Müzikal eserler, çeşitli seslerin birbirini takip eden bir sırada, belli frekans ve varyasyonlarda biraraya gelmesinden oluşuyor.
Ama kimi sesler, örneğin akordu bozulmuş bir enstrumanın, veya ahengi tutturamayan kabiliyetsiz birinin çıkardığı sesler bizi rahatsız ederken; kimi müzikal eser de bizi hislendiriyor, duygulandırıyor, hüzünlendiriyor ya da mutlu edebiliyor.
Peki bu neden böyle? Notalar hangi kurallara göre bir araya geldiğinde bizde birtakım "his"ler uyandırıyor? Neden bazı nota varyasyonları rahatsız edici iken, bazıları çeşit çeşit his yaşatıyor? Bazı sesleri güzel olarak nitelemeyi sıfırdan mı öğreniyoruz, yoksa zaten doğduğumuzda hangi tip sesleri güzel ve anlamlı olarak niteleyeceğimiz, hangi tip sesler duyduğumuzda gerileceğimiz, hangilerinde neşeleneceğimiz vs. belli mi?
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Senin sorduğun soruyla doğrudan ilgili değilse de, sorunu anlamakta yardımcı olabilecek yardımcı bir mevzudan bahsedeyim.
Ünlü klasik müzik eserlerini analiz edebilip eserlerdeki genel harmonik örüntüyü öğrenerek kendisi besteler yapabilen yapay zeka sistemleri var. Bu sistemlerin yaptığı besteleri gerçek bir insanın yapabileceklerinden ayırmak kolayca mümkün olmuyor.
Örneğin Mozart'ın genel harmonik karakteristiğini taklit edebilen bir sistemi, ancak çok iyi bir Mozart dinleyicisi anlayabiliyor. Buradan yola çıkarak, genel bazı ses örüntülerinin beyindeki etkileri bakımından herkes de hemen hemen aynı tınıyı, duyguları verebileceği gibi bir sonuca varabiliriz? Tabi bu, müzik ve insan duyguları arasındaki bağın belli bir aralığına ışık tutabilse de oldukça yüzeysel ve eksik bir sonuç çıkarma girişimi...
Konu errata tarafından (19-03-2015 Saat 14:39 ) değiştirilmiştir.
Peki bu neden böyle? Notalar hangi kurallara göre bir araya geldiğinde bizde birtakım "his"ler uyandırıyor? Neden bazı nota varyasyonları rahatsız edici iken, bazıları çeşit çeşit his yaşatıyor? Bazı sesleri güzel olarak nitelemeyi sıfırdan mı öğreniyoruz, yoksa zaten doğduğumuzda hangi tip sesleri güzel ve anlamlı olarak niteleyeceğimiz, hangi tip sesler duyduğumuzda gerileceğimiz, hangilerinde neşeleneceğimiz vs. belli mi?
Tabi bu konuda çok şey söylenebilir ama benim kendimden gözlemlediğim kadarıyla bir burada PİŞTİ durumu söz konusu.
Yani sizin geçmişisinizde yaşadığınız bir olay bilinç altı kütüphanesinde hisler ile saklanırken, onu söz olarakta dile getiremezken, dinlediğiniz bir söz yada ses o kütüphanedeki hissi anınızla örtüşüyor ve aynı frekansta olduğu içinde o anınız canlanıyor yada kabarıyor diyebilirim.
Bununda transa varan durumlar yaratması normaldir.
Burada başka bir şeyde bu da bir nevi sembolizm içeriyor olması, yani aslında aynı şey değil ama ona işaret ediyor olması ilginç.
Başıma bir kaç kere böyle şeyler geldi, gördüğüm izlediğim şey çok farklı iken, beni etkilemişken, o şey bilinçaltımla örtüştü, pişti oldu.
Müzik konusundaysa özel bir şarkım var mesela, onu ilk dinlediğimde dedim hemen alacağım bu kaseti dedim, aldımda ve yüzlerce de dinledim, her dinlediğimde de abartısız 8-10 kerede dinlerim, bu elanda böyle.
Hiç ünlü biride filan değildi, kayboldu gitti galiba.
Meğersem oradaki bir sözmüş beni en çok etkileyen, transa geçiren, adeta hayatımın özeti gibiymiş, ve hislerimde o sözü es geçmemiş, buda ayrı bir ilginçlik zaten.
Bu yüzden ben insanlara sizi en çok etkileyen olayların üstüne gidin, zira onun altında size ait bir şey var ki onu alın, onu öğrenin, o sizi etkiliyordur, bulunmayı bekliyordur derim.
Öyle veya böyle sanat dediğimiz şey, hisler ile örülü olduğu için, insanları etkilemesi kaçınılmaz.
Sanat iyidir yani.
Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Uzmanlık alanımdır. Kısa ve öz; ritm, tempo ve tekrarlar müziği sevdirir. Tek sebebi budur. Örnek olarak dım,tıs,dım,tıs,dım,tıs....... sonraki ritm bilinir ve müzik güzelleşir. Ya da dım, tıs,tıs, tıs, dım,dım,dım,tıs,dım,tıs,tıs,dım,tıs....... kötüdür çünkü sonraki ritmi bilmezsiniz. Müzik uyumludur veya değildir.
Şarkının güzel olması ise kişiye göre değişen bir durumdur. Şarkıyı söyleyenin; ses rengi, ses tonu, diksiyonu hatta dişlerinde ki ayrıklık bile şarkıyı etkiler. Çok bilimsel olmadı belki ama iş görür
İçinizde ki Yaratıcıya sıkı tutunun! – Stepal Kepton deistim.com
Senin sorduğun soruyla doğrudan ilgili değilse de, sorunu anlamakta yardımcı olabilecek yardımcı bir mevzudan bahsedeyim.
Ünlü klasik müzik eserlerini analiz edebilip eserlerdeki genel harmonik örüntüyü öğrenerek kendisi besteler yapabilen yapay zeka sistemleri var. Bu sistemlerin yaptığı besteleri gerçek bir insanın yapabileceklerinden ayırmak kolayca mümkün olmuyor.
Örneğin Mozart'ın genel harmonik karakteristiğini taklit edebilen bir sistemi, ancak çok iyi bir Mozart dinleyicisi anlayabiliyor. Buradan yola çıkarak, genel bazı ses örüntülerinin beyindeki etkileri bakımından herkes de hemen hemen aynı tınıyı, duyguları verebileceği gibi bir sonuca varabiliriz? Tabi bu, müzik ve insan duyguları arasındaki bağın belli bir aralığına ışık tutabilse de oldukça yüzeysel ve eksik bir sonuç çıkarma girişimi...
Müzik için "sesli matematiktir" diyenler var. Hatta Pisagor "music of the spheres" dediği bir alet geliştiriyor. Verdiğin örnek de aslında müziğin bir matematiksel örgüye sahip olduğuna emare...
Pythagoras taught his students that focusing on pure, mathematically precise tones would help calm and illuminate the Mind. He also taught that music should not be considered a form of entertainment, but rather that it should be seen as a form of Harmony, the divine principle that brings order to chaos.
Pisagor öğrencilerine saf, matematiksel olarak kusursuz tonlara yoğunlaşmanın zihni dinlendireceğini ve aydınlatacağını öğretmiştir. Ayrıca müziğin bir eğlence çeşidi olarak değil, bir Harmoni formu olarak görülmesi gerektiğini, kaosa düzen getiren ilahi bir prensip olduğunu söylemiştir.
Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Uzmanlık alanımdır. Kısa ve öz; ritm, tempo ve tekrarlar müziği sevdirir. Tek sebebi budur. Örnek olarak dım,tıs,dım,tıs,dım,tıs....... sonraki ritm bilinir ve müzik güzelleşir.
Ben de içgözlemin kurbanıyım. Sylvia Plath
Her bir sözcük, sessizlik ve hiçbirşeyliğin içinde gereksiz bir leke gibi... Samuel Beckett
Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece... Aşık Veysel
Tekrar ede ede bitirilemeyen keşif, tekrar ede ede bitirememenin keşfine dönüşür. Maurice Blanchot
İletişim, bir iletişimsizlik düzeneğidir. Lacan
Sonuçta hepsi kendini kandırmaktan ibaret, öyle değil mi..? Marilyn Monroe
Cunku anne karninda ilk aldigimiz ritm, duzenli kalp atisi ritmidir, bu malum belli surecte, anneye iliskin bazen hizlanir, bazen yavaslar. Sadece kalp atisi da degil elbette, yanisira anne vucudunda islevsel sistemin olusturdugu her ses/ritm vb. de buna dahildir. Boylece ilk ritm algilarimiz kaydedilmis olur.
Konu Neva tarafından (20-03-2015 Saat 03:23 ) değiştirilmiştir.
Cunku anne karninda ilk aldigimiz ritm, duzenli kalp atisi ritmidir, bu malum belli surecte, anneye iliskin bazen hizlanir, bazen yavaslar. Sadece kalp atisi da degil elbette, yanisira anne vucudunda islevsel sistemin olusturdugu her ses/ritm vb. de buna dahildir. Boylece ilk ritm algilarimiz kaydedilmis olur.
Aynen katılıyorum.
Barış Manço ölümünden kısa zaman önce bir TV sohbetinde pıtırak gibi tek parça ile popüler ve zengin olan sanatçımsılardan yakınmıştı. Müzik piyasasını yönlendiren kişilerinin insanın bilinç altındaki bu zaafiyeti kötüye kullandığını, bunu ilerleyen günlerde daha ayrıntılı açıklayacağını, çok büyük dolandırıcılıkların döndüğünü söylemişti.
Manço'ya göre, anne karnında duyduğumuz ritmleri andıran müzikleri beş para etmese de severmişiz. Bu zaafiyetimiz bazı müzik çevrelerince tespit edilmiş ve özellikle son yıllarda sürekli istismar edilmekteymiş. Açıklamayı bilerek kısa tutmuştu, "sabredin, yakında hepsini açıklayacağım, maskelerini düşüreceğim" demişti alışık olmadığımız bir ciddiyetle, TV spikeriyle bir sonraki program için sözleştiler. Ne yazık ki kısa bir süre sonra öldü. Ölüm haberini duyunca "yoksa öldürüldü mü?" diye düşünmüştüm.
Sevgiler
* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre) * Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i) * Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş) * Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz) * Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun) * Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta) * O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal) * Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran) * Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran) * Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Bulunduğu yer: Antik bir Yunan tapınağının merdivenlerindeyim.
Mesajlar: 779
İnsan vucudunu ritmik bir müzik aleti olarak görmek eğilimindeyim. Bir müzik parçasının kulağa hoş gelmesi demek, stres vs ile akordu bozulmuş vucudun tekrar akortlanması diye yorumlarım. İnsanın sevdiği (vucut frekansına denk gelen) müziği dinlemesi sonrasında kendini iyi hissetmesi bundan olsa gerek.
Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. M. Kemal ATATÜRK
Vaktiyle bu konuda yardımı olabilecek bir kitap adı vermişim. Doğada matematik ve örüntüler hakkında bolca soru sordurup beyin açan bir kitap. Allah varsa muhtemelen Hofstadter vasıtasıyla bu kitabı göndermiştir. Mutlak okunmalı!