Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 14-05-2024, 03:04
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Insan Dogasi Uzerine

*kavram 1. confirmation bias--dogrulama egilimimiz

Bu basligi ne kadar devam ettirebilirim, yada ettirip ettirmeyecegimi bilmiyorum. Ama insani, insanin dogasini ve dolayisiyla davranisini anlamak adina bu basligi acmak ve dogamiza iliskin paylasmak istedim. Cesitli kavramlardan bahsedecegim, bu kavramlar bazilariniza yabanci olabilir, bazilariniz ise zaten biliyor olabilir. Dolayisiyla, eger sizin de vakif oldugunuz kavramlarsa, lutfen deneyiminizi ve fikrinizi genel okuyucuyla paylasin. Birinci kavram olarak confirmation bias denilen, onaylama egiliminden bahsedecegim, ve bunu yaparken yazinin devaminda DuzDunyacilardan ve yaratiliscilardan bir orklemede bulunacagim. Aslinda DuzDunyacilik yada yaratiliscilik burada hedef degil, kavrami aciklamak icin cok iyi orneklerdir.

Onaylama egilimini yada yanliligini diyelim, bilgiyi mevcut inanclarimizla uyumlu olani arama veya yorumlama egilimini tarif etmek icin kullaniyoruz. Genellikle kasitsiz olarak gerceklesen bu surec, insanlarin bilgileri secerken farkinda olmadan belirli bir yone dogru ilerlemelerine neden olur.

Bildiginiz gibi, duz dunyacilar, Dunya'nin duz olduguna dair inanclarini guclendiren kanitlari arama egilimindeler. Onaylama yanliligi, bu bireylerin bilgiyi secme sureclerinde onemli bir rol oynar. Mevcut inanclarini dogrulayan ve destekleyen bilgilere odaklanirlar. Ornegin, bilimsel kanitlarin cogunu reddederler ve dunyanin yuvarlak oldugunu iddia eden kanitlari gormezden gelirler.

Bu egilim, siklikla cesitli kaynaklarda mevcut olan farkli bakis acilarini veya celisen kanitlari gormezden gelmelerine neden olur. Duz dunyacilar, genellikle kendi inandiklari dogrultuda olan bilgilere odaklandiklari icin, diger gorusleri dikkate almazlar veya reddederler, ve sosyal medyada genel olarak agresif tavirlari gozlemlenir. (Bana kufur eden DuzDunyaci arkadaslar oldu fakat bu bireysel bir deneyimdi. Yine de genel olarak bu tavri kendim gozlemledim) Bu, egilim, onlarin gercegi arama surecini sinirlar ve konu hakkinda objektif bir anlayis gelistirmelerini engeller.

Bir diger ornek, yaatiliscilikla ilgilidir. Yaratiliscilar, dunyanin ve tum canlilarin Tanri tarafindan yaratildigina inanirlar --ve canliligin degismedigini iddia ederler--ve bu inanclarina uygun kanitlari ararlar. Ornegin, evrim teorisini destekleyen bilimsel kanitlari reddederler ve bunun yerine evrenin ve canlilarin kokeni hakkinda Kutsal KitaplardakiYaratilis aktarimlarina odaklanirlar.

Peki bunu niye yapariz? Yani bu davranisin sebebi nedir?

Bunu bir ornekle aciklayalim. Bir firinci, un, su, maya ve diger malzemeleri karistirarak hamur yapar, degil mi. Bu hamuru yogururken, malzemeler homojen bir yapi olusturacak sekilde bir araya gelir. Benzer sekilde, insanlar da yasadiklari toplumun etkisi altinda sekillenir. Toplumsal normlar ve degerler, insanlarin kimliklerini ve dunya goruslerini olusturur. Bu surec, bir firincinin hamuru yogurmasi gibi, insanlarin da toplumlarina uygun davranislar sergilemelerine sebep olur. Aslinda neredeyse hepimiz -- dunyanin buyuk cogunlugu olarak-- sekillendirilen, yogrulan hamurlar gibiyiz. Yoguranlar ise bu isten ekmek yiyenlerdir. Yani firinin sahibinin sahibidir. Bu sebep kismi aslinda cok yonlu ve derin fakat yuzeysel olmasi ve uzun olmamasi icin simdilik burada kesiyorum.

Goruslerinize & deneyimlerinize aciktir.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23-05-2024, 07:06
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.546
Standart

Thomas Hobbes: İnsan Doğası Bencil ve Çıkarcı mı?


Jean-Jacques Rousseau: İnsan Doğasının Masumiyeti

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06-06-2024, 01:13
Şüpheci Dinsiz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Şüpheci Dinsiz Şüpheci Dinsiz isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Dec 2010
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 8.546
Standart

Psikiyatr : diplomalı torbacı.

"BATI SİYASAL DÜŞÜNCE TARİHİNDE" - İnsan Doğası Nedir?

* Bir ben vardır bende, benden içeri. (Yunus Emre)
* Gören bizi sanır deli, usludan yeğdir delimiz. (Muhy-i)
* Kadınlar insan, biz insanoğlu. (Neşet Ertaş)
* Bu otobüs de benim Maserati'm, halkımla birlikte kullanıyoruz. (Tuncel Kurtiz)
* Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak uğruna ölümü mü göze alayım? (Turan Dursun)
* Beneath this mask there is more than flesh, beneath this mask there is an idea Mr Creedy, and ideas are bullet-proof. (V for vendetta)
* O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. (Yaşar Kemal)
* Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. (Nazım Hikmet Ran)
* Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar her milli bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var. Dostlar ki; bir kere bile selamlaşmadık, aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz.. (Nazım Hikmet Ran)
* Bir insan size alın teriyle zengin olduğunu söylerse, ona şunu sorun; kimin alın teriyle?.. (Don Marquis)

Konu Şüpheci Dinsiz tarafından (06-06-2024 Saat 03:44 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 15-06-2024, 09:33
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Davranisin dogasina iliskin dort aciklama

Bu yazida, davranisin biyolojik dogasina iliskin--ki farkli bakis acilari var fakat biyolojiden giris yapalim--dort aciklamadan bahsedecegim.

Gundelik hayatta davranislari yorumlarken genellikle insanlarin niyetlerine odaklaniriz.

Mesela, "O bunu yapmistir cunku sunu yapmaya calisiyordu..." veya "O bunu yapmistir cunku sunu istemisti..." gibi cumleler kullaniriz. Ama cogu zaman insanlarin niyetlerini bilemeyiz. Cogu zaman, insanlar kendi davranislarinin nedenlerini bilemez. Esneme ve gulme bunlara iki ornektir. Bu davranislari yapariz ama noiye yaptigimizi cogu zaman bilmeyiz.


Gelin, simdi bunlara dort aciklamayla deginelim.

Evet, gunluk hayatta bu tur davranislari yorumlarken, biyolojik aciklamalar dort ana kategoriye ayrilir: fizyolojik, ontogenetik, evrimsel ve islevsel.

Fizyolojik aciklama bir davranisi beynin ve diger organlarin aktivitesiyle iliskilendirir. Vucudun mekanizmasiyla ilgilidir; ornegin hormonlarin beyin aktivitesini nasil etkiledigini ve beyin aktivitesinin kas kasilmalarini nasil kontrol ettigini aciklar.

Ornegin, korku aninda vucudumuz stres hormonu olan adrenalin salgilar. Adrenalin, kalp atislarini hizlandirir, kan basincini yukseltir ve kaslari gerer. Bu fizyolojik tepkiler, vucudun tehdit durumunda savas ya da kac tepkisi vermesini saglayarak hayatta kalma sansini artirir. Beynimizdeki amigdala gibi yapilar bu tepkilerin yonetiminde onemli rol oynar ve bu surecler, evrimsel olarak gelismis savunma mekanizmalarimizin bir parcasidir.

Ontogenetik terimi, varolusun kokeni veya gelisimi anlamina gelen Yunanca kokenden [genesis] gelir. Ontogenetik aciklama bir yapi veya davranisin nasil gelistigini aciklar; genlerin, beslenmenin, deneyimlerin ve etkilesimlerin etkilerini icerir. Ornegin, durtuleri inhibe etme yetenegi bebeklikten baslayarak genclik yillari boyunca asamali olarak gelisir, bu da beyinin frontal bolgelerinin olgunlasmasi anlamina gelir.

Evrimsel aciklama bir yapi veya davranisin evrimsel gecmisini yeniden olusturur. Bir hayvanin karakteristik ozellikleri neredeyse her zaman atal turlerde bulunan bir seyin modifikasyonlaridir.

Ornegin, maymunlar ara sira arac kullanir ve insanlar bu yetenekleri gelistirerek araclari daha iyi kullanabilme yetisini evrimlestirmislerdir.


Baska bir ornek, kuslarda gorulen goc etme davranisidir. Turlerin hayatta kalabilmesi ve besin kaynaklarina ualsmasi icin bu evrimsel bir avantaj. Gocmen kuslar, iklim degisiklikleri ve kaynaklarin mevsimsel degiskenliklerine uyum saglamak icin uzun mesafeler kat ederler. Bu davranis, atalarinin gecmisteki adaptasyonlarindan gunumuze miras kalan ve turlerin populasyonlarini korumasina yardimci olur.

Islevsel aciklama ise bir yapi veya davranisin neden ve nasil evrimlestigini aciklar.



deniz atiyla akraba olan bir Avustralya baligi olan deniz ejderi, yosun bitkileri arasinda yasar, yosuna benzer ve genellikle yavas ve amacsizca suruklenerek yosun gibi davranir. Islevsel bir aciklama, potansiyel yirticilarin yenmeyen bitkilere benzeyen bir baligi gozden kacirmasidir. Tabii bu da evrimsel olarak onun isine geliyor.


Ornegin, bircok tur dogal ortamlarina uygun bir gorunume sahiptir. Bu, hayvanin yirticilara karsi gozden kacar olmasini saglar. Bazi turler davranislarini da kamuflajin bir parcasi olarak kullanir.

Ornegin, Meksika ve guneybati Amerika Birlesik Devletleri'ne ozgu bolge-kuyruklu sahinler akbabalar arasinda ucar ve kanatlarini akbabalarinkine benzer bir sekilde tutar. Bu sayede avlari onlari gormezden gelir ve sahinler kolay bir sekilde avlarini yakalayabilir.

Bir ilginc ornek daha vereyim. Mesela, fillerin buyuk kulaklari, vucut sicakligini duzenlemelerine yardimci olur ve sicak iklimlerde serin kalabilmelerini saglar. Bu buyuk kulaklar ayni zamanda fillerin iletisimde de rol oynar, sesleri yukselterek uzak mesafelerde diger fillerle iletisim kurmalarini saglar. her seyin bir amaci-islevi var

Bunlari neden anlattim? Yukaridaki bu biyolojik aciklamalar, gunluk hayatta gozlemledigimiz davranislari ve yapilari bilimsel bir bakis acisiyla anlamamiza yardimci olur. Bilim, fenomenlere iliskin, nesnel aciklamalarda bulunur.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 21-06-2024, 00:10
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Neden Duygularimiz Var? --1

Bu soruyu, yazinin sonunda cevaplandirmaya calisacagim fakat oncelikle bir dusunce deneyi yapalim.

Bir gun uyandigini ve hic duygunun olmadigini hayal et. O gun ne yapacagina nasil karar vereceksin? Hangisinin onemli oldugunu yada olmadigini nasil bileceksin? Eger hic duygu olmasaydi, sicak ve rahat bir yatakta olmak yi ne de guzel hissettirir miyidi? Ise gitmekten heyecan duyar miydin? Ya da gitmezsen ne olacagindan endise duyar miydin? Peki, kalkip yola cikmis ve karsidan karsiya geciyorsan - eger bir arac sana dogru geliyorsa acele etmekle ugrasir miydin? Seni motive eden hic bir sey yoksa, niye ugrasasin ki!

Evet, bunlar ilginc sorular. Peki fonksiyonu nedir? Aslinda, fonksiyonuna iliskin cevap yukaridaki sorularda gizli. Bunlar--duygularimiz-- hayatimizin her aninda aldigimiz kararlari yonlendirmemize yardimci olur. Cevremiz (ve kafamizdaki dusunceler) surekli duygusal tepkilere neden olur. Yaptiklarimizin buyuk bir kismi, bir duygu durumunu degistirme veya koruma arzusundan kaynaklanir - iyi hisleri korumak veya kotu hislerden kacinmak icin.

Duygularimiz olmadan hayat cok farkli olurdu. Karar vermek ve harekete gecmek icin bir itici guce ihtiyacimiz vardir ve duygular bu itici gucu saglar. Gunluk yasamimizin akisini, [genelde] duygusal tepkilerimiz ve hislerimiz belirler. Hayatimizi yonlendiren bu duygusal surec, aslinda her an icinde oldugumuz bir deneyimdir.

Kokeni ile ilgili sorulan sorular aslinda bir bakima daha derin sorulardir. Duygularimizin evrimsel kokenlerini arastirmak belki sorumuza cevap verebilir. Bu baglamda, evrimsel olarak duygu dedigimiz fenomen, insan turunun hayatta kalma ve cogalma sansini artiran onemli adaptasyonlardir. Korku gibi duygusal tepkiler, tehlikeli durumlarda kacma veya savunma tepkileri gostermemizi saglayarak atalarimizin hayatta kalma sansini artirmistir. Ayni sekilde, sevgi ve baglilik gibi duygular, sosyal gruplar icinde dayanismayi guclendirir.

Mesela bu konuda ornek olarak, sevgi ve baglilik duygusunu da ele alabiliriz. Bu duygular, dayanismayi reinforce eder. Bize evrimsel bir avantaj saglar. Insanlarin birbirlerine duyduklari sevgi ve baglilik, grup icinde isbirligi yapmalarini tesvik eder ve birlikte hareket etmelerini saglar. Bu da avlanma, beslenme ve guvenligi saglama gibi temel yasamsal islevleri yerine getirirken grup icinde korunmayi ve toplumsal destek almayi kolaylastirir. Dolayisiyla, sevgi ve baglilik duygulari, insan turunun sosyal evriminde onemli bir rol oynamis ve gruplarin guclenerek hayatta kalma sansini artirmistir. Evrimsel izleri olmasina ragmen fakat yine de duygularimiz gercektir. Onemlidir ve degerlidir.

Duygular ayrica, motivasyonel olarak harekete gecmemizi ve sosyal normlara uyum saglamamizi destekleyerek toplum icindeki sosyal adaptasyonumuzu guclendirir.

Evet, fazla uzatmadan, sonuc olarak ne diyebiliriz?

Sanirim, duygular hem biyolojik ve sosyal evrimimizin temel bilesenlerinden hem de bizi "biz" yapan temel durumlardan biridir diye ifade edebiliriz.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 21-06-2024, 00:50
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Neden Duygularimiz Var? --2

Duygularin Evrimi ile Ilgili

Yukarida kisaca bir giris yaptik. Simdi biraz daha derine inelim. Bildiginiz gibi, insanlar da dahil olmak uzere, dunya uzerindeki tum canlilar diger organizmalardan evrimlesmistir. Biyolojik yapilarimizin bircogu diger turlerde bulunanlarla benzerlik gosterir. Fakat gel gor ki, psikolojik isleyisimiz birazcik farklidir. [ Bu farka eger girersem, 3. yada 4. yazida girecegim cunku konu duygularin kokeni yada temeliyle ilgili] Duygularimizi anlamak icin, onlarin kokenini ve evrildikleri amaci anlamak gerekir.

Evrimsel perspektiften bakildiginda, problemleri hem dusunerek hem de karar verme sureclerini bilincli olarak degerlendirerek cozme yetenegimiz, sonradan gelistirdigimiz bir ozellik. Insan disi hayvanlar [non-human animals] dusunme ve mantik yurutme gibi yetilere bizim sahip oldugumuz olcude sahip olmasa da milyonlarca yil boyunca cesitli kararlar verdiler--hala vermekteler. "Bu yeni buldugum yiyecegi yemeli miyim?" veya "Burada guvenli bir sekilde uyuyabilir miyim?" gibi karmasik sorunlarla karsilasmislardir. Bu surecte duygular ve 'hissi durumlar', hayvanlarin dunyada nasil hareket etmeleri gerektigi konusunda kilavuzluk etmistir.

Duygular ve 'hissi durumlar' basit bir ifadeyle hayvanlarin hangi seylere yaklasacaklarini ve hangilerinden kacinacaklarini belirlemelerine yardimci olur. Ornegin, bir hayvan yeni bir seyle karsilastiginda korku hissederse, dikkatli davranacak veya tamamen kacinacaktir. Bir hayvan yeni bir yiyecek tattiginda igrenme hissederse, o yiyecegi bir daha tuketmekten kacinacaktir. Bu tur duygusal tepkiler, hayvanlarin hayatta kalma sansini dogrudan etkiler: tehlike karsisinda dikkatli olan hayvanlar genellikle daha uzun sure yasarlar ve aci tadin zehir icerdigi bilgisi, hayvanlarda igrenme duygusunun gelismesine yol acar.

'Yaklasma' duygulari da hayatta kalma uzerinde onemli bir etkiye sahiptir. Milyonlarca yil boyunca hayvanlar, atalarinin hayatta kalmasini ve uremesini saglayan seyleri sevmek ve yaklasmak icin programlanmislardir. Sicakligi soguktan tercih etmek, kuru ortamlari islak ortama gore daha cok secmek [ve turune gore tam tersi gecerli] ve lezzetli yiyecekleri [genelleme yapmak guc fakat yine de boyle diyelim biz] tuketmek gibi tercihler, hayvanlarin dogal secilim surecinde guclenmelerini saglamistir.

Yani, duygularimiz biyolojik ve sosyal evrimimizin temel taslarindan biridir. Insanlar ve diger canlilar icin duygusal tepkiler, hayatta kalma, ureme ve genetik mirasimizi devam ettirme konusunda kritik bir rol oynar.

Bu nedenle, duygularimizin evrimi ve islevi uzerine arastirmada daha kat edecek cok yol vardir.

Uzun fakat ihtisamli bir yol.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 21-06-2024, 19:48
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.348
Standart

Peki gülmenin ve ağlamanın evrimi için ne dersin?
Nietzche: ''insan o denli acı çeker ki gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır'' der
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 22-06-2024, 07:06
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart

Ilginc bir soru. Ayrica yine ilginc bir alinti. Paylastigin icin tesekkurler. Bu yazida aglamakla ilgili yazalim. Belki gulmekle ilgili de sonra yazariz, ne dersin yildiztozu? Dogaya bak. Doga, bir suru tuhaf ozellikler ve bir o kadar da ozgun davranislarla dolu. Fil burunlari, cekicbaliklarinin genis aralikli gozleri yada bazi hayvanlarin ciftlesme danslari gibi bircok ornek var. Ancak, insan aglamasi mesela, diger tum bu garip ozelliklerden farkli bir sey.

Biz aglariz. Aglamak, hem yaygin hem de dogal bir fenomen ve gunluk yasantimizin siradan bir parcasidir. Aglamak, insan varliginin dogal bir parcasi; yeni dogan bebekleri dusun, bunlar sagliklarini ve varliklarini duyurmak icin aglama ile baslarlar. Aglamak yaygin dedik ama, bizi diger hayvanlardan ayiran ozellik aslinda gozyaslaridir. Diger hayvanlar da uzgun olduklarinda inler, sizlanir veya ne bileyim feryat ederler; ancak duygusal gozyasi doken sadece biz insanlariz. Primatlar da dahil olmak uzere diger hayvanlar da goz yaslarina sahiptir ancak bunlarin gorevi gozleri temizlemek ve korumaktir.

Bu ozelligin kokeni, gozyasi ureten bezler ile duygusal deneyimi hisseden beyin bolgeleri arasinda gelisen noron baglantilarina dayaniyor. Beyinde duygulari yoneten bazi bolgeler vardir. Zamanla, gozyasi ureten bezlerle bu beyin bolgeleri arasinda sinir baglantisi evrimlesiyor ve uzuldugumuzde, gozler sel gibi akiyor. Evrimsel bir hata olarak ortaya cikti bu ozellik. Ve zamanla hem insanlarin duygusal ifadesini zenginlestirmis hem de topluluk icinde baglilik olusturan bir iletisim aracina donusmus. Evrimsel olarak ise yariyor yani.

Tabii aglamanin pek cok nedeni var. Basit fiziksel rahatsizliklarin sinyallerini vermekten, karmasik duygusal durumlari ifade etmeye kadar uzaniyor. Bebeklikten baslayarak, ciglik veya aciyla iliskili farkli aglama turleri gelistiririz mesela. Bu olay zamanla iletisimsel bir arac olarak islev gormeye baslamis. Yetiskinlikte ise aglama, derin duygusal ihtiyaclari ve karmasik duygusal durumlari ifade etmek icin arac olarak kullaniliyor -- cok uzun zamandan beri boyle suregelmis.

Duygusal yada duygu temelli gozyaslari, sadece basit bir fizyolojik tepki degil, ayni zamanda icerdikleri hormonlar ve kimyasallar araciligiyla da onemli bir yansima. Ornegin, duygusal gozyaslari, diger turlerde bulunmayan ozel bir kimya icerir ve bu kimyasal bilesikler, guclu duygusal durumlarla iliskilendirilen hormonlar ve proteinler icerir. Evrimsel bakarsak, bu bilesikler, aglamanin duygusal dengeyi saglamamiza nasil yardimci oldugunu gosteriyor. Aglama, basit bir durum gibi gorunebilir ama gozyasi ureten bezleri dusun mesela. Bu bezler ile duygusal deneyimi kontrol eden beyin bolgeleri arasinda noral baglantilar var. Yani derine inence isler cok karmasiklasiyor.

Neyse, toparlayacak olursak, insanlarin aglama olayi, hem evrimsel bir mirasin urunu olarak hem de duygusal ifade ve iletisim icin onemli bir mekanizma.

Aglama dedigimiz sey, yukarida da ifade ettigim gibi, esasinda duygusal dengeyi korumamiza yardimci oluyor--islevi bu ve ise yariyor. Daha detayli konusmak istersen, daha derine ineriz. Sen, konuyu yonlendir, ben sana gore uyum saglar, yazarizm.

Guzel soruydu, paylastigin icin yine tesekkur ederim.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 22-06-2024, 07:46
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart

Yildiz tozu, F. Nietzsche'ye dair soylemek istedigim bir sey var. Bunlar, belki sen bilirsin ama belki bilmeyenler icin neden karanlik ve karamsar yazdigini biraz olsun aciklayabilir. Bu adam, 19. yuzyilin onemli filozoflarindan biri. Bu adam, hayati boyunca ciddi saglik sorunlariyla mucadele etmis. Cocukluk yillarinda baslayan ve onun yasaminin ikinci yarisinda daha da kotulesen migreni vardi. Bu rahatsizlik, onu hic durmayan/surekli bir sekilde aci icinde birakti. Yani, sadece bu degil, bunun disinda baska saglik sorunlari da vardi.

Nietzsche'nin hayatini berbat eden ve daha da kotulesen psikiyatrik rahatsizligi mesela-- bu da kronik depresyon.

Nietzsche, bununla mucadele ediyor, ederken de karamsar, depresif, karanlik bir dunyada yasiyor. Bu durum, ruhsal dengesizligi ve icsel catismalari derinlestirdigi donemlerde tavan yapiyor ve yazilarina da yansiyor. Depresyonunun etkisiyle, Nietzsche'nin dusunceleri ve yazilari zaman zaman karamsarlik ve umutsuzluk izleri tasiyor. Bunun sebebi bu. Yani, felsefesini de etkileyen psikolojik bunalimlari ve acilari. Acilar gercektir. Keskindir.

Maalesef, son yillarinda durumu daha da kotulesti. Zihinsel yetilerinde bayagi bayagi bir gerileme basladi ve sonunda derin bir dementia gelistirdi. -- Dementia hakkinda kisaca bilgi vermek gerekirse, bu bilissel fonksiyon kaybi anlamina geliyor. Kisaca, kisinin gunluk yasamini etkileyebilecek duzeyde dusunme, hatirlama ve mantik yurutme yetilerini kaybetmesi. Bu insanlar, zihinsel olarak cokuse gecerler, bazen duygularini kontrol edemezler, hatta kisilikleri degisebilir. -- Bununla birlikte felc gecirdi ve 1900 yilinda zaturreden dolayi hayatini kaybetti. Babasi da mesela, damarla ilgili zihinsel rahatsizlik geciriyor ve 36 yasinda inmeden oluyor. Bu da ilginc, uzucvu ve travmatik bir durum.

Nietzsche'nin tum bu zihinsel ve bedensel saglik sorunlari, fikirleri ve dusunceleri uzerinde derin bir etki birakti. Hem zihinsel ve fiziksel acilari var. Bahsettigin temeldeki umutsuzluk, aslinda yasadigi bu travmatik ve acili deneyimlerin yansimasi.

Dolayisiyla, ''insan o denli acı çeker ki gülmeyi icat etmek zorunda kalmıştır'' demesi de normal. Anlasilir ve uzucu bir sey. Bunu okudugumda, yuzumde uzgun bir gulumseme birakti. Yani, derin bir sey yassadiklari. Uzucu bir sey.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 14-08-2024, 01:14
Andrew - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Andrew Andrew isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 17 May 2023
Bulunduğu yer: amerika birlesik devletleri
Mesajlar: 1.059
Standart Kiskanma uzerine

Kiskanma, oldukca karmasik bir duygu olup, evrimsel psikoloji, sosyal psikoloji ve biyoloji gibi cesitli disiplinler tarafindan surekli olarak incelenmektedir. Bu duygu, bireylerin sosyal iliskilerindeki dinamikleri anlamak icin kritik bir oneme sahiptir ve bu nedenle cok cesitli acilardan ele alinmistir.

Evrimsel psikologlar, kiskanmanin, es koruma, sadakatsizlik ve ureme basarisi ile ilgili belirli uyumsal zorluklari ele almak amaciyla evrimlesmis bir mekanizma oldugunu one surerler. Bu perspektife gore, kiskanma, bir partnerin sadakatsizligini engellemeye yonelik evrensel bir insan mekanizmasidir ve bu islev, eslerin korunmasi ve esliligin surdurulmesi amacini tasir. Ornegin, tarihsel olarak, bir erkek partnerinin baska bir erkekle iliskisi oldugunu dusundugunde, bu durum onun ureme basarisini tehdit edebilir. Dolayisiyla, kiskanma, erkekleri sadakatsizlikten koruyarak genetik materyallerinin guvenligini saglamayi hedefleyen bir adaptasyon olarak degerlendirilebilir. Benzer sekilde, kadinlarin kiskanma egilimleri, babalik yatirimini saglama amaciyla duygusal sadakatsizlikten endise duymalari seklinde ortaya cikabilir. Bu, kadinlarin partnerlerinin duygusal bagliliklarini korumaya yonelik bir mekanizma olarak islev gorebilir.

Bu teoriyi destekleyen orneklerden biri, sempanzeler gibi bazi primat turlerinde yapilan arastirmalardir. Sempanzeler, degerli sosyal baglarin ucuncu sahislar tarafindan tehdit edilmesi durumunda kiskanclik davranislari sergileyebilirler. Ornegin, bir sempanze, sosyal hiyerarsisinde yer alan diger bir sempanzenin kendi sosyal baglarini tehdit ettigini gordugunde, bu tehdit karsisinda agresif davranislarda bulunabilir veya rekabeti bertaraf etmeye yonelik stratejiler gelistirebilir. Bu tur gozlemler, kiskanmanin sosyal baglari koruma amaci guden bir adaptasyon olarak evrimlestigini destekler.

Evrimsel perspektif, kiskanclikta cinsiyet farkliliklarini da incelemistir. Arastirmalar, kadinlarin kiskanma egilimlerinin genellikle duygusal sadakatsizlikle baglantili oldugunu ve bu durumun babalik yatirimini saglama amacini tasidigini gostermektedir. Kadinlar, partnerlerinin duygusal baglarini baska bir kadinla paylasmalarindan endise duyarak, bu endiseyi kiskanclik yoluyla ifade edebilirler. Erkeklerin kiskanma egilimleri ise genellikle cinsel sadakatsizlikle iliskilidir ve bu, paternal belirsizlikten kaynaklanir. Yani, erkekler, cocugun biyolojik babasi olup olmadigini bilmedikleri durumlarda, partnerlerinin cinsel sadakatsizliginden endise ederler. Bu bulgular, kiskanmanin, baskalarinin onemli iliskileri ele gecirmesini engellemeye yonelik belirgin bir duygu olarak evrimlestigini one surer.

Kiskancligin norobiyolojik yonu de arastirilmistir. Ozellikle vazopressin adli hormonun, es koruma davranislarinda rol oynayabilecegi dusunulmektedir. Vazopressin, sosyal baglari ve partnerlik iliskilerini duzenlemede onemli bir rol oynayabilir ve bu, insan deneyimindeki kiskanclikla iliskili olabilir. Ornegin, dusuk vazopressin seviyeleri, kiskanclik ve baglilik sorunlarina yol acabilir, bu da kiskanmanin biyolojik bir temele dayandigini gosteriyor olabilir.

Ozetle, kiskanma, ureme basarisi, es koruma ve partneri elde tutma gibi belirli zorluklari ele almak icin evrimlesmis karmasik bir duygu olarak degerlendirilir. Kiskancligin evrimsel kokenleri ve hayvanlarda gozlemlenen davranislari, bu duygunun insanlarda ve diger turlerde duygular, sosyal davranislar ve ureme stratejileri arasindaki karmasik etkilesimlere dair onemli icgoruler sunar. Bu anlayislar, kiskanmanin sadece bireysel bir tepki degil, ayni zamanda evrimsel bir adaptasyon olarak ortaya ciktigini gosterir. Bu baglamda, kiskanmanin evrimsel temelleri, hem insan davranislarini hem de diger hayvan turlerindeki sosyal dinamikleri anlamada onemli bir rol oynar.

'baglilik düşünmemek demektir. düşünmeye gerek duymamak demektir' Orwell, 1984...

no matter how far we go intellectually or how much science we do, we are not even close to understanding the truth

'kimi dinde imanda buldu yolu, kimi akil, bilim yolunu tuttu derken ses geldi karanliklardan; gafiller! dogru yol ne odur, ne bu' - Hayyam
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 15:22 .