Re: KURBAN ve COCUK ARASTIRMASINA KATKIDA BULUNUR MUSUNUZ?
Sn. dilaver,
Zamanıdır, ilgili haberler, bayrama bir ay kalmasına rağmen servise girmeye başladı.
Haksız mı?
Hiç değil.
Gereksiz mi?
Hayır.
Eee, o halde bu serzenişimiz niye?
İçimdekileri dökemediğimdendir kesin.
Her kurban bayramında, mutlaka kurban kesilmiştir evimizde. İlk önceleri, köyümüzde kendi beslediğimiz hayvanı, canımızdan can kopartarak kurban verirdik, tüm aile yas tutar gibi.
Şehirli olduk. Bu sefer, bir hafta önceden aldığımız kurbanı, bahçemizde özenle ve sevgiyle besler, bayram sabahı, annemin öncülüğündeki gözyaşı ordusu eşliğinde kurban ederdik.
Daha sonraları ev değişti. Bahçe mahçe kalmadı. Aynı gün alınan hayvan, yine aynı gün kurban servisine sunuldu.
Şimdilerde iş iyice otomatiğe bağlandı. Hatta sanallaştı.
Ama her daim, kurbana kurban gibi davranıldı.
Kötü söz duymasın diye yanında kesimden bahsetmez, son zaman bıçağı görmesin diye gözleri kapanır, malzemeler temiz ve keskin olmasına aşırı dikkat ederdik. Yemi, suyu, sevgisi eksik edilmezdi.
Daha sonra, ne mi oldu?
Önceleri o derin hisler kayboldu.
Daha sonra gözyaşları da bitti.
Hüznün güzelliği kayboldu.
Artık gözümüzle bile görmez olduk ölümü.
Vahşice mi?
Zannetmiyorum.
Küçüklüğümden beri hep hatırımdadır ilk günlerin derinliği.
Ve o derinlikteki düşüncelerle karışık hissiyatı.
Dönelim bu tarafa.
Günümüzde yapılanlara bakınca şaşırıyorum.
Ehil olmayanlara teslim edilmiş hayvanlar, her taraf kan ve artık, kokusu da cabası.
Fabrika gibi çalışır avlular, gelen giden mahşer yeri. Bu mahşerden kaçan hayvanlarla insanların sokak koşuşturması.
Ki; bu koşuşturmada kimin hayvan kimin insan olduğunu çoğunlukla karıştıran ben. Üç gramlık et için lime lime her taraf. Sokak başı, cadde ortası, otoban üstü, otopark kapı arası...
Hayır, hayır bu da olamaz.
Almanyalarda, banyo küvetindeki kurbanlar gelir hatırıma. Garabette benzerlik.
Ne köylü olduk ne şehirli. İkisini de elimize yüzümüze bulaştırdık.
Çocuklar ile kurbanı uzaklaştırmamak lazım kanımca.
Ama böylesi garabet durumlarla da değil.
Bilmeli çocuk hayat ve hayatın güzelliğini.
Ölümün de varlığını.
Bu bir hayat eğitimi.
Ancak verenin iyi vermesi lazım.
Et, kan, vahşet, canilik eğitim olmamalı.
Canın hediyesiyle, canan hatırlanmalı.
Hatalarımı, cehaletime bağışlayın
|