Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 03-09-2007, 22:15
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Arkadaşlar, ana sayfaya koyulacak hıristiyanlık eleştirisinin ilk iki bölümü için birer taslak hazırladım. Sizin katkılarınızla yazılara son halini vereceğiz. Bu bir taslak çalışma olduğu için öncelikle içerik ve yapısal bütünlüğü ile ilgili eleştirilerinizi bekliyorum. Çalışmanın tamamı şimdilik üç bölümden oluşacak:

1. Hıristiyanlığın kökeni
2. Kutsal Kitap'ın iç tutarsızlıkları
3. Hıristiyanlığın iktidarı (uygulanan vahşetler)

Şu anda birinci bölümü hazırlıyoruz. Asacağım ilk iki bölüm bu bölümün alt başlıkları olacak.

Helenistik Dönemin Din Sentezleri

Hıristiyanlık ve İslamiyet’in tarihin gördüğü en ileri düzeydeki dinsel bağdaştırmacılık örnekleri olduğunu iddia etmek sanırım yanlış olmayacaktır. Bu büyük başarıda bu dinlerin kurucularının rolü kuşkusuz yadsınamaz. Ancak din kurucuları son tahlilde sadece sürecin birer ürünü olarak ortaya çıkıyorlar. O halde bu ileri dinsel bağdaştırmacılık örneklerini öncelikle tarihsel süreçleri içinde anlamamız gerekli.

Helenistik çağdan (M.Ö 4-3 yüzyıllar) önce de toplumlar birbirlerinden tamamen yalıtılmış değildi. Kültürel taşıyıcılığı göçebe kavimler, ticaret ve savaşlar üstlenmişlerdi. Pers’lerin Ön Asya’yı egemenlikleri altında birleştirmesi de bir kültürel yakınlaşma yaratmıştı ancak bütün tarihçilerin üzerinde birleştiği yargı en ileri düzeyde kaynaşmanın İskender’in seferleri sonrasında gerçekleştiğidir. Bu dönemde Yunan, Anadolu, İran, Mısır, Hint kültürleri daha önceki hiçbir dönem olmadığı kadar içiçe geçti. Bir Yunan kentinde Hint yada Pers figurlerinden oluşan vazoyu görmek yada Hindistanın göbeğinde Yunan mimarisine tanık olmak olağan birşey oldu. Bu içiçe geçme sadece mimarlık, resim, heykel gibi kültürel alanlarda değil felsefi ve dinsel düşünce biçiminde de kendisini ortaya koydu. Hatta Helenistik dönemin ve hemen ardından Roma döneminin dinsel bağdaştırıcılığı şaşırtıcı bir genişliğe ve yaratıcılığa sahip oldu.

Yunan düşüncesi site içinde uyumlu bir yaşam kurma ekseninde gelişmiş siyasal ve dinsel düşüncelerle karşımıza çıkar. Yeni gelişmeler karşısında site hem siyasal varlığıyla hem düşünsel yaratıcılığıyla yetersiz kalır ve canlılığını kaybeder. İskender artık kendi içinde boğulmuş olan sitenin düğümünü kılıcıyla çözer. İskender’in kılıcı Hindistan’a kadar gitmeyi başarır ama site-merkezli düşünce sistemleri dev imparatorlukların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalır. Askeri zafer batının olur ancak doğu da düşünce sistemi ile intikamını alacaktır. Helenistik çağın düşünce sistemi Yunan düşüncesi değil mistik doğu düşüncesidir.

Yunan düşünce sistemi yurttaş olarak insan ile toplum ilişkisi üzerinde şekilleniyordu. Birey ancak toplum üyesi olarak nesnelliğe, bireyliğe ve ahlaklılığa sahiptir. Klasik Yunan felsefesinde insan olmanın gerektirdikleri ve toplumsal yaşamı ayakta tutmak için gerekli olan eylemler giderek anlamını kaybeder. Site-devlet çökünce ortaya çıkan düş kırıklığı ve yılgınlığın yarattığı boşluğu doğudaki despot imparatorluklara özgü olan ve toplumsal belirleyiciliği olmayan bir birey olarak insan anlayışı öne çıkar. Bu birey bir yazgı ile kadere bağlanmış durumdadır ve tanrının/egemenin kuludur. Yunan sitesinin çöküş çağının felsefi gizemciliği ve mantık-dışıcılığı olarak tanımlanan Helenistik felsefe beden-ruh ikiciliği üzerine yapılanır. Bu anlayış en ileri örneğini ise Hıristiyanlıkta bulacaktır.

Helenistik çağın dinsel alanda egemen görünümü dinsel sentezlerdir. Bu süreçten Yahudi dini payını alır, en tutucu-milliyetçi Yahudi mezhepleri bile Helenistik sentezlerden etkilenir. İran, Mısır, Yunan ve Anadolu mistik dinlerinde de zengin bir sentez ortaya çıkar. İlk dönem Hıristiyanlığı da bu dönemin bütün özelliklerini taşır. *

Hıristiyanlığın basitçe bir başka dinin taklit edilmesi değil, Helenistik dönemde görülen sentezleme eğiliminin bir ürünü olduğunu düşünmek bize doğru geliyor. Gerçekten de Helenistik dönemin ve sonrasının tipik bir özelliği her yeni dinsel sentezin genel olarak kabul gören ritüelleri ve mitleri alıp kendine adapte etme alışkanlığıdır. Bu dönemin en önemli sentezlerini ve kökenlerini şöyle sıralayabiliriz:

Yunan: Dionysos tapımı
Mısır: İsis ve Osiris tapımı
Anadolu(Frigya): Kibele ve Attis tapımı
İran: Mithra tapımı

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03-09-2007, 22:19
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Erginlenme: Ölümsüz Olmak, Işığı Görmek, Tanrılaşmak

Yukardaki bütün tapımların hiç kuşkusuz en önemli ortak özellikleri erginlenme (inisiyasyon) törenleridir. Bu törenler Hıristiyan sentezinde sembolik değerlerinden çok şeyi yitirmişlerdir ancak bu törenlerin anlamını anlamadan Hıristiyan sentezlerini, özellikle de erken dönem Hıristiyanlığını kavrayabilmek oldukça güçtür.

Erginlenme törenleri (geçiş ayinleri / rite of passage), adı üstünde yeni bir evreye geçişi yada bir toplumsal gruptan diğerine geçişi ifade eder. Hemen her ilkel toplulukta görülmüştür ve üç aşamada gerçekleştirilir: Adayın toplumdan yalıtılması, bekletme ve eğitim, yeni duruma geçiş. Bütün aşamaları tamamlayan aday artık yetişkinler arasında kabul edilir ve yeni bir toplumsal statüye sahip olur.

Erginlenme töreninin amacı adayı önceki dönemin bütün statü ve davranışlar sisteminden koparmaktır. Adaya kirli bir nesne gibi davranılır ve aşağılanır. Aday da kendine işkence ederek ve adeta bir bellek kaybı yaşamış gibi davranarak eski davranış sisteminden ve statüsünden tamamen kopar. İlkel topluluklarda çoğu zaman fiziksel sınavlar biçiminde olur bu. Afrika’da sünnet veya diş sökmek, K. Amerika’da göğüs adalelerinden asılmak, Okyanusya’da parmak kesmek gibi. Erginlenme sırasında aday “eksik” hali ile ölür ve “tamamlanmış” olarak yeniden doğmuştur. Erginlenme törenlerinin bu sembolik ölüm ve yeniden doğum teması ritüelin esasını oluşturur.

Helenizm döneminin erginlenme törenlerinde de ritüel sıralaması şu şekildedir: Önce çile ve perhiz, sonra kutsal su ile yıkanıp arınma, ardından verilecek sırların saklanacağına yemin ederek mistik sırlara ulaşma. Artık sembolik ölüm ve yeniden doğum daha mistik bir anlam taşımaktadır. Bu ölümsüzleşme, tanrılaşma, tanrıyı bulma, tanrıyla birlikte yeniden doğma şeklinde ifade edilir.

Köken olarak Hint Vedalarına kadar gitsede (örneğin RigVeda’da bir erginlenme ile ilgili olarak şöyle denir: “Ölümsüz olduk, ışığı gördük, tanrıları bulduk “ (RigVeda VIII, 48,3) ) Helenistik sentezlerde ve Hıristiyanlıkta bu mistik anlam oldukça belirgindir. Mithra ve Attis sentezlerinde çile ve perhizden geçmiş olan aday önce kutsal su ile yıkanıp arındırılıyor ardından da bir çukura konuluyordu.Üzeri ızgara ile örtülmüş bu çukurun üstünde boğalar ve koçlar kurban ediliyordu. Hayvanların kanı çukurun içindeki adayın üzerine damlıyordu. Aday da üzerine bulaşan kanlarla kurban gibi simgesel olarak ölmüş oluyor ve sonra aynı ölüp dirilen tanrı gibi yeniden doğuyordu. İsis/Osiris ve Kibele/Attis tapımlarında da benzer ritüellerle ölüm ve yeniden doğum canlandırılır.

Hıristiyan sentezinde ayinlerindeki birçok öğe silinmiş ise de temeldeki anlam aynı kalmıştır. Hıristiyanlıktaki gizli mistik öğeleri en cesur biçimde ortaya seren (aslında dinin temelini de o atmıştır) Pavlus bunu açıkça ifade eder: “Baba`nın yüceliği sayesinde Mesih nasıl ölümden dirildiyse, biz de yeni bir yaşam sürmek üzere vaftiz yoluyla O`nunla birlikte ölüme gömüldük.” (Rom, 6:4) *

Erginlenme sayesinde aday tanrı katına yükselir, tanrılaşır, fanilikten sıyrılır. Bu dinlerin hepsinde ortak olan ölüm ve yeniden dirilişle sembolize edilen erginlenme ayinlerinin dinsel nedeni olarak ise hepsinin tanrılarının da ölüp sonra yeniden dirilmeleridir. Attis, Osiris, Mithra, Dionysos hepsi de ölmüş ve yeniden dirilmiştir. Helenistik mistik sentezlerin herbiri üzerinde ayrı ayrı duracağız. Ancak önce Hıristiyan sentezinin en önemli bileşeni olan Yahudi dininde gelişen yeni sentezler üzerinde durmamız gerekiyor.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03-09-2007, 22:26
thunderpoint - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
thunderpoint thunderpoint isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 03 Jul 2007
Mesajlar: 2.842
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Sevgili sargon,

Emeğine sağlık, içeriği ve anlatımı çok beğendim. Sürekliliğin korunacağından eminim.

Benim eleştirim genelde olduğu gibi imlaya.. Bir takım basit aksaklıklar gördüm. *Dilersen bu ve bundan sonrakiler üzerine çalışabilirim...

Sevgiler...
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03-09-2007, 23:17
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Thunderpoint, bittikten sonra zaten senin denetiminden geçmesi şart. Ama önce içerik konusunu bir halletmemiz gerek. Eklemeler, çıkarmalar yapmamız gerekebilir.

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 04-09-2007, 14:21
habilis habilis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 20 Jan 2007
Mesajlar: 765
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

çok güzel , sade bir dille anlatılmış , çok güzel bir çalışma

tabi bittikten sonra mükemmel olacağına inanıyorum ..

hbls

NO GOD
NO RELIGION

"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine,
onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır."


K. Marx
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 05-09-2007, 07:03
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

kan ritüellerinde kanın kesinlikle yere dökülmemesi gerekiyor, kan hem kutsaldır, hem de yaşamın kaynagıdır. Kan ile toprak karışamaz ve mutlaka kan bir yerde toplanır.

* * tanrının göksel olması, uzaklaşması devlet kurumunun da gelişmesi ile başat gidiyor. İnsanlarla aynı özelligi taşıyan Hellen tanrıları devlet aygıtı güçlendikçe insan vasfından çıkıp uzaklaşıyorlar. Artık ulaşılamaz hale geliyorlar ve bir ruhban sınıfı yeni ritüelleri yapmak için gerekiyor. Bu ilk biçimini Yunan bilici tapımlarında , kahin organizasyonlarında ifadesini buluyor. Bilicilik şeklinde gelişen ruhbanlık gaipten, tanrıdan haber veriyor, kehanet ve fal son derece yaygın. Tanrılardan işaret bekleniyor, daha sonra bu işaretleri getirenler peygamber adını alıyorlar.

* * Erken devletler ya da arkaik devletler egemenin tanrı ile olan ahdi ile belirleniyor. Olmazsa olmaz koşullardan biri tanrısallıgı. Aynı zamanda ilk egemenlerin çevresi soyu ve akrabaları. Devlet aygıtı geliştikçe bu mekanizma egemenin çevresini saran bir profosyeneller grubu halini alıyor. Eskiden arkaik dönemde egemen ile kulu karşılıklı bir yararlılık ilkesi ile birbirine baglı ike şimdi artık egemenin zoru ile bir tabiyet ilişkisi gelişiyor. Bu süreçte artık tanrı gökselleşiyor ve uzaklaşıyor. Din artık toplumu bazı degerler etrafında birleştirebilmek ve ortak bir hüviyet kazandırabilmek için vardır. Egemen tebaasından ayrıldıkça tanrı da kullarından ayrılıyor. İlk gizem dinleri bir sırrı içinde barındırırken semavi dinlerde tanrı ana sır oluyor.


* * saygılarımla
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-09-2007, 00:16
sargon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sargon sargon isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Yahudi dininin evrimine girmeden önce Helenistik dönemin gizemci dinsel sentezlerini aktarmanın daha doğru olacağına karar verdim.

Mısır Gizemleri

M.Ö. II. Yüzyılın başında İskender’in ardıllarından Ptolemaios Soter, tanrıların yardımıyla egemenliğini güçlendirmek ister ve bunun için hem Mısır hem Yunan kültürü tarafından kabul edilebilecek bir tapım yaratılması için iki kişiyi görevlendirir. Mısır tarihi ve din üzerine çok sayıda kitabı olan Mısırlı rahip Manethon ile Yunan kültürünü çok iyi bilen Timotheos bu iş ile görevlendirilir. Bu iki bilge alim Serapis kültünü ortaya çıkarırlar. Tapım sonraki birkaç yüzyıl içinde Anadolu, Yunanistan ve Roma’ya kadar yayılır.

Osiris kültünün bu kadar güçlü olmasının ardında gerçekten de Yunan ve Mısır kültürlerinin çok iyi bir şekilde harmanlanmış olmasının etkisi vardır. Serapis tapımı oluşturulmadan çok önce zaten Osiris Mısır’da en sevilen tanrı haline gelmiştir. Osiris’in bu gücünü anlamak için öyküsünü kısaca anlatalım.

Osiris Mısır’ı uygarlaştıran tanrıdır. Dört kardeş tanrının en büyüğüdür. (Diğerleri karısı İsis, düşman kardeşi Seth ve onun karısı Neftis’tir) Osiris, kardeşi ve aynı zamanda karısı olan İsis’i yerine bırakarak dünyanın diğer bölgelerini uygarlaştırmaya gider. Erkek kardeşi olan Seth ise Osiris’i kıskanmaktadır ve yerine geçmek için kurnaz bir plan hazırlar. Büyük bir davet verir ve Osiris’i de çağırır. Seth’in planı Osiris’i yok etmektir, bunun için değerli taşlarla süslenmiş bir sandık hazırlatmıştır. Bu sandık kimin boyuna uyarsa ona verilecektir. Sandığın içine Osiris girdiği sırada hızla sandığı kapattırıp mühürletir ve Nil nehrine atar. İsis ısrarla sandığı arayıp bulur ve geri getirir. Ancak Seth bu kez de Osiris’in bedenini 14 parçaya ayırıp Mısır’ın değişik yerlerine dağıtır. İsis her bir parçayı arayıp bulur, bir balık tarafından yutulan cinsel organının da çamurdan bir kopyasını yapar, bütün parçaları bir araya getirir ve mumyalayıp büyü yoluyla yeniden canlandırır. Osiris ile birleşerek oğulları Horus’u dünyaya getirir. Horus daha sonra Seth ile savaşacaktır.

Mısır dinsel düşüncesinde Horus, Osiris’in yeniden dünyaya gelişi olarak ifade bulur. Yani Horus, aynı zamanda Osiris olmuştur. Böylece bir Osiris-Horus döngüsü başlamıştır. Her yeni firavun Horus’un yeniden dünyaya gelişidir. Önceki firavun ise artık Osiris olarak simgeleştirilir. Egemenlik süren firavunun karısı da İsis olarak yüceltilir. Mısır’lılar için ölüm bir tür yeniden doğmaktır ve bu yüzden de mumyalamanın önemi çok büyüktür.

Osiris gizem kültünde iki önemli bayram kutlanır. Bunlardan Inventio (Osiris’in bulunuşu) 29 Ekimden 1 Kasım’a kadar sürer. Üç gün süren bir perhizin, ağıtların ve öldürülüp parçalara ayırılmış Osiris’in bulunduğunun duyurulmasının ardından neşeli kutlamalar yapılır. Erginlenme törenlerinde ise inananlara yeni katılacak adayların üzerine keten gömlek giydirilerek tapınağın ücra bir köşesine götürülür. Aday burda sembolik olarak ölüler diyarına iner, gece vakti güneşi görür, tanrılarla görüşür ve ardından yeniden doğarak arınır. Apuleius bir erginlenme sırasında gördüklerini şöyle anlatır.

“Ben ölümün sınırına ulaştım; Proserpina’nın eşiğine ayak bastım, sonra elementlerin içinden geçip geri geldim. Gecenin ortasında güneşin parladığını gördüm; yeraltı ve gökyüzü tanrılarıyla yüz yüze kalıp, huşu içinde onların seyrine daldım ve yanı başlarında onlara tapındım.” (Apuleius’tan aktaran: Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, c.2, s.334)

Erginlenen aday sabah olunca oniki burcu simgeleyen oniki kat elbisesi ve başında hurma yaprakları ile Meryem Ana ikonalarına benzeyen bir İsis heykelinin önünde inanlar kalabalığının karşısına çıkar. Adayın metamorfoz yaşadığı bu gün yeniden doğuş günü kabul edilir.

Acı çeken, öldürülen ve sonra yeniden dirilen tanrı inancı Helenist dönemde halk tarafından büyük bir beğeni kazanır. Osiris mitinin bir başka önemli özelliği ise Hint mitolojisi ile Hıristiyan inancından tanıdığımız üçlü teslis düşüncesinin İsis-Osiris-Horus arasında kurulmuş olmasıdır. Mısır üçlemesi Hintlerin Brahma-Şiva-Vişna üçlemesinden daha fazla Hıristiyan teslisi ile benzerlik gösterir. Osiris-Horus arasında baba-oğul ilişkisi ve Meryem Ana’ya benzer bir İsis figürü bu açıdan ilginçtir. Osiris kültü tek tanrıcılığa geçiş açısından da önemlidir. Bir taraftan farklı kültürlerin tanrıları birleştirilmiştir. Diğer taraftan hem Osiris ile Horus içiçe geçirilmiş, hem de Bir’in Çok içinde dağılması ve sonra Çok’un tekrar biraraya gelmesi gibi temalarla tektanrıcılığa doğru bir sentez gerçekleştirilmiştir.

Bu bölümde kullandığım kaynaklar:

Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, 2. cilt
http://lidya.hacettepe.edu.tr/~b0152631/efsaneler.htm
http://astroloji.ulkeler.net/mithology/misirmit3.htm
http://www.psikiyatrist.net/tarih19.htm
http://www.mevsimsiz.com/yazi.asp?id=2518
http://www.hermetics.org/Gizem1.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Sarapis

Bu arada bu konuyla uğraşırken Martin Luther King'e ait olduğu söylenen bir yazı buldum. Bu yazıyı henüz gözden geçirmedim ama yararlı olabilir.

Martin Luther King'in yazısı

"Daha önce ben televizyona bakıyordum, şimdi televizyon bana bakıyor
Mısırlı bir gösterici
http://sargon.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-09-2007, 16:28
pante - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
pante pante isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Sitemizde Kur'an'ın ve Tevrat'ın eleştirisi var. Eksik olan nedir?
İncil'in Eleştirisi..
Kur'an'ın ve Tevrat'ın eleştirisi İlhan Arsel'e ait.
İkisi de benzer kalıpta yazılmış.

Bizm çalışmamız eksikliği tamamlamak doğrultusunda olacak.
Tabi ki başlığı da "İncil'in Eleştirisi" olmalı.
Ve bana göre diğerleriyle benzer kalıpta hazırlanmalı.

Hristiyanlığın kökeni çalışması güzel. Bunlara Hristiyanlıktaki ritüellerle pagan kültleri arasındaki benzerlikleri örnekleyerek ilaveler yapılabilir.
Ama kalıp bence uygun değil. İlhan Arsel benzeri kalıba dönülmeli ve bu çalışmalar kalıbın başlıkları arasında yer almalı.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 12-09-2007, 00:50
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Pante'nin yorumu, Tevrat ve Kuran eleştirilerine bakılınca mantıklı geliyor. Kuran eleştirileri ana hatlar sonrasında açılarak daha organize geliyor. Tevrat eleştirileri ise se doğrudan detaylarla başlıyor. Yani bu iki eleştiri doğrudan kitapların eleştirisi olmuş.

Ancak sargon'un çalışmasında daha çok Hıristiyanlığa baz olan önceki devirlerin anlatımı yer alıyor. Yani bu durumda şimdiye kadar yazılanlar, bir giriş kapsamında olup geliştirilecek şekilde bir tarz arz ediyor. Eğer Pante'nin yorumundan gidersek bu metinler, eleştiri yanına konulabilecek başvuru konuları gibi oluyor.

Lütfen sanmayınki ben bu işi basit gördüm de kolaylıkla eleştiriyorum. Bu duruma yardımcı olabilmek için google'da "İncil'in eleştirisi" olarak tarama yapınca karşıma doğru dürüst bir şey gelmedi. Değişik sözcüklerle giriş yapıp taramayı ve yardımcı olmayı elbette sürdüreceğim. Ancak biliyorum ki aslında sargon ve habilis'in elinde hali hazırda çalışılmış bir sürü konu ve hazır metin var. Dolayısıyla Pante'nin önerdiği kalıplarla gitme yöntemini uygulayarak bir taslak (dizin) hazırlayıp, ona göre gerisini getirirsek *uygun olur kanısındayım. Bu ve çeşitli hususlarda sargon benden belli bir beklenti içinde. Ancak benim böyle bir uzmanlığım yok. Ama eksik olan konularda internetten falan araştırma yapıp yardımcı olabilirim.

Bu eleştiri başlığı için okuyucu profilini, hangi dinden veya dinlerden özgür gruptan olursa olsun, sonuçta Türkçe okuma niteliği oluşturur kanısındayım. Yani hem Türkçe kaynak bularak, hem de Türkçeye çeviri yaparak derleme yapılması gerekiyor. Şu anda Sargon'un ve Habilis'in elindeki veriler dışında benim kısmen astığım ve çevirmekte olduğum metin ve ucuncuyol'un başladığı bir eleştiri metni var. Asıl ilgiyi yine İncil'deki çelişkiler çeker sanıyorum. Esasen çevirileri asmaktaki amacımız da bu hususta üyelerimizin eleştirilerin oluşturulmasına katkıda bulunmalarıdır. *

İşin tabii bir ileri safhası var. O da bu üç dinin ortak ve çelişkili noktalarının belirlenmesi, ve bunların daha eski (şu anda önceki iletilerdeki gibi) inanç tarz ve düşünceleri ile ilgilendirilmesidir. Yeterli kaynak kesinlıkle bulunur ama bunların bir yöntem olarak belirlenip görev dağılımı yapılması gerekir. İşin çok zor olduğunu sanmıyorum. Çünkü sonuçta, taslak belirince yavaş yavaş eklemeler ve editler yoluyla bu iş iddiasız bir şekilde tamalanacak bir süreçtir. Aceleye de gerek yok, bilinçle üzerine gidilmelidir diye düşünüyorum. (Tabii laf etmesi her zaman daha kolay - bunu biliyorum). Tercüme grubumuz gayet zayıftır. Ancak 3-4 yeterli ve aktif üyemiz var. Ama sonuçta bu da gelir sürenin uzamasına dayanır. Aslolan bütün dinlerden özgürlük üyelerinin bu çalışmaları benimsemesidir.
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 12-09-2007, 04:59
3.yol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
3.yol 3.yol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 30 Jul 2007
Mesajlar: 1.165
Standart Re: Hıristiyanlık Eleştirisi İçin Taslak

Sargon,
Konunun ortasindan baliklama atliyorum ama kucuklugumden beri merak ederim muslumanlarin "amin" hiristiyanlarin "amen" Yahudilerin de ( sanirim) "amen" unleminin nereden kaynaklandigini. Internette bakdigim zaman celiskili fikirler var : Bir fikir "Amen" kelimesinin Berber lisanindan geldigi , diger bir tez de Misir tanrisi "Amun" dan geldigi. *Bu konuda bir seylere rastladinmi arastirmalarin sirasinda ?
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:01 .