Uzaya 9 gunluk gorev için giden astronotlar teknik aksaklıkdan dolayı uzayda mahsur kaldılar. 9 aydan fazla uzayda kalmak zorunda kaldılar. Neyseki sonunda donduler.
Uzayda uzun sure kalan 2 astronotta bariz sağlık sorunları goruldu. Özellikle yaşlanmayı hızlandıran durumlar göruldu.
286 gun uuzayda kaldılar. Ve bu durum sadece kalp sağlıklarını deil, aynı zamanda görunumlerinide etkiledi.
Çene kuculmus, yuz kırışıklıkları baya bir artmış, ve diğer yaslanma belirtileri oldukca fazla.
Mikro yerçekimine uzun sure maruz kalınması bu tur etkiler olusturuyor.
Sunita Williams ın misyon öncesi ve sonrası göruntulerine bakıldıgında aralarında 20 yıl yas varmıs gibi.
Sebebler:
Sıvı Yeniden Dağılımı: İnsan vücudu mikro yerçekimine maruz kaldığında, vücut sıvıları kafaya doğru kayar ve yüz ve baş bölgelerinde şişliğe neden olur. Bununla birlikte, Dünya'ya döndükten sonra, sıvı seviyeleri normalleşir, bazen cilt daha gevşek ve daha kırışık görünür.
Kas Atrofisi: Uzayda uzun süreli kalmanın en tehlikeli etkisi kas güçsüzlüğüdür. Yüz yapısını destekleyen kaslar, azaltılmış kullanım nedeniyle zayıflar ve daha dar bir görünüme yol açar.
Kollajen Dağılımı: Uzayda radyasyona uzun süre maruz kalmak kollajen bozulmasını hızlandırarak erken yaşlanmaya katkıda bulunur.
Nasa ya göre:
Artan Hücresel Stres: Kozmik radyasyona ve mikro yerçekimine maruz kalma hücresel yaşlanmayı hızlandırarak DNA hasarının ve oksidatif stresin artmasına neden olur.
Kısaltılmış Telomerler: Kromozomların uçlarını koruyan Telomerler, uzayda hızlandırılmış bir oranda kısalır ve Dünya'daki yaşlanan bireylerde gözlenen kalıpları yansıtır.
Cilt Değişiklikleri: Yerçekiminin azalması ve radyasyona maruz kalma cildin incelmesine, elastikiyet kaybına ve kuruluğun artmasına katkıda bulunur.
Zayıf Kemik Yapısı: Tıpkı yaşlanan popülasyonlardaki osteoporoz gibi, astronotlar da uzayda ayda% 1'e varan oranda kemik kütlesini kaybeder.
-----------------------
Bu durumları gören insanlar artık Elon Musk ın Mars yolculugunu daha etraflı dusunmesi gerekiyor yorumlarında bulundular.
Cunku uzay insanın yaslanmasını hızlandırıyor, vucudu deforme ediyor ve bozuyor. Kemik kas kaybı, cilt bozukluukları, dengesizlikler.
Nasıl Mars'a gideceğiz ki, 30 yaşında biri Mars yolculuguna cıksa, 1 sene sonra 40 yasında gibi olacaksa, kimse gitmek istemez ki !
Bir kez daha sunu gördük :
Allah ın yarattıgı dunya insan için eb uygun yasam yeri. Dunyanın en teknolojik kurumu bile insan saglıgı acısından uygun bir yer olusturmada yetersiz kalmıs gorunuyor.
Dunyadan cıkınca, saglıgınız bozulur.
İsterseniz 100 milyon dolarlık cihazlar giyin ama bbu dunya daki hassas yaşam kosullarını tutturamazsınız, ve buu dunya kosulları oyle tesaduflerle acıklanmayacak kadar ileri bir teknolojidir.
Gravity değeri az yada cok olması olası degildir.
Isık, basınc, havadaki compoundlar, her şey belli bir ayarda olması lazım,
Bu, görmeni istedikleri. Olmayan bir uzayın iyiliği yada kötülüğü de olmaz.
Bu iki astronotun başına başka bir şey geldi. Hatta ölümden filan dönmüşlerdir. Bence kadının başına bir şey geldi. Adama bakıyorsun, hiç bir şey yok. Mikro yerçekimi etkisi uzayın buble etkisi filan sadece kadını mı etkileyip çenesini uzattı? Ötekini yer çekmedi mi? Adama hiç bir şey olmamış. Kadının başına olay gelince adamı da mecburen alıkoydular. Hatta bu kadın o kadın mı o bile belli değil. Dublör olabilir. Kadın ölmüş bile olabilir.
Bana uzay hakkinda fikrini paylas lutfen. Mesela, yildizlar bildigimiz yildiz gibi durmuyor. Sanki bir su damlasi gibi hareketler yapiyor. Duzdunyaci perspektigi sanirim bu. Bir de Mars's gonderilen uzay araclariyla ilgili sormak istiyorum. Madem 33 yil duzdunya fikrini arastirmissin, bize anlat, fikrin, gozlemin, duygularin ve dusuncelerin neler. Buyrun, arzu ediyorsaniz anlatin, arzu etmiyorsaniz tabi saygi duyulur.
Bana uzay hakkinda fikrini paylas lutfen. Mesela, yildizlar bildigimiz yildiz gibi durmuyor. Sanki bir su damlasi gibi hareketler yapiyor. Duzdunyaci perspektigi sanirim bu. Bir de Mars's gonderilen uzay araclariyla ilgili sormak istiyorum. Madem 33 yil duzdunya fikrini arastirmissin, bize anlat, fikrin, gozlemin, duygularin ve dusuncelerin neler. Buyrun, arzu ediyorsaniz anlatin, arzu etmiyorsaniz tabi saygi duyulur.
Yani duzdunya olayi bu islere nasil bakiyor
Sorulduğu için, uzay konusunun düz dünya perspektifinden nasıl göründüğünü aktaracağım. Bunların çoğu katıldığım görüşlerdir, ama bir kısmı da genel anlamda düz dünya perspektifinden anlatacağım için daha genel bakış açılarını ifade edebilir ve katılmıyor olabilirim. Bunları, ben böyle düşünüyorum şeklinde değil de, sorulduğu için düz dünya perspektifi olarak alırsanız doğru anlamış olursunuz.
Düz dünya perspektifinden dünya kapalı bir sistemdir. Yerden yaklaşık 115 km yüksekte gök kubbe vardır ve yapısının eterden oluştuğu varsayılmaktadır. Bu yapıyla ilgili yapılmış çalışmalar var ve bunları ayrıntılı anlatmak istemiyorum. Görmek isteyen için şöyle basitleştirilmiş bir video var. NASA'nın çakma videolarına pek benzemiyor öyle değil mi? İşte eğer NASA roketinin 1 dakikadan sonrasını neden göremiyoruz diye merak ediyorsanız cevabı burada var. İzleyenlerin kafası karışmasın diye.
Burada 1:24'e gelirseniz roketin aniden durduğunu görebilirsiniz. Konu fiziksel açıdan bir çok yönden irdelendi ve küreselciler tarafından, ayrılan parçanın ters dönüş hareketi nedeniyle dönüş hareketinin durduğu ifade edildi. Pek inandırıcı olmasa da, bir açıklamadır. Ancak düşey yönde böyle büyük bir roketin durması en azından onlarca saniye sürmelidir. Burada bir saniye içinde hareketin durmuş olmasını, bir şeye çarptığı şeklinde yorumluyoruz.
Kubbenin yapısı eter kökenli olmakla beraber gaz, ve / veya manyetik bir yapı olduğu da temel hipotezlerden ikisidir. Kubbenin gerisinde sıvı bir yapı bulunduğu da genel bir anlayıştır. Buna göre yıldızlar, güneş ve ay bu sıvı içinde yüzmektedir. Ancak kubbe elektromanyetik ve gazdan oluşan bir yapıysa, bu durumda bu cisimler elektromanyetik olarak kubbe üzerinde oluşmuş süreksizlik noktalarıdır.
Her iki durumda da yıldızlarla aramızda sıvı veya gazdan oluşan bir nevi okyanus vardır ve bu okyanus dalgalanır, veya titreşir. Bu titreşim veya dalgalanma yıldızların hareketli görünmelerine neden olur.
Çeşitli zamanlarda yapılmış gözlemler vardır ve buna göre yıldızlar aşağıdaki gibi gözlenmiştir.
Hala Venüs'ün gezegen olduğunu düşünüyor musunuz?
Venüs, Vega, Mars, Neptün.
Capella, Mirphak, Alnath, Sirius (çoban yıldızı)
Bu görüntüler için de perspektif var, ışık kırınımı var, kamera çözünürlüğü etkisi var vsvs denebilir. Her iki tarafın da kendi açısından haklı olabilecek argümanları var ve bu tartışmalara girmeyi istemiyorum.
Bir şey istendi ben de isteği yerine getirdim. Ne bir yorum var ne bir teşekkür var. Ben isteği yerine getirene kadar kibarlık son derece, istek karşılanınca 3 maymun.
Bu videolar ya gerçeği yansıtmıyor, ya da çarpıtılarak yorumlanmış...
Hele 115 km(yapay uydular ise ortalama 36.000 km mesafedeler)...
Düzdünyacı anlayışı, modern mitolojiler elbette objektif değil ve çoğunlukla teist bakış açısı hakim, iddiaları namına paranoyak trol gibi davranıyorlar ve rahatlıkla yalan söylüyorlar, materyaller, bilgi, sebepler üzerinde rahatlıkla oynuyorlar...
Örneğin roket videosu, video NASA roketi değil, etrafında frıldak gibi dönen bir oyuncak gibi, radyo sinyal mesafesi belirtilmemiş 70-80 mil mesafeler ise komik. Dünyanın şeklini görebilmek, en azından sağlıklı kıyas için yüzler değil binlerce km uzaklıkla konuşmak gerekir(örneğin ufuk açısından 20.000km, tam küre için 36.000km ve stabil kamera gerekir gibi)...
Yeryüzünden kamera ile bakıldığında gezegen ve yıldızların da o biçimde görülmesi normaldir, arada atmosfer yoğunluğu ve afmoster dışında da doku yoğunluğu var.. Ayrıca daha geniş açıda veri toplayan teleskop değil kamera kullanıldığı için, dar yüzeyden alınan kırılmış ışık yorumlanıp görselleştiriliyor. Sıcak havada, asfalt yoldan yayılan ısının oluşturduğu hava akımı, kırılma etkisi gibi düşünülebilir, bu kadar basit kırılma etkileriyle spekülatif genellemeler yapmak, ya yapan bu kadar basit etkileri iyi biliyor, kitleyi aldatıyor ya da bilmiyor kendisini de aldatıyor. Bunların içinde kitleleri aldatıp, bir hayli para kazananı, en düşük maliyetle, kendi veya markalarının reklamını yapan, popülite sağlayan, arttıranlar var.
Kamera da olsa, belirli mesafeleri görebilmemizi sağlayan gelişmiş kameralar mevcut ve Ay yüzeyi de iyi kötü gözlemlenebiliyor. Hatta Ay gözleminde, gözlemci ile Ay arasında seyahat eden istasyon, yapay uydu da tespit edilebilir.
Dünya çevresinde binlerce uydu mevcut(SpaceX 42.000 uydu göndermeyi planlıyordu -2023), binlerce çalışan, bilim insanı, bağımsız bilim insanı vb. tümünün de yalan söylediğini iddia etmek ise ayrı bir paranoya...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Düz dünya perspektifi teist bakış açısını yansıtmaz! Bu bir yanılgı, cehalet veya unutkanlık sonucu oluşan yanılsamadır. Gerçeği burada defalarca yazdık, defalarca yazdınız, defalarca başkaları yazdı! Her nasılsa işinize öyle geldiği için,paranoya diyebilmek için bir anda gerçekler unutuldu.
Gerçek neydi? Kutsal olduğu iddia edilen metinlerde ki bilgilerin içinde bulundukları toplumun sahip olduğu güncel bilgilerle sınırlı olması. Düz dünya fikri bu yüzyıla kadar zaten dünyada yaygın olan fikirdi ve bu nedenle bugüne kadar yazılan tüm sözde kutsal kitaplarda dünyanın düz olduğu varsayılır. Arasak Hint, Türk ve Çin kaynaklarında da benzer ifadeler bulabiliriz.
Gök kubbenin 115 km olması da uydurma bilgi değildir. Roketin çarpıp durduğu yüksekliktir. Ayrıca yüksek irtifa balonların çarpıp düştüğü yüksekliktir vesaire. Burada yazdığım bilgiler yüzlerce veya binlerce deneyin sonucudur.
O zaman bu uydular nedir, bunca bilim insanı vs diye sorabilirsiniz. Zaten düz dünya perspektifinden uydu yoktur. Tüm iletişim yerden sağlanır. Uydular gerçek olsaydı yaylaya gittiğin zaman telefonun kesilmezdi. Aya iniş yalanı ve çok konu var. Bilim insanlarının genel anlamda sahtekar oldukları varsayılır. Özellikle kovid sürecinde çoğunun nasıl şarlatan olduğunu gördük. Bu benim şahsi görüşüm değil, düz dunyacilarin genel görüşüdür.
Son olarak burası düz dünya tartışma alanı değil ama ilgili bir konu açarsanız belli konularda daha detaylı konuşabiliriz.
Düzdünyacıların çoğunun motivasyonu teizmdir(çoğunlukla kelimesini kullanmışımdır), kalanının da tutunduğu inanç, yalanlar veya paranoyadır...
Çok eski çağlarda insanların Dünya'yı düz olarak tasvir etmesi, o zamanın koşullarında göze, görebildiğine göre olmasından dolayı. İbrahim'i denen dinler ise, bu konuda katı tutum sergilediler ve bilimin verilerinin dinlerine uymadığı iddiasıyla direnç gösterdiler, bilime karşı direnç göstermeye devam ediyorlar...
Balonlar da belirli bir irtifanın üzerine çıkamaz, bunun sebebi bir yere çarpmaları değil, basınç, ortam, atmosfer/gaz oranları vs. değişimidir. Kısaca yeryüzüne göre oluşturulan sistemler, irtifa aldıkça koşul değişimine maruz kalmakta ve üstesinden gelmesi zorlaşmakta, üstesinden gelemez hale gelmektedir...
Atmosfer basıncı değişimi, o irtifada gerekli olan yakıt, hava karışımı oranını kim, neye göre hesaplamış? Bütün uzay, Ay ve yapay uydular 115km sınırın altında mı bulunuyor? Atmosfer kalınlığı nedir?
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Düzdünyacıların çoğunun motivasyonu teizmdir(çoğunlukla kelimesini kullanmışımdır), kalanının da tutunduğu inanç, yalanlar veya paranoyadır...
Kalanların çoğunun tutunduğu inanç, yalanlar ve paranoyaysa; bu durumda yalancı ve paranoyak durumuna düşmemek için (bir çeşit ruh hastası durumu) en mantıklısı teist olmak gibi görünüyor. Senin bu cümlen adamı zorla müslüman yapar! İşte kontrollü muhalif bot olsaydı, aynen bu şekilde konuşurdu. Bravo. Ne yapak teist mi olak? Hadi ordan. hadii, yemezler! Kimsenin paranoyak olduğu filan yok. Sadece, sen cahil olduğun için öyle sanıyorsun.
Ne kadar kaliteli ya da çelikten balon da yapsan, 115 kmyi geçemez. Hiç bir şey bu irtifayı geçemez, roket, uçak, vs. Senin geçtiğini iddia ettiğin ya da zannettiğin hiç bir geçişe ait video görüntüsü yoktur. Olanı da yukarıda verdiğim gibi gider gök kubbeye çarpar, ötesi yoktur. 1-2 dakikadan sonra bütün uzay videoları cgi animasyondur, karton netwörktür, çizgi filmdir. Senin bilimin çizgi film bilimidir. İnanabilirsin tabi. Pinokyo çok, seyret dur.
115 km gök kubbenin en yakın yeridir. Ardında su veya sıvı halde eter var. Tam yapısını yüzde yüz bilemiyoruz, gidemedik malesef. Giden de olmadı zaten. Ama tam kenardan Ruslar numune almışlar, -120 derece gibi bir sıcaklıkta buharlaşıyor ve bunu elde tutamıyorlar. Tam böyle kesin değil ama eter olduğu tespit edilmiş.
Uydu filan yok. Bunları çokça tartıştık. Amerikayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Deprem veya sel olduğunda telefonlar çalışmaz. Çünkü yer istasyonunda elektrik gittiği anda hiç bir telefon çalışmaz.
Ya ben anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Hiç bir safsataya yalana inanmayan birisi olarak ateistin kralıyım diyorsun, adamın teki ben 1969 yılında, bilgisayarın 2 ton olduğu ortamda, çevirmeli telefondan ayı arayıp telefonda konuşuyor, neyle aya indi, neyle geri döndü, her şey muamma ve o zamanın teknolojisiyle saçma sapan, şu teist iddialar kadar trajikomik. Ona inanıyorsun arkadaş. Bu ne saçmalık ya. Valla size hayret ediyorum.
Garip bir inanç, o sebeple bir çok ülkenin, binlerce bilim insanı, mühendis, teknisylenlerle artık uzayda cirit atıldığına dair kaynak, bilgi paylaşımının anlamı yok.
1950'li yıllarda transistör kullanılmaya başlanıyor(örneğin MOSFET, bir gazoz kapağı ebadındadır). Mesele genel maksatlı ticari bilgisayarlar değil, askeri ve bilim alanlarında daha dar işlev, amaçlara, maksata özel kullanımlar daha farklı değerlendirilmeli.
İlk telsiz 1896 yılında kullanılıyor... Radarlar, telsizler, çeşitli makine ve cihazlar için illa bilgisayar gerekmez, alıcı, verici, tetiklenici düzenekler gerekir. Bir çok makinede makine dili kullanılabilir, örneğin bir CNC Fanuc makine de bilgisayar kullanmaz, makine dili kullanılır. Gelişen teknoloji ile de elbette bilgisayar da kullanıma girmiştir... kendisine has kodlama sistemi bulunur, G00(boşta ilerle), G01(talaş kaldırarak ilerle), m3, m8(suyu aç, kapa), T3(tareti döndür, T3'e konumla), yatay, dikey ölçüler vs. için de rakam verilir, x,y, z, sistem komutları takip eder... Buna benzer komutlar, örneğin herhangi bir hava veya uzay aracı için, radyo sinyali ile de verilebilir.
Örneğin radar güdümlü füzeler 1940'lı yıllara aittir, o tür sistemler 1940-1960 aralığında zaten mevcut. Ev bilgisayarları ise 1970'li yıllar(genel maksat bilgisayar için ilk mikroişlemci ise 1970'de piyasaya sürülmüştür) ... Radyo sinyalleri kullanılırken, çeşitli cihazlar arasında veri akışı için ankesörlü telefonla iletişim kurulmuyor, radyo sinyali kullanılıyor.
Farklı ülkeler, binlerce bilim insanı, mühendis, teknisyenin, sırf birilerini kandırmak için milyarlarca dolar harcadığını, Uzay'ın, Dünya atmosferi içerisinde, 115 km, Ay, Güneş ve tüm galaksilerin bu aralıkta olduğunu sanmak(atmosferik türden ve ek fırlatıcılar, değişken sistemleri olmayan araçlar, füzelerle zaten daha ilerisine gidilemez. Bu sözde deneyi yapan paranoyaklar, çatapatlarını Ay'a, Güneş'e yollasınlar, ne de olsa onlara göre bunlar 70km ötedeler, bu kadar basit deneyi akıl edebilmiş olmaları gerekirdi)...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
------- Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu