Alıntı:
http://www.islamiyasam.com/modules/P...izeleri/11.htm ve sözler Risale-i NUr
"Efendimizin "Hanin-ül Çiz" adıyla bilinen mucizesi, sahabelerin en meşhurları tarafından görülüp anlatıldığı için çok meşhur oldu. Bu yüce sahabeler arasında Hazreti Enes, Hazreti Câbir, Hazreti Ömer'in oğlu olan Hazreti Abdullah, Hazreti Sehl, Hazreti Ebu Said, Hazreti Übey, Hazreti Büreyde ve Hazreti Abbas'ın oğlu olan Hazreti Abdullah gibi kahramanlar vardı.
"Hanin-ül ciz" ifadesi, "kuru direğin ağlaması" mânâsına geliyordu. Ve sahabilerin bir çoğu, bu mucize'nin değişik yönlerine şahit olmuşlardı.
Hazreti Câbir, bu mucizeyi anlatırken şöyle diyordu:
"Peygamberimiz, İslâmiyetin esaslarını müslümanlara ders verirken (hutbe okurken), önceleri kuru hurma ağacından yapılmış olan bir direğe dayanıyordu. Daha sonra hutbe için özel bir bölüm (minber) inşa edildi ve Efendimiz, sohbetlerini burada yapmaya başladı. Fakat daha önce dayandığı o kuru direk, Efendimizden ayrılmaya dayanamayıp hâmile bir deve gibi inleyerek ağladı."
Hazreti Enes ise, o sesi daha başka bir hayvanın sesine benzettiği için:
"Sığır (veya manda) gibi ağladı ve o ses, mescidin sallanmasına yol açtı" diyordu.
Hazreti Sehl, mucizenin bir başka yönüne açıklık kazandırarak:
"O direğin ağlaması üzerine, mescitteki müslümanlar da ağlamaya başladı" dedi.
Hazreti Übey, şahit olduğu bir başka özelliği şöyle ifade etti:
"Hem öyle ağladı ki, sonunda iki parça oldu (ortasından yarıldı)."
Peygamber Efendimiz, o kuru direkle alâkalı olarak şunları söyledi:
"O direk, hemen yanıbaşında okunan ilahî zikirlerden (Allah'ı anmak ve yüceltmek için söylenen sözlerden) uzak kaldığı için ağladı"
"Eğer ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim, o direk; Allah resulünün (peygamberinin) yanından ayrılmasından ötürü kıyamete kadar öyle ağlayacaktı.'' Hazreti Büreyde, Efendimizin o kuru direkle yaptığı konuşmaya yakından şahit olan sahabilerden biriydi. Bu yüzden o konuşma ile ilgili ayrıntıları şöyle anlattı:
"Peygamberimiz, o kuru direğin ağlaması üzerine elini onun üstüne koydu ve:
— İstersen seni, daha önce içinde bulunduğun bahçeye geri döndüreyim kök salasın, yetişip büyüyesin, yeni yaprak çıkarasın, meyva veresin. İstersen seni Cennette dikeyim. Allah'ın dostları, meyvalarından yesin" dedi.
Hazreti Büreyde, şahit olduğu konuşmayı anlatmaya devam ederken, şunları söyledi:
"Sonra peygamberimiz, o direğin ne diyeceğini bekledi. Kuru direk, arkadaki adamların bile işiteceği bir şekilde konuşarak şöyle dedi:
— Beni Cennette dik ki, meyvalarımdan Cenâb-ı Hakk'ın sevgili kulları yesin. Hem o Cennet öyle bir yerdir ki, orada ölmek ve çürümek yoktur.
Peygamberimiz, o kuru direğin isteğini kabul etti ve sahabilerine şunları söyledi:
— Baki yurdu, fâni dünyaya tercih etti/' (Yani, ölümlü ve geçici olan dünya yerine, ölümsüz ve ebedî olan Cennet'i seçti.)
Hazreti Ubey, daha sonraki durumu şöyle anlattı:
"Peygamberimiz, kuru direk mucizesinden sonra, o direğin minber altına konulmasını emretti. Kuru hurma direği, mescidin tamirinden sonra, Hazreti Ubey tarafından çürüyünceye kadar muhafaza edildi."
Meşhur Hasan Basri Hazretleri, bu mucizeyi talebelerine anlatırken gözyaşlarını tutamaz ve:
— Bir ağaç bile Peygamber Efendimize sevgi ve hasret duyarsa, sizin daha fazlasını duymanız gerekmez mi? diyerek ağlardı.
Evet, kuru direkler bile Peygamberimizin ayrılığına dayanamamıştı.
O kuru direk, ebedî olan Cenneti, ölümlü olan dünyaya tercih etti. Bu yüzden de tekrar dünyaya dönerek yeşermeyi istemedi.
Bizler de elbette Cennet'i tercih edeceğiz. Ve Rabbimizin insanıyla, O ebedî ülkede bir araya gelip Efendimizle sohbet etme şerefine ulaşacak ve Cennet bahçelerinde gezinirken, o bahçelerde yeşererek meyva verecek olan o kuru direkten hurma toplayacağız.
Bunun için yapmamız gereken şey, dünya hayatımızı Allah'ın emir ve yasaklarına dikkat ederek geçirmek veya diğer bir ifâdeyle: Peygamberimiz nasıl yaşamışsa, öyle yaşamaktır.
Şimdi bu hikayede kan göz yaşı ihtiras herşey var...
Bu hikayeye tanık olanların tamamı olayı farklı anlatıyor.
Ayrıca o an cemaatte bu yaşananları görüyor ağacı. Sesini işitiyor. Muhammet ağacı susturuyor yoksa kıyamete kadar ağlarmış

)
Ee bıraksaydında ağlasaydı geri kalan ümmetinede açık bir delil olsaydı öyle değilmi ...
Bu konudaki fikirlerinizi bekliyorum