Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Önerdiğimiz Başlıklar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 19-12-2016, 22:21
pianola - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pianola pianola isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
 
Üyelik tarihi: 22 Oct 2014
Bulunduğu yer: Platon'un Mağarası
Mesajlar: 1.906
Standart Din Hâlâ Öğretiliyorsa... (P. Dirac)

"Dine dair neden lüzumsuz tartışmalarda bulunduğumuzu anlayamıyorum. Eğer bizler dürüst isek _ki bilimciler olarak öyle olmak durumundayız_ şunu itiraf etmek zorundayız; din, gerçeklikte temellenmeyen hatalı iddialardan oluşan bir karışıklıktır. Tanrı fikri, insanın hayal gücünün bir ürünüdür. Şu gayet anlaşılır bir şey ki; doğanın ezici kuvvetlerine karşı bizim bugün olduğumuzdan çok daha korunmasız durumda olan ilkel insanlar, korku ve ürpertileri uyarınca bu kuvvetleri kişilleştirmişlerdi. Fakat günümüzde natürel süreçleri anlıyoruz, ve artık o 'eski tür çözümlere' ihtiyacımız kalmadı. Buna ek olarak ben, 'Kadir-i Mutlak bir Tanrı' fikrinin bize nasıl yardımcı olabileceğini anlamıyorum. Benim tek görebildiğim, bu varsayımın, sözü edilen Tanrı'nın ne sebeple sayısız sefâlet ve haksızlığa izin verebildiği, ne sebeple fakirin zengin tarafından sömürülebildiği ya da ne gibi gerekçelerle diğer dehşetleri engellemediği gibi verimsiz soruşturmalara yol açtığı.

Eğer din hâlâ öğretilmekteyse, bu asla ondaki fikirlerin bizi iknâ etmeye devam ettiği anlamına gelmiyor, fakat sadece birileri, alt sınıfları sessiz tutmaya çalışıyor. Sessiz insanları yönetmek ise, gürültü yapan ve tatmin olmamış kitleleri yönetmekten çok daha kolaydır, onlar çok daha kolay sömürülebilirler. Din, bir ulusu fantazmlara hapsederek insanın insana olan hukuksuzluğunu unutturabilen bir afyondan başka bir şey değildir. Bu bağlamda da iki büyük politik kuvvet olan devlet ile kilisenin ittifakı anlaşılabilir. Her ikisi de, haksızlığa karşı ayağa kalkmayan, sessizce ve şikayetsizce oturarak görevini layıkıyla yapan bir kalabalığa yönelik, _bu dünyada olmazsa öte dünyada ödüllendiren_ bir Tanrı figürüne ihtiyaç duyarlar. Bu ihtiyaç karşısında, Tanrı'nın -sadece bir insan ürünü olduğunun- dürüstçe dile getirimini ise, en affedilemez günah olarak etiketlerler."


Paul Dirac, 1927 (kaynak: Fizik ve Ötesi - Karşılaşmalar ve Sohbetler, W. Heisenberg, 1971)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 20-12-2016, 06:47
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.926
Standart

Din salt bir ibadet olarak kalsaydı onu belki masum görebilirdik. Ancak din, ordusuyla, adaletsiz sistemiyle milyarları sömürme ve onların üzerinde hakimiyet kurma amaçlı bir silahtır. Öyle ki, teknolojinin bu kadar ileride olması bilimin bir çok soruya cevap verir duruma gelmesi dahi bu silah karşısında yeterli gücü elde edememektedir. Çünkü bu silahı asıl güçlü yapan, yine sömürülen insanlardan kurulu olmasıdır. Üstelik zincirli köleye de gerek yoktur, cennet vaadi ve cehennem korkusu vaazları yeterli gelmektedir. Milyarlarca insanın bu vaazlara bu derece inanması belki anormal gelebilir, ancak insanlar bu vaazlara inanacak şekilde eğitildiği için namlu ve hedefin anlaşması zor olmuyor. Zira bilim ve teknolojinin hakimi de bu silahın başındakilerden oluşuyor.
Böylece Abd gibi emperyalist ülkelere karşı ve ilahi adalet uğruna savaştığını zaneden milyarların asıl patronu Abd olduğunu bilmeden katliamlara devam ediyor...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 21-12-2016, 01:44
Felâsife - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Felâsife Felâsife isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 19 Jan 2014
Bulunduğu yer: Hayret!
Mesajlar: 4.039
Standart

Pyrrhon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Şu gayet anlaşılır bir şey ki; doğanın ezici kuvvetlerine karşı bizim bugün olduğumuzdan çok daha korunmasız durumda olan ilkel insanlar, korku ve ürpertileri uyarınca bu kuvvetleri kişilleştirmişlerdi. Fakat günümüzde natürel süreçleri anlıyoruz, ve artık o 'eski tür çözümlere' ihtiyacımız kalmadı.
Keşke biraz ihtiyaç kalsaymış, en azından korku değilse bile, "doğaya saygı" olayı kalsaymış, lakin onun da sadece ismi var kendi yok artık, bugünkü insanlık, insan ömrünü uzatmaya bu kadar kendini adadıkça, doğaya saygının bir isimden başka bir anlamı yok maalesef.

Tabi ilkel toplumlarda böyle bir şey yok, onlar ilkel ama onlar iyi incelenseydi, oradan çıkan derslerle bilim çok daha iyi konumlarda olurdu.
Ama bugün bilim ilkeli dışladığı gibi, onların dünyasını da dışlıyor, oysa onlarda da ilginçlikler yok değil, adamlar başka gezegenlerden geldiklerini, yıldızlardan geldiklerini veya ne bileyim bing bang gibi teorilerin olduklarını söylüyorlar, lakin genede "çok kolay" silinip atılıyorlar.

Onların doğadan korktukları için, bir takım inançlar üretikleri, bu yüzden dağlara, volkanlara, denizlere vs. tapındıkları hakikaten çok kolaycılık olur. Teknolojilerden bi haber bu toplumlar halende varlar. Lakin bizler bu teknik ilerleyişle, katlayan nüfusla bu dünyada ne kadar kalırız, belli değil, dünya kalır mı o da belli değil.

Hasılı 'eski tür çözümlere' ihtiyacımız kalmadı. derken "doğaya saygı" her zaman ihtiyaç. Bu en eski çözümdür, bunsuz olmaz.
İnsanlar doğadan korkmalı mı? korkmalı tabi, bu korkusuzluk zaten doğaya zarar veriyor.
Korkan insan zarar veremez.

Derinde ittifaklar var, yüzeye çıktıkça ayrılıklar.
Zıtlar temelde aynıdır, gayrı hikayedir ayrılıklar.
Artık yersen bu ayrılıktır, yemezsen de aynılıktır.
Aynılaşanlar ayrı olamaz, kandırmacadır ayrılıklar.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 19:31 .