Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 17-09-2015, 12:51
fidato fidato isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2015
Mesajlar: 63
Standart İnsan Nüfusunun Artışı

Konu uzun süredir ilgi alanımda. Sizlerinde görüşlerinizi öğrenmek istiyorum.

Dünya üzerinde insanların oluşup yaşam imkanı bulmalarından sonra nüfusları hızla artmıştır.
Önemli bir artış aşaması yerleşik düzene geçmesi ile başlamıştır.
Dünya üzerinde yaşayan tüm canlıları incelediğimizde hepsinin üreme ve çoğalma için çaba harcadıklarını gözlemliyoruz. İnsan her batında bir yavru yapabilirken bir çok canlı bu rakamın çok üstünde yavru yapabiliyorlar. Yapılan incelemelerde ne kadar çok yavru yapabilirse yapsınlar nüfusları kontrol altında kalıyor. İnsan en az üreyen canlı olmasına rağmen nüfus hızı geometrik olarak artmaktadır ve bu duracak gibi görünmemektedir.

Geometrik nüfus artışı başta küçük sayılar olmasına rağmen toplamı büyüdükçe küçük sayıların etkisi de artmaktadır. Aşağıda geometrik nüfus artışı ve ikiye katlama hızını gösteren bir tablo ekliyorum.



Burada görüldüğü gibi katlanarak giden bir insan nüfusu gerçeği var. Bu sadece insanlarda oluyor demek değildir. Bir araştırmada memeli bir hayvan türünü bir erkek ve bir dişi olarak adaya bırakıyorlar. Nüfusları başta yavaş, sonrasında ise geometrik nüfus artışı yönünde hızlanarak artıyor. Lakin bir yerde artış duruyor. O adada o canlının nüfusu sabit olarak kalmaya devam ediyor. Bunun sebebi ise adadaki besin kaynaklarının nüfusa oranla azalması yani yetmemesi kıtlık paralelinde getirdiği sağlıksızlık ve sağlıksız canlıların erken ölümü. Güçlü canlıların besinlere ve su kaynaklarına hükmediyor oluşu. Sağlıksız ve yetersiz beslenme ile doğum oranının düşmesi başlıca sebepler. Birde kargaşa ve canlılar arasındaki kaynak için çıkan kapışmalar. Tüm bunlar canlının nüfusunu bir yerde durdurmasına sebep oluyor ki o nokta asgari geçim noktası.
İnsanlarda ise böyle bir nokta var mı ve ona ne zaman ulaşırız sorusu ise büyük sorun.

İnsan nüfusunun 1900 yılında 1.6 milyardan 1950 yılına 2.5 milyara ve 2000 yılında 6 milyara getiren sebepleri iyi analiz etmek gerekiyor.
İnsanlar diğer canlılardan daha akıllı oldukları için adada bulunan canlılar gibi kaynaklar azalınca artan kargaşa ve kıtlığa çözüm bulabiliyorlar. sanayi devrimi kaynakların azami ölçülerde kullanılmasını sağlamıştır. Tablonun ikinci bir göstergesi de sağlık yönündedir. 1800 yıllarında ortalama insan ömrünün 35 olduğu 1950 yıllarında ise bunun 55 yaşına kadar yükselmesi önemli bir etkendir.
Bu yıllarda nüfus artışının daha çok gelişmiş denen ülkelerde olduğu biliniyor. Sanayi devrimini ve paralelinde teknolojiyi etkin kullanan insanlar rahat bir yaşama ulaşmış oldukları için nüfus artışları da hızlanmıştır.

Buradaki kritik nokta ise 1950 ile 2000 ve günümüz arasında olanlardır. İnanın asıl film 1950'den sonra başlıyor.

Aşağıda size ürkütücü bir tablo sunacağım. Nüfus artış eğrisi.



Burada 1950 sonrasında nasıl bir artış hızına ulaştığı net olarak görülmektedir. Aşağıda ise bir başka tablo sunacağım. Burada 1900 yıllarının başlarından itibaren nüfusun gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere oranını gösteriyor.



Bu gerçekten umutsuz bir tablo ve okunması gereken bir çok bilgi içeriyor. Tabloda net olarak görülüyor ki nüfus artışı artık gelişen ülkelerde yok yada yok denecek az. Bunu nasıl okumak gerekir? Daha fazla imkana sahip ülkeler üremeyi azaltıyor ama imkanlarını kullanamayan ülkeler nüfusu arttırıyor. Hemde bu ciddi bir artış. Gelişmiş ülkelerin yıllık nüfus artış hızı %0.5-1 civarında iken Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran %2-2.5 ve gelişmemiş ülkelerde ise bu oran %2.5-3 civarındadır. Bu küçük farklar ciddi nüfus patlamalarına yol açmaktadır.

Günümüz ve gelecek içinde birkaç bilgi paylaşayım.
Günümüzde insan nüfusu 7 milyarın üzerindedir.
Her yıl 90-100 milyon civarında insan doğmaktadır.
Her yıl 40-50 milyon civarında insan ölmektedir.
2030 yılında insan nüfusunun 10 milyara ulaşması ve bunun sadece 1.5-2 milyarının gelişmiş ülkelerde yaşıyor olması tahmin ediliyor.

Tüm bu bilgiler bizi karanlık geleceğe mi götürüyor?. İnsan ömrünün 2050 yalında 80 yaşın üzerinde olacağı öngörülüyor. Bu kadar karmaşık ve dengesiz bir nüfus artışı ve teknolojik imkanların dengesiz dağıtımı sonucunda bu durum ne kadar gerçekleşebilir.

Yukarıdaki tüm bilgileri aslında bu durumdan nasıl kurtuluruz sorusunun sistemli detaylı bir planını almak için vermedim. Tabi ki bu önemli bir soru ama benim aklıma takılan o adadaki canlılar nüfuslarını durdukları gibi insanlarda bunu yapacak mı? O canlılar kendilerini iyileştiremiyor ve alet üretip tarım yapamıyordu. Bizim için bunu yapmak bir dezavantaja mı dönüşüyor?
Bilmek ve edinmek konusunda yanlışlar mı yapıyoruz? Nerede duracağımızı mı bilmiyoruz? Yoksa tüm sorun eğitimde mi? Yada kendimizi doğanın ve ekolojinin kurallarına mı bırakmalıyız? Tüm bunlar ve daha nicesi senelerdir aklımı kurcalıyor.
Sizlerinde görüşlerini merak ediyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 17-09-2015, 13:20
Dialectics - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Dialectics Dialectics isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 15 Jul 2014
Mesajlar: 1.765
Standart

fidato´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

...

Bu gerçekten umutsuz bir tablo ve okunması gereken bir çok bilgi içeriyor. Tabloda net olarak görülüyor ki nüfus artışı artık gelişen ülkelerde yok yada yok denecek az. Bunu nasıl okumak gerekir? Daha fazla imkana sahip ülkeler üremeyi azaltıyor ama imkanlarını kullanamayan ülkeler nüfusu arttırıyor. Hemde bu ciddi bir artış. Gelişmiş ülkelerin yıllık nüfus artış hızı %0.5-1 civarında iken Gelişmekte olan ülkelerde ise bu oran %2-2.5 ve gelişmemiş ülkelerde ise bu oran %2.5-3 civarındadır. Bu küçük farklar ciddi nüfus patlamalarına yol açmaktadır.
Aslında buna benzer bir durumu bizim ülkemizde de gözlemleyebilirsin. Daha eğitimli ve daha çok imkâna sahip aileler, daha düşük profilli ailelere göre daha az çocuk yapıyor. Hatta ekseriyet sadece tek çocuk yapmakla yetinmeye başladı. Sebebi de basit. Çocuğu nasıl algıladığınla ilgili bir durum. Daha bebek doğmadan yapılan "baby shower" partileri, doğduktan sonraki diş buğdayı vb. kutlamalar, ilk doğumgünü için tutulan salonlar ve onlarca kişinin davet edilmesi filan bile yaklaşım farkını gösteriyor. Çocuk bu tip daha yüksek profilli ailelerde çok dikkatli ve iyi bir şekilde yetiştirilme önceliğine sahip bir birey. Çocuğun yetişmesi için hiçbir masraftan kaçınılmıyor. Bebek yaşta yüzme kursları, aktiviteler, sosyalleşebileceği türden etkinliklere katılım, sonrasında kreşe göndermek, yazları basketbol kurslarına, kışları herhangi bir enstuman kursuna götürmek... Bu tip ailelerin çoğu, çocuğunu yıllık masrafı minimum 10 bin TL'den başlayıp 30 bin ya da daha fazlasına mal olan özel ilkokullara gönderiyor.

Yani velhasıl çocuk yetiştirmek bu tip aileler için oldukça masraf ve ilgi gerektiren bir şey. Tek çocuğu olan bir tanıdığım başka çocuk yapmayacağını sebebinin de ikinci bir çocuğa aynı imkanları sağlayamayacak oluşu olduğundan bahsetmişti. Ki böyle düşünen aileler de hayli fazla.

Ancak öte yandan düşük profilli ailelerde çocuğa bir bireyden ziyade bir eşya gibi bakıldığı bir kültür mevcut. Yap, sokağa sal, kendi kendine büyür zihniyeti var. Etrafta bir sürü; bebeğin bez ve mama parasını bile düşünmeden, devlet 3 çocuk yapmamızı istedi gazıyla 3. çocuğu yapmaya kalkıp sonra da bu masrafları karşılayamayan örnekler var. Bu aileler için muhtemelen prezervatif kullanmak dahi çok büyük bir lüks.


Mesela eski insanları dinliyoruz, şöyle şeyler anlatıyorlar: "İşte 6 çocuk yaptım, 3ü öldü." ya da "işte baban çok hastalanmıştı, ölecek sandıydık, insanlar da nolacak bir tane daha yaparsın demişti" gibi yaklaşımlar.




fidato´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Günümüz ve gelecek içinde birkaç bilgi paylaşayım.
Günümüzde insan nüfusu 7 milyarın üzerindedir.
Her yıl 90-100 milyon civarında insan doğmaktadır.
Her yıl 40-50 milyon civarında insan ölmektedir.
2030 yılında insan nüfusunun 10 milyara ulaşması ve bunun sadece 1.5-2 milyarının gelişmiş ülkelerde yaşıyor olması tahmin ediliyor.

Tüm bu bilgiler bizi karanlık geleceğe mi götürüyor?. İnsan ömrünün 2050 yalında 80 yaşın üzerinde olacağı öngörülüyor. Bu kadar karmaşık ve dengesiz bir nüfus artışı ve teknolojik imkanların dengesiz dağıtımı sonucunda bu durum ne kadar gerçekleşebilir.
Benim okuduğum bir çalışmada insan nüfusu 10 milyara ulaştığında ölüm oranının da doğum oranına eşitleneceği ve 10 milyarda nüfusun sabit kalacağından bahsediliyordu. İnsan nüfusunun artış ivmesi giderek yavaşlıyor çünkü.

Bizler dünyanın şarkı söyleyip dans eden çöpleriyiz.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 17-09-2015, 14:26
fidato fidato isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 Jul 2015
Mesajlar: 63
Standart

Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani velhasıl çocuk yetiştirmek bu tip aileler için oldukça masraf ve ilgi gerektiren bir şey. Tek çocuğu olan bir tanıdığım başka çocuk yapmayacağını sebebinin de ikinci bir çocuğa aynı imkanları sağlayamayacak oluşu olduğundan bahsetmişti. Ki böyle düşünen aileler de hayli fazla.

Ancak öte yandan düşük profilli ailelerde çocuğa bir bireyden ziyade bir eşya gibi bakıldığı bir kültür mevcut. Yap, sokağa sal, kendi kendine büyür zihniyeti var. Etrafta bir sürü; bebeğin bez ve mama parasını bile düşünmeden, devlet 3 çocuk yapmamızı istedi gazıyla 3. çocuğu yapmaya kalkıp sonra da bu masrafları karşılayamayan örnekler var. Bu aileler için muhtemelen prezervatif kullanmak dahi çok büyük bir lüks.
Bunun sebebi acaba eğitim midir? Yani böyle bir tabloyu görüp korkmak ve bireysel önlem almak mı?
Peki bizim üreme ve çoğalma içgüdümüz ne olacak? Bu tarz içgüdüleri yenebiliyor muyuz? bunlarda başka bir sıkıntıya dönüşecek mi?
Kadınlar erkek seçimine içgüdüsel olarak doğuracakları çocuk açısından bakıyorlar. Erkekler ise sadece sperm üretiminin belli bir noktaya gelmesi sebebi ile. Tüm bunları yıkıp başka bir insan olmak bir çeşit evrimleşme aşaması olabilir mi?

Dialectics´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Benim okuduğum bir çalışmada insan nüfusu 10 milyara ulaştığında ölüm oranının da doğum oranına eşitleneceği ve 10 milyarda nüfusun sabit kalacağından bahsediliyordu. İnsan nüfusunun artış ivmesi giderek yavaşlıyor çünkü.
Dünya nüfusunun artış hızı yüzdesel olarak düşebiliyor. Sadece onda yada yüzde bir kadar. Buna bağlı olarak ölüm oranı artışı öngörülmüyor. Sebebi ise dünya sağlık örgütü ve birçok gönüllü sağlık kuruluşunun özellikle az gelişmiş ve gelişmemiş ülkelerdeki gönüllü aktivitesi. Bir çok salgın hastalık artık tedavi edilebiliyor. Birçok Afrika ülkelerinde çocuklar bağışıklık kazanabilecekleri ilaçlar ile tanışıyor. Dünyadaki en büyük ölüm oranına bulaşıcı hastalıkların sebep olduğunu düşünürsek oranın yükselmesini beklemek yanlış olur. Diğer ölüm oranına etken ise kanserdir. Onunla ilgilide yapılan çalışmalar ve özellikle son 20-30 yılda katedilen yol ortadadır. Bu oranında yükselmesi değil düşmesi öngörülüyor. En önemli çalışmalar ise çocuk ölümleri üzerine büyük fonlar ile destekleniyorlar ve çocuk ölümlerini en aza indirmek için büyük çaba sarf ediyorlar. Dünya da yapılan kamu harcamalarının çoğunluğu sağlık üzerinedir.
Elbetteki bu direkt olarak gelişmiş toplumları ve dolaylı olarak gelişmekte ve gelişmemiş toplumları etkilemektedir.

Doğum ve ölüm oranının değişkenleri sabit olamıyor tabi ki yinede tüm bunları gelişen teknoloji ve tıp alanındaki yenilikleri hesaba katarak ölçümlediğiniz zaman 2050 yılı için 13 milyar üstü bir rakama ulaşıyorsunuz.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 17-09-2017, 23:04
Engse Hohol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Engse Hohol Engse Hohol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
Standart

"En ilginç uluslararası ülke sınırları" adlı video'yu izlediğimde, nufus yoğunluğu fazla olan toplumlarda sosyal erdemin ve artı değer kalitesinin düştüğüne kanaat getirdim.


islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dünyada'da Müslüman nüfusun artışı tek başına demografik verilerle açıklanabilir mi? nogada İslam 113 28-05-2017 19:47
Dünya Nüfusunun Dinlere Göre Dağılımı Anyon€ Konu-dışı 7 03-07-2012 01:12
İnsan Ruhu istatistik İslam 68 18-05-2011 11:34
İKİ NUR! İKİ İNSAN ozgur_beyin Konu-dışı 18 10-01-2011 00:46
TÜRKİYE NÜFUSUNUN %99'U MÜSLÜMAN BİR ÜLKE DEĞİLDİR İslam 14 17-08-2006 14:03

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:25 .