Hz Müseyleme efendim, aşağıdakide bir ayeti. Katledilmese kitabıda olabilirdi. Olamadı.
|
"Ey kurbağa kızı kurbağa! Ne diye 'Nak nak, vak vak' edip duruyorsun? Yukarın suda, altın balçıkta. Sen ne suyu bulandırırsın, ne de içene engel olabilirsin. Yarasa sana ölüm haberini getirinceye kadar yerde bekle!".
|
Siz bunu öylesine bir ayet olarak görebilirsiniz. öyesine olur mu hiç.
Halbuki :
http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/401324.asp
Efendim işte 1400 yıl önce bilimsel ayet yazma geleneği varmış. museyleme de yazıyorum bari bilimsel olsun demiş, modaya uymuş.
"Ey kurbağa kızı kurbağa" kimyasal östrojen gibi görev yaptığı için kurbağaya kız gibi hitap ediyor. Hem de offf, 1400 yıl öncesinden biliyor bunu.
"Ne diye 'Nak nak, vak vak' edip duruyorsun? " Buradaki gizemi çözemedim. Ama tanrı mutlaka çok önemli birbilimsel gerçekten bahsetmiş olmalı.
"Yukarın suda, altın balçıkta." Nasıl karşı çıkabilirsiniz ki. Suyun yukarıda balçığın aşağıda olduğunu nasıl bilebilir o dönemde insanlar. Hemde çöldeler bakın. Olur mu hiç. Alenen tanrının gerçek olduğunu gösterir bu ayet.Açıkça arada görülmez bir zar olduğundan bahsediyor, balçıkla su karışmıyor.
"Sen ne suyu bulandırırsın, ne de içene engel olabilirsin." Burada da şöyle bir gerçek çıkıyor karşımıza. Bu kimyasal düşük oranlardayken tehlikelidir. Ama oran yükselince kurbağanın bağışıkık mekanizması aktif olur. Suyu bulandırırsan içene engel olamazsın demek istemiş. Yüksek oranda tehlikesiz olduğunu bilmiş o zamandan. Gel de inanma.
"Yarasa sana ölüm haberini getirinceye kadar yerde bekle!" Kuranda neden kutup ayısından bahsetmiyor diyen ateist arkadaşlar. Bizatihi imana gelmenizi istiyorum.
Balçıkla suyun karışmaması hadisesinde kabul ediyorum, sıçtım. ama 4 cümle var, ikisine kolay kolay itiraz edilemeyecek bilimsel gerçek buldum. Hemde üzerinde çok düşünmeden.
Okudunuz buraya kadar saolun da boş mesajdır. Ben eğleniyorum kendi halimde. Takılın siz.