Mentalite meselesi.
2009 yılında Almanya Köln'e gittim, yanımda da
yirmi küsür senedir orada oturan amcam ve bir iki daha genç arkadaşı. Şehirden uzak bir yerde -Gusdorf köyü- arabayı parkettik, kahve gibi bir şeye girdik. İçerisi silme duman, her yer pislik içinde (kahve Adıyaman'lı Müslüm'ün). Orada dumandan gebermemek için dışarı çıktık, kahvenin hemen karşısında çöplerin ayrı ayrı konduğu "container" lerin yakınlarında sohbete daldık. Son derece ıssız bir yer. Bir kaç ufak yapı, nispeten ufak bir göl ve iki dev elektrik santrali bacası.
Uzaklardan bir araba geldi, container'lerin yanında durdu ve içeriden bir adam elinde bir poşet boş içki şişesiyle aşağıya indi. İndikten hemen sonra cam atık biriktirme kutusuna yaklaştı ve şişeleri tek tek içine attı (topluca atamazdı

).
Yirmi küsür sene Almanya'da elektrik santrallerinde uzman yağlamacı olarak çalışan amcam bana dönerek: "Bunlar tüm çöplerini böyle ayrı ayrı kutulara atarlar. Üstelik sırf çöplerini atabilmek için belki bir kaç kilometre yolu arabayla gelirler. Bu Almanlar çok disiplinlidir çok. Ancak bir Türk isen onlarla kaynaşabilmen, aynı yerde içki içebilmen mümkün değil. Aralarına almazlar." (neden acaba?)
Dedik ya mentalite meselesi...