İlhan Arsel'in internet üzerindeki metinlerinin yeterince ve hakkıyla okunmadığını düşünüyorum. Bunun başlıca sebebi bu metinlerin internete aktarılmasında bazı detaylara dikkat edilmemiş olması ve adeta metinlerin "yığma yazı" ile doldurulması ve ilave olarak "dil kodlaması", "imla hataları", "yazım hataları", "boşluksuz yazma", "gerekli koyulaştırmaların veya italiklerin yapılmaması" vb. bir çok eksiklik mevcut.
Bu aşağıya alıntıladığım metin üzerinde bazı yazım hatalarını, dil kodlamasını (özellikle , u, ü, ı, g, ğ) vb. düzeltmek için biraz uğraştığım ve de okunabilir hale getirmek için daha fazla paragrafa böldüğüm bir metin olup içerik açısından bence çok önemli bir konunun işlendiği bir bölümdür.
Ben de bir çok İslami kaynağı taramış birisi olarak açıkça o kadar çok hayret ettiğim ilkel ve cahilane bakış açıları ile karşılaştım ki, artık açıkçası şeriat anlayışını benimsemiş birisinin Prof ve Doç olsa bile ilkel ve cahil olmak zorunda kaldığını veya zorunda olmasa bile "gönüllü" olarak böyle kaldığı konusunda zihnimde hiç bir şüphe kalmadı. Eğer bir insan Kuran/hadis/sünnet vb.. çizgisini izliyorsa o insan Prof. bile olsa bence içinden bir daha çıkamayacağı bir dipsiz kuyuda yol alıyordur. Sadece kendisi değil aynı zamanda çevresindeki binlerce insanı da potansiyel anlamda o dipsiz kuyuya çekme gücüne de sahiptir ve Türkiye bu açıdan eşsiz örneklere sahiptir.
Bu topiğe kendi okuduğum kaynaklardan Prof ve Doç. statüsündeki din adamlarının ilkel, bağnaz ve cahilane dini yorumlarını da sırası geldikçe ekleyeceğim.
Lütfen aşağıdaki İlhan Arsel metnini referans kaynaklarına bakarak okuyunuz. Eğer sizin de rasladığınız bu tip bağnaz fikirlere sahip din adamları var ise (Prof ve Doç, Dr. statüsünde veya Diyanet görevlisi) lütfen yazar, kaynak ismi, sayfa no vb. bilgiler vererek katkıda bulununuz.
----------------------------
"....Daha önceki bölümlerde sıraladığımız ve aklın ve havsalanın kavrayamayacağı nitelikteki şeriat hükümlerini, sadece "cahil" dediğimiz din adamları değil fakat İlahiyat Fakülte'lerinden yetişmiş, "Profesör" ve "Doçent" gibi ünvanlara sahip din adamlarımız dahi aynı "kutsallıkta" bulurlar: "
İnsan vücudu ile ya da hayvanla cinsi münasebette bulunan oruçlu kişi'nin orucu bozulur, kaza orucu tutması gerekir (kefaret orucuna gerek yoktur)" şeklindeki şeriat hükmünü "Hadis'i şerif" olarak belleyen ve halkımıza belletenler, sadece "cahil" din adamları değil fakat İlahiyat Fakülte'lerinde ya da Diyanet İşlerinde görevli ve "Profesör" ya da "Doçent" ünvanlı din adamlarıdır
614.
Hayvanla cinsi münasebetin "zina" suçunu olusturduğunu, münasebette bulunan erkeğe verilecek cezada üç ayrı görüşün geçerli olduğunu, cinsi münasebette bulunulan hayvanın neden dolayı öldürülmesi gerektigini söyleyenler yine "aydın" diye bilinen din adamlarıdır
615.
"
Yemeğe ve içeceğe düşen sineğin bir kanadında hastalik, digerinde şifa vardır ve sinek şifa kanadını dışarda bırakır (bu nedenle) sineğin dışarda kalan kanadını iyice batırın, sonra çıkarıp atın", ya da "Horoz melek görünce öter, merkep şeytan görünce anırır" şeklindeki hükümleri kutsal birer şeriat hükmü şeklinde belleyen ve insanlarımıza belletenler sadece "cahil" din adamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı'nda iş gören ve İlahiyat Fakültesini bitirmiş, "profesör" ve "doçent" ünvanlı din adamlarıdır.
"
Fare'nin önüne deve sütü koyarsanız içmez, ama koyun sütü koyarsanız içer" şeklindeki bir hadis hükmünü, çünkü vaktiyle Beni İsrail'den bir kavmi Tanrı cezalandırmak için fareye dönüştürdü, o kavim deve sütü içmez olduğu için fareler deve sütü içmez oldular" şeklindeki dinsel bir gerekçe ile köylümüzün kafasına sokanlar sadece "cahil" din adamları değil fakat Profesörlüğe yükselmiş din adamlarıdır
616.
"
Şeytan her işinizde, hatta yemek yerken dahi yanınızda bulunur. Birinizin lokması elinden düşerse onu alıp yesin, şeytana bırakmasın" şeklindeki, ya da "
Esnemek şeytandandır... Biriniz esneyip (ha) diye ağzını ayırınca onun gafletine şeytan güler" diyerek insanlarımızı "
şeytanlar ilmi" ile eğitenler Diyanet İşleri Başkanlığı'nın aynı "yüksek" eğitimden geçmiş unsurlarıdır
617.
Medine mescidinde minber işini gören bir hurma kütügünün, minberlikten çıkarıldığı için acı acı inlemeğe, halkın gözleri önünde hüngür hüngür ağlamağa başladığını söyleyenler sadece cahil din adamlari değil fakat "Profesör" unvanli ve hem de İlahiyat Fakültesinde dekanlık yapan Üniversite mollalarıdır
618.
Müslüman kadınların, müslüman olmayan erkeklerle evlenmelerinin İslam'a aykırı olduğunu söyleyerek hem insan haklarını çiğneyen ve hem de mutlu yuvalari yikmak isteyenler sadece "cahil" diye damgaladığımız din adamları değil fakat yine İlahiyat Fakülte'lerinde ögreticilik yapan "profesör" unvanlı din adamlarıdır
619.
Kadın sınıfını: "
Aklen ve dinen dun yaratıklar" şeklinde tanımlayıp her bakımdan aşağılatanlar, ve örnegin "
Mukadderatını bir kadının eline veren millet felah bulmaz" sözlerine dayanarak: "
İslam hukukunda amme velayeti denilen teşkilatı riyaseti ancak erkek bir vatandaş tarafından temsil olunur. Bu, millet otoritesini temsil edecek mevkie kadın intihap edilemez; çünkü kadının fıtratı bir çok cihetlerden bu çok ağır vazifeyi deruhte etmeğe müsait degildir.. Bunun için Islam hukukunda ... devlet riyasetine intihap olunabilmesi hususunda kadın için bir hak kabul edilmemiştir" şeklindeki yorumlarda bulunanlar sadece "cahil" din adamlari değil fakat Diyanetin "büyük" ünvanlara sahip yetkilileridir
620.
Cumhuriyet rejimini "
zındık düzeni" diye tanımlayıp devletin temellerini kundaklayanlar sadece cahil dediğimiz imamlar değil fakat "Doçent" ve "Profesor" kılıklı din adamlarımızdır
621
İslam'dan baska gerçek din olmadığını ve başka dinlere yönelenlerin sapık sayıldığını söyleyenler ya da "
Babalarınızı, kardeşlerinizi (-eger farkli din ve inançta iseler) dost edinmeyin" diyenler ve böylece insanlarımızı bağnaz duygularla yetiştirenler sadece imamlar değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı'nda iş gören ya da İlahiyat Fakültelerinde hocalık yapan ve "Profesör", "Doçent" vb... unvanlı din adamlarıdır
622.
Kadına dayak atma konusunda: "
Eğer Kur'an 'dövülecek' diyorsa kadın dövülür, ama dövme kadına hakaret olsun diye değil, onu yola getirmek, aile yuvasını kurtarmak için" diyenler sadece "cehalet" içerisinde oldukları kabul edilen köy imamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığı görevinde bulunanlardır
623.
İslam'a uygun yaşam sürenlerin Cennet'e gideceklerini söylerken: "
Her kim Cennete giderse o kişi 4000 bakire, sekiz bin dul ve 100 hüri ile evlenir" şeklindeki şeriat hükümlerini belletenler ve böylece
erkek kişinin Cennet'de on iki bin yüz adet kadınla cinsi münasebette bulunacağını müjdeleyenler, sadece "cahil" bildiğimiz din adamları değil fakat Diyanet İşleri Başkanlığında bulunmuş kimselerdir.
624
614 Bu tür şeriat verilerini halkımıza belletenlerin başında Diyanet Isleri Başkanlığı'nın İlahiyat Fakültelerinden çıkmış görevlileri gelir ki bir çoğu "Doçent" ya da "Profesör" ünvanına sahiptirler. Örneğin bkz. " Diyanet Dergisi" (Cilt 9, sayi 100-101, sh. 306-308)
615 İlahiyat Fakültesi mezunu olup 1976-8 yillarinda Diyanet İşl. Bşk. Haseki Eğitim merkezinde ihtisas yapan ve sonra on iki yil Süleymaniye Camii'nde imamlık görevinde bulunan Ali Riza Demircan'ın "Islam'a Göre Cinsel Hayat" adlı kitabına bakınız (Cilt II, sh. 168-9)
616 Diyanet İşleri Başkanlığının yayınlarından olan "Sahih-i Buhari Muhtasarı ..." adlı yayının 9.cu cildinin 68.ci sayfasına bakınız.
617 Diyanet yayınlarından olan "Sahih-i Buhari Muhtasarı...", (Cilt XII, sh. 164-5, Hadis no. 2013-2014)
618 Yaşar Nuri Öztürk adinda ve İlahiyat fakültelerinden birinde dekanlık yapan bir "Profesör'ün" "Kendi Dilinde Son Peygamber" (Ist. 1984) adlı kitabına bkz. (sh. 167)
619 Öztürk adındaki bir ilahiyatçının yazısı için bkz. Hürriyet (24 Mart 1992),
620 Diyanet'in "Sahih-i Buhari Muhtasarı..." adlı yayınlarına bakınız ( Cilt 9. sh. 449-451, hadis no. 1660)
621 Konya Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden bir doçent'in "Said-i Nursi" ile ilgili konuşmasındaki bu tür sözleri için bkz. Hürriyet Gazetesi'nin 15 Subat 1993 tarihli nüshasında "Nurcu Doçent: Cumhuriyet Zındık Düzeni" başlıklı yazıya bakınız.
622 Diyanet'in yayınladığı Hutbeler adlı kitaba ya da "Sahih-i Buhari Muhtsarı..." adli yayinlara bakınız.
623 Diyanet İşleri Baskanı Mehmet Nuri Yılmaz'ın "Hürriyet" gazetesinde yayınlanan 3 Ekim 1993 ve 19 Ocak 1995 tarihli beyanlarina bakiniz.
624 Diyanet İşleri Başkanlarından Lütfi Dogan'ın "Ramuz El-Hadis" adlı kitabına bakınız.
http://www.ilhan-arsel.org/Din_Adamlari/BOLUM20.HTML