Doğanın en nadir bulunan materyallerinden biri olduğumu bugün pizza yerken keşfettim.
Ben ve pizza arasındaki etkileşimi ortaya çıkaran koşulları düşündükçe şaşkınlığım arttı.
Başlangıçta doğadaki materyal nadir rastlanacak bir şekilde örgütlenip kendini kopyalamaya başlamıştı.
Kopyalanan bu materyal, varlığının devamı için çevresinden enerji almalıydı. Daha sonra enerjisizliğin acısı ve enerjinin hazzı onun varlığının devamına katkı sağlamıştı.
Bu acı ve haz materyalde içgüdüsel olarak devam etti, ta ki bu materyal kendisinin farkına varana kadar.
Kendisinin farkına varması, acı ve hazzın farkındalığını da artırmıştı.
Artık başlangıçtaki materyal enerjiyi sadece ihtiyaç için değil, haz için de kullanabilecek durumdaydı.
Keşfettiği ateş ve tarım sayesinde aldığı hazzı da artırmaya başladı.
Bunun için emek sarfetmesi gerekiyordu.
Aklını kullandı, bedenini kullandı, alet kullandı, işbirliği yaptı.
Deneme yanılmalarla yeni lezzetler keşfetti. Bu lezzetleri elde etmek için harcadığı enerjiyi azaltmayı da başardı.
Şimdi ben internetten bir tuşla pizza siparişi verebiliyorum. Pizza önüme gelmeden önce; tarımın keşfedilmesi, sütün ve etin işlenmesi, baharatların keşfedilmesi, internetin bulunması gerekiyordu. Ayrıca benim o pizzadan haz alacak şekilde evrilmem gerekiyordu.
ve bu basit olayın gerçekleşebilmesi için milyarlarca yılın geçmesi ve milyarlarca koşulun gerçekleşmesi gerekiyordu.
ve bunların hepsi tanrının yönlendirmesi olmadan gerçekleşmişti.
Bütün bu zorlu süreçlerin sonunda pizzayla aramdaki bu etkileşimin ortaya çıkmış olması, beni doğanın bir harikası yapar, hatta başyapıtı yapabilir. Varlığıma şaşkınlık duymamı sağlar. Nadirlikten ötürü değerimi artırır.
Ayrıca şu an zihnimde var olan bilinç ve bilgi birikimine, evrimin milyarlarca yılda ulaşması ve insanlığın da binlerce yılda ulaşması beni daha da değerli hale getirir.
Yıldıztozu, sen doğruları okuyarak değil, yaşayarak öğreniyorsun.
Bu bir gelişmedir, okumak da yaşamı anlamanı kolaylaştıran bir olgudur.
Sen o pizza ortamında her ikisini hem okumayı hem yaşamın sana kattıgını birleştirdin. Bundan sonra böyle yap, yaşadıgın her olayı bildiklerinle harmanla, kendini daha iyi tanıyacak ve daha iyi değerlendireceksin. Zira bu şekilde daha başka sorular oluşacak ve onlara cevap bulma gayretinde olacaksın. Bu da senin daha çok gelişmeni sağlayacak...
Birde pizzanın mutfağından bakmak gerek doğaya görülenler çok farklı olacaktır .
İnsanın kediden köpekten daha değersiz olduğu Pizzanın ham madedesi buğday süt et üreticisinin şikayetleri bankaların insanlara neler ettiği.
Hayatın bazı alanları bir tuşla gelsede bazı alanları iş cinayetlerine varılacak caniliklerle olduğu .
Yaya geçidinde bile güvenli yürüyemediğin bir maganda kurşunu 18 yaşında bütün hayallerine birlikte toprağa gömülüşün.
İnsan bu her şeyi yapabilecek kudrete ulaşsada kuş kadar bile güvenilki değildir. Doğa ile baş edecek güce ulaşsada küçük bir çukurda hayatı bitecek kadar güçsüzdür.
Mutfaktan bakmakla balkondan bakmak başka oluyor.
Ama insan çok ağır bedeller ödesede yine başarmıştır tanrıları yenecek kadar başarılıdır.
Hayatın keyfide vardır bedeli de.
Doğadaki materyaller arasındaki nadirliğim dışında, insanlar arasındaki nadirliğimi de ''doğadaki konumumun farkında olma'' özelliğiyle kazanıyorum.
Tabi burada nadirlik bir değer ölçütü müdür gibi bir felsefi soru da tartışılabilir.
Save The Day, bir yorumda bulunmamışsın, bir bağlantı da vermemişsin, bizi varsayımlarla başbaşa bırakmışsın. Tamam çocuk bir sürü madalya almış ama hangi başarıdan dolayı almış, onu da açıklasaydın iyi olurdu. Ya da şöyle mi demek istedin, "Başarı türü önemli mi önemli olan bu yaşta bu kadar başarı göstermesi, o halde o daha da nadir" gibi bir şey demek istedin herhalde...