Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Kadın & İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 16-03-2007, 01:27
FreeWill - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
FreeWill FreeWill isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Dec 2006
Mesajlar: 68
Standart ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKIYOR?

Islam'da kadinlar "Stockholm sendromu" mu cekiyor!

Arkadaslar bildigimiz gibi islam'da kadinin durumu icler acisi bir vaziyettedir. her ne kadar islamcilar bu konuda cesitli polemik ve demogojilerle bu gercegi ortbas etme cabasi bulunsalar da, kadin ve erkek arasindaki bu esitsizlik bariz bir sekilde siritmaktadir.

Ornegin islam dininde kadinin bosanma hakki yoktur. islam dininde kadinin sahitligi ve miras hakki erkegin yarisi degerindedir. Eger koca isterse karisinin uzerine kuma getirebilir, boylece kadin kocasini diger 3 esle paylasmasi normal karsilanir. Kadinin erkek gibi 3 koca alma hakki yoktur. Ama erkegin vardir. Kadin tepeden tirnaga kapanmalidir ki, erkekleri bastan cikarmasin. Kadin tahrikkardir cunku. Bir erkek saci gorundu diye o kadin hakkinda cesitli fanteziler kurarsa ve hatta bu fantezilerini gerceklestirmeye calisirsa, ustelik tecavuze bile yeltenirse, suc bu beynini hormonlari ile yoneten erkegin degil, o sacini ortmeyen kadinindir. Kadin bir seytandir adeta. Tehlikelidir. Erkegine itaat etmeyen kadin dovulebilir islam'da.

Bazi kadinlar var, zeki, ve ustelik tum bu verdigimiz orneklerden haberdar. Peki niye hic itiraz etmez bu kadinlar? Bu kadinlarin gururu, insanlik onuru, ozbenligi, mantigi, sagduyulari yokmudur? Vardir elbette, ama niye suskundur bu kadinlar. Suskunluklari acizligin, ezilmisligin, caresizligin bir gostergesi olabilir. Ama ya kendilerine bu esitsizlik ortami aciklandiginda, Islam'i, Kuran'i, ve kendi kolelik durumlarini savunanlara ne demeli? Neden savunurlar kendilerinin erkegin yarisi olmasi konusunu, carsaflara burunmeleri gerektigini, itaatsizlikte koca dayagi yemeyi, kocasini, sevdigini, hayat arkadasini diger 3 kadinla paylasmanin olagan bir durum oldugunu neden inatla savunurlar. Kendilerini bu duruma dusuren Islam'a, Muhammed'e, Kuran'a, yapilan elestirilere karsi pencelerini ve dislerini gosterirler. Isteseler birlesip kendilerini bu esaretten kurtarabilirler, esitsizlige ve asagilanmisliga, yarim insan derekesine dusurulmusluge son verebilirler. Ama oyle yapacaklari yerde Islami, Muhammed'i, Kuran'i ve kolesi oldugu erkegini savunuyor ve hatta ona yardimci oluyor.

Bu kadinlarinda her canli gibi en buyuk icgudu olan "yasama icgudusu" var. Bir sekilde yasamak zorundadirlar. Bir de cocukluktan baslayarak gudulenmis bir beyin ve hayat gorusune sahiptirler. Bu icgudu ve beyin yikama olayi ileride sorumluluklarin yuklendigi hayatta "Stockholm Sendromu" icin en temel ortami zaten hazirlamis oluyor.

Nedir Stockholm Sendromu?

Rehinelerin, kendilerini rehin alanların duygularını anlama noktasına gelmelerine Stockholm sendromu deniyor. Rehine, kendisini rehin alan kişiyle geçirdiği süre içinde onunla konuşarak öyle bir hale geliyor ki, sonunda ona yardımcı olmaya başlıyor.

Rehinelerin kendilerini kaciran kisiye empati duymalari. psikolojide bu durum "cellatlarina bagimlilik" olarak da adlandirilmaktadir. ilk kez yaklasik 30 yil once (23 agustos 1973) stockholm'daki bir banka soygunu sirasinda yasandigi icin benzer durumlar bu ad ile anilmaya basladi.

Bu konuda daha ayrintili bilgi icin bakiniz:
http://www.ntvmsnbc.com.tr/news/230350.asp

Evet islam'da kadinlar "Stockholm Sendromu" cekiyor. Ve bunun farkinda bile degiller.

Bu konuda siz ne dusunuyorsunuz?

SAYGILAR

FreeWill
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 16-03-2007, 11:20
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Ne mi düşünüyorum?Senin şartlandırılmış ve cevizi sadece kabuktan sanan bir bilinçaltına sahip olduğunu düşünüyorum.Bi de bir parantez açmak istiyorum.Şayet erkeksen, yukarıdaki sözlerine göre tek eşlilikten yanasın.Yani hayatın boyunca aynı anda tek bir kadınla cinsellikten yanasın.Şayet birden fazla cinsel partnerin yani eşin varsa yukarıdaki sözlerinde samimi değilsin ve yalan konuşan durumuna düşersin.İslam'ın gözünü seveyim....Ne diyor İslam biliyor musun?İslam şunu diyor:Eğer bir kadını arzuluyorsan,ona buruşturulup çöpe atılan bir kağıt parçası muamelesi yapmayacaksın.Onu nikahın altına alacaksın.Ona sevgi ve şefkat kanatlarını gererek hertürlü maddi ve manevi ihtiyaçlarını gidereceksin.İslam'ın insanı koruyan engin sistemi nerdeeeeeeeeeee,sizin temelsiz görüşleriniz nerdeeeeeeeeeeeeeeeee?Şahitlik ve mirası anlaman içinde önce cama değilde camdan bakmasını öğrenmen lazım.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 16-03-2007, 11:39
simonuniti simonuniti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Dec 2006
Mesajlar: 287
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

>>>>>>Şahitlik ve mirası anlaman içinde önce cama değilde camdan bakmasını öğrenmen lazım

neymis bakim senin camdan otesini gormen.Bari yaz da biz de gorelim anlayalim sahitlik ve miras
kuralllarini.Boyle cafcafli sozcuklerin arkasina akla mantiga sigmayan dusuncelerini sikistirma.Ya
guzel soz soyle sadece ya da anlatmak istedigin seyi acikca soyle.

saygilar
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16-03-2007, 11:55
hiramusta hiramusta isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Al işte cama bakıpta dışarıda muhteşem bir bahçe varken,camdaki lekelerden başka birşeyi göremeyenlerden biri daha. Evet 2 oldu başka var mı?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 16-03-2007, 12:09
simonuniti simonuniti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Dec 2006
Mesajlar: 287
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Tamam kardesim biz cami da camdan disarisini da icerisini de bahceyi de goremiyoruz.
Sen goruyorsan bize anlatta bilglenelim. :wink:

bu arada Buzlu camdan bakma sakin carpik gorursun disariyi
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-03-2007, 12:49
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Şİmdi 3 olucak hiramusta

İslam dininde herzaman cinsiyet eşitliği olduğu söylenegelen birşeydir. Ama bunu hep senin de yaptığın gibi kendileri yorumlarlar. Yani şunu demek istiyorum "İslam *şunu *diyor:Eğer *bir *kadını *arzuluyorsan,ona *buruşturulup *çöpe *atılan *bir *kağıt *parçası *muamelesi *yapmayacaksın.Onu *nikahın *altına *alacaksın.Ona *sevgi *ve *şefkat *kanatlarını *gererek *hertürlü *maddi *ve *manevi *ihtiyaçlarını *gidereceksin" demişsin ya işte bu senin islamın kadına bakış açısına yaptığın bir yorum.Üstelik kendi yaptığın yorum bile kadınları küçük gören cinsten. Sanki bir köpek almak isteyen çocuğuna akıl verir gibisin. Bak çocuğum şimdi köpek almak istiyorsun yarın ondan bıkıp atmayacaksın, onu doyuracaksın, onun kıllarını tarayacaksın tamam mı der gibisin. Kadın siz erkeklerin arzuladığınızda aldığınız ve sizin bakımınıza muhtaç bir hayvan değildir. Bizi ne zaman insan gibi göreceksiniz? Bizi arzuladığınızda değil ancak bizde sizi istediğimizde bir hayat kurabiliriz bu birincisi. Nikah altına almak ne demek ne çirkin bir tabir. Burda bile üstünlüğünüzün altını çizmişsin. Kadının nikahı değil erkeğin kadını nikahı altına alması önemli yani. Onu çekip o kötü hayatından kurtaran nikah. Vay VAy VAy. İhtiyaçları gidermek ne demek. Ya şu yazdıklarını bir okurmusun tekrar. Resmen kendine pat alıyor gibisin. Senin gibi düşünen erkeklerin hepsinin kafası böyle çalışıyor zaten biliyorum. *

Bununlar senin düşüncelerin ve senin düşüncelerin hakkındaki benim düşüncelerim. Gelelim kuranın kadına bakış açısı hakkındaki düşüncelerime; kuranda kadına lütuflarda bulunarak şunlara demiştir:

1) Kadınlarınız sizi dinlemiyor ise onları uyarın, Hala bu durum devam ediyor ise yataklarında yanlız bırakın, hala devam ediyor ise onlara vurabilirsiniz. Bana kalırsa bu çok büyük bir lütuftur kadınlar için. Bakın hemen dövün dememiş önce uyarıyor ne kadar medenice, ne kadar çağdaş değilmi. (Erkek kadını dinlemezse *kadın erkeğe ne gibi bir yaptırım uygulayabilir ? o yok)

2) Erkek 4 kadın alabilir. Amaaaaa eşinden rızasını alacak. Görüyormusunuz ya. Ne kadar lütufkar. Hep bizi düşünüyor , hep bizi düşünüyor. Zaten biz kadınlar kocalarımızı paylaşmak konusunda çok cömertizdir. Yüce allah bunu bilir. Siz erkekler kadını hala anlayamadınız ama o kendi yarttığı kadını mı bilmeyecektir. O hepinizden daha iyi bilir kadının kocasını başka bir kadınla paylaşmaya razı olacağını. !!!!

3) Mahkemede 1 erkeğin şahitliğine karşı 2 kadının şahitliği gerekir. Sebep kadının unutkan olduğu. Bizi yaratan gene bizi düşünmüş bizi yüceltmiştir. Ne de olsa biz aciz kadınlar bazı şeyleri unutabiliriz yada hatta yalan söylemeye yalan şahitlik yapmaya erkeklere oranla 2 kat daha meyilliyiz.

4) Kadın örtünmek zorundadır. Ay yaradan yüce rabbim nasıl bizi düşünür. O yatttığı erkeğin nasıl şehvetli olduğunu ve bu şehvetinin nasıl esiri olduğunu bilir. Eeee ne olsa o şehveti verende kendisi değil midir. *Bunu bildiği için de kadını korumak lazımdır erkeklerin bitmek bilmeyen şehvetinden. Ne yapmalıyız erkeklerden saklanmalıyız ki bizi görüp şehvetleri kabarmasın. Hep bizi düşüyor görüyormusun.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-03-2007, 12:56
tabu_yok tabu_yok isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Dec 2006
Mesajlar: 3
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

hiramusta ilk mesajndan şunu anladım. sen evliyken başka bir kadına arzu duyuyorsan onu da nikahına alabiliyorsun.

peki ya kadın kocasından başka bir adama arzu duyarsa ne olacak?
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 16-03-2007, 13:10
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

İslam ülkelerinde kadınların durumunun Stockholm sendromuyla ilgisi yoktur.
Kendilerinin bu durumlarını değerlendirmekten dahi uzaktırlar kanımca.
Onlar kendi dünyalarını kabullenmiş ve kaderleri olarak görmüştür.
Kocası onun efendisidir ve kendisine cennetin kapısının açılması ancak kocasını
memnun edebilmesine bağlıdır. Kocasına bağlılığı ve hizmeti ölçüsünde cenneti
hakedecektir.
Yok denecek kadar az olan kız çocuklarının eğitimi bu durumun devam etmesindeki
en büyük etkendir. Kızların eğitimi gereksiz ve sünnete aykırı bulunur.
Kadınların çalışmasının İslamda yeri yoktur. Dolayısıyla eğitimine de gerek duyulmaz.
Ayrıca kadının eğitimi, bilinçlenmesi, çalışması, güçlenmesi aile kurumu için bir
tehlike olarak görülür. Eğitimli ve güçlü kadının aileyi parçalayacağına inanılır.
Kadınların çaresizliğinin bir başka sebebi korkudur. Bu korku çok çeşitlidir.
Allah, cehennem korkusundan başlar. Üzerine başka eşler getirileceği korkusu,
ortada kalma, çocuklarından ayrı kalma, aç, bakımsız kalma, rezil olma korkusu,
iftira edilme korkusu, ortada kalıp kötü yola düşme ya da tecavüze uğrayıp
recmedilme korkusu nedeniyle sesini çıkaramaz ve mevcut şartlara razı olur.
Şartları en iyi şekilde değerlendirmeye ve kendi lehine çevirmeye çalışır.
Bir müddet sonra kendisi de mevcut düzeni savunur *ve çocukları, çevresi
üzerinde bir baskı mekanizması olarak sistemdeki yerini alır.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 16-03-2007, 13:14
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Freewill ,

Yazını çok yerinde buldum. Ben ve benim gibi olan kadınlar bu baskılara kaşrı haklarımızı savunuyoruz fakat senin değindiğin kadınların çokluğu karşısında hayrete düşüyorum. Türban takabilmek için gösteri düzenleyen kadınlar, kocamın vurduğu yerde gül biter diyen kadınlar ve hatta tabiiki şeriatla yönetilmeyi isteyen kadınlar. *Senin değindiğin neden de çok önemli. Bunun dışında şu iki neden de olabilir:
1 ) Allhın varlığına inanıyor ve onun indirdiği kitapta kadınlar için ne yazıyorsa onu uygulamak istiyorlar. Yani kurana gönülden inanıyorlar. Bu durumda onların karşılarına alacakları güç kocaları, babaları , abileri değil yaratıcıdır. Başını kapatmamak yaratıcının sözünü dinlememektir. Ona asilik yapmaktır. Bunun bir cezası vardır. Bu cezadan korkarlar. Ve tabiiki biz aciz kullar çok iyi düşünemeyiz. Yüce yaratıcı bizim adımıza herşeyi düşünmüştür. Ve onun bizim için düşündüğü bizim için en iyi olandır. O halde hiç itiraz etmeden dediklerini uygulamamız gerekir. Düşüncesi

2) İslama göre yaşayan kadınların, islama göre yaşamayan kadınlara yani özgür yaşayan kadınlara büyük bir kızgınlık duymalarıdır. Bu tabiiki hem allahın emirlerine asi gelen birine duyulan kızgınlıktır.Çünkü allah onların efendisidir.Efendilerine yapılan asilik onlara yapılmış sayılır. Nasıl muhammede yapılan hakaretler onları ayağa kaldırıyorsa ve bu konuyu namus davası haline getiriyorlarsa bu da böyle. Hemde kendisinin yaşayamadığı hayatı başakasının yaşaması karşısında o hayata duyduğu özlem ve akabinde gelen ben yaşayamıyorsam o da yaşamasın düşüncesidir. Malesef kadınlarda çok gözlenen bir durum bu. Plajdaki bikinili kadınlara saldıran türbanlıları duymuşsunuzdur. Bu saldırıların altındaki düşüncelerin bu saydıklarım olduğu kanısındayım.

Kadınların uyanması gerek artık. Üzerlerindeki ölü toprağını silkelemeleri gerek. Son yıllarda iyi ilerlemeler kaydettik. Ama daha yapacak çok iş var. Her erkek için söylemiyorum sadece hiramusta gibi düşünen erkekler için söylüyorum. Bizi insan gibi gördüğünüz zamanlar gelecek elbet.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 16-03-2007, 13:41
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669

Onur Üyeliği 

Standart Re: ISLAM'DA KADINLAR "STOCKHOLM SENDROMU" MU CEKI

Ben ne düşündüğümü söyleyeyim..

Bunu salt kadınlar olarak ele almayalım, derimki dahada genişletelim... Bakalım sendrom nereye varacak..

İslam ve diğer ata dinleri ve bilhassa Yahudilik(esin kaynağı) zaten toplumsal bir sendrom kullanımı üzerine oturtulmuş bir mekanizmadır. İslam dini yada Hıristiyanlık dini aslen öz olarak temel, turmuş olan Yahudilikten farklı değildir. Bir şekilde yasaların döneme, coğrafya ve topluma göre yeniden uyarlanmasıdır. İslam da ise öne çıkan asıl karakter, Muhammed'in önündeki çakıl taşlarını temizlemek için diğerlerine nazaran aşırı derecede Kur'an'ı kullanıyor olmasıdır. Tabir yerinde ise, Karanlık, bilinmez varlıkları en uç noktalarda kullanan kişilerin başında gelir kendileri..

Şimdi şöyle ki;

1. İnsanlık çepeçevre bir Yaratıcı tarafından sarılmıştır.
2. İnsanlık bununla birlikte kötü ruhlar tarafındanda işgal edilmiştir. ek kurtuluş ELÇİLERİN peşinden gitmektir... Bir kurt kapanıdır burası, bir çeşit labirenttir. Her an nereden gidilecek ve nasıl labirentte başına bela gelmeden kurtulunalacak sendromu yaşanır.
3. Yaratıcı her şey gibi insanıda yaratmıştır ve ondan istekleri(emirleri) vardır.
4. Yaratıcı bir hapishane gardiyanı gibi, sürekli nöbettedir ve sürekli olarak insanların diz çökmesini emretmektedir. Aksi takdirde kara karanlık yaptırımlara başvurmaktadır.
5. İnsanlar henüz bir çok şeyi tanımlayamamıştır, neredeyse tanımlayamadıkları her eksiği, ister korkuları ama isterse anlayamamaları olsun bu boşluğu ilahlar ile doldurmuşlardır.
6. İlahlar ise her an her yerde gözetmendir, her an her bir kişinin değil ne dediğini daha demediklerini dahi bilmektedir.
7. Bir çeşit MODERN FİŞLENME gibi her bir insan fişlenmiştir ve sürekli bir takip-gözaltı süreci yaşanmaktadır. (Hapishane gibi) Sürekli gözaltı, fişli olma sendromları, sürekli takip edilme sendromuna dönüşür ki, bu olağan bir hal alır, bunun tanımını ve varacağı sendrom noktasını en altta izah edeceğim..
8. İnsanlar karanlık çağların korkularını derin bir şekilde yaşamaktadır, Tanımsızlıkların ve tanımlayamama boşluğunun yerini dolduran Tanrılar gün geçtikce acımasızlaşmakta ve sürekli insanlara birilerinin yararına seslenip emirler yağdırmaya başlamaktadır.
9. Tanrı elçilerle iş görmektedir, ve kesinlikle BEN ELÇİYİM diyenin sözünden dışarı çıkmamalarını bildirmekte eğer çıkılır ise akla ziyan işkenceler etmekte yada edeceğini bildirmektedir.
10. Krallık adetindendir, Yüce, Büyük olanın, ihtişamlı olanın önünde eğilinir(diz çökülür) ve çıkarken arkası dönülüp gidilemez, aynı Şekilde diz çökme ve korku ile sığınma, güç göstergesini kabul etme durmu bire bir Tanrılar içinde ugulanır hale getirilmiştir. El birleştireceksin, buna dilimizde el pençe divan durmak derler... Kimin karşsında el pençe divan durulur? İşte bu bir acz anıdır...

Parçalar halinde gidiyorum, paragraflar detaylanabilir....
Burada köken olarakk düşündüğüm mantıgına girdim

....
Kadınlar ise İslam'da bu yukarıdaki ortak sendromlara artı sendromlar yaşamak zorundadırlar çünkü, yukarıdakinde GÖZETMEN VE FİŞLEYİCİ VE SAHİP 1 iken, Kadınlar açısından GÖZETMEN VE SAHİP 2 dir. Birisi her an her yerde olan İlah'dır, buyrukları peşinen verilmiş ve reçeteside peşindir diğeri ise Erkektir... Her iki sahibinde hazır buyrukları ve hazır reçeteleri vardır, her ikisindede Cehennem birer yola getirme yöntemidir...
.....
7. Bir çeşit MODERN FİŞLENME gibi her bir insan fişlenmiştir ve sürekli bir takip-gözaltı süreci yaşanmaktadır. (Hapishane gibi) Sürekli gözaltı, fişli olma sendromları, sürekli takip edilme sendromuna dönüşür ki, bu olağan bir hal alır.
.....

Ortadoğu dinleri, yüzyıllarca süren Tutsaklıklar nedeni ile içe kapalı, her an çıkış için fırsat kollayan, fırsatçı, her an kurtuluş için bir yol arayan kurtuluşçu, bunun için her an buyrukları dinlemekle mükellef, her an takip edilen ve her an tutsaklık dönemindeki saklı yürütülmesi gereken şeyler vs, şizofrenik bir noktaya dönüşmüştür. İnsan sanki bir kapanın içindedir, ve tek çıkış yolu labirentleri aşmaktır. Labirentlerde ise insana yol gösterecek ve yardımcı olacak, insan tüccarı, akıllı, uynaık ve toplumsal açıdanda sağlam köklü, zengin bir sülaleye ait, uynıklar takımıdır. Bu dünyadaki hayatları için, gözünü budaktan sakınmayacak kişilerdir. Felaket tellarıdır ve sürekli kendi üstünlüklerini, kendi Tanrılarını yücelterek elde ederler. O hale gelirki artık bunların kapı bekçiliğini Tanrılar yapar olur ve bunları köleleşmiş, sürüleşmiş topluma karşı Tanrı-lar- temsil etmeye başlar.

Gök gürlese herkes korkar, hava karardı mı insanları alır bir korku, bir telaş, şimşek çaksa bir ihtişam yaratır, açlık katlanması zor bir durumdur, kuraklık zor bir andır ve bereket yalnızca tanrılardandır, hiç bir insan Tanrıyı kandıramaz, nerede olursa olsun her an Tanrı onu görür, duyar ve gözetler, amelleri tutulur herkesin ve herkes FİŞLENMEKTEDİR... Bunun detayına daha sonra şöyle pratik örneklerle girelim... esala köpekten korkan bir çocuğun bir gece yarısı bir yolu yürümek zorunda kalmasını ve o anki sığıntısını işleyelim... Önünde yada ardında yürüyecek tek bir insan dahi O'na cesaret verecektir, bu insan o anda neden yücelmesin? Neden o anda bu insan Bir insan tüccarına dönüşmesin ve neden korku onun elinde iyi bir silaha dönüşmesin ?

Şizofrenik Paranoid: Bu durumda olan kişi, etrafındakilerin O'nun kötülüğünü istediğini düşünür, her an birileri O'na karşı plan yapmakta yada en önemlisi sürekli takip edildiğini düşünmektedir. Sürekli takip ve gözlem altında tutulduğunu düşünür ve zihninin en ideal oyalanması, çeşitli görsel saplantılardır

Yahudilik ise uzun yıllar tutsaklık yaşamıştır, 2 kez ve uzun zaman Babil tutsaklığı ve en sonunda kurtarıcı olarak destanlaştırılan İsa dönemi... Bu dönemler ISRARLA kurtarıcılığın işlendiği ve ısrarla en çok peygamberin(kurtarıcı) çıktığı dönemlerdir, yine Mısır tutsaklığında(Musa) aynı motifi görmek mümkündür çünkü bu durum toplumsal tutsaklık psikolojisinide gösterir....

Bu durumda toplum tutsak alan hakimlerce gözetlenir, sürekli bir gözetlenme vardır ve Krallığın ve hakimliğin en belirgin mührü olan Tanrı iş başındadır. Hakim olanın mührü kendi Tanrısıdır ve bu Tutsaklık altında olanlara dayatılır. Evvela tutsak olan bunu kabullenmek zorundadır aksi karşılığını hayatı ile öder(Muhammed'in ganimet seferlerinden anımsayınız). Gizliden gizliye kendi Tanrısını yüceltme çabası tutsaklar için vazgeçilemezdir, ve bu durumda sürekli takip edilmeleri, gözetlenmeleri sendromu, şizofrenik durum vardır..... Ortadoğu dinleri bir tutsaklık dinidir, Tanrısı dahi sürekli fişleme yapan ve her şeyi ödül ve ceza ve ölüm üçlemesinde işleyen kurt kapanı bir yöntemi kullanır, bu kapana düşen artık tutsaktır... Hayatı belirli ölçülerle çizilmiştir veyapması gerekenler yerine getirmesi gerekenler evvelce reçeteler halinde ona sunulmuştur ve eğer yapmaz buyrukları yerine getirmez ise her an gözlemlenmekte ve kaçışı hiç bir şekilde yoktur, o hiç bir zaman labirentten çıkışa erişemeyecektir!!!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:59 .