Yahudi dininin evrimine girmeden önce Helenistik dönemin gizemci dinsel sentezlerini aktarmanın daha doğru olacağına karar verdim.
Mısır Gizemleri
M.Ö. II. Yüzyılın başında İskender’in ardıllarından Ptolemaios Soter, tanrıların yardımıyla egemenliğini güçlendirmek ister ve bunun için hem Mısır hem Yunan kültürü tarafından kabul edilebilecek bir tapım yaratılması için iki kişiyi görevlendirir. Mısır tarihi ve din üzerine çok sayıda kitabı olan Mısırlı rahip Manethon ile Yunan kültürünü çok iyi bilen Timotheos bu iş ile görevlendirilir. Bu iki bilge alim Serapis kültünü ortaya çıkarırlar. Tapım sonraki birkaç yüzyıl içinde Anadolu, Yunanistan ve Roma’ya kadar yayılır.
Osiris kültünün bu kadar güçlü olmasının ardında gerçekten de Yunan ve Mısır kültürlerinin çok iyi bir şekilde harmanlanmış olmasının etkisi vardır. Serapis tapımı oluşturulmadan çok önce zaten Osiris Mısır’da en sevilen tanrı haline gelmiştir. Osiris’in bu gücünü anlamak için öyküsünü kısaca anlatalım.
Osiris Mısır’ı uygarlaştıran tanrıdır. Dört kardeş tanrının en büyüğüdür. (Diğerleri karısı İsis, düşman kardeşi Seth ve onun karısı Neftis’tir) Osiris, kardeşi ve aynı zamanda karısı olan İsis’i yerine bırakarak dünyanın diğer bölgelerini uygarlaştırmaya gider. Erkek kardeşi olan Seth ise Osiris’i kıskanmaktadır ve yerine geçmek için kurnaz bir plan hazırlar. Büyük bir davet verir ve Osiris’i de çağırır. Seth’in planı Osiris’i yok etmektir, bunun için değerli taşlarla süslenmiş bir sandık hazırlatmıştır. Bu sandık kimin boyuna uyarsa ona verilecektir. Sandığın içine Osiris girdiği sırada hızla sandığı kapattırıp mühürletir ve Nil nehrine atar. İsis ısrarla sandığı arayıp bulur ve geri getirir. Ancak Seth bu kez de Osiris’in bedenini 14 parçaya ayırıp Mısır’ın değişik yerlerine dağıtır. İsis her bir parçayı arayıp bulur, bir balık tarafından yutulan cinsel organının da çamurdan bir kopyasını yapar, bütün parçaları bir araya getirir ve mumyalayıp büyü yoluyla yeniden canlandırır. Osiris ile birleşerek oğulları Horus’u dünyaya getirir. Horus daha sonra Seth ile savaşacaktır.
Mısır dinsel düşüncesinde Horus, Osiris’in yeniden dünyaya gelişi olarak ifade bulur. Yani Horus, aynı zamanda Osiris olmuştur. Böylece bir Osiris-Horus döngüsü başlamıştır. Her yeni firavun Horus’un yeniden dünyaya gelişidir. Önceki firavun ise artık Osiris olarak simgeleştirilir. Egemenlik süren firavunun karısı da İsis olarak yüceltilir. Mısır’lılar için ölüm bir tür yeniden doğmaktır ve bu yüzden de mumyalamanın önemi çok büyüktür.
Osiris gizem kültünde iki önemli bayram kutlanır. Bunlardan Inventio (Osiris’in bulunuşu) 29 Ekimden 1 Kasım’a kadar sürer. Üç gün süren bir perhizin, ağıtların ve öldürülüp parçalara ayırılmış Osiris’in bulunduğunun duyurulmasının ardından neşeli kutlamalar yapılır. Erginlenme törenlerinde ise inananlara yeni katılacak adayların üzerine keten gömlek giydirilerek tapınağın ücra bir köşesine götürülür. Aday burda sembolik olarak ölüler diyarına iner, gece vakti güneşi görür, tanrılarla görüşür ve ardından yeniden doğarak arınır. Apuleius bir erginlenme sırasında gördüklerini şöyle anlatır.
“Ben ölümün sınırına ulaştım; Proserpina’nın eşiğine ayak bastım, sonra elementlerin içinden geçip geri geldim. Gecenin ortasında güneşin parladığını gördüm; yeraltı ve gökyüzü tanrılarıyla yüz yüze kalıp, huşu içinde onların seyrine daldım ve yanı başlarında onlara tapındım.” (Apuleius’tan aktaran: Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, c.2, s.334)
Erginlenen aday sabah olunca oniki burcu simgeleyen oniki kat elbisesi ve başında hurma yaprakları ile Meryem Ana ikonalarına benzeyen bir İsis heykelinin önünde inanlar kalabalığının karşısına çıkar. Adayın metamorfoz yaşadığı bu gün yeniden doğuş günü kabul edilir.
Acı çeken, öldürülen ve sonra yeniden dirilen tanrı inancı Helenist dönemde halk tarafından büyük bir beğeni kazanır. Osiris mitinin bir başka önemli özelliği ise Hint mitolojisi ile Hıristiyan inancından tanıdığımız üçlü teslis düşüncesinin İsis-Osiris-Horus arasında kurulmuş olmasıdır. Mısır üçlemesi Hintlerin Brahma-Şiva-Vişna üçlemesinden daha fazla Hıristiyan teslisi ile benzerlik gösterir. Osiris-Horus arasında baba-oğul ilişkisi ve Meryem Ana’ya benzer bir İsis figürü bu açıdan ilginçtir. Osiris kültü tek tanrıcılığa geçiş açısından da önemlidir. Bir taraftan farklı kültürlerin tanrıları birleştirilmiştir. Diğer taraftan hem Osiris ile Horus içiçe geçirilmiş, hem de Bir’in Çok içinde dağılması ve sonra Çok’un tekrar biraraya gelmesi gibi temalarla tektanrıcılığa doğru bir sentez gerçekleştirilmiştir.
Bu bölümde kullandığım kaynaklar:
Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, 2. cilt
http://lidya.hacettepe.edu.tr/~b0152631/efsaneler.htm
http://astroloji.ulkeler.net/mithology/misirmit3.htm
http://www.psikiyatrist.net/tarih19.htm
http://www.mevsimsiz.com/yazi.asp?id=2518
http://www.hermetics.org/Gizem1.html
http://en.wikipedia.org/wiki/Sarapis
Bu arada bu konuyla uğraşırken Martin Luther King'e ait olduğu söylenen bir yazı buldum. Bu yazıyı henüz gözden geçirmedim ama yararlı olabilir.
Martin Luther King'in yazısı