. sen bunun dışına çıkamazsın..

varoluşun iç dinamikleri(iradesi) müsaade etmediği sürece "sen neysen o kalmaya" mahkumsun..
Sevgili dostum paslıçivi ;

Eğer biz insanlar "Özgür irade" sahibi değil de,
her insan kendi beyin nörokimyasında oluşturduğu bir yapı/konektom'un içinde,
ve
bu yapıya mahkum olup bunun dışına çıkamıyorsak,
"Değişim"ler nasıl gerçekleşebiliyor ?

Mesela,
Yahudi iken Müslüman olan,
Müslüman iken Hristiyan olan,
veya
hangi din olursa olsun,
bir teist iken,
agnostik,deist,ateist vs olanlar vb gibi.

Bir çok arkadaşım ve dostum var.
Kimisi ateist,
Kimisi Yahudi,
Kimisi Hristiyan,
Kimisi Müslüman,
Kimisi Yüce Manituya inanan yani bildiğimiz Kızılderili.
Kimisi Hindu,
Kimisi Zerdüşt,
Kimisi Alevi imiş zamanında bu dost ve arkadaşlarımın.
Ancak şu an itibarı ile Bahailer.

Bu ve benzeri diğer durumlarda,
beyinlerinde var olup onları mahkum bırakan,beyin nörokimyalarını nasıl aşıp bu değişimi gerçekleştirebiliyorlar ?

Sevgilerimle....

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 26-05-2011, 08:33
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Sevgili dostum paslıçivi ;

Eğer biz insanlar "Özgür irade" sahibi değil de,
her insan kendi beyin nörokimyasında oluşturduğu bir yapı/konektom'un içinde,
ve
bu yapıya mahkum olup bunun dışına çıkamıyorsak,
"Değişim"ler nasıl gerçekleşebiliyor ?

Mesela,
Yahudi iken Müslüman olan,
Müslüman iken Hristiyan olan,
veya
hangi din olursa olsun,
bir teist iken,
agnostik,deist,ateist vs olanlar vb gibi.

Bir çok arkadaşım ve dostum var.
Kimisi ateist,
Kimisi Yahudi,
Kimisi Hristiyan,
Kimisi Müslüman,
Kimisi Yüce Manituya inanan yani bildiğimiz Kızılderili.
Kimisi Hindu,
Kimisi Zerdüşt,
Kimisi Alevi imiş zamanında bu dost ve arkadaşlarımın.
Ancak şu an itibarı ile Bahailer.

Bu ve benzeri diğer durumlarda,
beyinlerinde var olup onları mahkum bırakan,beyin nörokimyalarını nasıl aşıp bu değişimi gerçekleştirebiliyorlar ?

Sevgilerimle....
güzel insan psiko..

benim yaşam hikayemi az çok bilirsin..

1 a)-müslümanlıkla başlayan hayatımda sırasıyla,
b)-ateizm,
c)-deizm,
d)-panteizm,
e)-klasik agnostisizm, (tanrı bilinemezlik)

2 -benim kendi tanımladığım agnostisizm (evren/varoluş bilinemezlik)

ve nihayetinde otomatikman/zorunlu olarak ulaştığım

3-aydınlanma/farkındalık (insanlaşma)

süreçlerini okumuşsundur.. (ve bu süreçlerin sadece okuyarak, düşünerek, araştırarak değil, temelde meditasyonla gerçekleştiğini yazıyorum hep ama şimdi o konuya girmek istemiyorum)

bak şimdi bunları masaya koyalım.. ortada 2 temel şey var

1-ben (somut bedenimin varlığı) sabit değişmez..

2-benim bilincime yansıyan varlığa/evrene verdiğim "anlam ve içerikler" değişkendir..

konunun daha iyi kavranması açısından varlığa/evrene verdiğimiz "anlam ve içerikleri bir gömleğe" benzetelim..

şimdi masada bir "ben" varım, bir de "gömlek"..

doğduğumuzda hepimize bir gömlek giydirirler, benimki islam dı.. daha sonra gördüğün gibi ben islam gömleğini çıkarıp çok değişik gömlekler giydim.. bunlar yukarda saydığım 1 rakamının altındaki a,b,c,d,e isimli gömlekler..

yılardır çocukluğumdan beri farkında olmadan yaptığım oyunun bir meditasyon olduğunu öğrenip de farkında olarak meditasyon yapmaya başlayınca son gömleği de üzerimden çıkarıp çırılçıplak kaldım.. ve 2 numaralı bilinç düzeyine geçtim..

yani bilmek ve inanmak arasındaki farkın farkındalığına.. tanrı kavramından tamamen özgürleşip/soyutlanıp evrene/varlığa çırılçıplak bir gözle(safbilinç) bakmaya başladım ve deklerasyonum "evren/varlık bilinemezdir" dedim..

bu bilince çıktıktan sonra tüm dünya insanlığının evreni/varlığı "bildiğini zannetme yanılgısı içinde" yaşadıklarını gözlemleyip farkına vardım.. yani teizm ve nontezim düzeyi bilinçaçıklığı.. 1 ile sınıfladığım insanlar..

ben bu 1. kademede saydığım gömlekleri değiştirip giyerken ne değişim zamanların ne de gömleklerin içeriği benim kontrolümde/planımda değildi.. tüm bunlar bir bütün olan ve benimde vazgeçilmez bir parçası olduğum tümleşik/bütünleşik varoluşun/varlığın/evrenin içdinamikleri kontrolündeydi/iradesindeydi..

varoluşun içdinamiklerinde bir takım değişiklikler/izinler olmadığı sürece yani varoluşun iradesi müsaade etmediği sürece benim de gömlek değiştirmem imkansızdı..

şayet bu gömlek değiştirme varoluşun içdinamikleri/iradesi dışında değil de salt benim irademde olsaydı ben istediğim zaman istediğim gömleği giyip çıkarabilmeliydim..

daha açık ifade etmek gerekirse..

-ben 3 gün sonra deist olup 1 hafta öyle takılıcam..

-daha sonra müslüman gömleğimi giyeceğim 2 hafta öyle takılıcam

-daha sonra budist gömleğimi giyeceğim, 15 gün takılıcam

-daha sonra ateist gömleğimi giyip 10 gün takılıcam..

-daha sonra bahai gömleğimi giyip 3 günde öyle takılıcam

bu örnekleri dünyada ne kadar gelmiş geçmiş gömlek çeşidi varsa arttırabilirsin..

şimdiii..

bizim böyle bir irademiz var mı? biz istediğimiz gömleği kendi irademizle planlayıp istediğimiz zaman giyip çıkarma iradesine sahip miyiz?

-ben böyle bir irade sahibi insanım, varoluşun/varlığın içdinamiklerine/iradesine meydan okurum, istediğim zaman istediğim gömleği giyerim ve çıkarırım diyen biri varsa..

bir adım öne çıkıp bize bu başkalaşım/dönüşüm örneğini göstersin.. biz de hep beraber ayakta alkışlayalım..

değerli dostum psiko, fırsatım olursa yarın da senin bahsettiğin kişinin kendi iredesinde gibi görünüp aslında varoluşun iradesinde olan bu değişimleri açıklamaya çalışayım..

insanlar belki şu muhammed'in bahsettiği "kalplerini mühürledik" kavramını anlayabilirler..


Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 26-05-2011, 15:22
Psiko Psiko isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 16 May 2008
Mesajlar: 2.222
Standart

Sevgili dostum paslıçivi ;

Bir çocuk saflığı ve İÇtenliği ile sorduğum sorulara,
sabrı ve tahammülü cisimlendirmiş yanıtların adına teşekkürü bir borç bilirim.

Yine saf ve içten bir sorum olacak.
Dinsel terminolojide "Kibrit-i Ahmer" diye bir deyim vardır.
Bu Kibrit-i Ahmer,
simyacıların,
bakırı altına çevirecek madde olduğunu söyledikleri
ve
simyacıların bu maddeyi ömür boyu aradıkları söylenir.
Ve yine dini anektodlardan birisinde 6.İmam Cafer-i Sadık'ın,
kendini Mü'min tanımlayıp,
"Ben şöyle Mü'minim böyle iman sahibiyim." deyip duran birisine
-Mü'min Kibrit-i Ahmer'e benzer.Sen hiç Kibrit-i Ahmer gördün mü ?
dediğinden bahsedilir.
Bu simyacıların arayıp ta bulamadığı "Dönüştürücü"
yani bir maddeyi bir başka madde haline getiren araç,
insanlar kendi konektomlarının,
yani bir gömlek içindeyken,
onları bir başka konektoma çeviren/eviren araç da İlahi Mazharlar olabilir mi ?
Yani İlahi Mazharlar da bir nev'i "Kibrit-i Ahmer" sayılabilirler mi ?

Hani "Kalplerini mühürledik" sözünün anlamı üzerinde de hazır konuşacakken

Kendin için istemediğini,başkaları için de isteme.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 27-05-2011, 08:25
paslıçivi paslıçivi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Feb 2009
Mesajlar: 3.080
Standart

Psiko´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bir çok arkadaşım ve dostum var.
Kimisi ateist,
Kimisi Yahudi,
Kimisi Hristiyan,
Kimisi Müslüman,
Kimisi Yüce Manituya inanan yani bildiğimiz Kızılderili.
Kimisi Hindu,
Kimisi Zerdüşt,
Kimisi Alevi imiş zamanında bu dost ve arkadaşlarımın.
Ancak şu an itibarı ile Bahailer.
sevgili dostum.. burda saydıkların ve daha sayamadığın yüzlerce binlerce anlam içerik verme(inanç) hepsi birer gömlektir..

bu gömlekler bizi "gayb(bilinmeyen görünmeyen)" in belirsizliğinden/soğuğundan korur, ısıtır, güven verir.. şayet gayba inanmazsan çok büyük bir boşluğa düşersin.. insanoğlu henüz bu seviyede yaşamaya uygun evrilmedi, çünkü hala "düşünce&duygulanma" simbiyotik birlikteliğinde yaşamak zorunda..

bu iki kompenent(unsur) birbirini muazzam bir şekilde otokontrol eder.. düşünce ve duygu ayrı/bağımsız değildir, olamazlar.. her ikisi de biribirini hem besler hem kontrol eder.. ikisi biribirinin, bir bütünün ayrılmaz vazgeçilmez birer parçasıdır..

peki gayb nedir..?

daha önce bir kaç kez sayılarla açıklamaya çalıştım..

varoluş= 1 (bütün/mutlak 1)
bildiklerimiz= A (epistemolojik gerçeklik)
bilmediklerimiz= X (1-A=X=gayb)

materyalizm: X'i sınanabilinir, gözlemlenebilinir, tekrarlanabilinir ve evrensel onay almadan "A' nın devamıdır, A+0=1 " derler..

idealizm: X' i sınanabilinir, gözlemlenebilinir, tekrarlanabilinir ve evrensel onay almadan "B" dir derler, A+B=1 dir derler..

yani hem materyalizm hem idealizm bütün(mutlak 1) olarak evreni ortaya koyamadan bilincinde bütüne tamamlayarak 1 derler.. yani evren/varoluş "bilinemez" değil "biliyorum" derler..

olayın daha iyi kavranması açısından akvaryumdaki balık benzetmesini yapayım..

bir akvaryumdaki nesiller boyu yaşamış bir balığı düşün, bu balığa bir bilinç verelim.. bu balık hiç bir neslinde akvaryum dışına çıkamadığı için tüm varlığı "akvaryumdan ibaret" sanır/zanneder..

yani akvaryum dışındaki insanlardan, diğer canlı cansız varlılardan, havadan, denizlerden, karaparçalarından, gökyüzünden güneşten, aydan, yıldızlardan, galaksilerden, rüzgardan, ateşten vs habersiz bir yaşam sürer..

bu balıklardan materyalist olanlarına "varlık nedir?" nedir diye soracak olursan "-işte bu akvaryum ve devamı" derler..

idealistlere sorarsan; bir tek kendisine arada bir yem atan insanoğlunun elini görenler "-tanrı diye bir şey vardır tüm varlığın hakimi odur" derler..

ne idealistler ne materyalistler akvaryum (epistemolojik gerçeklik) ve insan eli (tanrı) dışına çıkıp sonsuzluğu(tüm evren; 1/&) algılayamazlar..

bu balıklar bilim diye bir şeyle uğraşılar ve bazen akvaryum dışında olabilecek bir olgu/kavramı ortaya atarlar, örneğin ateş veya rüzgar.. ve bilim bir tez/hipotez/teori ortaya atar, ateş, rüzgar vs diye bir şey olabilir ama biz henüz bununla bu akvaryumda karşılaşmadık ama deneylerimiz gözlemlerimiz bunu işret ediyor diye.. materyalist ve idealist balıklar hemen bu tez/hipotez/teorinin ya yanında ya karşısında yer alırlar.. çünkü onlar varlığı bilmektedir, bu tezin/teorinin doğru ya da yanlış olmasına imkan yoktur, tarafsız gözle bakamazlar, bir tez/teori henüz kanun/yasa düzeyine gelmeden ya sahiplenirler ya dışlarlar, çünkü onlar varlığı biliyorlardır, yeni sonsuz olasılıklara açık değildirler..

şayet insanoğlunun bilinci tam açılabilirse "madde ve tanrı" gibi iki fakir olasılık içinde kısır döngüde birbirini yemez..

materyalisti de idealisti de tüm evrenin sonsuz olduğunu ve bu yüzden bilemeyeceklerinin farkına varırlar..

ama dediğim gibi insanoğlu ancak doğduğunda bu kadar saf/temiz bir bilince sahiptir.. daha sonra yaşadığı zaman ve coğrafyaya göre bu bilinç saf/temiz bırakılmaz, çünkü ilkeldir, vahşidir, korunmaya muhtaçtır ve ataları tarafından hemen bir gömlek(zihin/ego) giydirilir.. ve insanoğlunun o amansız derin uykusu(bildiğini zannetme) başlar..

doğduğunda çırılçıplak ve varoluşla bütünleşik olan o masum yavru varlığı/evreni "bilmediğinin" farkındadır ama yetişkin yaşa gelmeye başladığında artık ben "evreni/varoluşu bilmiyorum" diyemez.. bildiğini zanneder(materyalizm ve idealizm)

artık kendisine giydirilen gömlekte yaşamaya başlar..

bu gömlek giydirme işlemi yavru doğduğu andan itibaren başlar.. genetik ve çevresel sonsuz sayıda faktör rol oynar bu gömlek giydirme işleminde..

bu gömlek; beyin hücrelerinin, atomlarının, elektronlarının içine kadar işleyerek adeta bir maya/harç görevi görür ve kişi yetişkin yaşa geldiğinde (14-18 yaş civarı) kişinin artık beyin dokusunun temel iskeleti çoktan bitmiş badana boya işlemleri başlamıştır bile..

o artık masum/saf cahil(bilmeyen) bir insayavrusu değil..

bir ingiliz ve hristiyandır
bir japon ve budisttir
bir arap ve müslümandır
bir yahudi ve musevidir
bir hintli ve hindudur
bir kızılderili ve ulumanitucudur
bir afrika yerlisi ve gargamelizmcidir(götümden uydurdum)
bir kürt ve alevidir
bir türk ve sünnidir
bir patoganyalı ve katoliktir
bir eskiyunan ve zeusçudur
muhammeden önce yaşamış bir arap ve putperesttir
bir yahudi(musevi) ama isa'dır

vs.....


işte insanoğlu kendi eliyle kendini kendinden çalmıştır, kendine yabancılaştırmıştır, özünü/doğasını unutalı binlerce yıl olmuştur..

ve insanoğlu bu gömleklerin(konektomlar) içinde bir yaşam sürer, bu çok ama çok derin bir uykudur..

zaman zaman bu konektomların niteliği bozulur(okuma, araştırma, çok ciddi psikolojik travma, meditasyon vs) ve insanoğlu bu uykudan uyanmaya çalışır.. felsefeye bulaşır, onunla bununla kavga eder, küfreder, gerekirse kendi türünden birini bu uğurda öldürür, savaşlar çıkar vs..

tüm amaç uyuduğu o güzel uykusundan onu uyandıracak tüm faktörlerini yoketmektir.. tüm bunlar egonun amansız çalışan savunma mekanızmaları eşliğinde olur..

yine çok uzattım sevgili dostum..

hangi gömleği giydiğinin hiç bir önemi yoktur, şayet üstünde bir gömlek varsa önünde sonunda dünyada savaşacak, dalaşacak bir grup insan bulursun..

gömleksizlik; evrenseldir, insanlaşmadır, tekrar o anne karnından çıktığın saflığa masumluğa cahilliğe ulaşmaktır..

ona ulaşamadığın sürece bilgi ağacının meyvesinden yemişsindir ve cennetten kovulursun..

ama anne karnından çıktığın saflığa ulaşmak ya da o bilgi ağacının meyvesinden yemiş olman insanoğlunun değil varoluşun kendi içdinamiklerinin dengesindedir yani iradesindedir.. ama insanoğlu çok derin bir uykuda olduğu için tüm iradenin kendisinde olduğunu zanneder, zaten böyle de olması gerekmektedir..

sonuç itibariyle; insanoğlu bir hayvan, bir bitki, bir taş, bir toprak kadar masumdur, suçsuzdur ve çok derin bir uykudadır..

ölmeden önce de uyanamaz (gömlekten arınmak, egonun ölmesi)



Konu paslıçivi tarafından (27-05-2011 Saat 08:31 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 27-05-2011, 21:23
AL-İLAH AL-İLAH isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 May 2011
Mesajlar: 85
Standart

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
sevgili orionflex717..

varoluş özgür iradeyi de serbest bırakmamıştır, insanoğlunda özgür irade yoktur..

tüm irade varoluşun kendi iç dinamiklerinin(iradesinin) kontrolündedir..

nitekim kendi zaman ve coğrafyasının aydını muhhammed(islamın kurucusu) bunu çok güzel dile getirmiştir.. diğer aydın insanlar da bunu değişik ifade şekliyle dile getirmişlerdir..
İnsanın özgür iradesi olmadığını ''zamanının aydını muhammed'' mi çok güzel getirmiş? İnsanların davranışlarından ötürü sorumlu olmadığını mı anlatmış yani?(:
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-05-2011, 21:31
AL-İLAH AL-İLAH isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 May 2011
Mesajlar: 85
Standart

paslıçivi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
güzel insan psiko..
fırsatım olursa yarın da senin bahsettiğin kişinin kendi iredesinde gibi görünüp aslında varoluşun iradesinde olan bu değişimleri açıklamaya çalışayım..

insanlar belki şu muhammed'in bahsettiği "kalplerini mühürledik" kavramını anlayabilirler..
İyice ayar oldum şimdi ha, yav bizim muhammed neler anlatmak isiyormuş da bizler yanlış anlıyormuşuz...
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-05-2011, 21:34
ereninthenature - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ereninthenature ereninthenature isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 24 May 2011
Bulunduğu yer: Uzay
Mesajlar: 1.588
Standart

ALLAH´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
İyice ayar oldum şimdi ha, yav bizim muhammed neler anlatmak isiyormuş da bizler yanlış anlıyormuşuz...
Allah kardeş ben sana inanmıyorum bana anlatsana neden şeytana uyup bizi cennetten attın.direk şeytanı yok etseydin ya.birde neden imamlara para yollamıyorsun bu kadar örgütleniyolar para(mız) için.müslümanların banka hesaplarına yatırsana her ay 5 milyar.

saygılar.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-05-2011, 21:39
atesvedemir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
atesvedemir atesvedemir isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2011
Mesajlar: 160
Standart

Sayın Moderatörler
ALLAH ismi nick olarak alınmamalı. Lütfen rica ediyorum sizlerden. Sevgili arkadaşım nickini değiştirsin. Kimsenin dini ve inandığı şey üzerine bir nick ile dalga geçilmesine müsaade etmeyin.
Saygıyla

Gerçek GÜNEŞ gibidir, birine kendini gösterip ötekinden gizlenmez.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Özgür irade mi, Allah'ın dileği mi? cin İslam 73 16-09-2011 18:20
Cuzi irade,Külli irade denklem İslam 13 18-09-2010 14:49
irade mcin İslam 8 04-02-2010 03:28
İslamda hür irade gerçekten varmıdır... AYATA İslam 19 13-03-2009 12:13
özgür irade yok erer Felsefik Tartışmalar 15 07-08-2008 02:51

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:27 .