
02-09-2013, 22:03
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Hangi kitap, hangi barış?
Din adamları, ilâhiyatçılar, siyâsi çekişmelerde her biri bir cenahta yer alarak, siyasetçilerin maskarası olmuşlar. Her din olgusu ya da algısı konumlandığı siyâsi çizginin hizmetinde.
Muhammed bizzat, "elçilik" ile savaş ve siyâseti yan yana götürdüğü için, en başarılı olduğu ve neredeyse tüm Arap yarımadasına hâkim olduğu devrede içten içe kendisini bir sızıdır tutmuştu. İki de bir, "Ehl-i beytim, ehl-i beytim" diye Ali, Fâtıma, Hasan ve Hüseyin'i göstermesi boşuna değildi. Çünki biliyordu ki ortaya çıkardığı yeni devlet savaş, yağma ve çapula dayalı çıkar ve rant ilişlkileri ile ayakta durmaktaydı. Bu kirli ilişkiler yumağı içerisinde kendisi göçtükten sonra kızı, dâmadı ve torunlarının başına neler gelebileceğini iyi-kötü tahmin edebilmişti. Nitekim Muhammed'in vefâtı sonrası Arabistrandaki ilk başkaldırının zekat üzerine olması bir çok şeyi açıklıyor.
Din yaymak için ölmeyi ve öldürmeyi bir "yöntem" olarak ortaya koyarsanız, bıraktığınız miras ve mirasçılardan şikâyetlenme hakkınız olamaz. DÜnya tarihinde Muhammed'e kadar hiç bir dönemde, bir inancın kendisini kabul ettirme adına, başkalarına kılıç çekip saldırdığı vârit değildir.
|

02-09-2013, 23:48
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jul 2013
Mesajlar: 291
|
|
|
Din yaymak için ölmeyi ve öldürmeyi bir "yöntem" olarak ortaya koyarsanız, bıraktığınız miras ve mirasçılardan şikâyetlenme hakkınız olamaz. DÜnya tarihinde Muhammed'e kadar hiç bir dönemde, bir inancın kendisini kabul ettirme adına, başkalarına kılıç çekip saldırdığı vârit değildir.
|
bugün silah çekmeden bir yerde egemenlik kuran bir oluşum var mı? bugün tc bu topraklardaki egemenliğini nasıl sağlıyor? iç ve dış düşmanlarına çiçek fırlatarak mı?
|

03-09-2013, 11:55
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
speech´isimli üyeden Alıntı
bugün silah çekmeden bir yerde egemenlik kuran bir oluşum var mı? bugün tc bu topraklardaki egemenliğini nasıl sağlıyor? iç ve dış düşmanlarına çiçek fırlatarak mı?
|
Bildiğim kadaraıyla hiç bir inanç sistemi kendisini kabul ettirme adına silaha sarılmamıştır. İslamdan başka yeryüzünde tek örnek gösteremezsiniz. Coğrafi Keşiflerin ekonomik sebepleri ortadadır. Avrupalı, Amerikaya gittikten sonra bir kültür emperyalizmi uyguladı. Hem de çok sert/vahşi biçimde. Fakat bu uygulamanın İncilden kaynağını bulamazsınız. Fakat Kur'an açıkça insanlara ölmeyi ve öldürmeyi emreder. Hem de Tanrı uğruna değil.
Cennet mukâbilinde.
"Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır. Artık, onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve ölürler..." (Tevbe: 111)
Tanrı da hükümranlık sağlayabilmek için silaha ihtiyaç duyuyorsa, bunu sağlama adına kimi kullarını yekdiğerine boğazlatıyorsa, bizden ne farkı kalır ?
İnsanlara hükmedebilme adına Cennet'i rüşvet, Cehennemi tehdit aracı olarak kullanan, bizlerin zaaf, beklenti ve korkularımnızdan isitfade etmeye çabalayan "Tanrı"(!)nın "Aşağılık maymunlar" diyerek küçümsediği maymunlar kadar dahi kıymet-i harbiyesi yoktur.
Ben dahi - kendimde bir kişilik oluşuncaya kadar yaptığım yanlışlar müstesnâ - insanlara karşı asla bu tip aşağılık yöntemlere tenezzül etmedim.
Kutsal Kitapları her tür etkilenmişlik ve ön yargıdan mümkün mertebe sıyrılarak okumak lâzım. İçine doğduğumuz kültürün bize dayatmalarını, şartlanmışlıklarımızı "Kutsal" bildiğimiz kimi kitaplara onaylatma derdinde isek; bu tip bir okumadan biz değil, bizi robotlaştıralar istifâde edecektir.
|

03-09-2013, 13:37
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 17 Jul 2013
Mesajlar: 291
|
|
bugün hiçbir inanç sistemi yok ki kendisini kabul ettirme adına silaha sarılmasın. inanç deyince sınırlı bir algı oluşmasın zihninizde. inanç ile dinleri, ideolojileri, felsefeleri vs. şeyleri kastediyorum. zira her dinin, ideolojinin, felsefenin kendine has inançları vardır. kimisi doğru ekonomik sistemin komünizm olduğuna inanırken, kimisi kapitalizm olduğuna inanır mesela.
yeşu kitabının 8. babını okursan hristiyanlığın ne olduğunu anlarsın. islam'da en azından üç seçenek sunulur. ya teslim olursun ya haraç ödersin ya da savaşırsın ancak bunlarda ne teslim ol çağrısı var ne de haraç isteme var, bunların tek istedikleri şey: KAN
|

03-09-2013, 15:47
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
İnanç elbette her alanda olur. Ben kişiyi Tanrısal imana götüren bir inancı kasdetmiştim. Sanırım bunun tarafınızca anlaşıl(a)mayacak bir yönü olmasa gerek. Diğer taraftan; savaşlar maalesef insanın olduğu her yerde yaşanan bir gerçek. Kime sorsasnız "savaşa hayır" diyecektir. Fakat bunu diyenler gerçekten samimi olsalardı her şey güllük-gülistanlık olurdu.
Tesbitlerinizin bir kısmı doğrudur; inkâr edemem. Esâsında Tevrat'ın Tanrısı ile Kur'an'ın Allah'ı arasında pek bir fark görünmüyor gibi. Eski ahitte geçen ve "kadın, çocuk, at, eşek ne bulursan öldür" emirleri, kadın ve çocukların "at-eşek" cinsi hayvanat ile birlikte sayılmış olmasının mâkul ve mantıklı bir açıklaması var mıdır bilmiyorum.
Kuralcılık bakımından Tevrat ile Kur'an arasında bir fark görünmüyor. Hattâ Kur'anda hayvanların telef edilmesiyle ilgili bir hüküm bulunmaması hasebiyle Tevrat'a göre daha "insancıl" bir manzara ortaya çıkıyor. Fakat sanırım - Bilerek- ya da bilmeyerek - gözardı ettiğiniz nüans şu.
Tevrat'ta geçen savaş hikâyelerinin bir kısmı Mısırdan çıkış sonrası "vaad edilken topraklar"ı ele geçirme faaliyetleri ile ilgilidir. Yani İsrailoğulları Muhammed gibi "Din yayma" amacıyla savaş yapmadılar. Geri kalan savaş hikâyeleri de, yine kral Davut, Süleyman ve diğer Yahudi kralıarı dönemlerinde gerçekleştirilen askeri harekâtlar.
Bunlar her ne kadar Tevrat'ın Tanrısı emriyle gerçekleşiyor görünse de, dinsel değil siyasi sâikle gerçekleşen savaşlar.
MESİH inanının özü kanâatimce Matta incili 5/6/7. bölümlerde yer alan "Dağdaki vaaz" kısmında anlatılmaktadır. Tevrat-İncil arasındaki çelişkili hususları açıklayabilecek teoloji bilgim yok maalesef. Kıvırmak da âdetim değildir. Bilmediğim bir husûsu "bilir" gibi yaparak kendimi küçük düşürmek istemem.
|

03-09-2013, 16:24
|
 |
Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Sep 2008
Mesajlar: 2.848
|
|
speech´isimli üyeden Alıntı
yeşu kitabının 8. babını okursan hristiyanlığın ne olduğunu anlarsın. islam'da en azından üç seçenek sunulur. ya teslim olursun ya haraç ödersin ya da savaşırsın ancak bunlarda ne teslim ol çağrısı var ne de haraç isteme var, bunların tek istedikleri şey: KAN
|
Haraç değil o, cizye. 
Haraç da şeri bir vergi ama Haraç Müslüman çiftçiden alınan öşür denilen ürün vergisinin kafir çiftçiden alınanı oluyor.
Bu konuda İslam'ınkinin daha insancıl olduğunu kabul etmemek herhalde sadece körü körüne bir İslam düşmanlığıyla ya da Hristiyan falan olmakla açıklanabilir. Lakin bugün geldiğimiz noktada bu durum, İslam'ınkinin de ilkelliğin daniskası olduğu gerçeğini değiştirmiyor .
|

03-09-2013, 16:29
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Vefik Sami´isimli üyeden Alıntı
Bildiğim kadaraıyla hiç bir inanç sistemi kendisini kabul ettirme adına silaha sarılmamıştır. İslamdan başka yeryüzünde tek örnek gösteremezsiniz.
|
Sayin Vefik Sami;
Kataristleri kim oldurmustur, koklerini kazimistir? Orta cagda, insanlari icine cin kacti, seytan kacti diye kimler yakmistir, oldurmustur?
Incil'de su ayetler mevcut mudur?
Matta
Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
‘İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.'
Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.
Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.
Canını kurtaran onu yitirecek. Canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
Kuran cennet karsiliginda canlari satin alir dogru, Incil'deki Tanri Isa'da kendine layik olma metodu ile bunu saglar.
Dinlerin hicbirinin arasinda, oldurme vb. acidan fark yoktur. Hepsi ayni kaynaktan beslenir cunku. Islamin burada bir ekstra tarafi yok yani fazladan.
|

03-09-2013, 17:04
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
Sayın Neva;
Şöyle basit bir misâlle başlamak isterim.
Afedersiniz; bir hıyar tarlasına girip de orada bulunan hıyarlardan birisini alıp herhangi bir kimseye"bu nedir" diye sorsanız; muhatabınız, "salatalık/hıyar" diyecektir. Tanrı'yı da bir "hıyar" gibi somut nesnel olarak ifade edebildiğimizde "Tanrı" kavramı ile hıyar arasında algılanabilirlik ve görünebilirlik anlamında hiç bir fark bulunmayacaktır.
Bu gün elimizdeki gözlem araçları ile Tanrıyı sanki bir madde imiş gibi net biçimde göremiyor olmamız, kimilerini kesin biçimde "yok" yargısına götürebilir. Burada varılan "yok" yargısı maddenin varlığı ile eşdeğerdir. Diğer taraftan, ulaşabildiğiniz "yok" yargısı ile, imanlıların ulaştığı "var" yargısı, aslında beş duyu/kimi zihinsel faaliyetler/ön kabüller anlamında birbirinden pek de farklı durmuyor.
Ama bir Tanrı'nın var olduğuna inananlar da, bu inançlarını başkalarına baskı aracı olarak kullanmadıkları müddetçe, Tanrı'ya inanmanın kimselere bir zararı olmayacaktır. Hattâ kişi inancında samimi ise, bu inancın sağlayacağı ahlâki edimler faydalı bile olacaktır.
Bu arada kurallaşmış/kurumsallaşmış yerel örflerle siyasetin yönetim aracına gönüşmüş "din"lerden söz etmediğimi, bunları savunmadığımı bilmenizi isterim. Benim işim iman ile, din ile değil.
Ben, Tanrıyı gözle göremiyorsak ilkesellik anlamında idrâk edebilmeliyiz diyorum. Bu ilkesellik de daha önce arz ettiğim gibi Matta: 5/6/7. bölümlerde mevcut bana göre.
Alıntıladığınız âyetlerin aslında savaş içermediğini; MESİH'in yaşamı boyunca kimselere fiske dahi vurmadığını, sayfalar dolusu örneklerle anlatabilirim size. Ama benim anlatacaklarımdan çok daha anlamlı ve anlaşılabilir olanlarına siz internet üzerinden zâten kolayca ulaşabilmektesiniz.
Bu itibarla, ben subjektif bir olgu olan imanımı asla tartışma konusu yapmam. Ama; Kutsal kitaplardaki yazılanlar üzerinden, bildiğim kadarıyla ilgili kanâatlerimi arz edebilirim.
Konu Vefik Sami tarafından (03-09-2013 Saat 17:12 ) değiştirilmiştir.
|

03-09-2013, 17:10
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Neva´isimli üyeden Alıntı
Sayin Vefik Sami;
Kataristleri kim oldurmustur, koklerini kazimistir? Orta cagda, insanlari icine cin kacti, seytan kacti diye kimler yakmistir, oldurmustur?
Incil'de su ayetler mevcut mudur?
Matta
Yeryüzüne barış getirmeye geldiğimi sanmayın! Barış değil, kılıç getirmeye geldim. Çünkü ben babayla oğulun, anneyle kızın, gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim.
‘İnsanın düşmanı kendi ev halkı olacak.’
Annesini ya da babasını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir. Oğlunu ya da kızını beni sevdiğinden çok seven bana layık değildir.
Çarmıhını yüklenip ardımdan gelmeyen bana layık değildir.
Canını kurtaran onu yitirecek. Canını benim uğruma yitiren ise onu kurtaracaktır.
Kuran cennet karsiliginda canlari satin alir dogru, Incil'deki Tanri Isa'da kendine layik olma metodu ile bunu saglar.
Dinlerin hicbirinin arasinda, oldurme vb. acidan fark yoktur. Hepsi ayni kaynaktan beslenir cunku. Islamin burada bir ekstra tarafi yok yani fazladan.
|
Evet, İncil'de böyle bir ayet var. Ama bir sorun bakalım, bu ayet neyi ifade ediyor?
Jesus Christ, bu sözü bildiğimiz gerçek anlamda söylememiştir; her eve İncil ile aydınlık getirmek adına söylemiştir. O, karanlığa savaş açmıştır.
İşte ayet bunu anlatıyor özetle!
|

03-09-2013, 17:19
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
|
|
upuaut´isimli üyeden Alıntı
Evet, İncil'de böyle bir ayet var. Ama bir sorun bakalım, bu ayet neyi ifade ediyor?
Jesus Christ, bu sözü bildiğimiz gerçek anlamda söylememiştir; her eve İncil ile aydınlık getirmek adına söylemiştir. O, karanlığa savaş açmıştır.
İşte ayet bunu anlatıyor özetle!
|
Bu tür müstehzi anlayış ve stratejiler, yazılarınızda ortaya koyduğunuz 'akademik üslûp' ve 'bilimsel ahlâk' algısı ile pek örtüşmüyor. Eğer münâkaşada seviye bu denli düşecekse; okumanın, yazmanın, münâkaşa etmenin bir anlamı kalmayacaktır.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:15 .
|