Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Konu Kapatılmıştır
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 06-08-2007, 16:36
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

Secimler basliginda baslayan tartisma gercekten ayri bir baslik altinda tartisilmaliydi. O yuzden bu basligi aciyorum. Forumdaki dostlarimizin ne dusundugunu merak ediyorum. NATO'ya iliskin cok sayida operasyondan sorumlu oldugu ve Gladio'larin da NATO tarafindan kuruldugunu iddia etmistim orda. Aslinda bu konular genellikle politik bakislara dayali olarak ileri surulen iddialar halindedir. Gelin burda bunu asip, gercekten nasil iliskiler olduguna deginelim.

Ben Gladio ile ilgili bir kitapla baslayayim.
http://www.tulumba.com/storeitem.asp...Gladio:%20Nato
Ayni konuda baska kitaplar da yazilmis:

http://www.amazon.de/Armies-Operatio.../dp/0714685003

http://www.php.isn.ethz.ch/news/mediadesk/gladio.cfm

Ben sadece NATO'nun degil hicbir askeri orgutlenmenin basitce asker ve silahtan olustugunu dusunmemisimdir. Hemen her askeri orgutlenme beraberinde gizli orgutler ve bir suru kirli isi de tasir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
  #2  
Alt 06-08-2007, 17:43
mhmd mhmd isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

NATO/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütünün Antlaşma Metni

- Bu Antlaşmanın taraf devletleri Birleşmiş Milletler Şartı’nın amaç ve ilkelerine sadık kalacaklarını ve tüm halklar ve tüm Hükümetlerle barış içersinde yaşamak istediklerini teyit ederler.
- Taraflar, kendi halklarının özgürlüklerini, ortak mirasını ve uygarlığını, demokrasi, bireysel özgürlük ve hukuk devleti ilkelerine bağlı kalarak korumaya kararlıdırlar.
- Taraflar, Kuzey Atlantik bölgesinde refahı ve istikrarı geliştirmeyi amaçlamaktadırlar.
- Taraflar, barış ve güvenliğin korunması ile toplu savunma yönünde verecekleri çabaları ortaklaştırma konusunda kararlıdırlar.
- Taraflar, bu nedenle aşağıdaki Kuzey Atlantik Antlaşması üzerinde mutabık kalmışlardır:

Madde 1
Birleşmiş Milletler Şartında belirtildiği üzere Taraflar, uluslar arası barış ve güvenlik ile adaleti tehlikeye atmadan ve kendi uluslar arası ilişkilerinde BM’in amaçlarına ters düşen bir şekilde tehdit ya da güç kullanımından kaçınarak, barışçı yollarla çözümlemek amacıyla müdahil olabilecekleri herhangi bir uluslar arası uzlaşmazlığı çözme girişiminde bulunacaklardır.

Madde 2
Taraflar, kendi bağımsız kurumlarını güçlendirerek, bu kurumların kuruluş amaçlarının daha iyi anlaşılmasını sağlayarak ve istikrar ve refah koşullarını iyileştirerek barış ve dostluk içindeki uluslar arası ilişkilerin daha da geliştirilmesine katkıda bulunacaklardır. Kendi uluslar arası ekonomi politikalarında çatışmaları ortadan kaldırmaya çalışacak ve üyelerinin bazıları ya da tümü arasında ekonomik işbirliğini teşvik edecektir.

Madde 3
Bu Antlaşmanın hedeflerine daha etkin bir şekilde ulaşabilmek için Taraflar, ayrı ayrı ve ortaklaşa olarak, sürekli ve etkin kendi kendine yardım ve karşılıklı yardımlar anlamında, silahlı saldırılara direnmede kendi bireysel ve kollektif kapasitelerini geliştirip, güçlendireceklerdir.

Madde 4
Taraflar, içlerinden herhangi birinin siyasal bağımsızlık ve güvenliği, toprak bütünlüğü tehdit altına girdiğinde , içlerinden birinin talebi durumunda bir araya gelerek durumu müzakere edeceklerdir.

Madde 5
Taraflar, Avrupa veya Kuzey Amerika’daki üyelerinden biri ya da daha fazlasına karşı silahlı bir saldırıyı, anlaşma taraflarının tümüne yapılmış sayacakları konusunda mutabık kalmışlar *ve sonuç olarak ta böyle bir silahlı saldırı gerçekleştiği taktirde , taraf devletlerin her biri, BM Şartının 51. maddesinde belirtilen toplu veya bireysel savunma hakkının kullanılmasında saldırının muhatabı olan taraf ya da taraflara derhal karşı saldırı konumuna geçerek yardım edecek, ve diğer taraflarla iş birliği içersinde silahlı güç kullanımı, Kuzey Atlantik Bölgesinin güvenliğinin devamının sağlanması da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemleri düzenleyeceklerdir.
Böyle herhangi bir saldırı ve alınan bütün önlemler acilen Güvenlik Konseyine rapor edilecektir. Bu önlemler, Güvenlik Konseyinin durumu çözüme kavuşturmak ve uluslar arası barış ve güvenliği sürdürmek için gerekli adımları atması halinde bu önlemlere son verilecektir.

Madde 6
5. Maddenin amacıyla ilgili olarak, Taraflardan biri ya da daha fazlasına yapılacak silahlı bir saldırının “silahlı saldırı” kapsamına girmesi için gereken koşullar aşağıdadır:

Avrupa veya Kuzey Amerika’daki, Fransa’nın Cezayir bölgelerindeki, Türkiye’deki veya Kuzey Atlantik Bölgesinin Yengeç Dönencesinin kuzeyinde kalan *kısmında yerleşik Antlaşma Tarafları ya da onların idaresi altındaki her hangi bir adanın toprak bütünlüğünü tehdit eden silahlı saldırılar;

Antlaşmanın yürürlük tarihinden itibaren, Akdeniz veya Kuzey Atlantik Bölgesinin Yengeç Dönencesinin kuzeyinde kalan *kısmında, Taraf ülkelerin işgal güçlerinin bulunduğu Avrupa’daki herhangi bir bölgede ya da bu toprakların üzerinde *Antlaşma Taraflarına ait uçak, araç ya da güvenlik güçlerine yönelik silahlı saldırılar.

Madde 7
Bu Antlaşma, Tarafların üyesi bulunduğu BM Şartı altında bulunulan taahhütler ya da Güvenlik Konseyinin uluslar arası barış ve güvenliğin devamı için üstlendiği öncelikli sorumluluğu etkileyecek biçimde yorumlanamaz.

Madde 8
Antlaşmanın bütün Tarafları, tarafların kendi aralarında veya üçüncü bir devletle imzalanmış olup halen yürürlükte olan uluslar arası anlaşmalardan hiç birinin bu Antlaşmanın hükümleriyle çatışmadığını ve ileride de bu Antlaşmayla çatışacak hiçbir uluslar arası angajmana taraf olmayacaklarını deklare ederler.

Madde 9
Taraflar burada Antlaşmanın uygulanmasıyla ilgili meseleleri görüşmek üzere ve her birinin temsil edileceği bir Konseyi kurmuşlardır. Konsey, her an ihtiyaçları karşılayabilecek bir şekilde organize edilecektir. Konsey, gerekli olabileceğinden hareketle bazı alt kurullar oluşturacaktır ve bu çerçevede derhal bir Savunma Komitesi kuracak ve Madde 3 ile Madde 5’in uygulanması için Komiteye öneriler getirecektir.

Madde 10
Taraflar, oy birliği ile karar almaları halinde, her hangi bir diğer Avrupa devletini bu Antlaşmanın ilkelerini daha ileriye taşıyacak pozisyonda olması ve Antlaşmaya dahil olarak Kuzey Atlantik bölgesinin güvenliğine katkıda bulunması koşuluyla davet edebilir. Davet edilen her hangi bir devlet, Antlaşmaya dahil oluşunu belgeleyen enstrümanını ABD Hükümetine depozit ederek Anlaşmaya taraf olur. ABD, böylesi bir giriş enstrümanının deposit edildiği bilgisini bütün Taraflara iletecektir.

Madde 11
Bu anlaşma, Taraf ülkelerin yasalarına geçirilecek ve Antlaşmanın hükümleri , tarafların kendi ülkelerinde yürürlükte olan Anayasa süreçlerine uygun olarak uygulanacaktır. Ülkelerde bununla ilgili çıkarılan uyum yasalarına ilişkin resmi belgeler olabildiğince kısa bir süre içinde ABD’ye depozit edilmek üzere gönderilecektir, ABD de her seferinde tüm diğer Tarafları durumdan haberdar edecektir. Antlaşma, antlaşmayı kendi ülke yasalarına geçiren büyük taraf devletler arasında derhal yürürlüğe girecektir ve bu ülkeler arasında Belçika, Kanada, Fransa, Luxemburg, Hollanda, İngiltere ve ABD bulunmaktadır. Uyum yasalarını daha sonra çıkaran taraf devletler için ise Antlaşma, uyum yasalarının çıkarıldığına dair resmi belgelerin depozit edildiği tarihte yürürlüğe girecektir.

Madde 12
Antlaşmanın 10 yıllık yürürlük süresi sonunda ya da bu sürenin bitiminden itibaren herhangi bir zamanda, Taraflardan birinin talebi halinde, Taraflar Antlaşmayı gözden geçirmek üzere müzakerelerde bulunacak, bunu yaparken, uluslar arası barış ve güvenliğin sürdürülmesi için BM Şartı’na bağlı olarak yapılmış bölgesel düzenlemelerin yanı sıra evrensel kalkınma da dahil olmak üzere Kuzey Atlantik Alanındaki barış ve güvenliği etkileyen faktörleri dikkate alacaklardır.

Madde 13
Antlaşma 20 yılını doldurduktan sonra, Taraflardan birinin Antlaşmadan çekilmek istemesi halinde, çekilme talebinin ABD’ye iletilmesini takip eden 1 yılın ardından Taraf Devlet Antlaşmadan çekilmiş olacaktır. ABD, kendisine iletilen her bir çekilme talebini diğer Taraflara iletecektir.

Madde 14
İngilizce ve Fransızca çevirileri eşit düzeyde güvenilir olan bu Antlaşma metni ABD Hükümeti Arşivlerinde saklanacaktır. Antlaşmanın resmi onaylı fotokopileri ise Antlaşmanın diğer imzacı Devletlerine iletilecektir.

KAYNAK; http://www.antimai.org/bn/natoanlasma.htm

Gerçekten de günümüzde, dünyada egemenliği korumak uğruna birliktelik ve güç birliğinden çok dünyanın egemeni olmak ülküsü ile nükleer silahları bile kullanabilecek kabiliyet ve cürette bir askeri örgütlenmedir, NATO.
Zaten böyle miydi? Anlaşma metnine ilk elden baktığımız en azından kuruluşunda bu kadar bariz, saldırganlık olduğunu sezinleyemiyoruz.

9 Nisan 1949 yılında kurulmuş olan NATO'ya karşı, 14 Mayıs 1955 yılında kurulmuştur Varşova Paktı. Dolayısı ile Soğuk savaş, Demir perde gibi sanal kavramların sonucu değil, bizatihi nedenidir de.

1991 yılında fiilen sonlandırılmış olan Varşova Paktına karşın yeni yeni görevler üretilerek! daima canlı tutulmaya çalışılmaktadır, NATO.

Kalmak mı zor? Gitmek mi zor?

Şimdiye kadarki yaptıkları ile bence; kalmak zor gibi duruyor.

Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
  #3  
Alt 06-08-2007, 17:52
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

türkiye kendi halkından, kendi aydınından korkan bir devlettir. yaptığı her karanlık işi "dış mihraplara" bağlar. yinede "dış mihrapların" birliği olan NATO'dan çıkmayı hiç bir zaman düşünmez. çünkü içten korktuğu gibi dıştanda korkar. zanneder ki ona birisi saldırdığı zaman abisi sahip çıkacak, anlayamaz ki onu her çıkmazdan dışladığı, ezdiği evlatları çıkarır.
  #4  
Alt 06-08-2007, 18:11
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

1991 yılında Varşova Paktının dağılması ve SSCB'de glasnost ve prestroyka yapılanmasından itibaren NATO'nun önemi azaldı. NATO'nun en büyük varlık sebebi, en azından kuruluş nedeni SSCB işgaline karşı Batı Avrupa'yı ve Atlantik bölgesini savunmak idi.

NATO, SSCB'nin dağılmasından sonra bölgesel çatışmaları önleme misyonuna yöneldi. Kurulduğu 1949 yılından itibaren sadece Bosna Savaşı'na ve geçtiğimiz yıllarda da Afganistan'da Taliban'a karşı mevcut devleti koruma misyonu edindi.

NATO, Türkiye hariç Hıristiyanlardan oluşan bir pakt olmasına rağmen Bosna Savaşı'nda Hıristiyan Sırplara karşı Müslüman Boşnakları savunarak tarihte ender görülen davranış gösterdi. Sırpları yenilgiye uğratarak daha fazla Boşnağın katledilmesini engelledi. Burada neden daha evvelden müdahale etmediği sorulabilir. Bunun kanımca iki yanıtı var:

1) Sırplar tarihi olarak ve mezhepsel açıdan Ruslara yakın olmuşlardır. Ruslar da onlara. Bu nedenle Sırplara karşı bir askeri harekata Ruslar uzun süre muhalif kalmışlar ve eski gücünde olmasa bile halen bir dev olan Rusya muhalefetine karşı NATO'nun harekatı gecikmiştir.

2) Katliamlar olmaksızın NATO kendisine meşru bir gerekçe bulamaz idi. Muhtemelen "ortada bir şey yok iken emperyalistler hemen müdahale etti" gibisinden eleştirilere maruz kalacak idi NATO. Bu nedenle savaşın seyrinin müdahaleyi meşru kılacak dereceye gelmesi beklendi.

NATO'nun tarihindeki 2. harekat Afganistan'daki Taliban güçlerine karşı yapıldı. Taliban'ın ne olduğunu hemen hepimiz bildiği için fazla açıklamaya gerek yok sanırım.

29 Mart 2004 Tarihinde NATO'ya 7 yeni üye ülke daha katıldı. Bu ülkeler;

* ** 1.Bulgaristan
* ** 2.Estonya
* ** 3.Letonya
* ** 4.Litvanya
* ** 5.Romanya
* ** 6.Slovakya
* ** 7.Slovenya' dır.

Şu an üyelik için aday ülkeler ise şunlar:

# Arnavutluk,
# Makedonya
# Hırvatistan ve
# Azerbaycan

Hal böyle iken Türkiye'nin çıkmaya çabalaması tuhaf değil mi?
  #5  
Alt 06-08-2007, 18:15
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

neden tuhaf cem?
  #6  
Alt 06-08-2007, 18:31
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

Birkaç ülke hariç bunca avrupa ülkesi girmek için çalışırken Türkiye'nin çıkma çabası bana tuhaf gelir. Elbette onların girme çabası onların kararlarının doğru olduğunu tek başına göstermez ama referansdır en azından. Ayrıca NATO'nun Türkiyeye yönelik hiçbir saldırgan davranışı olmamıştır. Aksine NATO üyesi olması sayesinde Türkiye ordusu için pek çok askeri yardımı hibe karşılığında sahip olmuştur (Türkiyenin bunları nasıl kullandığı ayrı bir mesele).

Türkiye'nin NATO veya ABD güdümünde bir ülke olduğu iddiası da kanımca doğru değildir. Eğer böyle olsaydı 1974'deki Kıbrıs çıkartması mümkün olmaz idi.

NATO karşıtlığının başlıca iki ideolojik temeli vardır Türkiyede:

1) Radikal İslamcıların NATO'yu hıristiyan kabul etmresinden doğan.

2) Marksist-Leninistlerin NATO'yu kapitalizmin askeri gücü olarak tanımlamasından kaynaklanan ideolojik karşı çıkış.

Bunların dışında son yıllarda avrupanın Kürt ve Ermeni sorununda Türkiyeye karşı cephede görünmesinden dolayı Türk milliyetçiliğinin artışının getirdiği ABD ve NATO karşıtlığı da sayılabilir.

Bunların dışında reel politik olarak, somut olarak NATO'ya karşı çıkış temellendirilememektedir düşüncesindeyim.
  #7  
Alt 06-08-2007, 18:40
InVitatio
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

Degerli Forumdaslarim,

NATO amerikan kültür emperializmin özel silahli gücüdür, mesruhriyetini kapitalist sistemin ta kendisinden almaktadir. NATO bugün Bosna; Kosovaya "sahip" cikti görüntüsü, ilk bakista ne kadar "insancil" görünsede, asil neden magdur olan Müslüman Kosova Arnavutlari degil, Kosovadaki zengin yer alti madenleri'dir.
Bugün o yörede avrupanin en zengin kömür madenleri bulunmakta, ve sadece sirf bu yüzden Sirbistan icinde bir önem teskil edilmekte, Kosova ve Bosna sayesinde bu askeri güc , o topraklara Rusya'ya karsi bir siyasi kültür kök sallmak istemektedir.
NATO'nun bugüne kadar yaptigi Belgrad Bombardimanlari ise Birlesmis Milletlerinden "ok" alinmaksizin yapilmistir.
Türkiye'ye NATO icinde düsen görev ise, "Müslümanlik" kartini kullanrak bu kapitalist siyasi kültürünü o bölgelere yaymaktan baska birsey degildir.
Simdi kendi icindeki mantik acisindan sormak gerekiyor, Kosova ve Bosna Harekatlari sonrasi o yerlesim birimlerdeki alt yapi ihalelerinden kim faydalanmistir ?
Türkiye Asker yollamasina ragmen , Türk is adamlarina orada ihale edilen bir yatirim varmidir ?
Kömür madenleri isletmeciligini hangi sirketler üstlenmektedir ?
O bölgede diger yer alti maden sontaj hakki kimlere verilmistir ?
Birde konuya bu yönden bakarsak konuya daha farkli yorumlar olabilecegini düsünyorum.

Bu NATO degilmdir *Türkiye'nin PKK ile savasirken en zor günlerinde , "hayir benim verdigim silahlar" ile savasamazsin diyen ?
Bu ne bicim bir ortaklik ki , Türkiyenin milli cikarlarinin hic bir önemi yok...
Türkiyenin NATO üyesi olusu, NATO'nun en dogudaki karakolu konumu olmasin ?
Türkiye NATO sayesinde , ne Bulgaristan ile nede Sovyetler ile ciddi manada ikili iliskilere girebilmistir.

Evet Türkiye NATO'dan cikmalidir, ama bunu yaparkende bu konuda kendi halk destegi mutlaka olmalidir. Türkiye Askeri Gücü kücümsenmeyecek bir ülkenin NATO'ya sirt cevirmesi demek,
diger haklar icin ciddi bir kisilikli durus sergilmek olacaktir.
Eski Dogu Bloku ülkelerinin NATO'ya katilmak istemleri , kendi topraklarindaki NATO ile beraber gelen siyasi kültür ile alakalidir diye düsünüyorum, yani önce bu yeni siyasi kültüre kendi topraklarini acackasiniz sonra "artik sizde bizdensiniz" denilip bu siyasi kültürün askeri gücü tarafindan sahip cikilarak"koruncaksiniz"....
  #8  
Alt 06-08-2007, 21:45
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

Cem, Nato'nun resmen üstlendiği askeri operasyonlar ile ilgili tartışabiliriz. Ama NATO bence asıl olarak bu operasyonlarla önem kazanmadı. Zaten Doğu bloğu dağılmıştı. Bu operasyonlar başka şekillerde de yapılabilirdi. Ya BM aracılığıyla yada Irak'ta olduğu gibi direk ABD ve müttefiklerinin girişimi ile. Sırbistan ve Afganistan'da NATO'nun varlığından öte zaten bir meşruiyet sağlanmıştı.

NATO'nun asıl rolü ise daha öncesine, yani soğuk savaş dönemine aittir. İkinci dünya savaşından sonra savaşta aynı saflarda yer aldığı SSCB'ye karşı ABD önderliğinde kapitalist ülkelerde bir örgütlenme gerçekleştirildi. NATO asıl olarak bu süreçte tüm dünyada kontrgerilla adıyla bilinen bir örgütlenmeyi gerçekleştirmesiyle tanındı. Doğrudur, bu süreçte devrimci ve marksist-leninist hareketler NATO'ya düşmanlık besleyen gruplar oldular. Çünkü NATO'nun amacı ABD egemenliğindeki kapitalist sistemi gerektiğinde her tür kirli yöntemi kullanarak ayakta tutmanın aracıydı. Dünyanın her tarafındaki devrimci örgütleri yok etmek için kirli suç örgütleri kuruldu. Sistem ancak böyle ayakta tutulabilirdi. Burda KGB gibi istihbaratların pür-i pak olduğunu iddia etmiyorum. Onlar da bir sürü suikast vb. yapmışlardır elbette. Ancak NATO'nun gizli bir şekilde örgütleyip organize ettiği kontrgerilla örgütlerinin yaptığı vahşete kimsenin yetişebileceğini sanmıyorum. Bu işlerde çok sayıda eski Nazi subayının da kullanıldığı defalarca yazıldı.

Solcuların NATO'dan bu kadar nefret etmesinin asıl nedeni gerçekleştirilen onbinlerce gizli ve kirli operasyonun asıl sorumlusunun NATO olmasıdır. Bu işler kesinlikle tesadüfü yada yerel iktidarların işleri değildir. Türkiye'de de MHP ve Hizbullah kontrgerilla örgütleri olarak bizzat NATO tarafından kumanda edildi. NATO komutanlarının gelip Türkiye'de birebir gizli teşkilatlar kurması değil tabii ki, bu iş için çok sayıda subay, polis vb. NATO karargahlarında eğitiliyor. Organizmanın beyni NATO'dur. Bu konuyla devrimciler yıllardır uğraştıkları için onların kaynaklarından bir alıntı yapacağım. Bilmiyorum geçerli kabul edilir mi, ancak araştırılırsa başka kaynaklar da bulunabilir.

Birkaç ülkede NATO'nun kontrgerilla örgütlenmesine örnekler:



NATO üyesi ülkelerde “Süper NATO” örgütlenmesi

‘90’lı yıllarda Avrupa ülkelerinde bir biçimde açığa çıkan ve “Süper NATO” adı altında NATO içerisinde merkezi bir üst örgütlenmeye sahip olan bu örgütlenmelerin belli başlıları şunlardır:

İtalya: İtalyan Gladio’sunun ortaya çıkarılması bir İtalyan savcısının 1972 yılında yaşanmış bir cinayetin soruşturmasını derinleştirmesiyle başladı. Savcının bu girişimi bir süre İtalyan devletince engellenmeye çalışıldıysa da sonunda kabul edilmek zorunda kalındı. İçinde Başbakan’ın da olduğu pekçok devlet yöneticisi Gladio ile ilişkilerinden dolayı görevden alınmak zorunda kalındı. Soruşturma sonucunda İtalya Gladio’sunun 622 üyesi, 139 gizli silah deposu ve Sardinya Adası’nda bir eğitim kampı ortaya çıkarıldı.

1988 yılında da Kuzey İtalya’da yere gömülü olarak 127 adet silah ve patlayıcı madde deposu ortaya çıkarılmıştı. Bu depoların İtalya Haber Alma Örgütü SİSMİ’nin denetiminde olduğu anlaşıldı. SİSMİ arşivlerinin incelenmesiyle, Gladio’nun ABD ve İtalya gizli servisleri tarafından 1956 Kasım ayında kurulduğu ve ayrıca örgütün İtalya Cumhurbaşkanı Cossiga, P-2 Mason Locası ve 1993 yılında mafya ile ilişkileri nedeniyle yargılanan Başbakan Andreotti’yle bağlantılı olduğu anlaşıldı.

Aynı günlerde bir Belçika hükümet temsilcisi, bu örgütlerin 50’li yıllarda 16 NATO üyesi devlette kurulduğunu açıkladı.

Fransa: Kontr-gerillanın Fransa’daki adı “Rüzgar Gülü”ydü. Savunma bakanı Jean Pierre Chavenement, 1950’li yıllarda bu gizli örgütün Fransa’da da kurulduğunu kabul ediyor ve devlet başkanı Mitterand tarafından dağıtıldığını söylüyordu. Ancak İtalyan kaynakları, dağıtıldığı açıklanan tarihten sonra da, Brüksel’de yapılan “Süper NATO” toplantısına Fransa kontr-gerillasının temsilcisinin katıldığını söylüyor.

İspanya: Bir İtalyan Gladio üyesi, İspanya televizyonunda yaptığı açıklamada, 1966 yılında Kanarya Adaları’nda Amerikan askerleri tarafından İspanyollarla birlikte eğitim gördüklerini, bu eğitimden sonra benzer bir eğitim merkezi ve Gladio şubesini İspanya’da kurduklarını, bu iş için de İspanya ordusundan yardım gördüklerini söyleyerek, İspanya’da kontr-gerilla örgütlenmesinin varlığını duyurdu. 1994 yılında bir polisin yaptığı itiraflar ise gerçeği reddedilemeyecek biçimde ortaya koydu. BASK Bölgesi’nin bağımsızlığı için mücadele veren ETA üyesi olduğu gerekçesiyle 1987 yılında Anti-Terör Kurtarma Grubu (GAL) tarafından Fransa’dan kaçırılan Basklı bir kişinin ETA ile bir ilişkisinin olmadığı ortaya çıkmıştı. Bu olay üzerine açılan mahkeme ve yapılan araştırmalar sonucunda, 1983-1987 yıllarıarasında 23 kişinin ETA üyesi olduğu gerekçesiyle GAL tarafından kaçırıldığı ve öldürüldüğü açığa çıktı.

Belçika: Belçika’da kontr-gerilla “Glaive” (Kılıç) adıyla 1949 yılında, İngilizler’in yardımıyla, Belçika ordusu haber alma teşkilatı SGR’nın alt birimi SDRAB’ya bağlı olarak kurulmuştu. Çekirdek kadrosu 8 aktif ve 10 emekli subaydan oluşturuldu.

Hollanda: Yapılan araştırmalarda Hollanda’da “Operasyon ve Keşif” adlı gizli örgüt ortaya çıkarıldı. Örgütün daha önce 1983 yılında Velp şehrinde gizli bir silah deposu ortaya çıkarılmıştı. Bu örgüt her yıl Savunma Bakanlığı’nın gizli fonundan 2 ila 4 milyon mark alıyordu.

Yunanistan: Yunanistan kontr-gerillasının adı “Sheepskin”dir. Yunanistan hükümeti de başlangıçta kontr-gerillanın varlığını reddetti. Ancak Başbakan Papandreu, Ekim 1990’da yaptığı açıklamada, Yunanistan’da da İtalya’daki gibi bir Gladio örgütünün var olduğunu, 1984’te iktidara geldiklerinde de örgütün varlığını bildiklerini kabul etti ve o tarihte dağıtılmasını emrettiğini ileri sürdü.

Yunanistan 1952 yılında NATO’ya girmiş ve aynı yıl “Merkezi Bilgi Servisi (KYB)” adlı istihbarat örgütü ve bu örgüte bağlı “Özel Operasyon Müdürlüğü” kurulmuştu. Daha sonra “Sheepskin” adını alan kontr-gerilla örgütünün kuruluş anlaşması, 25 Mart 1955’te Yunanistan Genelkurmay Başkanı General Konstantin Davos ile CİA adına general Trascott arasında imzalanarak dönemin başbakanı Papagos tarafından onaylandı. 1500 kişilik birlikler, savaş halinde 3500 kişilik birlikler haline getirilebiliyordu. Silahların, cephanenin, patlayıcı maddelerin ve telsizlerin bulunduğu 800 deposu vardı.

Almanya: Almanya’da “Anti-komünist Saldırı Birliği” adını alan kontr-gerilla örgütünün başkanı, aynı zamanda 1945-1968 yılları arasında Alman İstihbarat Örgütü BND’nin de başkanlığını yapan emekli Nazi generali Reinhard Gehlen’di. Alman kontr-gerillası “Gehlen harekatı”, “Stay Behind”, “Sword” gibi adlarla da bilinmekteydi. 1950 yılında kurulan “Alman Gençlik Örgütü (BDJ)” de bu nitelikteydi. Örgütün eski ajanlarından Dieter von Glahn, basına BDJ’nin CIA tarafından finanse edilen çok sayıdaki örgütten biri olduğunu açıklamıştı.

İsviçre: İsviçre’nin kontr-gerillası 1950 yılında “Gizli Müdafaa Örgütü” adıyla kurulmuştu. Yapılan araştırma sonucunda örgütün İsviçre vatandaşlarının 1/6’sı yani 900 bin İsviçreli hakkında rapor tuttuğu ortaya çıkarıldı. Örgüt, İsviçre Genelkurmaylığı’na bağlı istihbarat örgütü “Haber ve Savunma Servisi (UNA)”ya bağlı olarak çalışmaktaydı. NATO üyesi olmamasına rağmen İsviçre kontr-gerillasının yöneticileri de Belçika’daki Süper NATO toplantılarına katılıyordu.

İsviçre parlamentosunda kurulan soruşturma komisyonu, “Proje 26 (P-26)” adlı bir gizli örgütü ve İsviçre’nin çeşitli bölgelerinde bu örgüte ait modern silah ve patlayıcıların bulunduğu depoları ortaya çıkardı. P-26 üyelerinin adı açıklanmayan bir ülkede eğitim gördükleri ve İsviçre ordusunda kullanılmayan, gizli NATO örgütlerinde bulunan telsizleri kullandıkları anlaşıldı.

http://www.kizilbayrak.de/2004/sikb08/sayfa_07.html

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
  #9  
Alt 06-08-2007, 22:21
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

NATO'nun bahsettiğin operasyonları ile ilgili ise duruma biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Sırbistan'da yaşanan olay ilginçtir elbette. Ama olaya müslüman-hıristiyan dengesi üzerinden bakmak *bana pek doğru gelmiyor. Sırplar'ın saldırganlığının nedeni müslümanlar açısından Arnavutların müslüman olması olabilir ama gerçek acaba bu mudur? Ne Sırplar müslümanlara düşmanlıklarından dolayı saldırmış, ne de NATO müslümanları korumak gibi bir saikle hareket etmiştir. Avrupa ülkelerinin askeri koruma işi NATO aracılığıyla ABD tarafından üstlenilmiş durumda. Bu ülkelerin müdahale edebilecek bir askeri gücü yönlendirmesi ve bunu başarması çok zor belki de olanaksızdı. NATO, aslında parasının büyük ölçüde Avrupa'lılar tarafından ödendiği ama kumandasının ABD savaş aygıtı tarafından gerçekleştirildiği bir örgüt. Dolayısıyla Avrupa ülkelerinin paralarına rağman sözleri ABD kadar geçmiyor. Bu savaşın en ağır sonuçlarını da yine Avrupa ülkeleri yaşadılar aslında. ABD açısından stratejik önemi belki de daha az olduğu için müdahale süreci uzadı ve faturası da büyüdü.

Afganistan ise ABD'nin direk yaşamsal çıkarlarıyla ile ilgili olduğundan müdahale daha hızlı oldu. Ancak burda asıl önemli olan NATO'nun Taliban'ı ezip bir tür faşizm'den insanları kurtarması değil, daha sonra savaşacağı mücahitleri önceleri kendisinin beslemiş olmasıdır. Sovyetlerin kurduğu kukla rejime ve daha sonraki işgallerine karşı faşist Taliban rejimini ve Bin Ladin'i bizzat destekleyen NATO ve ABD'den başkası değildi.

NATO olduğu sürece dünyaya barışın gelebileceğini düşünmüyorum. NATO, daha önce doğu blokuna karşı kurulmuştu. Doğu bloku yıkıldı, şimdi ne yapacak. Yeni konsept terör odaklarını yok etmek. Brzezinki "Büyük Satranç Tahtası"nda böyle çiziyordu ABD'nin yeni dönem stratejisini. Adamlar terör olmadan terörün olacağını biliyorları yani. Nasıl bilinebilir bu? Bunu tersten okursak belki anlayabiliriz?

Terör, şiddet demektir. Şiddet ise baskı politikaları uygulandığında ortaya çıkar. Kimsenin İsviçre'de falan sağa sola bomba koymayı örgütlemesi mümkün değildir. Bunu ben şöyle okuyorum. Doğu Bloku'nun yıkılmasından sonra ABD egemenliğini sürdürmeyi daha saldırgan politikalarla sürdürme kararı almıştır. Dolayısıyla da ortaya terör çıkacaktır. Bu sorunu da halletmek için güçlü bir askeri örgüte ihtiyaç olacaktır. Hazır parasını Avrupa'lıların ödediği bir örgüt vardır zaten. Hem de kontrgerilla örgütlenmeleri konusunda sıkı bir birikim elde etmiş böyle bir örgüt varken niye NATO yokedilsin.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
  #10  
Alt 07-08-2007, 01:11
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Sizce Turkiye NATO'dan cikmali midir?

sargon Diyor ki
burda asıl önemli olan NATO'nun Taliban'ı ezip bir tür faşizm'den insanları kurtarması değil, daha sonra savaşacağı mücahitleri önceleri kendisinin beslemiş olmasıdır. Sovyetlerin kurduğu kukla rejime ve daha sonraki işgallerine karşı faşist Taliban rejimini ve Bin Ladin'i bizzat destekleyen NATO ve ABD'den başkası değildi.
SSCB'nin, Anadolunun işgaline karşı burjuva ideolojisinin temsilcisi saydıkları TBMM'yi desteklemesini de unutmayalım. Kurtuluş Savaşı'nın en büyük destekçisi Sovyet Rusya idi. Sonradan en büyük ideolojik düşmanlarından biri de TBMM olacak idi Sovyetlerin. Emperyalist gördükleri devletlere karşı anadoludaki ihtilali desteklemişlerdir. ABD'nin, Afganistanı işgal eden SSCB'ye karşı Talibanı desteklemesi de benzer mantıkladır. *Her iki örnekte de kullanılan mantık güçlü düşmanı yıpratmak için küçük düşmana destek vermektir. Ya da "düşmanımın düşmanı dostumdur" anlayışı. Bunun örnekleri sanırım çok daha fazladır. Mesela Türkiyenin 90 lı yıllarda PKK'ya karşı Barzaniyi desteklemesi da sanırım sayılabilir. Demek istediğim bu politikanın yaygın ve meşru olduğu değil. Bu taktiği güdenin sadece ABD olmadığıdır.
NATO, aslında parasının büyük ölçüde Avrupa'lılar tarafından ödendiği ama kumandasının ABD savaş aygıtı tarafından gerçekleştirildiği bir örgüt. Dolayısıyla Avrupa ülkelerinin paralarına rağman sözleri ABD kadar geçmiyor.
Katılmıyorum. Hangi NATO üyesi avrupa ülkesinin sözü NATO'da geçmemiştir? Hangi olayda ABD kendi istediğini diğer NATO ülkelerine dikte ettirmiştir? ABD hangi savaşa avrupalılar karşı olduğu halde NATO'yu sokabilmiştir? Gerçekte NATO kararları birlikte alınır. Ancak kararların uygulamasında ABD gücünün ağırlığı vardır.

invitatio Diyor ki
asil neden magdur olan Müslüman Kosova Arnavutlari degil, Kosovadaki zengin yer alti madenleri'dir.
İnvitatio arkadaş, kömürle çalışan gemiler 19. yy da kaldı. Kömürle çalışan trenlerde 19. yy da kaldı. Avrupada artık kaloriferler de kömürle yakılmıyor biliyor musun? Bence kömür yerine başka bir neden bul Kosova'da.

Gladio örgütlenmesine gelirsek,

Avrupada Komünist partilerin oyları ortalama %5-10 civarlarında gezindi. Soğuk savaş döneminde hiçbir zaman ciddi tehdit oluşturmadı avrupalı komünistler. Ayrıca dünya komünist hareketleri tarafından genellikle "revizyonist" ya da "oprtünist" olarak sıfatlandırıldılar ve euro-komünizm gibi isimlerle anıldılar. Durum böyle olunca gladioları gerçek kabul etsek de kayde değer etkinliklerini sıralamk güçtür avrupada. Gladio avrupadaki hangi pis işleri yapmıştır, kimleri vurmuştur? kaydadeğer bir liste çıkabileceğini sanmıyorum.
invitatio Diyor ki
Bu NATO degilmdir *Türkiye'nin PKK ile savasirken en zor günlerinde , "hayir benim verdigim silahlar" ile savasamazsin diyen ?
Yanlış hatırlıyorsun arkadaşım. Senin o bahsttiğin sözü NATO değil Almanya söylemiş idi. Nedenide şu idi: Basında bir Alman malı Türk panzerinin halatla çektiği ölü PKK lı fotoğrafları çıkmış idi. Bu fotoğraf Almanyada basılınca Alman kamuoyu "Bizim panzerimizle insnalıkdışı muameleler yapılıyor" diye ayağa kalkmış idi. Almanlar bu sözü o zaman söylediler. TSK ise "PKK lılar ölen arkadaşlarının altına bubi tuzağı yerleştiriyor ve cesedi Türk askeri çevirince patlıyor idi. Bu nednele önce pazere ip bağlayıp cesetleri biraz sürüklüyoruz" gibi savunma yapınca ortam durulmuş idi.
Türkiye NATO sayesinde , ne Bulgaristan ile nede Sovyetler ile ciddi manada ikili iliskilere girebilmistir.
Yapma gözüm, Türkler ve Ruslar 1700 lü yıllardan beri kedi-köpek gibi birbirlerine saldırmışlardır sürekli. En son da 1. dünya savaşında. Anlaşmazlığın derin bir tarihi var. Ayrıca Türkiye hala NATO üyesi ama son yıllarda turizm ve enerji alanı başta olmak üzere Ruslarla ilişkiler gelişiyor.
Konu Kapatılmıştır

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:03 .