Garip olan da;
Bir kaza olur yaralı hastanededir.
Yakınları facebook alanında feryad figandadır, ama hastalarının iyileşmesi için gerekli olan şeyin "dua" olduğuna karar inanıp, herkesin dua etmesini isterler ve dualarla kurtulacağını ümit ederler...
Asıl sorun ise; Kaza olmazdan evvel veya kaza olurken engel olmayan Allah, kaza olduktan sonra ne yapacak? Olan olmuş... Sonra hastaneler ne iş yapar ki?
Dua kadar mantıksız bir şey yok...
Üstelik, Allah ezelden, ebede tüm olacakalrı önceden bilir, gaybı bilir inancı bir yanda, diğer taraftanda inanırlar, Alah'ın ezelden beri bildiğini, sırf kendileri istiyor diye veya ümit ettikleri bir çok beklenti namına, değiştirmesini istiyor... Aslında Noel baba'ya yüklenmiş tüm sıfatları ard, arda sıralasak, sonrada gündelik hayatta inanırların beklentileri ile kıyaslasak, deve dahi develiğinden utanır, bunca mantıksız bğıntı, nu kadar bariz çelişki-çatışkılı, kördüğümle nasıl bir yumak haline gelmiş, insan da akıl-mantık var deniyordu ama, galiba nafileymiş....
İnsan şunu yapıyor;
önce bir güzel tohum ekiyor
Sonra kuşlardan sakınmak için bir korkuluk yapıyor.
Sonrada korkuluğa sıfatlar yüklüyor...
Bütün mesele korkuluğa sıfat yükleme işiyle başlıyor, sonrasında da inanç yani "zan" geliyor, gerçekte de öyle olduğu zannı hakim oluyor...
Bir süre sonra inanç yerleşiyor ve dile de yerleşiyor ve korkuluğun korkutmak gibi bir amacı-sıfatı olduğuna kanaat getiriliyor
böylece bizim çerden, çöpten, samandan korkuluğumuz amaç-gaye-irade sahibi yapılıyor, gerçekten de korkuluğun böye bir amacı, gayesi olabilir mi?.
Amaaaa, ama kuşlarda korkyuro, heh işte meselnin özü burada, sorun korkulukta değil, insan ile benzerini ayırt edemeyen kuşun korkusunda....
İnsan da çeşitli masal-hayal ürünü uydurup, cisimleştiriyor ve sıfatlar yüklüyor, kuşların korkusu gibi korkuyor veya beklentiler sıralıyor, adına da Tanrı, peri şu ya da bu diyorlar...
Kısaca
Korku kuşa ait, kuşu korkutma gayesi ise insana, korkuluk ise kullanılan bir ARAÇ sadece...
Tanrılarda özünde -ki totemlerden, tabulardan sonra-, Neolotik çağın gelişmesi, insanın hazır toplayıcı, avcı olmakta çıkması böylece üretime, mülkiyete yönelmesi, bununla birlikte hem toplumsal ayrımalrın hem de emek faktörünün ortaya çıkması,
Kim çalışacak, kim toplayacak?
Kim yönetecek?
Kim MALINI-MÜLKÜNÜ nasıl koruyacak?
Kuraklıkla nasıl sasvaşılacak?
KİM ÇALIŞTIRILACAK(KÖLELİK)
Bir çok soru, sorun sonucu, KORKULUK gibi kullandıkalrı bir araçları oldu, adına da Tanrı dediler.
İlkin krallar tanrı ilan edildi, bu uyanık, ama HAKİM olan, zengin, soylu azınlıklarca, bir kaç bin yıl insanın korkuluğu olarak kullanıldı.
İnsanın ilerleyişiyle birlikte ağaç tanrılar, çamura, insan tanrıya, oradan da yıldızlara ve nihayetinde, ulaşıldıkça, uaşılmaz kılınmak namına görünmeyen ve ulaşılamaz olan bir biçimde evrenin dışına atıldı... Artık korkuluk, insanlarca görülemeyeceği ve böylece zaafları, eksik yanları, alakasızlığı farkedilemeyeceği için, işin geri kalan kısmı senaryo-kurguya havale edildi...
Kısaca bugün bline tanrılar, tipik korkuluklar ve sonuç itibariyle korkuluk ne demiştik? -> ARAÇ-ALET, KİMİN, şimdi aynı soru tanı kimlerin elinde, kimlere karşı kullanılan bir araç? Uzağa gitmeyin, şeyhler, şunlar bunlar derken, son 30 yılda trilyoner olmuşlara bir bakın, sermayelerine ve sermayenin kaynağında duran araçlarına bir bakın, orada araçlardan birisi olarak tanrıyı göreceksiniz... Ya da Arap emirinin oğlunun, otellerde kızlarla nasıl fingirdeştiğine bakılabilir...Din onların sermayesi, gücü, askeri, sigortası ve ekmek kapısı, kısaca kapılarının-mülklerinin-hakimiyetlerinin bekçisi...
Gelin dünyayı inceleyin
Dinin hakimiyeti arttıkça, insanlar yoksullaşıyor, çaresizler, ama içlerinde az bir azınlık korkunç servetlerle saray hayatları yaşıyor ve KESKİN KURALALR KOYUYORLAR(nasılsa kendilerine işlemeyen), din ağır basarsa yoksulluk, acziyet, çaresizlik yükseliyor, din hafiflerse, zenginlik, değer, bilinç yükseliyor... hal böyle iken insanlar dua etmesinde ne yapsın? Çaresizler ama çareyi de onarı çaresiz yani bilinçsiz, el pençe teslim bırakan-lar-da arıyorlar. Kuş korkuluğa yalvarıyor, köle insan da, kendisini kul, köle eden-lere...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|