
02-09-2007, 00:55
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
ALMANYA
Kabul : 23 Mayıs 1949
Son Değişiklik : Şubat 1995
Alman halkı, tanrı ve insanlık karşısındaki sorumluluğunun bilincinde,birleşmiş bir Avrupa’nın eşit bir parçası sıfatıyla, dünya barışına hizmet etme amacından şevk alarak, yasa koyucu gücüyle bu Anayasa’yı benimsemiştir. Baden-Württemberg, Bavyera, Berlin, Brandenburg, Bremen, Hamburg, Hessen, Aşağı Saksonya, Mecklenburg-Ön Pomeranya, Kuzey Ren Vestfalya, Rheinland-Pfalz, Saarland, Saksonya, Saksonya-Anhalt, Schleswig-Holstein ve Thüringen eyaletlerindeki Almanlar, Almanya’nın birliğine ve özgürlüğüne hür bir biçimde kendi kaderini tayin haklarını kullanarak kavuşmuşlardır. Bu nedenle bu Anayasa bütün Alman halkı için geçerlidir.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
Kabul : 17 Eylül 1787
Yürürlüğe Girişi : 4 Mart 1789
Son Değişiklik : 1994
Biz Birleşik Devletler halkı, daha mükemmel bir birlik kurmak, adaleti tesis etmek, iç huzuru yerleştirmek, ortak savunmamızı sağlamak, genel refahı teşvik etmek ve özgürlüğün nimetlerini kendimiz ve gelecek kuşaklar için güvence altına almak üzere bu Anayasa’yı Amerika Birleşik Devletleri için kararlaştırıyor ve yerleştiriyoruz.
FRANSA CUMHURİYETİ
Kabul : 4 Ekim 1958
Fransız halkı, 1789 bildirisi ile saptanmış ve 1946 Anayasası’nın başlangıcı ile doğrulanıp tamamlanmış biçimleriyle, insan haklarına ve ulusal egemenlik ilkelerine bağlılığını açıkca ilan eder. Bu ilkelerle beraber, halkların kendi geleceklerini kendilerinin tayin etmeleri ilkesinin bir sonucu olarak Cumhuriyet, kendisine katılmak istediğini gösteren deniz aşırı ülkelere özgürlük, eşitlik ve kardeşlik ortak ülküsü üzerine kurulmuş ve bu ülkelerin demokratik gelişmeleri amacıyla tasarlanmış yeni kurumlar sunar. Madde 1- Kendi geleceğini kendisinin tayin etmesi işlemi ile, işbu Anayasa’yı kabul eden Cumhuriyet ve deniz aşırı ülke halkları bir topluluk oluştururlar. Topluluk, kendisini oluşturan halkların eşitliği ve dayanışması üzerine kurulmuştur.
İSPANYA
Kabul : 29 Aralık 1978
Son Değişiklik : 27 Ağustos 1992
Adaleti, özgürlüğü ve güvenliği yerleştirmeyi arzulayan ve bütün mensuplarının refahını teşvik etmek isteyen İspanya ulusu, egemenliğini kullanarak (aşağıdaki noktalardaki) iradesini beyan eder.
Adil bir ekonomik ve toplumsal düzenle uyum içinde, demokratik birlikte yaşamanın Anayasa ve yasalar çerçevesinde garanti altına almak; halkın iradesinin ifadesi olan hukukun üstünlüğünü güvence altına almış bir hukuk devletini yerleştirmek; bütün İspanyol’ları ve İspanya halklarını insan hakları bağlamında, kültürleriyle ve gelenekleriyle, dilleriyle ve kurumlarıya korumak; ilerlemiş demokratik bir toplum kurmak ve dünyadaki bütün halklar arasında barışçı ilişkelerin ve etkin işbirliğinin sağlanması için birlikte çalışmak.
Bu amaçla parlamento şu anayasayı İspanya halkı için benimser ve imzalar.
İSVİÇRE
Kabul : 29 Mayıs 1874
Son Değişiklik : 1991
Yüce Tanrı’nın adıyla; İsviçre Konfederasyonu, konfederasyon üyelerinin birliğini güçlendirmek ve birliği, İsviçre ulusunun gücünü ve onurunu korumak amacıyla bu Federal Anayasa’yı benimsemiştir.
PORTEKİZ
Kabul : 2 Nisan 1976
25 Nisan 1974’de Silahlı Kuvvetler Hareketi, Portekiz halkının uzun direniş mücadelesine mührü koyarak ve onun en derin duygularına tercüman olarak, faşist rejimi ialaşağı etmiştir. Portekiz’in diktatörlükten, baskıdan ve sömürgecilikten kurtuluşu devrimci bir dönüşümü ve Portekiz toplumunda tarihsel bir başlangıç noktasını temsil eder. Devrim, Portekiz halkının temel hak ve özgürlüklerini yeniden tesis etmiştir. Bu hak ve özgürlükleri kullanmak suretiyle halkın meşru temsilcileri toplanmışlar ve ülkenin beklentilerine cevap verecek bir Anayasa belirlemişlerdir. Kurucu Meclis, Portekiz halkının ulusal bağımsızlığını koruma, yurttaşların temel haklarını güvence altına alma, demokrasinin temel ilkelerini yerleştirme, demokratik bir devlette hukukun üstünlüğünü sağlama ve sosyalist toplumun yolunu açma kararlılığını teyid eder. Portekiz halkının iradesine saygı içinde, onun daha özgür, daha adil ve daha kardeşçe bir ülke kurulması isteğini dikkate alır. Kurucu Meclis, 2 Nisan 1976’daki oturumunda aşağıdaki Anayasa’yı Portekiz Cumhuriyeti’nin Anayasa’sı olarak kabul ve ilan eder.
RUSYA FEDERASYONU
Biz ortak bir kader ile bu topraklarda birlikte yaşayan Rusya Federasyonu’nun farklı etnik gruplardan oluşmuş olan halkı; insan hakları ve özgürlüklerini tesis etmek, toplumsal barışı ve uyumu gerçekleştirmek ve tarihsel süreç içerisinde kurulmuş olan devletimizin devamını sağlamak için, halkların kendi kaderlerini tayin hakkına ve eşitliklerine ilişkin evrensel ilkelerden hareketle, bizlere ata yurdumuza karşı sevgiyi, adalet ve doğruluğa olan inancı miras bırakan atalarımızı derin bir saygıyla anarak, Rusya Federasyonu’nun egemenliği esası ışığında, onun demokratik temellerinin sağlamlılığını kesinlik içinde belirtip, Rusya’nın refah ve zenginliğini temin için çabalayarak, ata yurdumuza karşı mevcut ve gelecekteki nesiller önünde taşıdığımız sorumluluktan yola çıkarak, kendimizi dünya milletler ailesinin bir parçası olarak görüp, Rusya Federasyonu’nun Anayasası’nı kabul ettik.
SLOVAKYA
Kabul : 1 Eylül 1992
Biz Slovakya halkı; atalarımızdan aldığımız siyasi ve kültürel mirasın bilinci içinde, ulusal varoluşumuz ve kendi devletimiz uğruna verdiğimiz yüzlerce yıllık mücadelenin tecrübesi ışığında; Cyril ve Methodius’un manevi mirasıyla ve Büyük Moravya İmparatorluğu’nun tarihi mirasıyla, ulusların doğal kendi kaderini tayin hakkından hareketle; Slovakya Cumhuriyeti’nin topraklarında yaşayan ulusal azınlıkların ve etnik grupların mensuplarıyla beraber ve başka demokratik devletlerle kalıcı ve barışçı işbirliği arzusuyla; demokratik yönetim biçiminin uygulanması ve özgür bir hayat ve manevi kültürümüzün geliştirilmesi, ekonomik refahın sağlanması arayışları içinde; biz Slovakya Cumhuriyeti vatandaşları, temsilcilerimiz aracılığıyla aşağıdaki Anayasa’yı kabul ediyoruz.
|

02-09-2007, 15:14
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
burada iki giriş özellikle dikkatimi çekti. Biri Almanya, digeri ise İsviçre. Her iki anayasa da da tanrıdan bahsedilmiş. Hadi İsviçrenin kabul tarihi oldukça eski ve degiştirilmeye gerek duyulmamış.
Acaba bu giriş metinlerinin toplum üzerinde bir etkisi var mı. İsviçre için Sargon dan, Almanya için de İnvitatio dan bizi aydınlatmasını istesek ve bu iki toplumda din ile devlet ilişkisinin nasıl yürüdügünü, diyanet gibi bir kurumu olup olmadıgını sorsak bizi aydınlatabilir ler mi.
* * Elbette bu toplumlarda yaşayan baişka arkadalar varsa onlar da yardımcı olabilirler.
* * saygılarımla
|

02-09-2007, 16:20
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
Dilaver, Invitatio sanırım doğuştan beri Almanya'da, dolayısıyla Almanya'nın yapısını benden daha iyi biliyordur. Ben sadece birkaç yıldan beri İsviçre'deyim. Gerçi epey şey öğrendim ama anayasasının böyle başladığını bilmiyordum. Yalnız, İsviçre bir Üniter devlet değil, bir konfederasyon.
Aslında birçok Avrupa ülkesine göre daha tutucu bir ülkedir. Örneğin Almanya ile karşılaştırıldığında İsviçrelileri köylü kabul etmek mümkün. *  Din konusunda da Batı Avrupa'dan daha çok dine bağlılık olduğunu düşünüyorum. Yine de Doğu Avrupa ile kıyaslanamaz. İsviçre'de güzel olan şey bir kısmının evanjelik bir kısmının katolik olmasına karşın birlikte yaşayabilmeyi hazmetmiş olmaları. Bilindiği gibi bu konuda Avrupa çok uzun çatışmalar yaşamıştı. İsviçre'de de bazı çatışmalar yaşanmış bir dönem. Garip bir şekilde farklı ulusal özelliklere karşı esneklik farklı dinlere karşı olandan daha az. Yani 4 tane resmi dilinin olması, her kantonda başka başka kurallar, diller, hatta farklı okul sistemleri ve meclisleri olması bir İsviçre'li için hiç tuhaf birşey değil. Bunu gayet doğal birşey olarak kabul ediyorlar. Din konusundaki farklılıklar ise daha büyük bir rahatsızlık konusu oluyor.
Sıradan İsviçreli için din çok şey ifade etse de dinsel bir düzen isteyen İsviçreli sayısı çok azdır. Böyle kişiler sayılabilecek bazı misyonerlerle tanışıyorum. Belki de buranın en gericileri denilebilir. Ancak onlar bile farklı bir düzen arayışından bahsetmiyorlar aslında. Sadece bazı şeyleri şeytani olarak ifade etmekle yetiniyorlar. Kısaca sistemiçileşmişler hepsi.
Bir ilginç olay anlatayım. Bir alışveriş merkezinin önünde bir akrabamla bekliyorduk. Ve birkaç kişi ellerinden gitarlarla gelip meydanda şarkılar söylemeye başladılar. Dini müzikler söylüyorlardı. Bir süre sonra birisi öne çıkıp yüksek sesle bir propaganda konuşması yapmaya başladı. Tahmin ettiğimiz tebliğlerden biri yani. O sırada yan sokaklardan üniversite öğrencisi gibi *duran genç bir delikanlı geldi ve söylev çeken adamın önüne geçip, milleti rahatsız etmemelerini, çekip gitmelerini söyledi. Propagandaya çok kızmıştı besbelli. Adam biraz ileri gidip yüne bağırmaya devam etti. Bu olayın olduğu yer binaların arasında kalan bir meydan ve ses müthiş yankı yapıyor. Delikanlı iyice sinirlendi. Adamı itelemeye başladı, sonra da önlerindeki küçük bir sehpaya koydukarı üç dört tane İncil'i sağa sola fırlattı. Biz çocuğun cüretini hayretle seyrediyoruz tabii. Sonra propaganda kesildi, çocuk da ordan uzaklaştı. Biraz sonra polis geldi. Delikanlı tekrar geri geldi, polise bunlar halkı rahatsız ediyorlar diye şikayet etti. Polisler de ne yapacaklarını bilemez bir halde iki tarafa da birşeyler anlatmaya çalıştılar. Herkes ayrıldı ve günlük yaşam kaldığı yerden devam etti.
Bu olay Türkiye'de olsa ne olurdu acaba diye düşündüm. Birisi çıkıp Kuran'ı sağa sola fırlatsa herhalde oracıkta linç edilirdi.
|

02-09-2007, 16:35
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
merak ettigim şu. Kiliseler her halde katolik ise Vatikan'a baglı. Bunların başındakilerin yani psikoposlarun görevlendirilmesi nasıl oluyor. Genel bir İsviçre ruhani birligi mi var, yoksa Vatikan mı atıyor, ya da seçim mi oluyor. Bu arada devlet bu aşamada nerede duruyor, ya da eyalet yönetimi.
* *Yeni bir kilise açmak istersem açabiliyor muyum. Devletin din için ayırdıgı bir kaynak var mı. Kiliselerin her halde bir de gelirleri var, şayet gelir elde ediyorlarsa vergi veriyor lar mı.
* *Katolik kiliselerinin Vatikan ile ilişkileri nasıl yürüyor, devlet ile Vatikan arasında bir çelişki çıktıgında kilise temsilcisinin tavrı konusunda hiç bir örnek var mı.
*
* * saygılarımla
|

02-09-2007, 17:34
|
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
Forumdasim Dilaver
Alman Anayasasindaki "din" vurgusu, eski "Kaiserreich"e dayanmakla birlikte ( o zamanlari Kilise hüküm edeni tanri adina "tastikliyordu" ) Devletin Anayasasinda var olmasina ragmen, toplum icinde "bireysellige" indirgenmistir.....
Yani Devlet bir yandan bir gelenegi ayakta tutmak isterken, diger yandan vatandaslarini bu konu'da yönlendirmez.
Öyleki ister Federal Parlamento olsun, ister Eyalet Parlamenteo secimlerinden sonraki Milletvekillikleri Yemin töreninde *secilen Milletvekilleri yemin bicimlerini iki tür gerceklestirebilir
"Ich schwöre, dass ich meine Kraft dem Wohle des deutschen Volkes widmen, seinen Nutzen mehren, Schaden von ihm wenden, das Grundgesetz und die Gesetze des Bundes wahren und verteidigen, meine Pflichten gewissenhaft erfüllen und Gerechtigkeit gegen jedermann üben werde. So wahr mir Gott helfe."
Yemin ederim *, tüm gücümü(caba'mi) alman halkinin refahi icin harcayacagima, onun degerini artiracagima, tüm olumsuzluklara karsi koruyacagima, Anayasasi ve federal Yasayi muhafaza edip savuncagima, tüm sorumluluklarimi vicdanim rahat bir bicimde yerine getircegime , ve herkeze karsi adil olacagim. Varligi ile tanri bana yardim ede.
( tercümeyi elimdne geldigi kadar kendim yaptim , daha iyi / dogru yapabilen varsa buyursun "editlesin" )
Simdi isteyen bu yemin metini son cümle ile yapar , isteyen son cümleyi okumaz, bugüne kadar gelmis gecmis tüm alman basbakanlari bu yemini tam metin olarak okudular, sadece sosyal demokrat G. Schröder haric ( ki kendisi halen Protestan Kilisesi Üyesi) , tabiki kiliseler ve muhafazkar kesimden Schröderin bu yaklasimi yadirgandi....ama ne toplum icinde, nede hükümeti döneminde bu konu "demagoji" konusu oldu.
Almanlar kendilerini bir "dine" bagli olarak degil, bir dini mezhebe bagli olarak tanimlarlar, yani bugün bir almana sorasniz dininiz ne diye , bizdeki gibi "elhamdüllah müslümanim" niteliginde "hristiyanim" diye cevap alamazsiniz...."haneifyim, saafiyim, aleviyim, caferiyim" niteliginde bir cevap alirsiniz "katolgiim, protestanim vs vs ). Biz onlara hristiyan diyorsuz onlar kendilerini mezhepleri ile tanitiyor.
Bugün maasa baglanmis herkez , isterse bir mezhep beyan edebiliyor, ve brüt maasinin %2 ile %4,50 arasi Maliye Bakani aracilig ile kesilip , bu paralar direkt iscinin beyan ettigi mezhebin Kurumsal örgütlenmesine ( kilisesinin temsilcigine ) aktariliyor...
2004 yilinda almanyada Kilise vergisi altinda toplanan para miktari ve dagilimi söyle:
Katholik Kilise 4,158 Mrd. Euro
Evangelik Kilse 3,689 Mrd. Euro
Toplam 7,847 Mrd. Euro
Bu Paralarin orantili harcamlari :
Katholik Kilise:
Personel Masraflari : *60 %
Bürokrasi Masraflari :10 %
Kiliseler Mimarisine: *10 %
Okul ve Egitime: etwa 10 %
Sosyale ve Insani Yardim: *10 %
Evangelik Kilise:
Personel Masraflari : 70 %
Bürokrasi Masraflari : 10 %
Kiliseler Mimarisine : 10 %
Okul , Egitim, Sosyal ve Insani Yardim: * 10 %
Tamamen istege bagli bu yönetem ile bir isci istedigi an bu ödenegi bir beyan ile kesebiliyor veya bastan kabul etmeme hakki var. tabiki Hristiyan olmayan diger vatandaslardan bu paralar kesilmiyor.
Söyleki Kiliseye Vergi ödemeyen Üyenin *de Kilise ile baglari kesildikten dolayi, Vaftiz ve Cenaze kaldirma gibi dini merasimler de katilamiyor, bu yönde hizmet alamiyor.
O yüzdendir ki Cocuklar vaftiz olduktan sonra , cogu Alman bu ödemleri kesiyor ( bir nevi ailesine sorumlulgunu yerine getirdikten sonra ) cünkü kendi cocuklari eger maasli bir is aldiktan sonra kendileri karar vermeleri gerekecek bu verginin ödenip ödenmemesi.
Cogu Alman "Tanriya inanirim" ama "Kiliseye inanmiyorum" mantigi ile Tanri ile Kilisenin iki ayri bir olgu gibi algilayip, Kiliseden cikislarini , dinsizliklerinden dolayi degil , öyle uygun bulduklari icin ciktiklarini beyan ederler.
Almanydaki Din dersleri( devletin veya kilisenin okulu fark etmiyor ) üzerinde , ögrenciler mezhepleri ile uyumlu ders görmekteler, yani iki ayri din dersi hizmeti sunulmakta, Müslüman ögrenciler ile ya bu dersler girmeyebiliyorlar veya onlara da Anadil'de Yardimci Egitim dersi altinda , kendi anadillerinde kendi kültürlerini ( din ve tarih ) dersi görebilyorlar.
Bazi Eyaletler'de Devlet okullarindaki din derslerinin kaldirilmasindan yana calismalar var
onun yerine Etik Dersleri verilmesi istenmekte.
Almanyadaki Ateist / Hümanist / Sosyalist ( ki buna bende dahilim ) toplum ise , bu Kilise Vergisinin Kaldirilmasinin ve onun yerine bir ETIK Vergisi toplanmasini öneriyor, bu vergiyi tüm calisanlar ödeyecegi gibi ( ödemesi gerektigi gibi ) ( vergi tabani genisletilmis olunuyor ) bu vergilerden tüm vatandaslar faydalancaktir ( müslümanlar gibi ). Bu paralarin nasil hangi oranti ile dagilagi ise , bir mutabakat ile belirlenmesinden yanalar, büyük bir kisminin egitime gitmesi arzulanmaktadir.
Diyanet gibi bir üst kurul olmasa'da ; Almanyadaki iki büyük ayri Kilise devlete karsi tutumlarinda birlik icinde koordineli hareket ederler. Ama Kilisesler Anaokul , Okul ve her türlü egitim verebilecek okullar acmak ile serbest, yani devletin bir yandan kendi Anaokullari varken, ben sahsen bir katolik anaokuluna gittim , bugün kizimin gittigi gibi....
ve acikcasi hic bir "misyonlerlik" faaliyeti üzerimde hissetmedim , tam tersine benim ayri bir din mensubu oldugmu büyük bir saygi ile karsiladilar.
Peki Almanydaki Müslüman Cemaat niye bu vergilerden faydalamaiyor ?
Almanyanin ve Avrupanin ikinci büyük dini olan Islamiyet neden Vergi toplayamiyor Müslüman üyelerden ?
Burada bunun tek sorumlulgu "sözüm" ona Islami Cemaatler, Alman Devleti nin bugün dair Islam toplumu gibi diger toplumlara da "iller bazinda" yardim ödenekleri var ama Islami toplum kendisini bir birlik icinde degilde , tarikatci zihniyet üzerine örgütledigi icin , bu paralardan faydalanamiyor, cünkü devlet acikcasi hangisine verecegini bilmiyor.
gidin birlik olun verelim diyorlar.
Veya buradaki Islami toplum, Almanya genelinde bir kurumsal örgütlenmeden uzak olup, kendi tarikatci mantigini ayakta tuttugu icin , "Dini" Cemaat sayilmiyor....
Bugün bir katolik okulda tabiki tüm dinli veya dinsiz ögrenciler ders görebiliyor. Burada düsünce su ki Vatandasin Devlet tarafindan egitim alma hakki , hersey den üstündür.
Ki bu Türkiyde ne kadar uygulaniyor bu da ayri bir konu.
Evet Almanyada Din olgusu topluma yön ver(e)medigi icin , gecen yil papanin yaptigi gibi hafiylanmar oluyor kislise temsilcileri arasinda ," islam ne kadar *"güclendigini" gördükce" "kizim sana söylüyorum gelinim sen anla mantigi " *buna dikkat cekerek , kendi cemaatleriini elestiriyorlar.
Ama sunu da unutmamak lazim ki , Alman toplumundaki kiliseler sosyal faailyetleri cidden takdire deger ! Dinli dinsiz herkeze yardim edebiliyorlar, mali yardimdan tutunda, eve lazim olabilecek arac ve gerec yardima kadar....
|

02-09-2007, 17:58
|
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
Sevgili Dilaver
Kiliseler ilk önce kendi cemaatlerinden sorumludur,
son derece lokal hareket ediyorlar , son derece lokal sorunlar ile ilgileniyor
Bir baska sehirdeki Papazin bir diger sehirdeki Kilise üzerinde hic bir yaptirim hakki yoktur.
Kendisi daha güclü konumda olsa bile , "ayinler" ona temsil edilcek diye bir sart yok.
son karar o bölgedeki kiliseyi "isletende"...
ilerki günlerde */ saatlerde bu konu üzerinde biraz yorum yapmayi denerim....
|

03-09-2007, 00:39
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
İsviçre'deki sistem de İnvitatio'nun aktardığı gibi. Kilise vergisi diye gönüllü bir vergi var. İsteyenler ödüyor, ayrıca şirketler de bu vergiye tabii olabiliyorlar. Kilise kurmak için belli bir sınırlama yok, hatta bazı mezheplerin küçük ibadet yerleri var, belli günler oralarda ayinler düzenliyorlar ama vergi alınabilmesi için devlet tarafından kabul edilmiş bir mezhep olunması lazım. Tanıdığım bir aile adını şimdi unuttuğum bir mezhebe bağlılar, küçük bir kiliseleri de var ama mezhepleri evanjelik sayılıyor ve oraya vergi ödüyorlar.
Özellikle evanjeliklerin oldukça geniş faaliyetine tanık oldum. Örneğin göçmenlere dönük yoğun bir yardım faaliyeti içindeler. Dünyanın dört bir tarafından gelip iltica edenler ilk olarak karşılarında misyonerleri buluyor nerdeyse. Dil öğretmek, sohbet etmek, çeşitli yardımlar yapmak için uğraşıyorlar. Elbette kendi dinlerine çekmek istiyorlar insanları, ama şimdiye kadar bu konuda baskı yapanını görmedim, hatta sen istemezsen dini konulardan bahsetmiyorlar bile.
Kilise yetkililerinin nasıl seçildiği konusunu bilmiyorum. Öğrenince aktarırım.
|

03-09-2007, 01:05
|
|
|
Re: Bazı Üniter Devlet Anayasalarının Başlangıç Bölümleri
Sevgili Sargon
Degerli Forumdaslarim
ne kadar kuzeye gidilirse o kadar "Protestan" agirlikli toplumlar var, Protestanlar , katoliklere nazaran halkin nabzini daha iyi , cabuk algilayanlardir. Misyonerlik faaliyetleri onlar icin varlik nedeni dir.
Onlarin dine teblig isi bizimkilerinde oldugu gibi , tepeden inme zor kullanarak , kabul ettirerek degil,
yardim edilcek insana ilk önce yardim ederek ve bu yardimlasmanin onlarin dinin temli oldugunu anlatmak ile basliyor...
Almanya'da tabiki tüm Hristiyanlar ve tüm kiliseler bu paralardan / vergilerden faydalanamiyor....
örnegin bir Rum Ortodoks kilisesei bu vergilerden pay alamadigi gibi, cogu tektük tarikatci hristiyan kurumlari da faydalaanamiyor. Yaygin olan iki büyük Kiliseye "boyun" egmedikce, bu iki büyük kilise temsilcileirni ve calisma faaliyetlerine aktif katkida bulunmadikca bu paralardan faydalaamiyor....
birde en önemlisi , toplum icindeki orantisi itibari ile devlet bu kurumlari kabul edip / etmiyor....
burada o tarikatci kiliselerin ne kadar eyalet veya federal devlet icerisinde kurumsallastigi, okullari, hastaneleri ve diger sosyal yardimlasma kurumlarin olup olmadigi vs vs....
Kilise icindeki Ruhani sistem ise cok statik calisiyor, önce üniversiteye gidiyorsunuz bir theolog oluyorsunuz, sonra tabi oldugunuz kilise size bir cemaat "veriyor" , cemaat icindeki faaliyetleriniz sizin kilise icindeki konumunuzu belirliyor, ve hep atama ile bir "yükselis" oluyor.
Kiliseler yerel den federale bir "federasyon" mantigi ile örgütlendigi icin, öncelik yerel tüm merciler "geciliyor" sonra bir bölgenin sorumlusu oluyorsunuz.
Kardinal olduktan sonra ( ki bu sadece katoliklerde mümkün) Vatikan ile bir bag kurluyor, yani almanyadan oraya bir temsilci gidecekse bu kardinal ve bisof seviyesinde olmali...
Vatikanin ise sadece olsa olsa katolikler üzerinde bir yaptirim gücü var
cünkü protestanler vatikani ve papayi kabul etmedigi gibi
papa da protestanlari "hristiyan" olmamak ile suclamakta ...
Vatikanin kati kurallari cogu katolik papazlardan ve yerel kilise temsilcileri tarafindan da
cogu kez "sorgulanmakta"
Protestanlarin "tek bir ruhani" lideri olamdigi gibi , onlarin ruhani liderleri evlenip aile kurabiliyorda.
Protesta kiliseleri kendi kendilerini yönetir / yönlendirir
Türkiye ile kiyazlayacak olursak belki burada bir "DIYANET" yok ama buradaki kiliselerin kurumsalliklari "diyanet"den toplum icinde daha etkin oldugu kesin...
okullari , hastaneleri , bakim evleri , üniversiteleri vs vs devlet sadece denetler , derslere direkt karismaz....
Bugün cogu anaokul ki bunlar almanya icin cok önemli
bir kilise tarafindan finanze ediliyor, bunlarin var olamdig bir ortamda , almanyadaki tüm sosyal hayat , toplumsal düzen ölcülmez bir sekilde alt üst olacagi kesin.
Sanayilesmis bir toplum icin anaokullari , kalkinmak icin olmazsa olmaz sartlarindan birisi.
Bu anaokullari bir kilise isletmesine ragmen, her mezhep'den cocuklar kabul edilidgi gibi, mezhepsiz veya müslüman cocuklarda kabul edilyor.
kontenjana öncelikle o yerlesim birimdeki kiliseye vergi ödeyenlerin cocuklari aliniyor, sonra o bölgede oturan ama vergi ödemeyenlerin cocuklari ve daha kontenjanda yer varsa, yerlesim birissim disindaki "vergi ödeyenlerin" cocuklari kabul ediliyor.
bu anaokullarindaki personal ama anaokulun bagli oldugu / finanze edilidigi kiliseye mensup olmasi kesin sarti var ! yani hizmet alan da bir kisitlama yokken, hizmet verenden tartisilmaz bir beklenti var ! !
Kilise egitmenlerin ve pedagoglarin maasini öderken
Cocuk Sahipleri Maaslarindan orantili her ay bir kati payi alinmakta
Maddi gücü yetmeyenlerin katki paylari Sosyal yardimlasma kurumlari tarafindan ödenmekte.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:33 .
|