|
Tek tek bireysel çıkışlar ya da Hiristiyan Avrupanın hiristiyan hak ve hukunu geliştirme yolunda yaptıgı baskıların sonucu atılan adımlar da laiklik çerçevesinde degerlendirilemez.
|
Ortada tek tek bireysel çıkışlar değil sistematik olarak yapılan köklü rejim değişiklikleri vardır. Tanzimatın reformcu bürokrasi kadroları, II. Mahmut, I. Abdülmecit gibi reformcu padişahlar, İttihat ve Terakki gibi siyasi kadrolar mevcuttur ve bunlar zorlu bir süreçle devlette ve toplumda önemli ama yeterli de olamayan değişiklikler yapmayı başarmışlardır. Bu süreçlerde batının yaptığı siyasi baskının elbette önemi vardır ama böylesi uzun ve köklü bir süreci salt batı baskısına indirgeyemeyiz.
Bugünkü Cumhuriyetimiz bu gelenekten gelmiştir. Atatürk, İttihat ve Terakki kadrolarında yetişmiştir. İttihat ve Terakki'yi anlamaksızın ve 19. yy daki batılışmayı anlamaksızın Atatürk'ü yaratan süreci çözümleyemeyiz. Bu gün İslamcıların İttihat ve Terakki düşmanlığının ve reformları duraklatan II. Abdülhamit'e hayranlıklarının nedeni de budur.
Toplumsal evrim de biyolojik evrime benzer bazı yönleriyle. Nasıl ki yüzbinlerce yıl evvel yaşamış atalarımızın pek çok özelliği bizden farklı ise laiklik sürecinin 19. yy daki görüntüsü de Cumhuriyetdeki görüntüsü gibi değildir.
|
1- Osmanlıda toprak devrimine, demokrasiye yönelik bir mücadele var mıdır?
|
Elbetteki vardır. Meclis-i mebusan zaten başlıbaşına bir demokrasi kurumudur. İmparatorluğun farkılı yerlerinden, farklı etnik ve dini kökenlerden gelen mebusların bir arada devletin yönetimine katıldığı meclistir. 1876 anayasası demokrasi mücadelesinin ürünüdür. Örneğin yasa önünde tüm Osmanlılar'ın eşit olduğu, kişilerin, din hakkında önyargıya sahip olunmaksızın vatana karşı aynı hak ve ödevleri bulunduğu 17. madde açıktır ki önemli bir demokratik gelişmedir. Yasaya göre mebuslar görüşlerini açıklamakta özgür idiler.
Feodaliteden çıkış çabalarını da aynı anayasada görmekteyiz:
|
Vergiler mükellefin gücüyle oranlı olarak salınacak (20. madde), özel mülkiyete kamu araçları dışında ve yeterli bir tazminat ödenmeden el konulamayacaktı (21 madde). Yasaların kararlaştırdığı durumlar dışında, yetkililer meskene zorla giremeyeceklerdi (22. madde).
|
1876 osmanlı anayasasında Fransız devrim yasasının etkisi olduğu da söylenmektedir. Anayasada devletin dininin İslam olduğu ifadesi ise senin dediğin şekilde doğru olsa da düalist geçiş döneminin özelliği olarak kabul edilmelidir. Anayasanın 1-2 maddesini değerlendirip genel bir sonuca varmak değil bütüncül değerlendirme yaparak sonuca varmamız gerekir. Kanun-i Esasi adı verilen bu ilk anayasanın bireyin özgürlük sınırlarını genişlettiği, feodal keyfiyete dayalı baskıyı azaltmaya çalıştığı, tüm vatandaşlara aynı kanunların uygulanmasını sağlamaya çalıştığı bir gerçektir. Anayasanın bütüncül değerlendirmesi kanımca budur.
II. Abdülhamit'in iktidara gelince bu anayasayı ve meclisi lağvetmesi ve günümüzde islamcılar tarafından en sevilen padişah olması da sanırım bu görüşümü desteklemektedir.