Ölümden döndüğüm,''hepsi buymuş,işte şimdi imamın kayığına bindirecekler olm'' dediğim çok an oldu,insan o an Allahı falan düşünmüyor.Zaman yavaşlıyor,yaşadığın tehlikeye odaklanıyorsun.
Doktorların ''yaşaması çok zor'' dediği durumlar atlattım,solcuyken ölümüne dayak yedim,iki kere bıçaklı saldırıda ağır yaralandım,3-5 ay sonra bıçakla delinen akciğerimin kendini toparlaması için spor yapıp bol bol balon üflemem gerektiğini söyleyen gerizekalı doktorumun tavsiyesine uyup yüzerken nefes almakta zorlandığım için boğulma tehlikesi geçirdim,deprem yaşadım...
Devamı var da uğursuzun biri olduğumu düşünmenizi istemediğim için anlatmayacağım
Ama hiçbirinde ''ulan gidiyosun işte,getir bi şehadet'' dediğim bir an bile olmadı.
Ölümden korkmuyor muyum;korkuyorum her insan gibi,ne yalan söyleyeyim.
Tabi bir inanan bu süreci daha farklı yaşıyor;
Kıl payı kurtulduğumuz bir trafik kazasında içinde bulunduğumuz otobüs buzlanmış yolda kontolsüz bir şekilde kaymaya başlamıştı.Karşı şeride geçmek üzereydik,ve bir otobüs dolusu insan Arap isyanlarında yakınlarına bomba düşen göstericiler gibi ''la ilahe illallah,la ilahe illallah'' diye haykırmışdı.
Ölümden-Hristiyan yada Müslüman farketmez-korkmaları için bir sebep olmayan inançlı insanların ölüm olgusuna gösterdiği aşırı tepki ve korku cenazelerde de belli eder kendini.Ateist insan yeryüzünde kendi türünün yapabileceği en zor işlerden birini yapmış;ölümle yüzleşip onu kabul etmiş adamdır.İnançlı insansa ölüm korkusu yüzünden inanır,böyle uyduruk hikayeler anlatmalarının sebebiyse herkesin kendileri gibi ölüm korkusuna teslim olduğunu sanmalarıdır.