Başka Bir Okul Mümkün' Derneği, hayallerindeki okulu Bodrum'da hayata geçirdi. Çocukların verdiği isimle 'Mutlu Keçi İlkokulu'nda her şey başka.
Okul bahçesinde öğrenciler koşuşturuyor. Kimi yakalamaca oynuyor, kimi ip atlıyor. Dikkatli bakınca aralarında öğretmenlerinin de olduğu göze çarpıyor. Öğretmenlerden biri çocukların çevirdiği ipten atlıyor, diğeri çocukları yakalayıp ebelemeye çalışıyor. Film atölyesinde çocuklar, Miyazaki’nin insanoğlu tarafından kirletilerek yaşanılamaz hale getirilen doğayla ilgili anime filmini izliyor. Çocuklar öğretmenlerine isimleri ile hitap edebiliyor, Öğlen bostandan gelen organik sebzelerden yapılmış yemekleri yiyorlar. Okul hem ucuz hem de doğaya saldığı karbon az olan zeytin küspesiyle ısınacak. 20 çocuk döşeme taş yoldan yemekhanedeki ahşap banklara, bahçedeki oyuncaklara kadar velilerin ve gönüllülerin kendi elleriyle yaptığı bir okulda okuyor... Burası “Daha demokratik, ekolojik, alternatif bir eğitim mümkün” diyen bir grup veli ve eğitimcinin kurduğu, çocukların koyduğu isimle ‘Mutlu Keçi İlkokulu’.
Her şey, 2009 yılında eğitim sistemine dair sıkıntıları kendi deyişleriyle ‘konuşup kararmaktan usanmış’ bir grup veli ve eğitimcinin ‘Başka Bir Okul Mümkün mü?’ sorusuyla başladı. Sayıları giderek arttı. Önce ‘Başka Bir Okul Mümkün Girişimi’ni, 2010’da ‘Başka Bir Okul Mümkün Derneği’ni (BBOM) kurdular. Şu an dernekte yaklaşık 150 kişiler. Dernekte çocuklarını BBOM okulunda okutmak isteyen ebeveyn gönüllüler, bu modelin hayata geçmesi için çalışan ebeveyn olmayan gönüllüler var.
(...)
Radikal, Bodrum Ortakent-Yahşi’de bulunan Mutlu Keçi İlkokulu’na konuk oldu. Okulun her bir köşesinde dernek ve kooperatif üylerinin, anne-babaların, BBOM ile hiçbir bağı olmasa da destek veren gönülülerin emeği var. Eğitim yılı başında yetişmesi için harıl harıl çalışmış herkes. Kimi taşları döşemiş, kimi atölye yapımında çalışmış...
Yıldız Teknik Üniversitesi’ndeki ‘Yıldız Dayanışma’dan gelen gönüllüler bağışlanan ahşaplardan bahçeye oyuncaklar yapmış. Okul kolektif bir çalışmanın ürünü. Zaten okulun lavaboları ve kapıları dışında her şey bağış. Hatta bahçedeki kaz, tavuk, ördek ve Sivas Kangalı köpek bile.
Okulun adı, çocukların arkadaki keçi çiftliğinden esinlenip koyduğu isimle ‘Mutlu Keçi’, Milli Eğitim’in verdiği isimle ise ‘Özel Yahşi İlkokulu’.
MEB: Keçi inatçı hayvan, okul adı olmaz
Çünkü ‘Mutlu Keçi’ ismi,”Keçi inatçı hayvandır” denilerek onaylanmamış. Resmi adı farklı olsa da yerleşkenin adı ‘Mutlu Keçi’ olarak belirtiliyor. Yedi derslikli okulda 20 öğrenci okuyor. Öğrencilerin yüzde 37’si burslu.
BBOM’un kuruculardan ve okulun velilerinden YTÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Burak Ülman, “Derdimiz sadece kendi çocuklarımızın okuyacağı bir okul değil. Alternatif bir model oluşturmak istiyoruz. Bir grup orta üst sınıf ailenin kurduğu okul değil burası. Okulun inşaatında çalışan ustanın da, bahçıvanın da çocuğu burslu okuyor” diyor.
Mutlu Keçi’de beslenme ilkelerinden kılık kıyafet ilkelerine kadar her şey ‘başka’. Mesela yemeklere un, şeker, tuz girmiyor. Onların yerine tam buğday unu, pekmez ve kaya tuzu kullanılıyor. Çocuklara taze meyve ve sebze dağıtılıyor. Öğrenciler okula serbest kıyafetle geliyor.
Özgür okulların temelini atan Ferrer özgür okul gereksinimini şöye tanımlıyor;
Geçmişte hükümet kitleleri cehalet altında tutarak denetim altına almışlardı, şimdi ise eğiterek daha kolay denetim altına alıyor.Hükümet okulların sadık yurttaşlar eğitmesni istiyordu, sanayi ise, itaatkar ve eğitimli işçiler.
dan yola çıkarak ateistler köyü kurabiliriz. köyceğiz yakınında zeytinalanda ucuza araziler göle denize nazır. kooperatif kurup küçük kütük evler. ve böyle bir okul, neden olmasın. insanların birlik olup bunu başarmasını kıskandım.
dan yola çıkarak ateistler köyü kurabiliriz. köyceğiz yakınında zeytinalanda ucuza araziler göle denize nazır. kooperatif kurup küçük kütük evler. ve böyle bir okul, neden olmasın. insanların birlik olup bunu başarmasını kıskandım.
Niyet güzel, umarım sonrasıda güzel olur, sonrasınıda getirebilirler, sadece ilkokul ile kalmaz.
Bu gibi okullarda yaşamdan tecrit gibide bir sıkıntı olabilir, neticede içinde yaşadığımız ortamdan farklı bir okul.
Çocuk başka bir okula gittiğinde uyum sorunları yaşayabilir.
veya kendi bulunduğu okul ortamını iyice kanıksayabilir vs.
Kızıma işitme engeli tanısı konduğunda daha 1 yaşında bile değildi, cihaz filan derken biz o zamandan itibaren konuşma ses eğitimlerine başladık.
Sonra öğrendik ki Kemal Yurtbilir İşitme Engelliler okulu varmış, anaokul öncesi eğitim veren 3,5-4 yaşında kayıt alan bir okulmuş.
8 kişilik sınıflar, çift öğretmen, bilgisayar, özel masalar vs.leri ile hakikaten o da çok özel bir okuldu.
O zamanlar yılda 8-10 çocuk anca kayıt olabiliyordu.
Bu okulun en büyük özelliği ise işaret dili değilde, konuşma ve ses tanıma eğitiminine ağırlık vermesiydi.
Neticede bu çocuklar azda olsa duyabiliyorlardı, okulda bunu geliştirmeyi amaçlayan bir okuldu, teori buydu.
Herneyse bizde 4 yaşında yazıldık ve 7 yaşına kadar o okula gittik, fakat gördük ki konuşma/ses olayımız fazla ilerlemedi, çok az ilerledi, çünkü orada çocuklar kendi arlarında illa işaretleşiyordı filan.
Baktık olmayacak, öğretmenlerde bize destek çıktı ve biz kızımızı o okuldan aldık ve normal bir okula "kaynaştırma" denen bir olayla kayıt ettirdik.
Sonuç;
O okulda kalan kızımın arkadaşları-ki en ağır işitme kaybı olanda kızımdı-onlar konuşmayı ilerletemediler, anca işaret diliyle iletişim sağlayabiliyorlar, sessizler yani.
Kızım ise konuşma ve ses tanımayı çok ilerletti, biz hiç işaret dili kullanmıyoruz mesela.
Özetle bu tip okullar çok hoşlar çok güzeller, keşke dahada çok olsalar derim.
Hayata adaptasyon sorununu da aşarsalar-mutlu keçi bu konuda daha avantajlı tabi-eğitim adına çok daha güzel işler olur.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.