Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Aktüel Haberler

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 19-01-2026, 18:53
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart Yurttaşların yüzde 95'i milletvekillerine çift maaşa karşı!

Asgari ücretin 28 bin lira olduğu Türkiye'de, çift maaşlı bir vekilin aylık geliri 450 bin lirayı geçiyor. Yapılan araştırmaya göre siyasi tercihi değişmeksizin yurttaşların büyük bir kısmı çift maaş uygulamasına karşı çıkıyor.
https://www.cumhuriyet.com.tr/siyase...-karsi-2471254
Demokrasi denilen sistemdeki bir arıza işte. Halkın nerdeyse tamamı bu çift maaşa karşı ama bu çift maaş ödenmeye devam ediliyor. Hem de halkın vergileriyle.

Diğer yandan konunun dini yanı da var. Vergi veren insanlar, bu maaşın ödenmesine karşıysa ve bu insanların büyük çoğunluğu müslümansa, bu maaş helal olur mu?

Ramazanda bu soruyu meşhur hocaya sorsam mı?

Dünya 5'ten büyüktür deniyor ya, burada da görüyoruz ki meclisteki 500 kişi 86.000.000'dan büyükmüş.
500 kişi 86.000.000'nun onaylamadığı bir şeyi nasıl yapabilir?
DEMOKRASİ sayesinde.
İnsan, kendi kurduğu bu sistem sayesinde, kendini yerin dibine sokuyor.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 19-01-2026, 20:10
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya 5'ten büyüktür deniyor ya, burada da görüyoruz ki meclisteki 500 kişi 86.000.000'dan büyükmüş.
500 kişi 86.000.000'nun onaylamadığı bir şeyi nasıl yapabilir?
DEMOKRASİ sayesinde.
İnsan, kendi kurduğu bu sistem sayesinde, kendini yerin dibine sokuyor.
Neresinden bakarsan bak, demagograsi sayesindedir, demokrasi değil ve bu ve buna benzer yüzlerce örnek verebilirim ve tümü de demagograsi sayesindedir... Yani bunca gelir adaletsizliği, öne sürdüğün farklar, işletmelerde hakim ve böylece ülkeye egemen olan monarşi, otokrasi, hiyerarşi ve sistemi, kısaca sözde demokrasisi sayesindedir. Demokrasilerde bu durum bu biçimde söz konusu olamaz , asgari gelir gibi azami de tanımlanmak zorundadır ve kimse asgari altında, azami üstünde gelir elde edememeli(çünkü bütün gelirler insan ve toplum sayesindedir, belirli bir orandan sonrası gaspa girer ve bu vekillerin maaşları, süper emeklilik haksızlığı, piyasada, halka 1.000 TL olan yemeğin bunlara 100 TL olması vb. de şu haliyle sadece gasptır. ya bunların ki gasptır ya da halka yapılan ve yapılmasını sağladıkları gasp, her durumda gasptır. Öyleysedemek ki asgari ücret vekil maaşının 3/4(örneğin) oranından düşük olmamalı ve piyasadaki 1.000 TL olan yemek de 120 TL'den yüksek olmamalı, neresinden bakarsanız ortada gasp var). Peki neden böyle? ÇÜNKÜ KAPİTALİZMDE BÜROKRASİ PARAYLA konumlandırılır ve böylece ülkeyi yönetenler, egemenler çıkarına hareket eder, sistem otokrasisisini, egemenlerin çıkarlarına göreliği otomatik olarak örgütlemiş olur. Vekil, bakan, vali, başkan vb. dediğin de asgari bir ücret almak(hadi olsun da asgari ücretin 2/3 fazlası) ve normal vatandaşla aynı haklara -fazlası ve ayrıcalık değil- sahip olmak ve emeklilik meselesinde de HER VATANDAŞLA aynı şartlara tabi olmak zorundadır ve bu konuda adalet, demokrasi budur.

Seçimlerde sermaye, para ve reklam gücünün kullanımı yasaklanmalı, her vekil adayı da hiç olmazsa partisinin ön seçimleri, kongrelerinde kendisini aday gösterebilmeli, tüm seçim çalışma ve maliyetleri ya kamuca karşılanmalı ya da kişisel güce, eşitlsizliğe dayalı, seçim reklamı gibi unsurlar kaldırılmalı, fırsat eşitliği gasp edilmemelidir. Şimdi her insanın seçme ve seçilme hakkı var mıdır? Nasıl? Var mı? O halde hiç bir parti atama yapamamalı, atama yapanlar geçersiz sayılmalı ve ceza uygulanmalı, tüm vekil adayları ilgili bölgelerdeki ilçe, il başkanlıklarında kamuya ve denetime açık kongrelerde belirlenmeli(kişiler özgürce ve hiç bir baskıya maruz kalmadan ADAY olduklarını ilan edebilmeli, kongrede seçilenin adaylığı kesin kabul edilmeli), seçim sürecinde medyaya seçim propagandası yasağı getirilmeli, seçim sonrası her bölge vekili, ilgili bölegelerdeki il meclislerinde ayda 1 olmak üzere halka hesap vermelidir...+ vb. Eğer temsili de olsa demokrasiden söz edilecekse, insanların %90'ı vekilini ya tanımaz ya da yüzyüze bile gelmemiştir, kimseye de hesap vermemektedirler(halk bölgesinde seçilmiş vekili de, ilgili bölge seçim bürosuna imza toplayıp teslim ederek görevden alabilmeli). Seni temsil etmediğini düşündüğünün mecliste işi ne? Madem temsili demokrasi deniyor, o halde şu düzmece meclislerinde halk neden temsil edilmiyor?......

Zaten anlatmaya çalıştığım adına temsili demokrasi diye kılıf örülen günümüz demagograsisinde amaç, eşitsizlik, adaletsizliğin, ilkesizliğin, gücü elinde tutanın yararına dengelenmesi için bulunmuş bir kılıftır, gerçekte olan ise OTOKRASİDİR ve bu sahte temsili demokrasi kılıfı bunu perdeler. Bu konuda ve ifadelerine sebep olan temel de pratik yansımalarından sadece birisidir...

İnsanlar nasıl bir empoze ve şartlanmaya mahkum edilmişse, bir türlü anlamak istemiyorlar, demokrasi nedir dediğinizde %99'u hem kavramı hem de temsil kavramını yanlış tanımlıyor. Günümüz kapitalizminde demokrasi mümkün değildir, ama hiç olmazsa temsili demokrasi için de GERÇEKTEN temsile dayanması ve koşulalrının sağlanması gerekir(Avrupa'da bir nebzede olsa mesafe alınmış).... Kısaca M.Ö 500'lü yıllara dayalı, elit ERK'in kendi arasında icra ettiği halka karşı diktatörlük, kendileri için demokrasidir. Kısaca 1 kralın otokrasisi yerine elit ve seçkinlerin otokrasisi, şu haliyle temelde yatan fark bundan ibaret ve günümüz otokrasisisni güvende tutan ise sermaye, paradır(kılıç yerine, otomatik örgütlüyor ve egemen elitler zorda kalmadıkça da kılıca yönelmiyor. Elitler zaten işletmelerini monarşiyle yönetiyor, aslında ülkeyi de -tek fark temsilcileri kralı, kendileri belirliyor, ve modern kölelerine(başka çare bırakmaksızın) seçtiriyor)...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 19-01-2026, 21:27
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart

Gerçek demokrasi bu değil yani.
Bu sistemin adı size göre demagograsi.
Tabi ki istediğiniz kelimeyi kullanmakta özgürsünüz.

İstediğiniz her şeyi yapın, 20 sene sonra birisi çıkar ve yaptığınız her şeyi tersine çevirir. İşte buna demokrasi deniyor.
100 yıldır var olan iyi veya kötü bir parlamenter demokrasi diye bir şey vardı ülkede, bir kişi çıktı Türk tipi başkanlık sistemine geçirdi bizi. Bunu da demokrasi sayesinde yaptı, demagograsi veya başka bir şey sayesinde değil.

Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir sisteme demokrasi diyoruz. Oy kullanıyoruz ya.

Millet, yırtık donla/çorapla gezerken, kendi seçtiği vekillere ayda 450.000 TL maaş veriyor. Demokrasi budur.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 19-01-2026, 22:41
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gerçek demokrasi bu değil yani.
Bu sistemin adı size göre demagograsi.
Tabi ki istediğiniz kelimeyi kullanmakta özgürsünüz.

İstediğiniz her şeyi yapın, 20 sene sonra birisi çıkar ve yaptığınız her şeyi tersine çevirir. İşte buna demokrasi deniyor.
100 yıldır var olan iyi veya kötü bir parlamenter demokrasi diye bir şey vardı ülkede, bir kişi çıktı Türk tipi başkanlık sistemine geçirdi bizi. Bunu da demokrasi sayesinde yaptı, demagograsi veya başka bir şey sayesinde değil.

Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir sisteme demokrasi diyoruz. Oy kullanıyoruz ya.

Millet, yırtık donla/çorapla gezerken, kendi seçtiği vekillere ayda 450.000 TL maaş veriyor. Demokrasi budur.
Buna demokrasi denmiyor, tamam rejim diyor, İslam barış dinidir, huzur dinidir de deniyor, aynı şeyin başka püsküllüsü esas alınmamalı, kısaca bu demokrasi veya demokrasi bu değil ve evet, bu ucubenin en doğu tanımı "demagograsidir"... Senin dediğinin karşılığı -> KEYFİLİK, işte demagograsi de bunu sağlamak üzerine kurulu, parası olanın veya elit egemenin(illa başlarına kral tacı takmaları gerekmiyor) düdüğü çalmasının keyfiliği, bu da demokrasi olmuyor ... Şimdi sistem, rejim buna olanak tanıyor diye, adı demokrasi olmuyor... Padişah veya kralda tacını giyip, eskiden böyleydi, şimdi böyle diyebilir, veya danışmanlar meclisinde oylama yapabilir, bu da demokrasi olmuyor, yani bir şeyi yapabilmiş olmak demokrasi anlamına gelmiyor... Kral meşruiyetini nasıl alıyordu? Tamam sende bir yol bulup, belirli bir azınlık, elite, semirene meşruiyet sağlayacak yol, temsil bulunca, bunun adı yine demokrasi olmuyor, bu halka karşı otokrasi, kendi aralarında ise bir çeşit kendilerini(!) temsil edebildikleri zümreye dayalı ve o zümre için demokrasi oluyor...

%95'in karşı çıktığını, hükümet onaylıyorsa o halde bunu ben değil, sen açıklamalısın, demokrasi bunun neresinde? hayır bu demokrasiyle mümkün oluyor diyorsanız ilgili kavramı ve olurunu bilmiyorsunuz demektir ve aynı şeyi herhangi bir kral da yani monarşi de yapabilir... Doğrusu bu da, kraliyet yönetimleri de, esasen ve konu halk üzerindeki hükümranlık, egemenlik olduğunda (hükmedenin nasıl belirlendiği değil nasıl yöneteceği olduğunda) sadece OTOKRASİDİR, kitleler sürüleştirilmiş ve aldatılmıştır. Kısaca DEMAGOGRASİ(sözde temsili demokrasi) de=OTOKRASİNİN sağlayanına bürünmüş olanı, kılıflı, püsküllü perde, yöntemini temsil etmektedir. Mesele sadece nasıl seçildikleri değil NASIL YÖNETTİĞİ ve halkın(ayrıcalıklı bireyler değil KAMU YÖNETİMİ) bu yönetimde fiili varlığı, söz, yetki, denetim ve karar mekanizmalarında olup, olmamasıdır... Yani DEMOKRASİ için sadece yönetenlerin seçilip, seçilmemesi meselesine bakılmamlı, BU MESELENİN EN temel kriteri,,,,, nasıl, hangi yollarla seçildikleri ve halkın kendi kendini(?) yönetip, yönetemediği olgusuna bakılmalı(seni seçtim, hayli paralı, güçlüsün, iyi de dans ediyorsun, götünde büyük, 5 yıl git mecliste gevezlik yap, kendi çüküne, pipine, memene kuvvet çalış, şeyini bana karşı kaldır, seçtim diye de tepeme çık demek demokrasi değildir, bir çeşit dolandırıcılık, aldatmaca, cahil avıdır)...

Ortada olmayan şeyi ortada olanla zaten kıyaslayamayız, eskisi, şimdisi diye bir ayrımı yok, ikisi de otokrasi, değişen sadece elitler arasındaki yöntem-ilişki...

Oy kullanmak, hele halkın temsilini, iradenin temsilini kamu yerine, çok dansözlü kulüplere(parti) devretmek demokrasi demek değil, bu tür kıstaslar bilinçli olarak, kavramların dejenere edilmesi ve sürüleşmenin kabulü adına, indirgeme üzerinden yapılıyor(aldatmanın en basit hali), dedim ya %99 demokrasiyi de temsil kavramını da bilmiyor veya yanlış biliyor diye... Huzur İslamda gibi bir söz veya noterden vekalet vermek gibi sanıyor...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 19-01-2026, 23:20
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart

Şimdi sistem, rejim buna olanak tanıyor diye, adı demokrasi olmuyor.
Demokrasi sayesinde bu yapılanlar yapılabiliyor.

Mesela bir İslam halifesi içki içiyor diyelim. Bu düzenin adı şeriat, yani teokrasidir. Peki, bu halife halka içki içmeyi yasaklarken, kendisi nasıl içki içebiliyor? Teokrasi sayesinde. Teokrasiyi kendine kalkan yaparak, istediğini yapabiliyor.

Bugün de halka tasarrufu öğütleyenler, halkın seçimi ile, yani demokrasi ile bir yerde bulunmalarına rağmen, 450.000 TL maaş alabiliyorlar. Bunu nasıl yapabiliyorlar? Demokrasi sayesinde. Demokrasiyi kendilerine kalkan yapıp, halka istediklerini yaptırabiliyorlar.

Esasında bu teokrasi ya da demokrasi gibi kavramlar birer aldatmacadan ibaret. Bütün bu yönetim sistemlerin tek amacı, halkı kontrol altında tutup, kendi çıkarlarını koruyan bir avuç azınlığın çıkarlarını korumaktan ibarettir.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 19-01-2026, 23:52
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.668

Onur Üyeliği 

Standart

Nolan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Bugün de halka tasarrufu öğütleyenler, halkın seçimi ile, yani demokrasi ile bir yerde bulunmalarına rağmen, 450.000 TL maaş alabiliyorlar. Bunu nasıl yapabiliyorlar? Demokrasi sayesinde. Demokrasiyi kendilerine kalkan yapıp, halka istediklerini yaptırabiliyorlar.
Tamam işte , DEMAGOGRASİ de, demokrasinin şu ya da bu biçimde KALKAN, MANİVELA olarak kullanılmasıdır ve bu durum da DEMAGOGRASİ, yani sistemin püsküllü temsili demokrasi aldatmacası sayesinde. Daha nasıl ifade edeyim ki, bu gördüğünüz veya size aşılanan martaval veya meseleyi yöneticinin nasıl seçildiğine indirgeyen sahte propagandaları demokrasi değil. Bu işin seçme yani en basit, biçimsel yanını(tek başına asli yeterli olmayan) temsil ediyor. Asıl temeli ise, seçim yapmış olmaktan ziyade, nasıl yönettiği-yönetildiği ve halkın iradesinin eş zamanlı, fiili temsilinin sağlanmış olması kısmı belirler(yani göstermelik kulüplerle(partiler) ve bunlar arasından yine halkın seçmediği kişiler üzerinden aday gösterilmişleri-ağaları seçmiş olmakla ve genel meclise sayılı kelle göndermiş olmakla demokrasi olmuyor ve bu haliyle de bu bir oyun, aldatmaca oluyor. Kaç insan çıkar ki ve gerçekten, empoze tarafgirliği de bir yana atsa, hükümetin, mecliste bir kaç yüz kellenin kendisini temsil ettiğini ifade edebilen? hangi işçi, memur, çiftçi, küçük esnaf, öğrenci, işsiz? ne yapıyorlarsa bunların zararına ve bu 80 yıldır böyle, aslında bütün dünyada böyle )...

Halife de olsa, kral da olsa, temsili demokrasi de olsa, hakmiyeti OTOKRASİDİR, yani otokrasiyi ister seçerek kabullen, istersen de seçmeden, kapitalizmde sistem basit ve işleyiş öyledir ki, seçilen demokrasi değil otokrasi oluyor. Yani aslında kişiler OTOKRASİYİ seçmek adına oy kullanmış oluyor(ÇÜNKÜ SİSTEMİN YÖNETİM MEKANİZMALARI bu biçime dayanıyor, seçenin, seçilenin de otokrasiden başka bir şansı yok), daha nasıl izah edilir bilmiyorum(bütün yönlerine basitçe değindim), otokrasiyi seçtirmek için sözde demokrasiyi manivela olarak kullanmak ve bu da, yani demagograsi de bunlara muzzam olanak, güvenceler sağlıyor. Size de otokrasiyle yönetirken, demokrasiyi anlatacak değiller, nasıl bilmeniz isteniyorsa, siz öyle inanıyor biliyorsunuz...

Monarşi => egemen olanın nasıl seçildiğiyle ilgili => Babadan oğula miras ve tacı ilk başına geçiren -meşrulaştırılmış seçim, tercih bu yönde. Teokrasi de ise ELİTLER MECLİSİ kurulabilir, kurulur, erkin belirlenmesi monarşi de olabilir vs. Takribi 40 kişi falan vb. bir azınlık toplanır, bunlar da kendi aralarında şu an gördüğünüz türde temsili demokrasi yani halk için demagograsi yöntemiyle seçim yapabilirler, ancak hilafetin yönetimi yine OTOKRASİDİR, demokrasi değil.

Kapitalzimin temsili demokrasisinde ise, elitleri güvence altına alan sermaye, para formülü yani bireysel güç devreye girer ve istisnaların kaideyi bozamayacağı biçimde azınlık(!) hükümeti yine elitler veya yaverler, kaderini fiili otokrasi veya kendi ayrıcalıklı menfaatleri üzerindeki çıkarlarına bağlayanlardan oluşur(işte tam da bu sebeple VEKİLLERE VE BÜROKRATLARA ÇOK YÜKSEK MAAŞLAR, imkanlar BAĞLANIR vs.). Yönetim biçimleri ise yine ülke geneli işletmeler bazlı monarşi, ülke geneli açısından ise OTOKRASİDİR ve hatta hesap da vermezler. DEMOKRASİ DEĞİL, tamam demokrasi diye yutturuyorlar, ama değil. Kısaca temsili demokrasi özünde, yürüyen-işleyen otokrasi mekanizmasına elitlerin, seçkinlerin veya dolaylı, dolaysız kendilerine himzet edenlerin, kendi temsilinin seçtirilmesi işidir...

Zaten adına iradi varlık değil, temsili-biçimsel deyip, yine genel oy sistemli, genel hükümet işleyişi ve sistemin en doğal işleyişi, yine bu azınlık zümreyi veya temsilcilerini, yönetici erk olarak örgütleyeceği veya dönüştüreceğinden ve güvencesinden dolayı, sözde ama genel, temsili oy hakkı verir(eğer bu aldatmaca bazı koşullar ve dönemlerde işe yaramazsa FAŞİZM modeline geçerler). Kral mı, elitler arası seçim mi, yoksa zaten elitleri(soyluları) seçecek olan(sosysuzlara seçtirmek) sistemle işletim mi? Üçü de aynı mekanizma, seçkinler(soylular), azınlık iktidarları, otokrasisi içindir.

Erkin nasıl belirleneceği meselesi monarşi, teokrasi, temsili demokrasinin vb. konusu iken diğeri erkin ve halkın nasıl yöneteceği-yönetileceği meselesidir ki, bunlar açısından ikincisi otokrasiyi temsil etmektedir(yani şu halde merkezi bir hükümetin ve genel oylsa seçilmiş kellelerin genel meclisinin olması da=otokrasidir zaten) ve her üçü de aynı ortak temele dayanır, soyluların, seçkinlerin ve menfaat ve dayalı sisteminin temsili(onlarda biliyor meclislere sıradan bir işçi, çiftçi, esnaf, halktan olan giremeyecek, istisnalar da anlam taşımayacak, girse ne olacak, halkın hiç bir demokratik organı, kurumu, denetim ve yönetim-temsil mekanizması yok, çok dert olursa da faşizme geçiyorlar. yanid emek istediğim genel mecliste olsa, sistem, işleyen çark otokrasi. Bunu otokrasi treni gibi düşünebilirsiniz, biz bu otobüse hangi kellenin gireceğini de seçmiyoruz, aslında bizim irademiz dışında seçilmiş, seçkinler arasından seçiyoruz, nasıl seçersen seç, işleyen ve dayatılan ve konumlandırılan sistem gereği, yine binecekleri tren otokrasi treni olacak )...

Halkın %95'inin karşı çıktığının veya halkın belirlemediği, ama tüm halkı ilgilendiren konularda karar merciinin halk olmadığı veya ancak iradeye mahsus YETKİNİN DEVREDİLEMEZLİĞİ veya temsilin fiili olarak temsil edileni içermesi çiğnendiği koşullar demokrasi sayılamaz. Merkezi, ama genel erkin seçimle belirlenmesi demokrasinin yerleştiği ve olmazsa olmaz kurumlarının işlediği anlamına gelmez. Erkin seçimi sermaye ve para ve bağlı güç aldatmacasına dayalı, zaten seçili seçkinlerin seçildiği, areneya sürüldüğü biçimde ve halkın da bunlar arasından seçmek dışında çaresi olmadığı, müdahil olamadığı ve fiili irade koyamadığı ve iradesinin de hükümete yansımadığı(en çok oyu alan hükümetle temsil ediliyor) koşullarıyla sözde ve yersen temsili demokrasi iken, gerçekte ve fiiliyatta işleyen otokrasidir. Asgari ücreti 100.000 TL yapsan ve azami geliri de -maliyetler, girişim maliyetleri de düşüldükten sonra- hadi 500.000 TL ile sınırlasan ve üzeri gelir kamunun olsa -ki aslında zaten kamunundur- ne kaybedilir? Kim kaybeder? İstihdam olmaz vs, tümü de martaval ve yalandır...

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu

Konu spartacus tarafından (20-01-2026 Saat 02:05 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 20-01-2026, 02:08
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

"Bu demokrasi sayesinde, bu teokrasi sayesinde, bu tek adam sayesinde" gibi görüşler tamamen yanlış.
Hangi sistem olursa olsun, etkin sistemde halk yoksa sistemin türü, çeşidi farketmiyor.
Akp iktidarında olsun, diğer ülkelerde olsun, hatta sosyalizmde olsun, yanlış karşısında halk yoksa sistemi bahane etmek boş laftan ibarettir.
İran'ı örnek alalım, şah içinde isyan etmişlerdi, şimdi kendi kurdukları sistem için de ölüm olmasına ragmen halk direnebiliyor, isyan edebiliyor, sokaklara dökülebiliyor. Yani sistemle alakası yok, herşey halkta başlar onunla da biter.
Türkiye'de ise halkın isyan metabolizmasını dinle bozdular. Dinci iktidara isyan etmek allaha isyan etmek gibi algılara yerleştirdiler. Yani halk herşeyi bilse bile isyan mekanızması çalışmıyor. İşin içinde bir de sistemden nemalanma yani makarnacılık tarafı var. Makarnayı kapan herşeyi unutuyor.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 30-01-2026, 23:51
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart

500.000 TL maaş alacaksın ve bu maaşın yetmediğini söyleyeceksin. Sonra şirketinden milyonlar kazandığı kamuoyuna duyurulacak;
https://www.sozcu.com.tr/500-bin-tl-...zanmis-p288379

Sonra da milletvekili karnesi ortaya sürülecek. Buyrun;
MECLİS KARNESİ ORTAYA ÇIKTI
Paylaşılan bilgilere göre, Mestan Özcan'ın milletvekilliği süresi boyunca herhangi bir kanun teklifi vermediği, yazılı ya da sözlü soru önergesi sunmadığı görüldü. Ayrıca Meclis komisyonlarında herhangi bir konuşma yapmadığı, bir araştırma önergesinde ilk imza sahibi olmadığı bilgisi yer aldı.

Özcan'ın Meclis çalışmaları kapsamında yalnızca bir kez genel görüşme önergesi verdiği ifade edildi.
https://12punto.com.tr/siyaset/500-b...a-cikti-109729
Maaşın yetmeyebilir. Tamam da bunu niye söylüyorsun?
2 sene önce de bir ıstakoz tartışması yaşanmıştı. Tıpkı onun gibi bir şey.
https://www.birgun.net/haber/akp-de-...-sozler-521599

Milyonlar kazanan bir patron. Mesele bu. Türkiye'yi böyle patronlar yönetiyor. Trump gibi insanlar bunlar. Şirket yönetir gibi ülke yönetiyorlar.
Her şeyi kabul ettik diyelim. Yahu, milletvekili karneniz nedir?!
İnsan göstermelik bari bir şey yapar mecliste.
500.000 TL devletten para alacaksın, işin sadece halkın sorunlarını mecliste dillendirmek ve mecliste yaptığın tek bir şey yok.
İşte en başta dedim ya, demokrasi bu sorunları ortaya çıkarıyor.
Demokratik bir sistem de, hukuk herkes için işlemiyor. Hukuk herkese yetişemediği için, bu trajikomik haberler önümüze çıkıyor.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 30-01-2026, 23:54
Nolan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nolan Nolan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Oct 2025
Mesajlar: 337
Standart

Geçen önüme bir video çıktı. Demokrasi deyip duruyorum ya, bu işte
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 31-01-2026, 04:50
bilgivehis bilgivehis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2016
Mesajlar: 1.925
Standart

Demokrasi genelde tam olarak bilinmiyor.
Demokrasi, yüzde elli emperyalist ülkelerin toplumları için yüzde elli de ezilen sınıfın yükselişi karşısında sosyalizm korkusundan dolayı getirildi. Sovyetler yıkılınca ve globalleşme yani vahşi kapitalizm yüzünü gösterince demokrasiye gerek kalmadı.
Oysa demokrasi ezilen sınıf için hak almada ve sosyalizme giden yolda önemli bir adımdı. Çünkü demokrasi ezilen sınıf için bir çatışma ortamı yaratmıştı. Bu çatışma ezilen sınıfı olması gereken yere yani emek mücadelesine yönlendirmişti.
Demokrasi deforme edilince ezilen sınıf kendi mücadelesinden koparak sisteme adapte oldu.
Şimdi günümüzde oldugu gibi etkisizleştirilmiş ezilen sınıf karşısında artık vahşi kapitalizmin düdüğü ötüyor. Daha doğrusu vahşi kapitalizmin düdüğünü öttürenler aktif olarak ezilen sınıfın kendisidir. Demokrasiye sahip çıkmadıkları için kendi ayaklarına kurşun sıkarak adaletsizlige, faşizme yol verdiler. Şimdi de bu sistem içinde debeleniyorlar ama ne çare artık atı alan üsküdarı geçti. Demokrasi ortamında hak almak daha kolayken şimdi faşizme karşı sıfır noktasındalar.
Dolayısıyla demokrasi bizim gibi bağımlı ülkeler için bir kurtuluş veya övünülecek bir sistem değildi ama ezilen sınıf için bir imkan ortamıydı.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:40 .