Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 30-09-2006, 00:51
NedimYilmaz NedimYilmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jul 2006
Mesajlar: 406
Standart Bilimdeki Düşünce !

Bilimin işlevi,

* Bilim "Organize edilmiş sağduyu" değildir. En heyecan verici yönüyle, sezgi adı verdiğimiz eski, insan merkezli önyargıların karşısında güçlü kuramlar çıkararak, dünyaya ilişkin görüşümüzü yeniden formüle eden bir etkinliktir. (Stephen Gould)

Bu yazıları yazarken gene bilim ve dinin çatışmasını hatırladım. İnsanlar hala anlamıyorlar kulvarlarının ayrı olduğunu. İnançlarını "araç" değil de "amaç" yapmışlar. "Ölmeye, ölmeye, ölmeye geldik. Din dışı düzeni yıkmaya geldik" düşüncelerini hayat felsefeleri yapmışlar.

Bugün sadece gözlemleme için dışarı çıktım. Hayatın gerçeklerini araştırmak için sabah erken kalktım ve elime not defterimi alıp dışarı çıktım. Aldığım bazı notlar;

* Hayatta Kalma Arzusu: Bir hastahanenin önünde durdum ve gözlemlemeye başladım. Bilim, gerçekten dünyaya meydan okuyor. Yüzyıllar boyunca hastalıkların Tanrı'nın gönderdiği bir ceza olarak gönderildiğine inanılırdı. Tedavi, inanç olarak yasaktı. Hala tıbbi müdaheleyi kabul etmeyen mezhepler, inançlar da mevcut. Fakat geçmişe göre gözle görülecek şekilde azaldı bu saçma inanç.

* İnanç ve Korku:Korku, bu savaştan galip ayrıldı, artık insanlar ölmemek için savaş veriyor. Önceden ilahi güce ulaimak için ölmek isteyen insanlar, yüzlerini bilime çevirerek ölüme meydan okuyor, ölümsüzlük bekliyor. Şayet ölümsüzlük bulunacak olursa, insanlar buna da karşı çıkacaklar, inançları gereği kabul etmeyeceklerdir.Ve bu mantığa sahip yöneticiler, bulunan bu gelişmeyi engellemeye çalışacaklardır. Tıpkı günümüzde kök hücreden sperm üretmenin durdurulması gibi. Ama eninde sonunda bilim galip gelecektir, çünkü tarih boyunca böyle olmuştur.

* Yaratılış: Tanrı varlığı? Tanrı yaratımı, diğer bir deyişle "Yaratılış Hipotezi" doğru mu?

Bugün gözüme çarğan nokta, canlıların yaşam savaşı. Bir sinek, bir örümcek ağına takılıyor. Ardından örümcek çok hızlı bir şekilde ağa takılan kocaman sineğe doğru yol alıyor. Çok az bir mesafe kala sinek çırpınıyor ve kurtuluyor ağdan. Örümceğin o anki halleri o kadar şaşırtıcı ki. "Tüh lan" der gibi etrafına bakıyor ve geri dönüyor yavaş adımlarla.

Şimdi düşünüyorum da, bunda Tanrı'nın parmağı nedir? Tanrı neden böyle bir şeye girişmiş, neden yapmış? Tanrı o zavallı sineği hiç düşünmüyor mu? Bu bir doğal seçilim mi, yoksa tanrı yaratmış ve artık bizle ilgilenmiyor mu?


Atatürk'ün dediği gibi;

- Dünyanın belli bir kısmını, her zaman kandırmak olanaklıdır.
Dünyanın hepsini, belli bir zaman kandırmak da olanaklıdır.
Fakat Dünya'nın tamamını, hre zaman kandırmak mümkün değildir.


Baktığımızda bilim daima kazanıyor.Bu kaçınılmaz. İnançların yanlışlarrı zamanı gelince elbet kanıtlanıyor. İnsanlık daima kendi önündeki engelleri aşmayı bilmiştir.

Sigmund Freud'un bu konu hakkındaki ünlü sözü;

* Zamanın akışı içinde insanlık, bilimin ellerinden gelen darbelere iki kez, özsevgisinin incinmesinin acısını yaşamak zorunda kalmıştır.

Birincisi, Dünya'nın evrenin merkezinde olmadığını, akıl almaz büyüklükteki bir dünyalar sistemi içinde bir nokta olduğunu anladığında

İkincisi, biyolojik araştırmalar özel yaratılmışlık ayrıcalığını elinden alıp, soykütüğünü hayvanlar alemine düşürdüğünde.


Varolan dinlerin yanlışlarını yazmak, daima boş olmuştur. Dini kesimi savunan insanlar, ne yazık ki olayı çözümlemeyi bilmişlerdir. Ya katlederek, ya da dini reformlayarak..

Bu yüzden insanları düşünce özgürlüğüne ulaştırmak ve safi gerçekleri bulmasını sağlamanın tek yolu bilim ve bilimin aydınlanmasıdır. İş böyle olursa, inançlardaki yanlışlar eninde sonunda, kendiliğinden yıkılacaktır.

Evrim başlığı altında bir yazı yazmam gerekir ise;

Tanrı hayvanları insana hizmet için mi yarattı? Bir amipin insan faydası nedir ? İnsan yok iken hayvanlar yeryüzünde ne arıyordu ?

Gerçek dünyadan bir evrim dersi;

* Issız bir sahilde yürürken gördüğümüz şişelere dikkat edersek tamamının ağzı kapalıdır. Düşündüğümüzde bu şişelerin gemiciler tarafından atıldığını kolayca anlayabiliriz. Diğer kapaksız olarak atılan şişeler, denizin dibini boyluyor. Peki kapaksız olanlar hangi sebepten dolayı kapaksız? Hiçbir sebebi yok. Sadec e sarhoş gemiciler tarafından raslantısal olarak denize atılmışlar. Kapaklı olanlar hayatta kalmış, kapaksız olanlar ölmüştü.

( Bu, Mahlon B. Hoagland'ın bizzat yaşadığı gerçek bir olaydır. Kendisi yaşadığı bu olayı gerçek bir evrim dersi olarak tanımlıyor. )

"Doğadaki kusursuz düzen Tanrı'nın varlığına kanıttır" deniliyor. Peki ama evren gerçekten kusursuz mu?

Yumurtalarını bir hayvanın derisinin altına yerleştirip orada ortaya çıkan larvalarına hayvanın dokularını yiyerek beslenme olanağı sağlayan "ichneumon" denen sineği düşünelim. Böyle bir nesne Tanrı'nın yarattığı kusursuz nesnenin bir parçası olabilir mi? Olur ise bunun açıklaması nedir? Doğa geröekten bilim adamlarının açıklaması gibi güçlünün zayıfı, beceriklinin beceriksizi yok ettiği korkunç bir savaş alanı mı? (Cemal Yıldırım - Evrim ve Bağnazlık)

Ve aklıma takılan gereksiz organlara bir kaç örnek;

- Atların bilek kemiklerinden I nolu metakarpal kemiğin oluşumu

- Atların tek tırnağı ile yürümeleri, diğerlerinin gelişmemesi

- Erkeklerdeki meme ucu

- Apandisit, tavşanlarda çok işleve sahip iken insanda, maymunda yarasız (hatta patladığında zehirleyerek öldürür)

- Yılanlar sürünerek hareket etmesine rağmen, ayak kemiklerinin varlığı

- Akciğer solunumu yapan balıklar

- Kanadı olup uçamayan tavuk, deve kuşu gibi hayvanlar

- İnsanın kuyruğu olmamasına rağmen, kuyruk sokumunun varlığı.

Bunlar tanık olduğum biyolojik yararsız organlar. Bunlar evrimin yol açtığı kanıtlar diye düşünüyorum.

---------------

Tamamı günlüğümden alıntıdır. Temmuz 2006'da kaleme alınmıştır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30-09-2006, 02:15
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart Re: Bilimdeki Düşünce !

nedim yılmaz *
* * *bri belgeselde seyrettim . bir sokak kedisinin yavrusunu getirdiler oevde onunla bir gün arayla doğmuş bir yavru daha vardı. iki yavruyuda camın önüne koydular. dışarda camın karşısın da bir kuş vardı . dışardan gelen yavru hemen pıhlamaya başladı. ötekinin umurunda değildi
* *

* * not; evdeki yavru 4 kuşaktır *evde yaşıyorlarmış
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 30-09-2006, 13:29
sosyalist18 sosyalist18 isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 29 Sep 2006
Mesajlar: 169
Standart Re: Bilimdeki Düşünce !

Varolan dinlerin yanlışlarını yazmak, daima boş olmuştur. Dini kesimi savunan insanlar, ne yazık ki olayı çözümlemeyi bilmişlerdir. Ya katlederek, ya da dini reformlayarak..

* *Bu yüzden insanları düşünce özgürlüğüne ulaştırmak ve safi gerçekleri bulmasını sağlamanın tek yolu bilim ve bilimin aydınlanmasıdır. İş böyle olursa, inançlardaki yanlışlar eninde sonunda, kendiliğinden yıkılacaktır.
Cok tesekkurler.Bu gusel yazi icin.Baska bir forumda sordugum sorunun cevabini vermissiniz.

Gunu gelir,
sanma hesap sorulmaz!
Dayanir kapina,
PIR SULTAN OLMEZ!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:53 .