
03-05-2007, 23:29
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Sık sık duyarız Büyü kelimesini nedir büyü, büyücü nedir, sihir nedir bu topic te bu konulara değinmek istiyorum.
*
Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir. Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya, ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denilir. Büyü ile insanı istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri yaptırmak kabil değildir.
Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır. Reçeteler, formüllere dayanan, bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır.
1584'te Anvers'te yayınlanan Gespar Peucer'in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler.
Büyü`sel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyü`sel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.
Büyücü`lüğün silahı büyü`lemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil olmak üzere, her çeşit büyü`sel gelenekte mevcut olan mum veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanılarak heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüler`i yapılıyormuş.
Büyü`nün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu gücü dilediğince kullanmaktır.
|

03-05-2007, 23:30
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Büyü Çeşitleri
Ak Büyü
Büyü`sel işlemlerin tümü etnik, ahlaksal bir değerlendirmeye tabi tutulduklarından ayrımlar oluşuyor. İlk ayrım Ak ya da olumlu, iyiye yönelik, şifacı büyü`dür.
Ak Büyü ile uğraşan kişi temiz ruhlu, iyi niyetli, hatta dindar biri olarak tanınır. Ak ile Kara Büyü ayrımını antik uygarlıklarda Asur ve Babil'de buluyoruz. MÖ. 1800 yılında Kral Hammurabi Kara Büyü`yü yasaklamış, uymayanları ölümle cezalandırmıştır.
Ak Büyü`nün amacı şifadır, destektir. Yorumlara göre örneğin, aşk büyü`sü de bu kategoriye girer ama aslında bu bir çeşit zorlamadır. Ak Büyü ile Kara Büyü arasındaki farklılıklar sadece niyet, amaç ve formüllerle belli olmuyor; kullanılan malzemelerde farklıdır. Ak Büyü`de ateş, altın, ayçiçeği, cıva, elma, elmas, fasulye, fildişi, gümüş, horoz, inci, incir, kurşun, kuşkonmaz, portakal, sarımsak, su, süt, sirke, tavuk, tuz, yumurta, zeytinyağı kullanıldığı gibi, Kara Büyü`de ceset parçaları, idrar, kan, karga, kedi (kara), kurbağa, kurt kanı, timsah dişleri, toprak (mezarlıktan), tüy (kara tüy) yarasa (gözleri ve kanı) kullanılmaktadır.
Kara Büyü
Ak Büyü`nün ve ak büyücünün karşıtı olan Kara Büyü, onu uygulayan ise Kara Büyücü`dür. Amacı kötülüktür, zarar vermektir ve cinayete, ölüme kadar gidebilir. Ak Büyücünün tersine Kara Büyücü özverici değil, kibirli ve fırsatçıdır, maddiyata bağlıdır.
Allah'tan nefret eder, doğanın kurallarına karşı gelir ve kendisini yüceltebilmek, güçlerini arttırabilmek için her şeyi yapabilir ve yapar.
Kara Büyü ya şeytanla bağlantılıdır ya da ölü ruhlarla (nekromansi), her ne kadar Hz. Musa'dan başlamak üzere bütün dinler bunu bir sapkınlık sayıp yasakladılarsa da, antik çağlardan beri ölülerin ruhlarını çağırıp sayesinde geleceği öğrenmeye çalışmak, yani, ölü falını uygulamak oldukça yaygın bir dönemdi. Özellikle Orta Çağ büyücü`lüğü bununla sık sık beslenmiştir. Orta Çağ tanrı bilimcilerinden Rabano Mauro şöyle yazmıştır; Ölü falına bakanlar, kötü duaları ile ölüleri diriltenler, geleceği öngörüp sorulara cevap vermelerini temin eden kişilerdir. Ölüleri çağırabilmek için ceset kanı gerekiyor, çünkü bu işlemlere yardımcı olan cinler kandan hoşlanırlar.
Kırmızı Büyü
Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve niyetleri, uygulamaları ile Kara Büyü`nün bir çeşidi yandaşıdır. Belki de en gerçek ve bu yüzden en tehlikeli büyü`dür. Şeytan'ın, kötü ruhların büyü`südür ve işlemlerinde ayinlerinde kaz kullanır, kurban keser.
Büyü`sel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyü`sel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.
Kırmızı Büyü`nün çeşitleri arasında önemlisi, merkezi Haiti olan, oradaki yerliler ve melezler tarafından uygulanan Vudu (Voodoo) dur. Kökenleri, Afrika'nın totemlere dayalı inançlarına bağlıdır. Vudu Büyücü`lüğünde düzenlenen ayinlerde dansların, müziğini kendinden geçmelerin, kurban edilen hayvanların (kaz, horoz, kara keçi) nedeni ve amacı adları Loas olan bazı ilkel güçleri (ölü ruhları) harekete geçirmektir. Trans haline geçen vudu rahibeleri, birer medyum gibi hareket ederek bu güçlere teslim olurlar. Vudu'ya benzer bir uygulamaya Brezilya yerlilerinin Macumba (Makumba) törenlerinde rastlarız.
Macumba, temelde cinsel büyücü`lüğe bağlıdır, erotizmi boldur. Vudu ayinleri daha çok mezarlarda yer alırken, Macumba için mekan olarak açık alanlar ya da ormanlar tercih edilir.
<BR
Vudu'nun çok konuşulan fakat kanıtlanmayan ve fantastik olarak görünen bir tarafı ise, Zombiler'dir, ya da yaşayan ölüler (Zombi: mezardan çıkma). Kara büyüsel işlemlerle, hipnoz ve telkin yolu ile diriltildiği söylenen bu hareket halinde cesetlerin ruhsuz olduğu söylenir. Bir Zombi'nin kumanda edilmesi, yönlendirilmesi onu o hale sokan Kara Büyücü`nün işidir.
|

03-05-2007, 23:32
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Batı kaynaklarına baktığımızda büyünün, büyücülüğün tarihinin, sayısız yazarı, araştırmacıyı harekete getirdiğini görürüz. Buna da şaşmamak gerekiyor. Aydınlanma Çağı'na ve 18. Yüzyıla kadar büyü, büyücülük tartışılmaz bir gerçektir, büyücüler, cadılar gerçek tehlikelerdir. Cehaletten kaynaklanan batıl inançların temelinde her anlatılan, her abartılan, her inanılan şey â€" ne denli fantastik olursa olsun â€" bir “gerçeğe” dönüşüyor. Ay ışığı altında, gece vakti ormanlık ve tepelik yerlerde; büyücülerin, cadıların, cin ve şeytanların katılımıyla yapılan, gizlilik, kötülük ve günahlarla dolup taşan toplantılardan ( Sabbat'lardan) söz ediliyor. Ele geçen, ihbar edilen, sorgulanan, işkence edilen her büyücü, her cadı ya korkudan ya da işkencelere dayanamadığından bir şeyler anlatıyor ve bunlar gerçek diye kaydediliyor, bunalrla dolu tutanaklar kayıt sayılıyor. Olay büyüyor ve kasten de büyütülüyor. Dolayısıyla bunlarla ilgili bir “literatür” doğuyor.
Büyücülüğün kendisi zaten bir “literatür” e dayanıyor; yasak ve lanetli el yazmalarına, “grimoires” denilen kocaman “temel” kitaplara.
Büyü kitapları arasında hangisinin gerçek olup olmadığını saptayabilmek imkansızdır. Hepsi çok eski, hepsi el yazmalarından oluşuyor ve çoğu ünlü isimler taşıyor. Örneğin, Papa III. Leon, Büyük Charles'a (742-814) hayatın tehlikelerine karşı Papa Leon'un Kitabı'nı gönderiyor ama, aslında, öyle tanıtılan el yazması, İmparator Büyük Charles'ın ölümünden üç yüz yıl sonra kaleme alınıyor. Küçük Albert, Kızıl Ejderha, Kara Büyü, Yüce Albert'in Şahane Sırları geleneksel büyü kitaplarından bazılarıdır.
Ünlü büyü kitaplarından bir başkası 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası McGregor Mathers tarafından ilk kez ingilizceye çevrilen Sihirbaz MaAbra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabı'dır. Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımı ile büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir. Rivayete göre Simon oğlu Abraham tarafından yazılan kitap, ilk kez 1458'de ortaya çıkıyor ve Rönesans büyücülüğünü etkiliyor. Diğer büyü metinlerinde olduğu gibi burada da ruh çağırmalarına, kaybolan nesneleri bulmaya, aşkı ve nefreti uyandırmaya dair bilgiler bulunyor.
Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu ( sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin â€"belirli nesneler, formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve “vudu” ( voodoo) dahil olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan kum veya “kil” den yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanarak heykelciğe ( kukla, bebek ) yapılır. Orta Çağ'dan kalma bir başka yöntem Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.
|

03-05-2007, 23:32
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
BÜYÜCÜLERİN EYLEMLERİ
Eski kaynaklara baktığımızda büyücülerin başlıca eylemlerinin yedi gruba ayrıldığını görüyoruz:
1- Bir erkeği bir başkasının eşine aşık ettirirler.
2- Bir insanda başka birine karşı nefret ve kıskançlık duyguları uyandırır.
3- Evli bir çiftin çocuk sahibi olmasını engeller.
4- Hastalık bulaştırırlar veya meydana çıkarırlar.
5- İnsanları öldürürler.
6- İnsanların aklını çalarlar.
7- Düşmanlarını sefalete sürüklerler.
|

03-05-2007, 23:33
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Kimlere Büyücü Denir?
Büyü İşlemleri ile uğraşanlar, büyücü veya cadı olarak bilinirler. Kaynaklara baktığımızda bunların çoğunlukla kadın olduğu görülüyor. Fransız yazarı Jules Michelet'ye ( 1798 - 1874 ) göre "Bir erkek büyücüye karşı, onbin cadı" bulunuyordu. Genelde yaşlı, özürlü olarka gösterildiyse de aralarınde genç, sağlıklı, hatta güzel olanlara rastlanırdı ( ve de rastlanılıyor).
Yargıç Henri Boguet Paris'te 1605'te yayınladığı Büyücüler Hakkında Konuşmalar ( Discours des Sorciers ) adlı kitabında büyücülerin kırık bir haç taşıdıklarını, saçlarında işaretler bulunduğunu, kurda dönüştüklerini, şeytanı inkar etmeğe zorlandıklarında yere tükürdüklerini yazıyor.
Cadıcıların tarifine gelince, yanlarında bir kara kedi, sarı bir köpek veya bir kurbağa bulunur. Cadılar toplantıya giderken bir süpürgeye veya bir koça binerler. İş aletleri arasında bir kazan, bir iğ, bir kurt postu, bir büyü el kitabı yeralır.
Her ne kadar büyücü-cadı, genel olarak, toplumdan uzak ve yalnız bir insan, bir uygulamacı olarak biliniyorsa da büyücülük tarihinde toplu şekilde, grup halinde çalışanlara sık sık rastlanılır ve aynı durum çağdaş büyücülük için de geçerlidir.
|

03-05-2007, 23:34
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Sihir Büyü ve Büyücülük
Sihir büyü nedir?
Sihir Arapça bir kelimedir ve de Türkçe'deki karşılığı "büyü"dür. Büyü halk arasında yaygın olarka bilinen şekliyle, bir takım dualar ve efsunalarla, yapan ve yaptıran kişilerin niyetlerine göre gerçekleşen, büyücülerin yazdıkları anlaşılmaz yazılar ve çizgilerle yapılan kötülükler ve pek çok konuda iyi ve kötü niyetli olarak yapılan tılsımlar, insanların istemedikleri şeyi kötü ruhların tesiriyle yapar hale gelmeleri ve bu konuda zorlanmalarıdır.
Büyü yapanların büyüye alet edilen bilgiye sahip olmaları yeterlidir. Alim veya hoca olması, Müslüman, Hristiyan, Yahudi olması veya herhangi bir dine mensup olup olmaması bir şey değiştirmez. Büyücülüğün din ile veya dindarlikla alakası yoktur. Her türlü ilim büyücülüğe alet edilebilir.
İyi yönde kullanırsan müspet neticeler alabildiğin gibi, menfi olarak kötü yönde kullandığı zaman da kötü neticeler alabilirsin. Bıçakla ekmek kesmek de mümkün adam kesmek te. Ateşle ev yakmak ta mümkün yemek yapmak ta…
Çin'de veya Hindistan'da yaygın olan büyüleri yapanların hiç şüphesiz Müslüman, Budist veya Brahmanist olmaları gerekmez. Büyü yapmak isteyen kişinin büyücülük ilmini bilmesi yeterlidir. Sihir ya da büyü aynıdır.
Sihir ve Büyünün Çeşitleri
Sihir çeşitlerini belirlemek kolay değildir. Bununla beraber Fahreddin Razi tefsirinde sihrin sekiz çeşidini saymıştır. Bazı açıklamalar ile oradaki bilgilerin özeti şöyledir:
1- Keldani ( Babil) Sihri ki, semavi kuvvetlerle yeryüzüne ait güçlerin karışımı yoluyla meydana getirildiği söylenen ve tılsım adı verilen şeylerdir. Keldaniler eski bir kavim olup, yıldızlara taparlar ve bu yıldızların kainattaki olayları yönetip yönlendirdiğine, hayır ile şerrin, mutluluk ile bedbahtlığın bunlardan kaynaklandığına inanırlardı. Bunların tılsım adı verilen bazı acayip şeyler yaptıkları söylenmektedir. İbrahim (a.s) bunların bu batıl inançlarını düzeltmek için gönderilmişti ki, bunlar başlıca üç tabaka idiler:
Bir kısmı kainatın ve yıldızların kadim ( öncesiz) olduğuna ve kendiliğinden varolmuş bulunduğuna kani idiler ki, bunlar bilhassa "sabie" adıyla tanınmış idiler. Anlaşıldığına göre gök ve tabiat bilimlerinde bir hayli ileri gitmişler ve bazı sanayi gariplikleri meydana getirebilmişlerdi. Hz. Peygamber (s.a.v) yıldızlarla ilgili olarak öğrenilen bilgilerin sihir yapımında kullanılmasını yasaklamıştır.
Diğer bir kısmı, meleklerin uluhiyetine kail olmuşlar ve her bir melek için bir heykel yapmışlar ve bunlara tapmışlardı.
Üçüncü bir kısmı da meleklerin ve yıldızların üstünde ve ötesinde her şeyi yaratan, istediğini yapabilen bir yüce yaratıcının varlığını kabul ederler, fakat o yüce yaratıcının, o yıldızlara bu alemde etkileyici bir kuvvet bahşetmiş ve kainatın yönetimi için onları görevlendirmiş bulunduğuna inanırlardı. Bu inanç şekli de çoğunlukla Tabiiyyun mezhebine ( rabiiyyecilere = naturalizme ) benzemektedir. Bize kalırsa, bu sihirde tabiiyyat ile ruhiyatın eski zamanlarda keşfedilmiş bazı garip özellikleri birleştirilerek uygulanmış olduğu anlaşılmaktadır.
2- Evham sahiplerinin ve kuvvetli kişilerin sihirleridir. Bunlar öyle sanırlar ki, insanın ruhu terbiye ve tasfiye ile kuvvetlenir ve tesir gücünü arttırır. İdraki, gizli kapalı şeyleri algılayacak derecede gelişir, iradesi de kendi dışında birtakım olayları etkileyecek derecede güçlenir. O zaman istediği birçok şeyleri yapar, eşyada, canlılarda ve diğer insanlarda kendi bedenindeki gibi tasarruf eder. Hatta o dereceye varır ki, bir irade ile bünye ve şekilleri değiştirebilir. İsterse öldürür ve yeniden diriltir, varı yok , yoku var edebilir. Gerçekten de beden terbiyesi gibi ruh terbiyesinin de birçok faydası olduğu inkar edilemez. Fakat ruhun bu derece güç kazanması, bir ilahi ihsan olmadan, yalnızca çalışmayla elde edilebilir birşey olduğunu farz etmek evhamdan öte birşey değildir. Birtakım kimseler, riyazet, havas, rukye, muska, uzlet ve benzeri bazı yollara başvurarak, ruh ilminin bazı garip olayları ile uğraşırlar ki, manyetizma, hipnotizma, fakirizm ve diğerleri bu cümleden şeylerdir. Sihrin en aldatıcı ve en tehlikelisi de budur.
3- Cinlerden ve kötü ruhlardan yardım görme yoluyla yapılan sihirdir ki, azaim ve cincilik dedikleri şey budur. Mutezile ve son devir filozoflarından bazıları cinleri inkar etmişierse de bunlar kısa görüşlü ve inkarda aceleci kimselerdir. Sanki kainatta ruhani ve cismani hiçbir gizli kuvvet kalmamış da hepsi keşfedilmiş ve sınırları belirlenmiş gibi, cinlerin aslı yoktur diye inkarı bastırmak, ilmi bir davranış olamaz. Bu inkarcıların bir kısmına "dünyada daha bilmediğimiz gizli kapaklı nice tabiat kuvveti vardır" deseniz, bunlar "evet" demekte tereddüt etmezler de aynı manada olmak üzere "cin vardır" deseniz, hemen inkar ederler. Bunun için filozofların büyükleri cinleri inkar etmemiş ve "ervah-ı ardıye" adıyla anmışlardır. Fakat bunlarla belli sebepler altında insanların ilişki ve bağlantı sağlayıp sağlayamayacakları ilmi bir şekilde tetkik edilip ortaya konmadan hüküm verilemez. Lakin bundan dolayı bu yolla yapılan ve yapılacak sihirlerin varlığı inkar değil, kabul etmek gerekir. Hatta bugünün ispiritizmacılarını bu cinlerden sayabiliriz.
İşte sihrin en meşurları buraya kadar saydığımız bu üç kısımdır.
Birde illüzyon, el çabukluğu, hokkabazlık vb teknik hilelerle yapılan sihirler vardır ki bunlar zaten aslen sihir sayılmazlar.
*ile Yapılabildiği Söylenen Bazı Hususlar
Bu konuda yazılmış yüzlerce kitap var ve hepsinde de yüzlerce konu var. Söz konusu kitaplarda, büyü ile pekçok şey yapılabileceği kaydedilmektedir. Bu tür kitapları da eskiden yazılanlarla, yeni kuşak büyücülerin yazdıkalrı olarak ikiye ayırmak yerinde olur. MDoğa dışı gizli güçlerden yararlandığına inanarak büyü yapanlar.
Büyü ve büyücülük insanlık tarihinin çok eski dönemlerine kadar gider. Doğa karşısında kendini âciz ve eksik hisseden insanoğlu, gizli güçlerle kendi arasında bağlantı kurabilecek birtakım aracılara ihtiyaç duymuştur. Bu aracılarda olağanüstü yetenekler bulunduğu varsayımından yola çıkarak, büyücülerden, insanüstü davranışlar beklemiştir.
Tektanrılı dinlere geçildiği zaman bu inançlar ortadan kalkmamış, sözgelimi, Hıristiyanlığın bütün yasaklamalarına rağmen büyücülük ve boş inançlar toplumlar içinde gizli gizli yaşamlarım sürdürmüştür. Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde, erkek ve kadın büyücüler, büyü törenleri yapar, insanlara veya hayvanlara nazar değdirirler, «Boynuzlu Tanrı'yı» veya «İlahe Ana'yı» yardıma çağırırlardı.
Eskiçağ törenlerinin bir devamı olan ve şabbat adı verilen cumartesi gece yarısı toplantıları kırlarda yapılırdı; bu toplantılar sırasında, gece yarısından şafak sökünceye kadar şarkılar ve danslarla şeytan yardıma çağrılırdı.
|

03-05-2007, 23:37
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Büyü ve Büyücülük Nedir? * *
Büyü sözünü sık sık duyarız. Pek çok kimse büyüden söz eder. Ama çoğumuz bunun ne olduğunu bilmeyiz. Onun için önce büyünün ne olduğunu anlamamız gerekiyor.
Büyü, kötü usullere başvurarak bir insanın iradesini elinden almak demektir. Çeşitli yollarla, usulleri kötüye kullanarak bir insanı yönetim altına almaya, ona istenilenleri yaptırmaya genel olarak büyü denilir. Büyü ile insanı istemediği şeylere zorlamak, ona istemediği hareketleri yaptırmak kabil değildir.
Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır. Reçeteler, formüllere dayanan, bunlara değişik anlamlar yükleyen bir uygulamadır.
1584'te Anvers'te yayınlanan Gespar Peucer'in Falcılar (Les Devins) adlı kitapta büyücülük şu şekilde tanımlanır.
Büyücülük, şeytanı tanımaya yarayan bir sanattır. Büyücü tarafından çağrılan şeytan ve yardımcıları kendilerini gösterirler veya kendilerini göstermeyip de talep edilen şeyi yerine getirirler.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.
Büyücülüğün silahı büyülemedir, etkileme ve telkindir. Kuramsal olarak etki ve duygu (sevgi, nefret) dozu güçlü olan bir enerjinin belirli nesneler, formüller kullanarak transferidir. Bu tür etkileşimde en çok kullanılan ve Vudu (voodoo) dahil olmak üzere, her çeşit büyüsel gelenekte mevcut olan mum veya kilden yapılan bir heykelciktir. Hedef olan kişiye yapılmak istenilen şey, büyüsel formüller kullanılarak heykelciğe (kukla, bebek) yapılır. Orta çağdan kalma bir başka yöntem, Şanlı El veya Tutuşan El yöntemiydi. Asılarak ölen birinin eli kesilir, kurutulur ve avucuna siyah bir mum yerleştirilirdi. Dönemin kaynaklarına göre bu eli kullanarak özellikle zehirlenme büyüleri yapılıyormuş.
Büyünün amacı doğanın organik gücünü sahiplenmektir ve de bu gücü dilediğince kullanmaktır.
Büyü Ne Zaman Yapılır ?
Her şey gibi büyü yapmanın da zamanı vardır. Büyü genellikle gece yapılır. Ancak şeytanla tam işbirliği halinde olan büyücüler için saatin de önemi olmayabilir.
Bu arada büyünün cinsine göre zamanı ayarlanır. Ara açmak, ayırmak, düşman etmek için olan büyüler, ayın onbeşinden itibaren yeni ay küçülmeye başladığı zaman yapılır. Bağlamak, emre almak yani muhabbet için olan büyülerse ayın hilal halinden onbeşine kadar olan döneminde, yani ay büyürken yapılır.
Büyü Çeşitleri
Ak Büyü
Büyüsel işlemlerin tümü etnik, ahlaksal bir değerlendirmeye tabi tutulduklarından ayrımlar oluşuyor. İlk ayrım Ak ya da olumlu, iyiye yönelik, şifacı büyüdür.
Ak Büyü ile uğraşan kişi temiz ruhlu, iyi niyetli, hatta dindar biri olarak tanınır. Ak ile Kara Büyü ayrımını antik uygarlıklarda Asur ve Babil'de buluyoruz. MÖ. 1800 yılında Kral Hammurabi Kara Büyüyü yasaklamış, uymayanları ölümle cezalandırmıştır.
Ak Büyünün amacı şifadır, destektir. Yorumlara göre örneğin, aşk büyüsü de bu kategoriye girer ama aslında bu bir çeşit zorlamadır. Ak Büyü ile Kara Büyü arasındaki farklılıklar sadece niyet, amaç ve formüllerle belli olmuyor; kullanılan malzemelerde farklıdır. Ak Büyüde ateş, altın, ayçiçeği, cıva, elma, elmas, fasulye, fildişi, gümüş, horoz, inci, incir, kurşun, kuşkonmaz, portakal, sarımsak, su, süt, sirke, tavuk, tuz, yumurta, zeytinyağı kullanıldığı gibi, Kara Büyüde ceset parçaları, idrar, kan, karga, kedi (kara), kurbağa, kurt kanı, timsah dişleri, toprak (mezarlıktan), tüy (kara tüy) yarasa (gözleri ve kanı) kullanılmaktadır.
Kara Büyü
Ak Büyünün ve ak büyücünün karşıtı olan Kara Büyü, onu uygulayan ise Kara Büyücüdür. Amacı kötülüktür, zarar vermektir ve cinayete, ölüme kadar gidebilir. Ak Büyücünün tersine Kara Büyücü özverici değil, kibirli ve fırsatçıdır, maddiyata bağlıdır.
Allah'tan nefret eder, doğanın kurallarına karşı gelir ve kendisini yüceltebilmek, güçlerini arttırabilmek için her şeyi yapabilir ve yapar.
Kara Büyü ya şeytanla bağlantılıdır ya da ölü ruhlarla (nekromansi), her ne kadar Hz. Musa'dan başlamak üzere bütün dinler bunu bir sapkınlık sayıp yasakladılarsa da, antik çağlardan beri ölülerin ruhlarını çağırıp sayesinde geleceği öğrenmeye çalışmak, yani, ölü falını uygulamak oldukça yaygın bir dönemdi. Özellikle Orta Çağ büyücülüğü bununla sık sık beslenmiştir. Orta Çağ tanrı bilimcilerinden Rabano Mauro şöyle yazmıştır; Ölü falına bakanlar, kötü duaları ile ölüleri diriltenler, geleceği öngörüp sorulara cevap vermelerini temin eden kişilerdir. Ölüleri çağırabilmek için ceset kanı gerekiyor, çünkü bu işlemlere yardımcı olan cinler kandan hoşlanırlar.
Kırmızı Büyü
Kırmızı Büyü olumsuz amaç ve niyetleri, uygulamaları ile Kara Büyünün bir çeşidi yandaşıdır. Belki de en gerçek ve bu yüzden en tehlikeli büyüdür. Şeytan'ın, kötü ruhların büyüsüdür ve işlemlerinde ayinlerinde kaz kullanır, kurban keser.
Büyüsel işlemler çoğunlukla olumlu (Ak Büyü) veya olumsuz (Kara Büyü, Kırmızı Büyü) bir enerji akışına dayalı olduğu söyleniyor. Bir enerji bedensel bir organa, psiko-somatik (ruhsal-bedensel) bir işleve yöneltilebilir. Tarihte birçok el yazması büyü kitabı hazırlanmıştır. En ünlülerden biri 15. Yüzyıla ait olduğu sanılan, önceki yüzyılda gizem ustası Mc Gregor Mathers tarafından ilk kez İngilizce ye çevrilen sihirbaz Ma Abra-Melin'in Kutsal Sihir Kitabıdır. (The Book of the Sacred Magic of Abra-Melin the Mage). Kitaba göre maddi dünya kötü ruhlar tarafından yaratılmıştır, ancak sihirbaz, koruyucu meleğinin yardımıyla ve büyüsel uygulamalara başvurarak, kötü güçlere karşı koyabilir hatta kötü ruhları yönetebilir.
Kırmızı Büyünün çeşitleri arasında önemlisi, merkezi Haiti olan, oradaki yerliler ve melezler tarafından uygulanan Vudu (Voodoo) dur. Kökenleri, Afrika'nın totemlere dayalı inançlarına bağlıdır. Vudu Büyücülüğünde düzenlenen ayinlerde dansların, müziğini kendinden geçmelerin, kurban edilen hayvanların (kaz, horoz, kara keçi) nedeni ve amacı adları Loas olan bazı ilkel güçleri (ölü ruhları) harekete geçirmektir. Trans haline geçen vudu rahibeleri, birer medyum gibi hareket ederek bu güçlere teslim olurlar. Vudu'ya benzer bir uygulamaya Brezilya yerlilerinin Macumba (Makumba) törenlerinde rastlarız.
Macumba, temelde cinsel büyücülüğe bağlıdır, erotizmi boldur. Vudu ayinleri daha çok mezarlarda yer alırken, Macumba için mekan olarak açık alanlar ya da ormanlar tercih edilir.
Vudu'nun çok konuşulan fakat kanıtlanmayan ve fantastik olarak görünen bir tarafı ise, Zombiler'dir, ya da yaşayan ölüler (Zombi: mezardan çıkma). Kara büyüsel işlemlerle, hipnoz ve telkin yolu ile diriltildiği söylenen bu hareket halinde cesetlerin ruhsuz olduğu söylenir. Bir Zombi'nin kumanda edilmesi, yönlendirilmesi onu o hale sokan Kara Büyücünün işidir.
Büyü Örnekleri:
Ayırma Büyüleri
Sabun ve Saç
Sabun ve saçla yapılan bu büyü öldürücüdür. Büyü yapılmak istenen kimsenin saçından birkaç tel alınır. Hiç kullanılmamış bir kalıp sabuna sarılır. Sabuna kır bir iğne batırılır ve belirli bir dua okunur. Sonra bu sabun kör bir kuyuya atılır. Sabun orda eridikçe büyü yapılan kişi de evinde erimeye başlar ve yatağa düşer.
Kaşık Büyüsü
İki sevgiliyi, eşi ya da kardeşi ayırmak için yapılan bir büyüdür. İki tahta kaşığa, ayırmak istenilen kişilerin isimleri yazılır ve kaşıklar arka arkaya getirilir. Yeni ölmüş birinin mezarı açılarak kefeninden bir parça yırtılır ve kaşıklara sarılır. Belirli bir dua okunur ve kaşıklar başka bir mezara gömülür. Ayrılması istenen kişiler o andan itibaren birbirleri için adeta ölü gibidirler. Yaşadıkları sürece bir daha yüz yüze gelemezler.
Domuz Yağı
Eşleri ayırmak için çok kullanılan şeylerden biri de domuz yağıdır. Büyüyü yapacak olan kimse bir parça domuz yağını alır, koynuna sokar. Sonra bir kiliseye giderek rahipten kendisini okumasını ister. Rahip bu isteği kabul ederek o kimseyi okursa maksat gerçekleşir. O insan okunurken koynunda gizli domuz yağı da okunmuş olur. Bu okunmuş domuz yağını çiftin yattığı yatağa koyarsa, o zaman karı koca birbirini domuz gibi görmeye başlar, birbirinden nefret ederler. Büyüyü yapan kişi, eğer yatağa koyamıyorsa, sokak kapısına sürer, bu da tartışma ve kavgalara yol açar.
Ölü Toprağı
Ayırmak için yapılan büyülerde ölü toprağı kullanılır. Ölü toprağı bir mezardan alınarak ayırmak istenilen kişilerin yatağına serpilir. Çift o andan itibaren birbirinden ayrılır. Ölü toprağı serpilirken belirli dualar ve sözler söylemek gerekir.
Kısmet Açmak İçin Yapılan Büyüler
Pamuk Çekirdeği
Üç pamuk çekirdeğinin üstüne birer defa tuncina duası okunur. Sonra kızla evlenmesi istenen erkeğin ismi söylenir ve çekirdekler adamın kapısının eşiğine gömülür. Kısa süre sonra erkeğin kızla evlendiği söylenir.
Kurşun
Bir levha kurşunun üzerine istenen kimsenin ve annesinin adları yazılır. Sonra tuncina duasının baş kısmı yazılarak ateşe atılır. Kurşunu atarken de 'Bu kurşun nasıl erirse…..benim için öyle erisin bana gelsin!' denir. Kurşun eridiğinde o kişinin dayanamayarak geldiği söylenir.
Saygı İçin
Sevdirmek için bu büyüden de yararlanılır. Böylece kendisini sevmeyen, beğenmeyen birini bile kolaylıkla bağlar. Bu büyü yapıldığı zaman büyülenen kimse deli gibi aşık olur. Büyü yapanı görmediği zamanlar kederinden ölecek hale gelir. Pek çok çeşit muhabbet büyüsü vardır. Büyülenen bir yiyeceği istenen kimseye yedirmek veya okunmuş çiçeği koklatmak yeterlidir.
At Nalı
Eski bir at nalının üzerine sevmesi istenilen kişinin adı ve Ayetülkürsü suresi yazılır. Küllü bir ateşin dibine nal yerleştirilir, yalnız bu ateş hiç sönmeyecektir. Ancak ateş yandığı sürece o kişinin aşkı devam edecektir.
Biber
Bir top kırmızı biberin çekirdekleri çıkarılarak kırkbir tanesi ayrılır diğerleri atılır. Her çekirdeğe bir Yasin suresi okunur ve bu çekirdekler tekrar biberin içine doldurulur. Biber ateşe atılırken de 'Bu biber nasıl yanarsa ….benim için öyle yansın bana gelsin' denilir. Yedi gün süreyle bunu tekrarlamak gerekir.
Bakır
Bir bakır levha üzerine Tanrının sıfatları yazılır ve yüksek bir yere asılır. Her gün seher vaktinde kalkılıp bu bakıra bakılarak istenen kimsenin helal sevgisi için dua edilir. Böylece o kimse gelir ve bakır orda durduğu sürece bir daha ayrılmaz.
Yarasa
Yarasa kesilerek kanı sevilen kimsenin eşyasına yahut üstüne sürülür. Veya bu kandan bir iki damlası istenen kişinin içeceği bir şeye karıştırılır. Yarasanın ölüsü de o kimsenin kapısının eşiğine gömülür. Büyülen kimse aşık olur ve bir daha ayrılmaz.
Tırnak
Bir kadının kestiği tırnak, bir kapta yakılıp kömür haline getirilir ve ince ince dövülerek toz haline getirilir. Bu toz, sevmesi istenen kimsenin yiyeceğine veya içeceğine karıştırılır. O kimse bunu yedikten sonra bağlanır ve bir daha ayrılmaz.
Nohut
Kırkbir tane nohudun her birinin üstüne bir İhlas duası okunur. Sonra nohutlar bir kaba konularak ağır ağır pişirilirken sevmesi istenen kimsenin adı tekrarlanır. Nohutlar iyice pişince o kişinin içine büyük bir aşk ateşi düşer. Her şeyi terk ederek koşa koşa geldiği söylenir.
Sevilenin Eşyası
Sevilen kişinin giydiği eşyasını alarak da büyü yapılabilir. Özellikle tene giyilen şeylerden çok yararlanılır. Böyle bir eşyanın bir parçası yırtılarak üstüne Tuncina duası yazılır. Sonra parça ateşe atılır. O kimse başkasına bağlı olsa da ona yüz çevirir ve büyüyü yapan kişiye gelir.
Kuru Üzüm
Yirmibir tane kuru üzümün üstüne bir Yasin okunur. Sonra bunlar bir kapta ağır ağır kavrulur. Üzümler kavrulurken bir kara dut, bir beyaz dut çubuğu ile bunlar karıştırılır. Bir yandan da "Falanın oğlu ya da kızı… aşkımdan ak dut gibi sararsın, kara dut gibi kararsın. Yemesin içmesin, gözüne uyku girmesin, beni görmedikçe rahat etmesin!" diye tekrarlanır. Üzümler kavrulduktan sonra iki gün içinde büyü yapılan çıkagelir.
Saç
Sevilen kimsenin yedi tel saçına Ya Vedut okunur ve saçlar ateşe atılarak yakılır. O kimse aşktan delirecek gibi olur ve yapan kişiye gelir.
Sicim
Bir sicime kırkbir düğüm atılır. Bu istenen kişinin geleceği sırada kapının önüne bir paspasın altına yerleştirilir. O kimse oraya bastığı an bağlanmış olur. Bir daha da ayrılmayı düşünmez. Yalnız her düğümü atarken o kimsenin adını söylemelidir.
Bakla
Kırkbir tane baklanın üstlerine bir adet Esma çekilir. Ondan sonra baklaların her gece bir tanesi ateşe atılarak, "…benim aşkımdan yanıp tutuşsun ve hemen gelsin" denilir. Kırkbir gece içinde istenen kişinin geldiği söylenir. Bazen daha birkaç bakla yakıldığı halde gelebilir, o durumda diğer baklaları yakmaya devam etmek gerekir. Aksi halde büyü yarım kalacağı için gelen kimse de birden soğuyarak geri dönebilir.
Gül
Bir gülün üstüne bir adet Esma ve Tuncina suresi okunur ve bu, beğenilen kimseye verilir. Kendisi bu çiçeği koklar ve bir daha ayrılmamak üzere aşık olur. Ancak böyle bir çiçeği büyü yapılacak kişinin eline vermek, başkalarıyla yollamamak gerekir.
Şeker
Bir şeker veya tatlı üzerine kırkbir adet Bismillahirrahmanirrahim okunur ve sevilen kimseye yedirilir. O kimse o andan itibaren neşe, huzur ve sevgi duyar. Aslında diğer büyülerle karıştırmamak gerekir. Bu iş iyi niyetle yapılırsa bir zararı yoktur. Çünkü tatlı yiyen kimsede sadece huzur ve mutluluk olur. Bunun etkisi de uzun süreli değildir.
İncir
Taze bir incirin üstüne Ya Bedduh, Ya Kısmet, Ya Muhabbet sözleri bin kere okunur ve sonra sevilen kimseye yedirilir. Böylece o kimse aşık olur ve kalbiyle bağlanır bir daha da ayrılmayı istemez.
Yabancılar
Büyünün sadece bildiğiniz, tanıdığınız kimseleri etkileyeceğini de sanmamalısınız. Büyü tanıdığınız veya tanımadığınız herkesi etkileyebilir. Ancak her gün üstüne büyüyü engelleyici dualar okuyan veya büyüye mani olacak muska taşıyan kişileri etkilemez. Eski zamanlarda korkunç büyüler yapan tiplerin bazı usullere başvurarak yabancıları da bağladıkları söylenmektedir. Yani bir kadın, bir rastlantı sonucu gördüğü bir erkeği, büyücünün yaptığı sihir sayesinde ayağına getirtebilmektedir. Eski çağlarda bu tür durumlara sık rastlanırmış. Yalnız bazı büyülerin ömür boyu sürmesine karşılık, bazıları da geçicidir.
Büyü Tazeleme
Bazı büyülerin ömür boyu sürmesine karşın, bazıları bir ay ya da bir yılda etkisini kaybeder. Mesela biber yakarak birinde arzu uyandırmak mümkün olabilir fakat bu geçici bir istektir. Bunun devam etmesi için bu büyüyü tekrarlamak gerekir. Buna karşın kaşık büyüsü ömür boyudur. Domuz büyüsü de yine bulunup temizlendiği anda etkisini kaybeder. Bu tür büyülerin tekrarlanması durumunda etkili olurlar. Yani büyüler ömür boyu ve kısa süreli olmak üzere ikiye ayrılırlar.
Mum
Bir mum üzerine istenen kişinin annesinin adı ve isteklinin kendi adı yazılır. Bunun üzerine de bin Esma okunur. Gece yarısından sonra büyüyü yapan kimse, 'Bu mum nasıl yanıyorsa, sende benim için öyle yan' diyerek mumu yakar. Ama mumun yedide biri yanınca söndürür. Ertesi gece yine aynı şeyi tekrarlar. Böylece mumu yedi gecede yakar. Erimiş mumu da harlı ateşe atar ve yine aynı sözleri tekrarlar. Böylece o insan sevgiden yana yana çıkagelir.
Kabak
Sevgisi sönen, unutan, bıkan ve giden birini geri getirmek için de büyüden yararlanılır. Pek çok muhabbet büyüsü sönen aşkı canlandırmaya yeter. Ancak araya soğukluk girdiyse ve o kimse çok uzaklardaysa, o vakit çok daha kuvvetli bir büyü gerekebilir. Bir bal kabağı oyulur ve yandan çekirdekleri çıkarılır. Bu çekirdeklere onbir Esma okunur. Sonra bu çekirdekler tekrar kabağın içine konur. Kabak gidenin gelebileceği tarafa, yüksek bir yere asılır. Orada kurumaya bırakılır. Kabak kuruyup düştüğü gün, o kaçan, unutan, giden kimse büyük bir sevgi ve istekle geri döner. Bir daha da ayrılmaz.
Güzel Görünme
Bir kızın sevgilisine, bir kadının kocasına güzellik muskası yapmak için kullanılmamış bir el aynasının üstüne güzel görünmek isteyenin adı, is mürekkebi ya da toprak boyası kullanılarak, tüy, kanat teleği ya da başka bir nesneyle yazılır, kurumadan silinir. Bu iş yedi defa tekrarlanır. Aynanın ortasına bir damla mürekkep ya da toprak boyası damlatılır. Damlatma sırasında kızın ya da kadının adı söylenip Vech-I ahsen ya Halik (Ey yaratıcı bu en güzel yüzdür) denir. Boya damlası aynanın üzerinde kuruduktan sonra yetmiş halakallah'I beşer fi suretuilmelek (Tanrı melek kılığında insan yaratmıştır), kırkbir kez maşallahu subhanallah söylenir, aynaya üfürülür.Ayna üç gece ay ışığına bırakılır, bu süre içinde yedi Elham, bir Duha suresi okunur. Üçüncü günün bitiminde ayna yazılır, üstüne aynanın büyüklüğünde bir muşamba yapıştırılıp büyüyü yaptıranın odasına asılır. Bu kişi her sabah kalktığında aynaya bir kez bakar. Ayna konduğu yerde asılı durduğu ve yapan aynaya baktığı sürece kocasına ya da sevgilisine güzel görünürmüş.
Bir erkek istediği kız ya da kadın için aynı özel büyüyü yaptırır. Önce kızın adı yazılı bir kağıdın üzerine üç sin, yetmiş elif, üç lam Kuran'dan küçük bir sure yazılır. Kağıt ılık suyun içinde yıkanır, ezilir toz gibi suya karıştırılır. Su, mürekkebin çıkardığı boya ile morarır. Bir cuma gecesi yatsıdan önce bu su kızın kapısına serpilir, ancak suyun birazı saklanır. Birisi aracılığıyla kızın başına damlatılır. Kırk gün içinde kızda erkeğe karşı bir yönelme başlarmı
Gül
İyice açılmış gülün çiçeğinden yedi yaprak koparılıp, büyü yaptıracak olanın adı söylenerek yedi kez üflenir. Bu arada bir de elhamdulillahirrabbilalemin çekilir. Gül yaprakları daire şeklinde dizilip üç gün bırakılır. Her gece bir kez sübhane marifetihi deyip yapraklara üflenir. Üç gün bittikten sonra kurumaya yüz tutan bu çiçek yapraklarının üzerine bir is mürekkebi ya da sulandırılmış toprak boyası damlatılırken yine büyü yaptıranın adı söylenir. Elhamdülillah ya Allah denir. Yapraklar üst üste konup bastırılır, yedi kat muşambaya sarılıp, üzerlerine kırkbir kez Leyl (Leyl, Kur'anın 92. suresidir. Perdesini çeken gece adına, ışıldayan gün adına, erkeği dişiyi yaradan adına diye başlar.) suresi okunup üflenir, sonra bu muşamba da üç kat yeşil yamaya sarılıp dikilir. Üzerine yedi dikiş vurulur. Büyüyü yaptıran yıkanır, kokular sürünür, bu muskayı yatağının altına gizler. Bu muska yatağın altında bulunduğu sürece, büyüyü yaptıran başkalarının gözüne gül gibi güzel görünürmüş.
Bal
Arının oğul denen yavrularının ilk yaptığı bal, kovandan çıkmadan üç yemek kaşığı kadar alınıp bir kaba konur. Güzel görünmek isteyenin adı yedi kez söylenip bal üflenir. Sonra bir rekat namaz kılınır. Belirli sözler söylendikten sonra sağa sola üflenir, göğe karşı Hıfzeyle ya Hu söylenir. Ya Hu derken u harfinin yedi kez söylenmesi gerekir. Bu iş bittikten sonra bir kaşık tuzsuz tereyağı küçük bir yumak yapılarak büyü yapılan kimsenin yanaklarına dudaklarına sürülerek bal akıtılır iyice karıştırılır. Karışımın bulunduğu tasın üstü örtülür. Üç beklenir, dördüncü günden itibaren her sabah ezanından önce, yaptıran kişi o baldan biraz yer. Yerken de "Allahumme rabbike" der. Yedi sabah bu işlemi tekrarlar. Bal bittikten sonra yedi gün ortalıkta pek görünmez daha sonra istediği gibi rahatça dolaşabilir, ve kendisine bakanların gözüne çok güzel görünürmüş.
Koca Bulma
Duvak Teli
Bir kızın kısmetinin açılması için, gerdek gecesi yeni gelinin duvağından bir tel koparıp onunla büyü yapılırmış. Duvaktan alınan tel üç gün içinde cinciye götürülür. Cinci telin üstüne üç düğüm vurur, uçlarını boş bırakır. Her düğümün üzerine büyü yaptıranın adını yedi kez söyleyip üfler. Kızın saçından üç tel saç alır, onları da duvak teliyle birbirine dolaştırır, sarar, yediye bükerek bağlar. Üç gün günde yetmiş kez, euzubillah der, yere tükürür. Üçüncü günün bitiminde telleri üç kat muşambaya, muşambayı yeşil yamaya sarar, otuz üç dikişle diker, her dikiş vuruşunda büyü yaptıranın adını söyler, fatih'i-kısmet der. Kız yapılan muskayı, göğüs arasına ya da koynuna asar. Kırk gün içinde isteyeni çıkar. Bunu yalnız yaptıranla cinci hoca bilmelidir. Başkaları duyarsa büyü bozulur.
Üç Yol Ağzı
Kısmeti çıkmayan kızın, üç sabah üç yol ağzında durması gerekir. Önce cinci hocaya gidip, sabah ezanından önce okunulması gerekir. Hoca kızın alnına üç sin yazar, aralarına birer nokta koyar. Mor mürekkeple yazılan bu yazılar, üç kulhuvallah okunacak süre boyunca, kızın alnında durur, sonra silinir. Kızın avuçlarının içine de birer kaf yazılır, biraz sonra silinir. Üç kez euzübi rabbike söylendikten sonra, kızın göğsüne üflenir. Evli bir kadının baş örtüsü kızın başına örtülür, Kuran'dan bir sure okunup kızın yüzüne üflenir. Bu işlem en az üç kez, en çok yedi kez sabah ezandan önce yapılır. Kız cincinin yanından ayrılıp üç yol ağzına gider. Orada üç kulhuvallah, bir elham okuyup sağa sola üfleyecek sürede durur, yüzünü güneşin doğduğu yöne çevirir. Bazı sözler söyler, başını üç kez toprağa sürer ve dua eder. Bunu da en az üç, en fazla yedi kez yapar. Bu büyünün yapıldığı süre, kızın aybaşı halinden yedi gün önce ya da yedi gün sonra olmalıdır. Yine büyüyü sadece kız ve cinci hoca bilecektir. Bunu yapan kızın kısmeti yirmisekiz gün içinde açılırmış.
Kız Bulma
Erkek yalımları yükselen bir ocağın başına oturur, yetmiş ya şafi söyler ocağa üfler. Cinci bu sırada Kuran'dan kısa bir sure okuyup delikanlının dört bir tarafına üfler. Sonra bir kağıdı bir bardak suda iyice ufalar, üç besmele ile içirir. Bu işlem üç gün akşam namazından sonra uygulanır. Üç gün ara verildikten sonra delikanlı yine cinciye gelir muskayı alıp boynuna asar. Muska dışarıdan görünmez. Muskanın dört köşesine dört kız adı, ortasına da delikanlının adı yazılır. Arapça sözler delikanlının adını çevreler. Kız adları dışta kalır. Muska dokuza katlanıp üç kat muşambaya sarılır, yapıştırılır. Dikilmez. Yaptıran bu muskayı boynuna astıktan en fazla kırk gün içinde evlenebilecek kız bulurmuş.
Sevgiyi Arttırma
İki sevgili ya da karı koca arasında bir soğukluk, uyuşmazlık belirtileri başlar, bunun gelecekte daha büyük boyutlara ulaşacağından şüphe edilirse, nefesi keskin bir hocaya gidilirmiş. Hoca Kuran'ın Meryem Suresi"ni mor mürekkeple bir kağıda yazar, kağıdı küçük bir tas suda eritir, üç sabah kendisine başvurana içirir, yedişer damla da başına döker. Üçüncü günü kalan suyu da yedi damla içirdikten sonra, kendisine başvuran erkekse başına, kadınsa iki göğsünün arasına döküp üfler. Dört gün ara verir. Yedinci günü yine Meryem Suresi'ni yazıp düzenlediği muskayı göğsünün üstünde, içten taşınmak üzere başvurana verir. Bu işlemin uygulanışından en geç dokuz, en az yedi gün sonra aradaki soğukluk yumuşamaya, yerini sıcaklığa bırakmaya başlarmış.
Büyü Günah mıdır ?
Bazı kimseler büyünün günah olmadığını, hatta bazen bunun iyilik sayılabileceğini iddia ederler. Ama gerçek böyle değildir. Herkesin bir kaderi vardır. Tanrı herkesin kaderini çizmiş ve ona irade gücü vermiştir. Bir insan doğar ve kaderine göre bir ömür sürer. Bu arada iyiyle, kötüyü ayırmak için vicdanından yararlanır ve doğru yolda yürüyebilmesini de iradesi sağlar. Bir insana büyü yapıldığı zaman onun doğru yolda gitmesini sağlayan iradesi elinden alınmaktadır. Yani kendisi savunmasız bırakılmaktadır. Bu da Tanrıya karşı gelmek demektir. Din kitaplarının hepsinde de büyünün çok ağır bir suç olduğu yazılıdır. Hatta Tanrının gerektiğinde her türlü suçu bağışlayacağı belirtilmekte fakat büyü yapanı asla bağışlamayacağı belirtilmektedir.
Bütün bunlardan da anlaşılacağı gibi büyü yapmak, ve yaptırmak günahtır! Bir insanın kaderini değiştirmek, iradesini elinden almak, kendisine acı çektirmek gerçekten çok büyük bir suç ve günahtır.
Büyünün İyisi Var mıdır?
Bazı kimseler kısmet açmak için veya buna benzer nedenlerle büyü yapmanın sevap olduğunu iddia ederler. Mesela evde kalmış bir kıza büyü sayesinde koca bulmanın iyilik olduğunu söylerler. Bu da yanlış bir düşüncedir. Tanrı, herkesin kaderini ayrı çizmiştir. O isterse evde kalmış kuluna uygun bir eş de verebilir. Böyle bir durumda o genç kızın hayırlı bir eş için dua etmesi daha doğrudur ve aynı zamanda sevaptır. Ama Tanrının işine karışarak, alın yazısıyla oynamak yine onun dualarından, kitaplarından, sıfatlarından yararlanarak, büyü yapmak büyük hatadır.
Büyü Çözmek
Tek sevap olanı yapılmış bir büyüyü bozmaktır. Böylece büyülü, yani aslında acı çekmekte olan kimse bu durumdan kurtulur. Ancak büyüyü çözmenin de kolay olduğunu sanmamak gerekir. Bu herkesin yapabileceği bir iş değildir. Çünkü büyü yapan Tanrıya ortak koşmakta, yani ortak olarak başka bir gücü göstermektedir. Bu da bağışlanmaz bir günahtır. Büyü yapan şeytanla işbirliği etmektedir. Şeytanın yardımıyla istediklerini elde etmektedir. Bu arada ilginç bir şeyi de açıklayalım: Tanrı, din kitaplarında kendi iradesi dışında hiçbir şey yapılamayacağını kesinlikle belirtmektedir. Hatta büyünün bile kendi istediği zaman tutacağı açıklanmaktadır. Yani her şey Tanrının isteğiyle olur. Bir büyüyü çözebilmek için de rasgele çarelere başvurmak tehlikelidir. Yine, herkes büyü çözemez. Çünkü buna gücü yetmez.
Büyü bozabilecek kimsenin belirli özellikleri, yetenekleri olmalıdır. Dini iyi bilen, ruhu çok gelişmiş, din bilgini diye adlandırabileceğimiz biri ancak büyüyü bozabilir. Böylece o kötü etkiyi ortadan kaldırır ve kendisi de zarar görmez.
Böylesine yetenekli olmayan birisi büyüyü çözmeye kalkarsa büyük zarar görebilir. Çok ağır bir güç aldığı için hastalanabilir, bir felaketle karşılaşabilir. Ama bu arada herkesçe bilinen büyü ve nazarı def eden basit usullerde vardır. Bunlar da hafif büyüleri ve kem gözü gidermek için yeterlidir. Ama şiddetli büyülerde bu basit usullerden sonuç alınamaz.
|

03-05-2007, 23:51
|
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Büyü ile ilgili kuran'dan bir ayet.
Bakara *102 * *Süleyman'ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tabi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Lakin şeytanlar kafir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil'de Harut ile Marut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kafir olmayasınız, demeden hiç kimseye (sihir ilmini) öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların (ona inanıp para verenlerin) ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!
Büyücülük, her şeyden önce, dine ve inanca kesin şekilde karşıt olan, batıl inançlara dayalı bir büyüsel işlem toplamıdır
Buna katılmak pek mümkün değil,Muhammedin,musanın yani peygamberlerinde
büyücülükle suçlandığını unutmamak gerek.
|

25-05-2007, 16:01
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Mar 2006
Mesajlar: 1.767
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
Önceki çalışmalarımdan konu ile ilgili bir bölüm:
Daha Mekke döneminde iken yani Muhammed’in amcası Ebu Talib’in korumasına güvenerek Mekke’lilerin putlarını taşladığı ve onlara hakaret ettiği bir dönemde Mekke’nin ileri gelenleri toplanıp Muhmmed’e nasıl bir isim takılacağını tartışırlar. Toplantıda bulunanlardan Velid İbn Muğire’nin şu sözleri daha o dönemde bir gerçeği gözler önüne seriyordu:
“ O bir büyücüdür (sâhir) çünkü büyücü; baba ile oğulu, kardeş ile kardeşi, karı ile kocayı birbirinden ayırır ve Muhammed de öyle yapıyor”
Yani büyücü ithamı Muhammed’in metafiziki *bir yeteneği olduğu için değil de *bir nevi büyücülerin insanları birbirinden ayırmak için büyü yapmalarının “benzetme” yoluyla Muhammed’e atfedilen bir karakter özelliği olarak alınmıştı.
Şimdi Mugire’nin bu sözlerini alalım ve Bedir savaşına bakalım:
Bir tarafta Ebu Bekir diğer tarafta Kureyş saflarında yer alan oğlu Abdurrahman,
bir tarafta Kureyş birliği komutanı, Utbe b. Rabia, karşısında oğlu Huzeyfe bulunuyordu,
Muhammed’in amcası Abbas ile (kızı Zeyneb’in eşi ve Muhammed’in damadı) Ebu’l As, Kureyş birliklerinin arasındaydı
Bir tarafta Allah’ın kılıcı Ali varken diğer tarafta onun kardeşi Akîl vardı.
Muğire ne kadar da haklıymış değil mi ?
Bedir savaşında aile üyelerinin birbirleri ile savaşmaları gerçeğine bir ilave de Ebubekir Siracettin’in (Martin Lings) kitabından (S. 159):
“Mus’ab Ensardan biri tarafından esir alınan kardeşi Ebu Aziz’e rastladı. Mus’ab esir alana:
-- Onu sıkı tut, çünkü annesi çok zengindir, sana yüklü miktarda fidye verebilir, dedi.
Ebu Aziz:
--Ey kardeşim, beni başkalarına mı emanet ediyorsun ? dedi.
Musab:
--Şimdi senin yerine benim kardeşim o, cevabını verdi….
Muhammed’in kardeşi kardeşe, babayı oğula düşman ettiği gerçekliğine bundan daha büyük bir misal verileblir miydi ?
http://sodomo.blogcu.com/2230988/
|

25-05-2007, 18:02
|
|
Üyeliğini Sonlandırmış
|
|
Üyelik tarihi: 10 May 2006
Mesajlar: 1.416
|
|
Re: BÜYÜ,BÜYÜCÜLÜK SİHİR
İşte ben o yüzden bölücü terörden korkmam, Siyasal islamdan korkarım çünkü ancak o zaman gerçek anlamda kardeş kardeşi öldürür...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:02 .
|