
08-01-2008, 20:41
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
''Mutlak'' nedir?
Bir Tanrı var mı gerçekte? Herhangi biri,durduk yerde bir Tanrı olduğuna neden inanır? Hemen hemen yaşayan tüm topluluklar neden bir Tanrı kavramı ortaya çıkarmışlardır? Bu kimi zaman güneş,kimi zaman rüzgar kimi zaman Yunanlı'ların yaptığı gibi kurmaca bir Tanrılar sülalesi,bazen de simgeleşmiş heykeller olmuştur.İnsanoğlunu yaşadığı her toplum düzeninde bir tanrı kavramı oluşturmaya iten şey nedir? Bu öğrendiğimiz bir şey midir? Yoksa ıssız bir adada,sıfır bir başlangıçla önyargısız bir yaşamın içine doğmuş olsak bile bir yerlerdeki,bir şeylerin kıpırtısı bizi Tanrı’yla tanıştıracak mıdır?
İçimizin bir yerlerini bir şekilde kıpırdatan,sessiz yumuşak ve belli belirsiz dokunuşlarla bizimle temas kuran,zihnimizi duygu ve düşünce kalabalıklarından arındırıp,o hafif tıpırtının peşine düştüğümüzde,onu can kulağıyla dinlemeye ve hissetmeye uğraştığımız da belirginleşen ama asla bir davulun gürültüsü olamayan en yüksek tıpırtısı bile kelebek kanadı hafifliğindeki yumuşak ama ısrarcı bir titreşimle içimizde salınan bu tuhaflık da neyin nesidir?
Bu tıpırtıyı hissedebilen insanoğlunun en büyük hatası o tıpırtıyı olduğu yerde dinleyerek,sesinin kuvvetlenmesi için gereken desteği içe dönerek vermemiş olmasıdır.Hoyratça yerinden koparıp,eliyle tutup gözüyle görebileceği nesneler,totemler ve putlara çevirmiş olması,doğa olayları kişiler ve maddeyle özdeşleştirmesidir.İnsanoğlunu görünmez ve bilinmez olan hep rahatsız etmiştir.Bu tıpırtının aslında bir enerji titreşimi belki de duyumsanabilecek en kuvvetli güç olduğunu hissettiğinde onu daha iyi farkedebilmek için şekillendirmeye karar vermiştir.Tapılası bir güç olarak tanımlayacağı bu tıpırtının kendini ve tüm evreni sarmaladığını göremeyerek onu rafın üstündeki isa heykelciğinde,elindeki tespih tanesinde,işyerinin arkasında duvarda asılı Hz.ali resimlerinde,yada ışıklı kabe posterlerine çevirmiştir.Tıpırıtının sesi kesilmiş ama artık görünebilir ve algılanabilir bir konuma geçmiştir.Sevgiyi sevgililer günündeki kocaman kırmızı kalpli peluş yastıklara çevirdiğimiz de yapılanla eşdeğer bir düşünce tarzıdır.
Aslında onu cisimlendirmeden önce de tıpırtı inanılmaz mesajını en sessiz sesiyle fısıldamıştı ve bunu onu cisimlendiren de duymuştu ama yeteri kadar dikkatli ve algıda açık olamadığı için kavrayamadı.Tıpırtının sesi ona onun ve kendisinin birlikte aynı enerji dalagasının bir parçası olduğunu ve eğer isterse birlikte hareket edebileceklerini,geçmişin ve geleceğin çizgisinin kesiştiğini,zamanın,mekanın ve anladığımız anlamda maddenin olmadığı bir başka boyutu anlatmıştı.
Bana göre hiçbirimizin asla gerçek olarak nitelemediği o YunanTanrı heykelleri,bereket tanrıçaları,buda figürleri hepsi de aynı tanrı tıpırtısının bir şekilde dışa vurumudur.Bazılarınca duyumsanmasa da mutlağın sesi yaratılış enerjimizin tamanındadır.
Acaba bunu hissedenler normalin dışında davranışlar ve algı bozuklukları gösteren tedavi gereksinimi olan kimseler midir?
O zaman dünyanın büyük bir çoğunluğu buhran geçiriyor demektir.
Suyun doğal akışı en doğru yoldur.İnsanın varoluşunun başlangıcından beri birbirleriyle yalıtılmış durumda yaşayan toplumlarda bile bir yerlerden bir tanrı figürü fırlıyorsa durup düşünmek gerekir.İnsanoğlunu tanrı kavramına ısrarla ulaştıran nedir? Hepsi aynı tanrının farklı kültürlerde,farklı düşünüş biçimlerinde içlerine insan eliyle *şartlanmalar ve koşullar sokuşturulmuş şekillenişi midir? Bence evet.
Buraya kadar yazdıklarım benim kendi düşüncelerim,
Mutlağı yani Tanrı’yı tanımlamanın boyumdan büyük bir iş olduğunun farkındayım.Bunu benden isterken senin de bunu görebildiğini düşünüyorum sevgili spartacus.Yapmamı istediğin iş iki satır yazı ile yanıt verebileceğim bir şey değil.
Mutlak yani Tanrı nedir diye ben de kendime çok sormuşumdur.Aksi durumda sorgulamamış olurdum.İçimde sorguladıkça ve kendime döndükçe öznelimden bana ulaşan tanrı sesi daha da güçlendi.Ama buna hiç girmek bile istemiyorum.
İçimde hissettiğim her neyse beni bu konuda okumaya zorladı.Beni onaylayan ya da benim gibi hisseden birilerini aradım.Şimdi bu titreşimi yaşayanları gözlerinin içine baktığımda tanıyorum.Anlamayan için dalga geçilesi bir cümle ama benim için aynen böyle.
Ben felsefeci değilim,fizikçi değilim,bilim adamı hiç değilim.Aynı zamanda yazar da değilim ki Tanrı kelimesinin bana hissettirdiği o enfes çoşkuyu başkalarına anlatabileyim,zaten böyle coşkulu bir anlatımın seni kesmeyeceğini de biliyorum.
Tanrı kelimesini ve evreni benimle eşdeğer bir titreşimle duyan olup olmadığını merak ettiğimden beri yani,son on yıldır,elimden geldikçe zorunluluklarımdan yaşamaya zaman ayırabildikçe *okumaya gayret ettim.
Tanrı’yı duyumsadığım şekliyle hisseden bir sürü harika adam tanıdım İtiraf etmeliyim ki onaylanmak istiyordum.Sonunda gördümki yalnız değilmişim.Paulo Coelho ‘’Simyacı’’,Paulo Coelho ‘’Beşinci Dağ’’ ki Paulo’nun çıkmış tüm kitaplarını okudum.Benim gibi düşünen ama enfes bir kalemi ve yüreği olan bir adamdır.’’Bir çift yürek’’ Marlo Morgan bende iz bırakanlar.Romanlar kesmediğinde yavaş yavaş felsefeye kaymaya başladım.İbn Arabi, Descartes özellikle Leibniz, mutlak kavramının felsefi yorumunu okudum onlardan.
Her biri çok farklı ekollerde olsa da hepsi aynı tencereyi farklı kulplarından tutarak havaya kaldırmaktaydı.Sonra Tibet budizmi geldi.Bahsedilen yine Mutlak ama farklı bir yorumu vardı.Bunların hiçbirinin senin istediğin anlamda bir tanrı tanımı için yeterli değil ve *hepsi de öznel yorumlar.
Ben de ötesini merak etmekteydim.Kim bu konuda daha ne yazmış benim şu titreşimi başkaları neresinden yakalamış derken hipnoz,metafizik,ölüme yakın deneyimler ve ölümden sonrası iletişim konuları başladı.
En sonunda kuantum fiziği ve evrenin hologramı geldi ki,Aradığım şey en somut anlamıyla oradaydı.Fred Allen Wolf,Carl Pribram,Niels Bohr,David Peat okunası adamlardır. bu fizikçilerin yayınlanmış kitaplarını ve internetten tarayıp bulduğum makalelerini okumaya çalıştım.
Fizik alt yapım olmadığı için zihnimin bazen sıkılıp daraldığını hissettsem bile okumaya devam ettim.Keşke daha çok vaktim ve enerjim olsaydı.
Tanrıyı eğer izin verirsen Michael Talbot’un Holografik Evren’inden alıntılarla anlatmak istiyorum.Benimle özdeş ve ama bu sefer fiziği temel alarak tam da senin istediğin gibi öznel olmayan bilimsel bir şekilde mutlağı tariflemekte.
Bu iş için vaktimi ve zamanımı ayırıp bir parça fedakarlık yapmam lazım.Bana mutlağı tarifle derken olmazı istediğini düşünerek meydan okumaktaydın.Gaza geldim diye düşünmüyorum.Okuduklarımı paylaşmaktan her zaman mutlu olurum.Yeterki hepimizin olduğu gibi benim de kısıtlı olan zamanımın bir kısmını bu işe ayırdığımda,anlamlı bir paylaşım olsun,vaktim elverdikçe yavaş yavaş mutlakta ilerlemeye çalışacağım.
Kendi anlatımımla yapmayı ve okuduklarımdan aklımda kalanı aktarmayı tercih etmiyorum,hem iyi bir kalemim olmayabilir,hem de konuyu benim anlatmam sevgili spartacus için tatmin edici olmaz.
|

08-01-2008, 20:43
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Olgunun karşısında ufak bir çocuk gibi oturun ve daha önce edinmiş olduğunuz tüm kavramları unutmaya hazırlanın,doğa sizi hangi uçuruma,her nereye yöneltirse yöneltsin,onu alçak gönüllükle izleyin,yoksa hiçbirşey öğrenemezsiniz.
* T. H. Huxley
Holografik Evren
Michael Talbot
Kar tanelerinden,akçaağaçlara,kayan yıldızlardan hızla dönüp duran elektronlara dek Tüm dünyamızın ve barındırdığı her şetin,yalnızca başka bir gerçeklik düzeyinden –bizim kendi gerçekliğimizin çok ötelerinde,sözün tam anlamıyla uzay ve zaman ötesindeki bir gerçeklik düzeyinden-yansıtılan hayaletimsi imgeler olabileceği konusunda bazı kanıtlar vardır.
Bu şaşırtıcı düşüncenin başlıca mimarları dünyanın en önde gelen düşünürlerinden ikisidir;ilki,Einstein teorilerinin korunmasını sağlamak amacıyla oluşturulmuş kurulun bir üyesi vedünyanın en saygın kuantum fizikçilerinden birisi olan Londra Üniversitesi öğretim üyelerinden David Bohm,ikincisi Stanford Üniversitesinde nörofizyoloji uzmanı olan ve Languages of the Brain (Beynin Dili)adlı klasikleşmiş nörofizyoloji ders kitabının yazarı Karl Pribram’dır.İlginç olan Bohm ve Pribram’ın bu sonuca birbirlerinden bağımsız ve iki farklı yönde çalışırken varmış olmalarıdır.Bohm kuantum fiziğinde karşılaşılan tüm fenomenleriaçıklamada yetersiz kalan standart kuramları yıllarca hoşnutsuzlukla irdeleyip durduktan sonra,sonunda evrenin holografik bir yapıda olduğuna inanmış.Pribram ise çeşitli nörofizyolojik bilmecelerin çözümünde,günümüzde geçerli beyin kuramlarının başarısızlığa uğradığını gördükten sonra aynı sonuca varmış.Bununla birlikte Bohm ve Pribram bugörüşe vardıktan hemen sonra,bu holografik modelin aynı zamanda bir çok anlaşılma zolayı da açıkladığını görmüş,kapsamı en geniş kuramların bile açıklayamadığı birçok gizemi çözdüğünün,giderek doğada karşılaşılan tüm fenomenleri de kapsamına ladığının farkına varmışlar.Örneğin yalnızca tek kulağında duyma yeteneği olan bireylerin bir sesin hangi yönden geldiğini nasıl kestirebildiği ya da uzun yıllar görmediğimiz birinin yüzünü,o kişi bu arada son derece dğişmiş olsa bile nasıl olupta anımsayabildiğimiz gibi olgular holografi kuramıyla açıklanabilmektedir.
Ancak,holografik model konusunda en çarpıcı olgu,sonderece akıl dışı bulunduğu için genellikle bilimsel anlayışın sınırları dışında bırakılmış geniş bir fenomenler dizisine de süratle bir anlam kazandırabilmesidir.Bunlar arasında telepati,prekognisyon,kişinin kendini evrenle bütün hissetmesine neden olan mistik duygular,hatta psikokinezi ya da zihnin nesneleri hiç kimse dokunmaksızın yerinden oynatabilme yeteneği de vardır.
|

08-01-2008, 21:09
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Aug 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5.875
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki bu sefer tankımı almadan geldim.
Mutlağı tanımlamak için çıktığınız bu yola saygı duyarım. Ama sorular sormamıza izin varsa,
örneğin hatırı *sayılır miktarda insanlar "burçlara" inanıyor ise, burçların insanın kaderini belirleyen özellikleri olduğunu düşünecek miyiz ? Çünkü mutlağı "tanımlamaya" neden insanlar
tarihleri boyunca "tanrı" düşüncesine sahip olmuşlar diye sorup "inanmaktan kanıt" oluşturarak başlamışsınız. Aynı mantıkla gider isek burçlarında insan yaşamı üzerinde etkin olduklarını
düşünmemiz doğru olmaz mı ?
İnsani olan her şey kabûlüm.
|

08-01-2008, 22:30
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki
Mutlak nedir derken Tanrı anlattın. Mutlak nedir ayrı, mutlak olan ayrı şeyler olsa gerek diye düşünüyorum. Yani mutlağın anlamını bilmeden Tanrıyı nasıl mutlak olarak tanımlayabilelim, mutlağın anlamı sizce nedir, özü nedir, özellikleri nedir?
Yukarıdan aşağıya okurken aklıma ilk gelen şey Frodo'nun sorduğu soru oldu, sanırım cevabını beklememiz gerekiyor çünkü bütün yazınızı neredeyse bu sorunun cevabı üzerine kurgulamışsınız.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

08-01-2008, 22:42
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili spartacus ve frodo,
ben allahın sadece bir kuluyum elçisi değil unutmayın *  sorgulamanızı ona göre yapın,
Mutlak ve tanrı aynı şey değilmidir? Eğer birisi mutlağın özelliklerini sayabiliyorsa bana da haber verin.Şu ikixikiye sorduğun soru,tarih boyunca felsefecilerin üzerinde beyin çıtırdattıkları soru.Kuşkusuz benim ki de kendince çıtırdıyor ama felesefi bir kuram yada kavram oluşturamayacağım ortada zaten o zaman çıtırdamaz,çatırdardı
Ben tanrı ve mutlağı birbirinden ayrı düşünemiyorum.Benim gibi amatör bir tanrıseverden çok daha önemli birinin hologram teorisini hep bir birlikte okuyabiliriz hem daha güvenilir hem de laboratuar ortamında ispatlı.
İşin aslı holograma ulaşana kadar ben de benzer şeyleri hissediyordum
|

09-01-2008, 00:13
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili ikixiki
Frodo'nun sorusu gümbürtüye gidiyor o yüzden bu nokta aydınlanmadan araya girmek istemiyorum. Frodo'nun yöntem üzerine bir tespiti var, öncelikle bu noktaya yoğunlaşmamız gerekir diye düşünüyorum... Siz bir çıkarsamada bulundunuz şimdi ise bu çıkarsamayı ele alalım diyorum!
Mutlak olan tanrıdır diyorsun tamam kabul olmasına kabulde, mutlak nedir lütfen açıklayınız. tanrı ile mutlağı biribirinden ayrı düşünememek diyorsun da, o halde mutlak nedir neden açıklamıyorsun? Ama lütfen tanrıdır deme, tanımla.
Holograma vs geliriz, bindirme yapmayalım, önce bastığınız tahtayı ele alalım ki ne kadar ağırlık taşıyabilecek bunu tespit edelim. (Frodo'nun sorusu ve Mutlak'ın anlamı, tahtamız bu oluyor)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

09-01-2008, 01:54
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sayın Spartacus,
* *Ben biraz sabırsızlandım açıkçası ve tam heyecan içerisinde okurken yarıda kesildi konu.Bence *sn.İkixiki'nin tüm konuyu bitirmesini bekleyip ayrıntılarına daha sonra geçsek daha iyi olmaz mı?Konunun devamını okumak için 5 gün daha beklemek istemiyorum.Eminim Mutlağın tanımının tartışması bu kadar sürede sonlanacaktır.Konu bitince soracağımız soruların toplamı da belli bir yekün tutacağından irdelemeyi en sona bırakalım derim.Tabii sizce de uygunsa
*
* * saygılar
|

09-01-2008, 10:22
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.669
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Preach
Elbette, ama Konu başlığı Mutlak nedir? Bu soruda özne kime mutlak denir değilde, mutlak kelimesi değil mi? Yazılar ise Tanrı nedir yada kimdir temelli, yani özne tanrı...
Ben bir başka başlıkda sevgili ikixiki'den mutlağın kelime daha doğrusu ona göre manasını öğrenmek istedim, *giriş ise mutlağın kim olduğuyla oldu.. Ve tabi mutlak olduğuna inanırsanız, göreceksiniz ki, mutlak olacaktır gibi bir yola girdik. Yani mutlak kimdir gibi bir sürece girmek benim öğrenmek istediğim basit manayı ve ayrıca sarfedilen emekde çok hemde çok fazlasıyla aşıyor. Bu nedenle araya girmek istemediğimi belirttim ve şevk kırıcıda olmak istemedim.
Bir anlatımda yada savda önemli olan temel kriter değilmi(basamağın tahtası olarak ifade etmiştim, ve elbetteki sonrasında gelen yazıları bu basamak kaldırabilecek mi, vurgu buraya oldu)? Bu açıdan buraya, Frodo'nun sorduğu soruya bir açıklık getirmeliyiz diye düşünüyorum, yani bir sonucu bir başka sonuca yada önsel çıkarıma bağlayacaksak, öncelikle ele almamız ve aydınlatmamız gereken önsel yargı yada çıkarımdır. *Geçerken burayı aydınlatalım, sonrasında ise bu örgü üzerine kurulan yazı ve görüşleri alalım. Bu örgü(önsel yargı, inanılıyor o halde tanrı var) aydınlanmadan sonrasında gelen ama bu temele bağlı metinleri nasıl anlayabilirim? En basit soruyu sormak aklıma gelmez mi "Zeus mutlak oldu mu?"...
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
|

09-01-2008, 10:45
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Sevgili frodo,
Gençliğimde,üniversite yıllarımda burçlar benim özel ilgi alanlarımdan biriydi.Tembelliğimden bu ilgimi derinleştiremedim ve hiçbir zaman astrolojik harita çıkarma ve yorumlama seviyesine gelemedim.Fakat yeni tanıştığım birinin burcunu içimden tahmin etmek o zamanki genç ikixiki nin en sevdiği oyunlardan biriydi.Nasıl yapabildiğimi bilmiyorum,benim için özel burçlar vardır ve o burçlara sahip olanları doğum tarihlerini bilmediğim halde gereken enerjiyi yakalayabilmişsem yanılmadan tahmin ederdim.
Kavramlar bazen dört tarafından tutabileceğimiz sağlam kutulara konup tariflenemiyor.Ama tariflenemeseler bile deneyimlenebiliyorlar.Deneyimlediğimiz bir şeyi kavramsallaştıramamış yada elle tutulur bir konuma getiremeyişimiz onu yok saydırıyorsa bu çok büyük bir yanılgı olur.Burçlar ve astroloji insanoğlunun varlığının başlangıcından günümüze değin devam ediyor.Devamında ısrarlılık gösteren herşey,gerçekte varolup olmadığı konusunda bir daha dikkatlice bakışı hakediyor demektir.Benim aklıma yatmadığı için ya da somutlaştırılamıyor diye hiçbirşeyi yok sayamayız.Evet gittiğim mantık içinde burçlar da sorgulanabilir doğru bir yaklaşım,dürüst olmam gerekirse ben astrolojiyi de yok saymıyorum.
Milliyet gazetesinin astroloji danışmanı olan Hakan Kırkoğlu benim en sevdiğim astrologlardan biridir.Eğitimini Londra Astrolojik Çalışmalar Fakültesinde dereceyle tamamlamıştır.Yok saydığımız astroloji için bir fakülte kurulmuşsa ve bunun diplomalı bir eğitimi veriliyorsa benim astrolojiyi yok saymam kendi adıma haddimi aşmak olur.
Eğitimli bir astrolog bulursan yıldız haritanı çıkarttırmayı dene,karşılaştığın sonuç senin için şaşırtıcı bir deneyim olacak.
|

09-01-2008, 11:07
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Nov 2007
Mesajlar: 180
|
|
Re: ''Mutlak'' nedir?
Holografik Evren'e devam
Kanada’lı nöroloji operatörlerinden Wilder Penfield ,1920 de belirli anıların beyinde belirli yerleri olduğu konusunda inandırıcı kanıtlar elde etmişti.Beynin en ilginç özelliklerinden biri acıyı doğrudan algılayamamasıydı.Kafatası lokal anesteziyleuyuşturulduğunda,tümüyle şuurlu durumdaki bir hastaya hiçbir acı vermeden beyni üzerinde ameliyat yapmak olasıydı.
Penfield,beynin bu özelliğinden yararlanarak bir dizi dönüm noktası niteliğindeki deneyi gerçekleştirdi.Saralıların beyin ameliyatlarında beyin hücrelerinin çeşitli bölgelerini elektriksel olarak uyarıyordu.Şuuru tümüyle yerinde olan hastalarından birinin şakak loblarını uyardığında hastanın geçmişte yaşanmış bazı anılarını son derece canlı ayrıntılarla yeniden deneyimlediğini görerek çok şaşırdı.Başka bir adam da Güney Afrika’daki arkadaşlarıyla yaptığı bir konuşmayı tekrar etmeye başlamıştı..penfield başka bir bölgeyi uyardığını söyleyerek hastalarını yanıltsa bile bu uyarı hep aynı anıları canlandırıyordu.
Ölümünden az önce,1975’te basılan Zihnin Gizemi adlı kitabında şöyle yazmıştı:Bunların birer rüya olmadıkları kesindi.Birbirlerini izleyen şuur kayıtlarının elektriksel uyarılarla işler hale getirilmesi söz konusudur.Bu kayıtlar,hastanın daha önceki deneyimleri sırasında oluşmuştur.Hasta tıpkı bir sinema filmindeki flashbackler gibi daha önceki bir dönemde idrak etmiş olduklarını tekrar yaşamaktadır.
Bu araştırma Penfield’ın kalabalık arasında karşılaştığımız her yabancı yüzden,çocukken gördüğümüz her örümcek ağına değin deneyimlediğimiz herşeyin beyinimize kaydolduğu sonucuna varmasına neden olmuştu.Eğer hafızamız,günlük deneyimlerimizi,dünya yaşamıyla ilgili en küçük ayrıntılarına dek herşeyiyle kapsayan eksiksiz bir kayıt aracıysa,o zaman olayların birbirini izlediği böyle görkemli bir kaydın içine dalmak bir alay yüzeysel bilgiyi su yüzüne çıkaracaktı.
Genç bir nöroşiruji öğrencisi olan Pribram’ın Penfield’ın engram kuramından kuşkulanmak için bir nedeni yoktu.Ancak daha sonra düşüncesini tümüyle değiştirmesine yol açacak bir şey oldu.1946’da Yerkes Primat Biyolojisi Laboratuvarında ve daha sonra Florida’daki Orange Park’ta büyük nöropsikolog Karl Lashley’le çalışmaya başladı.Lashley hafızadan sorumlu o bir türlü belirlenemeyen mekanizma üzerine *otuz yıldır kişisel bir inceleme yapıp duruyordu ve Pribram Lashley’in çalışmalarına ilk elden tanık oldu.Şaşırtıcı olan Lashley’in engramın varlığı konusunda hiçbir ipucu elde edememiş olmasınında ötesinde,yaptığı incelemenin Penfield’in tüm bulgularının dayandığı zemini yerle bir etmiş olmasıydı.Yaptığı hayvan deneylerinde beyinlerinden hangi oranda parça alırsa alsın,anıları ortadan kaldıramadığını görerek şaşırdı.Farelerin motor yetenekleri zayıflıyor labirentin koridorlarında topallıyor bile olsalar hafızaları inatla tam kalıyordu.
Pribram’a göre bunun tek nedeni hatıraların beynin belli bölgelerinde yerleşmiş olmayıp tüm beynin içinde yayılmış yada dağıtılmış durumda oluşuydu.
Anıların beynin içinde yayılmış olduğu yolunda giderek artan kanıtlara karşın Pribram beynin böylesi sihirli bir beceriyi nasıl olupta başarabildiğini anlayamıyordu.1960 yılının ortalarında Scientific American dergisinde okuduğu bir makale onu şimşek gibi çarptı.Bu makale bir hologram düzenin nasıl kurulduğunu anlatıyordu.Şaşırtıcı olan holografi kavramının kendisi değildi,Pribram’ın çözmeye çalışıp durduğu probleme de çözüm sağlıyordu.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:27 .
|