
20-03-2008, 02:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Terörle bütünleşen bölücü-ayrılıkçı hareketin amacı, temeli, boyutu ve Türkiye'yi bekleyen olası gelişmeler
Küresel ve bölgesel yaklaşımla sorun
HAREKETİN AMACI :
* Türkiye'nin güneydoğusunda yeni bir siyasal yönetim şekli oluşturmak,
* Daha sonra bu yapıyı, "Kuzey Irak" taki yerel yönetimle bütünleştirmek,
* İleri evrelerde bu yapıyı, İran ve Suriye'den koparılacak topraklarla genişletmek,
* Ve sonunda "Büyük Kürdistan" ı kurmaktır.
MÜCADELENİN RESMİ
Hareketin ardında, 1978'de Marksist /Leninist ideolojiyle yola çıkan, daha sonra, "Kürt milliyetçiliği" ne yönelen yasadışı "Kürdistan İşçi Partisi" var. Parti, silahlı mücadeleyi ve terörü bir yöntem olarak kabul ediyor. Bu nedenle de "Bölücü/Ayrılıkçı Terör Örgütü" olarak anılıyor. 3 bin 500'ü "Kuzey Irak" ta olmak üzere Ortadoğu'da 5 bin dolayında silahlı bir güce sahip!.. Temel isteklerini, kendi güdümünde hareket eden, siyasal parti, birlik, dernek ve vakıf gibi sivil toplum örgütleri aracılığıyla dile getiriyor.
Bu kuruluşlar;
* Kürt ulusunun kendi geleceğini özgürce belirleme koşullarını oluşturmak (selfdeterminasyon hakkını gerçekleştirmek)
* Uluslararası hukukta azınlık hakları olarak belirlenmiş politik, kültürel, sosyal ve ekonomik hakları elde etmek,
* Güneydoğu'da ayrı bir toplum ve ayrı bir siyasal yönetim yaratmak için faaliyet gösteriyorlar.
ÖRGÜTÜN TALEPLERİ
"Örgüt" ün ileri sürdüğü genel taleplerin ardında şimdilik "iki uluslu" , "iki bölgeli" federasyon yatmaktadır.
Bunun ilk adımını oluşturan istekler:
* Ayrı bir ulus varlığının tanınması,
* Anadilde eğitim ve öğretim,
* TBMM'de farklı ulus kimliğiyle temsil,
* Yerel yönetimlere özerklik verilmesidir.
HAREKETİN BOYUTU
"Hareket" in ardında, Türkiye Cumhuriyeti yurttaş kimliğinden tatmin olmayan, bunu yeterli görmeyen ve yeni bir ulusal kimlik arayışı içinde olan grupların girişimleri yer almakta!.. "Hareket" bugün Kürt asıllı kitlelerde ulus bilinci ve vatan bilinci oluşumuna doğru yönelmiş durumda.
"Örgüt" , vatan olarak kabul ettiği bölgenin Türkiye Cumhuriyeti tarafından işgal altında tutulduğunu, kültürel hak ve özgürlüklerin engellendiğini ileri sürüyor. "Bu topraklarda kurulacak bağımsız bir devletin bayrağı altında yaşamak" gibi daha geniş daha kapsamlı hak ve özgürlükler istiyor!..
Resmi doğru okuyabilmek için, gelişmeleri önce küresel, sonra bölgesel ve daha sonra da yerel bir bakışla görebilmek; önce dünyayı, sonra Ortadoğu'yu, daha sonra da Türkiye'yi anlayabilmek, oradan da Güneydoğu Anadolu'ya uzanmak gerekiyor!..
Sorunların temelinde küresel güçlerin dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda "siyasal şekillendirme" girişimleri yer alıyor. Türkiye bugün böyle bir girişimin hedefi!.. Türkiye'nin siyasal resminin- özellikle de rejimin ve sınırlarının - değişmesini amaçlayan ülkeler bir şekilde bölücü/ayrılıkçı hareketten yararlanma yoluna gidiyorlar. Bu ülkelerin başında ABD ve bazı AB ülkeleri geliyor.
|

20-03-2008, 02:22
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
KURAM VE UYGULAMA
AB ve ABD'nin amaç birlikteliği
Türkiye'nin karşı karşıya olduğu bölücü/ayrılıkçı hareket sorununa çözüm aranırken ABD gerçeğini öncelikle göz önünde bulundurmak gerekiyor.
ABD yetkilileri "Kürtler" hakkında yaptıkları "devletsiz tek ulus" şeklinde nitelendirmelerle; "Büyük Ortadoğu Projesi" kapsamında Ortadoğu'da bir Kürt devleti kurulması gerektiğini işaret ediyorlar!..
ABD bugün "Kuzey Irak" ta "Örgüt" tarafından gerçekleştirilen ve Türkiye'yi hedef alan gelişmelere müdahale edebilecek konumda olmasına rağmen hiçbir harekette bulunmuyor.
ABD yetkililerinin her ne kadar "Terörle mücadelesinde tamamen Türkiye'nin yanındayız ve destekliyoruz." , "Örgüte silah ve destek vermiyoruz" yolunda açıklamaları devam etse de, ABD'nin resmi konumda olmayan bazı kanallar aracılığıyla- özellikle Irak'ta ki ABD özel şirketleri ve "Kuzey Irak" lı yerel yöneticiler aracılığıyla- "Örgüt" le temasını sürdürdüğü biliniyor!.. Sorunu etkileyen diğer bir faktör ise "Avrupa Birliği" !.. Türkiye, bölücü/ayrılıkçı hareket sorununa çözüm ararken çoğu zaman karşısında AB ülkelerini buluyor!..
AB ÜLKELERİNİN TAVRI
AB bugün Ortadoğu'ya verilecek yeni şekil için ABD ile aynı görüşü paylaşmaktadır. AB ayrıca bu yaklaşım içinde Türkiye'nin siyasal sınırlarını tartışmaya da açmaktadır.
Bunu yaparken de, "Ermeni" ve "Kürt" olgusundan yararlanmaktadır. AB'ye göre siyasal açıdan yeniden şekillendirilecek bir Türkiye, Ortadoğu'nun yeni siyasal coğrafyasının oluşmasında öncü rolü oynayacak ve bölgenin yeniden yapılanmasına katkıda bulunacaktır.
Bu arada AB çevreleri ile uyum içinde hareket eden ve bölücü/ayrılıkçı hareketin ardında duran yerli çevreler, birliğe üye olmuş bir Türkiye'nin "hareket" in sonuca ulaşmasında daha uygun koşullar yaratacağına inanmaktadırlar.
Aynı çevreler, ABD'nin "Büyük Ortadoğu Projesi" yanında, içinde Türkiye'nin de yer aldığı "AB Genişleme Projesi" nin de "hareket" açısından yararlı olduğunu düşünmektedirler. Bu düşünce tarzı, bölgede bir Kürt devletinin varlığını gerekli gören AB ülkeleri tarafından da desteklenmektedir.
Üyeliği engellenmiş olsa da, siyasal anlamda AB üyeliğini hedefleyen bir Türkiye'de, bölücü/ayrılıkçı hareketin daha kolay ve daha kısa sürede sonuca ulaşabileceği düşüncesi bu çevrelerde egemendir.
Doğru bir belirleme yapmak gerekirse, Türkiye'de AB'ye üyelik süreci içinde ortaya çıkan gelişmeler bölücü/ayrılıkçı hareket açısından çok uygun bir zemin yaratmıştır. AB istekleri ile "Örgüt" ün talepleri arasında çoğu alanlarda örtüşme mevcuttur.
Genel resim bu şekliyle devam ederken Türkiye'nin üyelik süreci, bölücü/ayrılıkçı hareket yandaşlarını bir beklenti içine sokmuştur. Bu beklenti, devam etmekte olan reformlar süreci sonrasında Türkiye'de özerkliğe gidebilecek bir yolun açılmasıdır.
Çünkü AB'ye üye olmak isteyen bir Türkiye'nin demokratikleşme yolunda atması gereken adımlar, "Örgüt" ün siyasal içerikli taleplerinin karşılanmasında uygun ortam ve uygun koşullar yaratmaktadır.
|

20-03-2008, 02:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Örgüt terminolojisi
"Örgüt" belirlediği strateji doğrultusunda eylemlerini sürdürürken kendine özgü bir terminoloji kullanıyor!.. Meşru zeminlerde yasal olarak ileri sürülmesi mümkün olmayan taleplerini bu terminolojiyle ifade ediyor. Bazı terim ve sözcüklerin anlamı şöyle:
* Ateşkes: Operasyonların durdurulması.
* Barış : Genel af çıkarılması.
* Siyasal çözüm: Yeni devlet yapısı için siyasal anlaşmaya varılması.
* Genel af: "Örgüt" kadrolarına Türkiye'de siyasal faaliyete katılım izni verilmesi.
* Demokratik çözüm: İki uluslu devlet yapısının kabul edilmesi.
* Demokratik cumhuriyet: İki uluslu yapıya dayalı federasyonun teşkil edilmesi.
* Anadilde eğitim: Türkiye'de iki resmi dilin olması.
* Kültürel hak: Bölgeye özerklik verilmesi.
* Yerel yönetim: Federatif devlet için uygun zemin yaratılması.
* Demokrasi: TBMM'de Kürt milliyetçiliği güden siyasal partilere temsil hakkı verilmesi.
* Özgürlük: Güneydoğuya özerklik tanınması, federatif devlet/bağımsız devlet kurulması!..
|

20-03-2008, 02:23
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Sevr'le uyumlu coğrafya yaratılması
İstikrarsızlığın ve çatışmanın hiç eksik olmadığı Ortadoğu, uzun yıllar sömürgeci devletlerin egemenliği altında yaşadı!.. Geçmişte birbirlerinin rakibi olan büyük sömürgeci devletler, bugün artık ABD önderliğinde, "Yeni Dünya Düzeni" düzleminde Ortadoğu'da birlikte hareket ediyorlar!..
Bu arada Ortadoğu'yu kendi çıkarlarına göre şekillendirme istekleri ve gayretleri de olanca hızıyla sürüyor!.. I. Dünya Savaşı sonrasında Osmanlı İmparatorluğu topraklarında Sevr Antlaşması'na (10 Ağustos 1920) göre tam olarak gerçekleştiremedikleri siyasal yapılanmayı bugün gerçekleştirmek istiyorlar!..
YENİ YAPILANMA
Ortadoğu'yu içine alan siyasal yapılanmanın bugün ABD tarafından hazırlanan ve AB tarafından da kabul gören "Büyük Ortadoğu Projesi" ile gerçekleştirilmesi öngörülüyor!..
Ortadoğu'nun yeniden yapılanmasını esas alan proje, küreselleşmenin istekleri doğrultusunda ve onun yönlendirmelerine göre bölgeyi şekillendirmeyi amaçlıyor. Türkiye projenin hayata geçirilmesinde etkin rol oynayabilecek bir konumda. Eğer Türkiye planlandığı gibi şekillendirilebilirse, projedeki diğer ülkeler için de bir model yaratılmış olacak!..
Bölgenin siyasal açıdan şekillendirilmesi, aynı zamanda doğu ile batıyı birbirinden ayıran "İsrail-Kürdistan-Ermenistan-Gürcistan" ekseninin yaratılması amacını da güdüyor!..
Bu eksenin yaratılmasıyla Türkiye'nin doğusu, Sevr Antlaşması'yla çizilmiş olan haritayla uyumlu şekle getirilmiş olacak!..
YENİ PROJE
ABD'nin bugün için Türkiye'ye yönelişi " Büyük Ortadoğu " ve onunla bağlantılı "ılımlı İslam" projesinin gerçekleştirilmesine destek sağlama ihtiyacından kaynaklanıyor.
Ancak ABD bu konuda birtakım güçlüklerle karşı karşıya. Türkiye'de siyasal zeminde ABD yanlısı bir tutum oluşturulsa da, toplumda ABD karşıtı gelişmelere engel olunamadığından Türk- ABD ilişkilerinin istikrarlı bir zeminde sürdürülmesi giderek zorlaşıyor. Bu gerçek ABD'yi Ortadoğu'da daha güvenilir ve daha kolaylıkla yönetilebilir ve yönlendirilebilir müttefiklere sahip olma arayışına sevk ediyor.
Bu nedenle ABD bir seçenek olmak üzere Ortadoğu'da ulusal çıkarlarını korumak açısından kendisine geniş olanaklar sunan Türkiye ve İsrail'in yanında bir başka müttefik daha yaratma ihtiyacında!..
YENİ MÜTTEFİK
ABD bunu gerçekleştirirse ikili ilişkilerde güçlükler yaşadığı bir müttefik olan Türkiye yerine, kendisine bağımlı hale getirilmiş bir başka müttefik daha -Bağımsız Kürdistan- kazanmış olacak. ABD'nin bugün "Kuzey Irak Yerel Yönetimi" için himaye ortamı yaratmasının nedeni, gelecekte yararlanacağı " Büyük Kürdistan "ın gelişme sürecini kısaltmaktır.
|

20-03-2008, 02:24
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Geçmişten bugüne ulaşan ve yarına taşınmak istenen düşünceyi oluşturan yapısal unsurların incelenmesi
Sosyolojik ve politik yaklaşım
XIX. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında coğrafyanın yapısından da yararlanarak başlangıçta "devlet otoritesine karşı koyma" şeklinde ortaya çıkan hareket, XX. yüzyıl başlarında "ayrı bir yönetim isteği" ne dönüştü ve nihayet imparatorluğun son döneminde "Sevr Antlaşması" yla birlikte bölgede bir "Kürt devleti" nin kurulması gündeme geldi!..
İMPARATORLUK DÖNEMİ
İmparatorluk döneminde bölgede baş gösteren olayların temelinde her zaman "merkezi otoriteye karşı çıkma" girişimi yer almaktaydı!.. Bölgede geniş ve genel bir yapıdan ziyade dar çerçeveli ve yöresel nitelik gösteren ayaklanma (isyan) hareketlerinin özellikleri dönem dönem farklılıklar gösterdi.
Bu kapsamdaki hareketler, çoğu kez "devlet otoritesini kabul etmemek" şeklinde ortaya çıktı. Bunun tek farklı örneği, 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı'nda yaşandı. Savaşta bazı Kürt aşiretleri Rusların yanında yer almıştı!.. Bu ilk kez rastlanan bir durumdu!..
Kürtler tarafından XIX. yüzyıldan beri "merkezi otoriteye karşı çıkma" şeklinde sürdürülen hareket; I. Dünya Savaşı yıllarında, İngiltere'nin din unsurunu da kullanarak destek verdiği, "bölücü/ayrılıkçı nitelikli hareket" şekline dönüştü.
"Ulusal Kurtuluş Savaşı" döneminde, ardında İngiltere ve Osmanlı yönetiminin desteği olan, "kısmen siyasal, kısmen dinsel hareket" niteliği kazandı. Cumhuriyet döneminde ise "hem siyasal hem de dinsel amaçlı hareket" olarak ortaya çıktı.
YAKIN CUMHURİYET DÖNEMİ
Bölücü/ayrılıkçı nitelikli silahlı eylemler, yıllar sonra 1978'de yeniden ortaya çıktı. Hareket giderek yoğunluk kazandı. 1980'de Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Belli bölgelerde sosyo-ekonomik önlemler uygulamaya konurken, terörle mücadele kapsamında, teröristlerin etkisiz hale getirilmesi için yoğun bir mücadele dönemine girildi!.. Ne var ki yılların ihmali ve öngörü noksanlığı, alınmış olan önlemleri amaca ulaştırmakta yeterli olmuyordu!..
"Örgüt" ,1984'ün 15 Ağustos gecesi Hakkâri'nin "Şemdinli" ve Siirt'in "Eruh" ilçelerine silahlı saldırı düzenleyerek, ilk kapsamlı eylemini gerçekleştirdi. Eylemler giderek artan bir yoğunlukta 1994'e kadar devam etti!.. Bu tarihten sonra TSK'nin sürdürdüğü kararlı mücadele sonrasında 2000 yılına gelindiğinde terör etkisiz kılınmıştı!..
"Hareket" 16 yıl içinde 5000'i güvenlik kuvvetleri personeli olmak üzere 35.000 yurttaşın yaşamına ve çok büyük miktarlara ulaşan maddi kayıplara neden olmuştu!..
2002-2007 DÖNEMİ
2002'de işbaşına gelen hükümet, bölücü/ayrılıkçı hareketle mücadelede temel koşul olan "kararlı tavır" ı gösteremedi. İzlenen ulusal nitelikten yoksun politikalar ve siyasal irade noksanlığı, "hareket" e ivme kazandırdı. Hareketin ardında duran dış desteğin de etkisiyle, silahlı eylemler yeniden başladı.
Hükümet; AB üyeliği uğruna, eylemlerin üzerine kararlılıkla gidemedi. Ortaya çıkan ulusal birliği aşındırma girişimlerini engelleyemedi. AB ölçütlerine uymadığı gerekçesiyle kaynağını anayasadan almış kapsamlı yasal önlemlerin uygulamasına son vererek, terör destekli bölücü/ayrılıkçı hareketin gelişmesine olanak sağladı.
Bu kez hareket geçmiştekinden daha farklı boyutta, daha değişik nitelikte, siyasal amacını daha da vurgulayarak ve politik alanda sahip olduğu dış desteği daha da arttırarak güç kazandı!.. Artık yeni bir süreç başlamıştı!..
Nihayet 2003'te Irak'ın ABD işgali sonrasında "Kuzey Irak" ta ortaya çıkan gelişmeler, hareketin genişlemesi için çok daha elverişli koşullar yarattı. 2007'ye gelindiğinde durum çok ciddi boyutlara ulaştı. Ne var ki, ABD desteğiyle işbaşına gelen hükümet ABD'den bağımsız bir politika izleme olanağına sahip olmadığından, gerekli önlemleri alma kararlılığını gösteremedi. Gündemde olan "sınır ötesi harekât" , 'kısıtlı' ve ABD'den onay bekler hale geldi!..
|

20-03-2008, 02:24
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Bugün ortaya çıkan tablo
Tüm olumsuzluklara rağmen bölge halkı bugün büyük çoğunluğuyla bölücü/ayrılıkçı harekete karşı mesafeli durmakta!.. Sade vatandaş, bölgedeki koşulların ancak Türkiye Cumhuriyeti tarafından iyileştirilebileceğine inanıyor. Halkın büyük bir kesimi, bugün "hareket" in amaçlarıyla ilgilenmiyor. Yalnızca yaşam koşullarının iyileştirilmesini, "gönenç" ve "güvenlik" sorunlarının çözülmesini bekliyor!..
Gönenç sorununun temel kaynağını geri kalmışlık; güvenlik sorununun temel kaynağını ise "örgüt" ün silahlı eylemleriyle birlikte, halk üzerinde yarattığı korku şiddet ve baskı oluşturuyor!.. "Örgüt" e yöneliş, ideolojik olmaktan öteye, halkın baskı altında tutulmasından kaynaklanıyor. Çoğunluk, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve "örgüt" baskısıyla oluşan olumsuz etkilerin yok edilme beklentisi içinde!..
Güneydoğu'da yaşayan vatandaşların karşı karşıya olduğu zorluklar, yurdun diğer yörelerinde de mevcut. Marmara'da Istranca'nın; Karadeniz'de Canikler'in; Akdeniz'de Toroslar'ın birçok yöresinde; Ağrı Dağı yamaçlarındaki "Zillitaş" tan; Tendürek Dağı yamaçlarındaki "Binkaya" dan daha olumlu yaşam koşulları yok!..
POLİTİK YAŞAM
Bölge halkının siyasal faaliyetle olan ilgisi büyük ölçüde "örgüt" ün yönlendirmesine bağlı. "Örgüt" Türkiye genelinde faaliyet gösteren siyasal partileri, amaçları açısından uygun ve yeterli bir unsur olarak görmüyor. Siyasal yaşamda "Kürt milliyetçiliği" ideolojisini benimseyen, bölge kaynaklı ayrı bir siyasal yapılanmanın gerekli olduğuna inanıyor. Bugün bu altyapı geniş ölçüde oluşturulmuş durumda!.. "Örgüt" , bölgede kendi güdümünde hareket eden bir siyasal partiyle -Demokratik Toplum Partisi- işbirliği içinde hareket ediyor!..
"Örgüt" bölge tabanlı bu partinin faaliyetini tümüyle yönlendiriyor!.. Bu partinin kendi amaçları doğrultusunda, özellikle de yerel alanda faaliyet göstermesine destek sağlıyor!..
YEREL YÖNETİMLER
Güneydoğu'daki bazı yerel yönetimler bölücü/ayrılıkçı harekete güç kazandıran yapının oluşmasında etkili bir rol oynamaktalar. "Örgüt" ün yönlendirmesine girmiş olan yerel yönetimler harekete hem ideolojik ve hem de eylemsel alanda geniş mücadele zemini kazandırıyorlar.
Bölgedeki yerel yönetimler, amaçlanan bağımsız devletin çekirdek unsuru gibi görülüyor. (Ne var ki 2007 seçimlerinde; bölge halkının politik tercihinin bölge genelinde, her yerde çoğunlukla bölücü/ayrılıkçı hareketi destekleyen siyasal parti yanında olmadığı; bölücü/ayrılıkçı hareketin bölgede ifade edildiği şekilde büyük oranda destek görmediği ortaya çıkmıştır.)
SİYASAL İKTİDARLAR
Siyasal iktidarlar bugün ve geçmişte çoğu zaman sorunun teşhisinde farkı yaklaşımlar sergilediler.
Gelişmelere ilişkin "mesele" , "realite", "gerçek" , "sorun" gibi tanımlamalar ortaya kondu. Bazı söylemler "örgüt" yandaşlarını cesaretlendirdi. Bu durum henüz yandaş olmamış kitlelerde kararsızlık yarattı.
2006'ya gelindiğinde, Başbakan, konuyu "ırksal" bir nitelendirmeyle tanımlayarak, "Kürt sorunu" diyerek "örgüt" ile aynı terminolojiyi kullanmaya başladı. Bu arada sorunun sosyal ve ekonomik boyutlarının yanında, demokrasi ve insan hakları boyutları da olduğunu savunan siyasiler ortaya çıktı.
Sorunu "AB Kopenhag Ölçütleri" nin yokluğuna bağlayanlar oldu. Ne var ki bu ölçütlerin Türkiye tarafından kabul ve uygulamasından sonra hak ve özgürlük taleplerinde yine de bir azalma görülmedi.
AB'ye üyelik için gerçekleştirilen reformlar kapsamında hedeflenen demokratikleşmenin; bölücü/ayrılıkçı hareketi ortadan kaldıracak bir ortam yaratmadığı gibi, aksine bu hareketi özendiren bir etki oluşturduğu ortaya çıktı.
|

20-03-2008, 02:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Sorunun gelecekte alabileceği şekli belirleyen ve ulaşabileceği boyutları sergileyen değerlendirmenin altyapısı
Stratejik ve öngörüsel yaklaşım
Silahlı mücadele, devlet ile teşkilatlanmış silahlı unsurlar arasında süren bir mücadele!.. Bu mücadelede sosyal, ekonomik ve psikolojik araçlar da kullanılıyor!.. Silahlı mücadelenin kendine özgü kuralları ve özellikleri var!.. Başarının temel koşulu halk desteğinin sağlanması!..
TEHLİKENİN BOYUTLARI
Türkiye'nin Güneydoğusu bugün, üzerinde yaşayan halkla birlikte, ABD ve AB tarafından kurulması için gayret gösterilen bir ülkenin -Kürdistan'ın - sınırları içinde görülmekte; gösterilmektedir.
Bugün Türk ulusu, Anadolu topraklarında boy gösteren; ABD ve AB tarafından desteklenen, Kürt milliyetçiliğinin yarattığı bölücü/ayrılıkçı nitelikte bir tehditle karşı karşıyadır!.. Halk, bir şekilde karşıt gruplara ayrılarak bir çatışma ortamına sokulmak istenmektedir!..
POLİTİKA YETERSİZLİĞİ
Türkiye'de hükümetler geçmişte ulusal hak ve çıkarlarımızın korunmasında vazgeçilmez hale gelmiş, gelenekselleşmiş devlet politikaları dışına hiçbir zaman çıkmadılar!..
Ne var ki bugünkü hükümet gelenekselleşmiş bu uygulamayı terk etti.Türkiye'nin muhatabı olmaması gereken Kuzey Iraklı yerel yöneticilerle temas arayışlarına girişti!..
Türkiye Cumhuriyeti topraklarından bir kısmını, üzerinde yaşayan halkla birlikte kopararak ayrı bir devlet kurmayı amaçlayan "örgüt" ü ve mensuplarını bölgesinde barındıran ve kendi amaçları doğrultusunda kullanan "Kuzey Irak Yerel Yönetimi" ile temasa zorlanan hükümet, ABD'nin telkinleriyle "örgüt" le masaya oturma noktasına getirilmek istenmektedir.
UFUK ÖTESİ
Görünen o ki, XXI. yüzyılın ilk yarısı sona ermeden, Güneydoğu'da ki koşullar bugünkü şekliyle devam ederse; özellikle de bugünkü nüfus artış hızı sürerse; ortaya çıkacak gelişmeler sorunu daha da karmaşık hale getirecektir.
Sorunun geçmişten bugüne giderek genişleme eğilimi göstermesi, eğer etkin önlemler alınmazsa gelecekte daha da genişleyebileceğini ortaya koymaktadır.
Sorunun ulaşabileceği en tehlikeli nokta, Türkiye'de ulusu oluşturan farklı toplumlar arasında güvensizlik duygusunun ortaya çıkması; Türk ulusunu oluşturan farklı etnik gruplar arasında bir çatışma ortamının doğmasıdır. Bu nedenle toplumsal güven duygusunun var olması önem kazanmaktadır.
|

20-03-2008, 02:25
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Gelecekteki olası gelişmeler
* Gelecekte ortaya çıkması beklenen ve Türkiye'yi doğrudan etkileyecek olan anlaşmazlığın ilk adımını, Kuzey Irak'ta kurulacak "Bağımsız Kürt Devleti" nin coğrafi olarak Kuzeye doğru genişletilmesi amaçlı girişimlerinin oluşturacağı düşünülmelidir.
* ABD ve bazı AB ülkeleri başta olmak üzere bir kısım ülkeler, Türkiye'deki Kürt grupları bu ülkeyle bütünleşme yolunda teşvik edebilirler.
* "Örgüt" ün "Kuzey Irak" taki silahlı militanları gruplar halinde Türk topraklarına geçerek yurtiçindeki silahlı kadroları takviyeye yönelebilir.
* Bu gelişme sonrasında, bölücü/ayrılıkçı grupların bölgede silahlı eylemleri giderek yoğunluk kazanabilir.
* Böyle bir durumda; TSK'nin büyük çapta bir iç güvenlik harekâtı icrası gerekli olabilir.
* Bu harekât sürerken içinde ABD ve bazı AB ülkelerinin yer aldığı bir koalisyon tarafından bölgede askeri denetim boşluğu yaratma çabaları ortaya çıkabilir.
* Bu resim içinde "İsrail-Kürdistan-Ermenistan-Gürcistan" eksenini oluşturma gayretleri yinelenebilir.
* TSK'nin dış kaynaklı silah, araç, gereç ve malzemeden yararlanmasına; Türkiye'nin bu tür teçhizat ve malzemeyi bölgede kullanmasına kısıtlama getirilebilir.
* Belli bir hava sahasının Türkiye tarafından kullanılmasına elektronik veya fiili yöntemlerle engel olmak için arayışlar doğabilir.
* Bu ihtimallerin gerçekleşmesine bağlı olarak, Kürdistan'dan kuzeye doğru geliştirilecek bir koalisyon harekâtı gündeme gelebilir.
* Bu harekâtla uyumlu olarak, aynı anda veya ayrı bir zamanda Suriye ve İran topraklarının bir kısmı da bu harekâtın hedefi olabilir.
* Sonuçta Türkiye açısından "genel seferberlik" ve "savaş hali" ilanına yol açan bir durum ortaya çıkabilir.
* Bu gelişmeler sürerken; Türkiye bir başka bölgede de dış tehdide karşı önlem almak zorunda kalabilir.
* Koalisyon ülkeleri Türkiye'nin çok boyutlu mücadelesini uluslararası düzlemlerde aldıracakları kararlarla engellemeye yönelebilirler.
* Bu kapsamda Türkiye'ye karşı örtülü ya da açık, tam veya kısmi bir ambargo uygulaması gündeme gelebilir.
* Tüm bu gelişmeler yaşanırken yönetimdeki hükümetin Türkiye'nin "ulusal güvenlik siyaseti" ne uygun olmayan bir hareket tarzı benimsemesine yol açabilecek veya buna neden olabilecek veya bu sonucu doğurabilecek zorlayıcı bir politik ortam yaratılabilir.
Bu tablo dikkate alındığında
ABD'nin günü geldiğinde, bazı AB ülkeleri başta olmak üzere bir kısım ülkelerle birlikte, bölgede Türkiye'yi de hedef alan bir askeri harekâtın altyapısını oluşturabileceği; böyle bir harekâtı örtülü/açık şekilde destekleyebileceği ya da bizzat bu hareketin içinde yer alabileceği ihtimal dışı görülmemelidir.
|

20-03-2008, 02:26
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
Asimetrik mücadele
Ortaya çıkan mücadele yöntemi klasik askeri yöntemlerden farklı!.. Mücadele eden taraflar arasında yapısal farklılıklar; uygulamalarda ise yöntemsel farklılıklar mevcut. Yani mücadele eden taraflar benzerlik içinde değil; bir eşitsizlik içindeler!..
Askeri terminolojide buna "asimetrik mücadele" deniyor. Diğer yandan örgütün ne zaman, nerede, hangi güçle, hangi tür yöntemle, ne tür bir eylem gerçekleştireceği bilinemediğinden bir "belirsizlik" yaşanıyor. Bu da mücadelede önlem geliştirmeyi zora sokuyor!..
AĞIRLIK MERKEZİ
Silahlı mücadeleyi her boyutuyla inceleyen Clausewitz bu mücadelede başarıyı "hasmın mücadele gücünün dayanağını yok etmekte" görür.
Clausewitz'e göre hasmın mücadele gücünün tümüyle yok edilmesi, ancak bu gücün dayanağının onun elinden alınmasıyla mümkün olabilir; bu da hasma mücadele olanağı veren, ona azim ve irade kazandıran "ağırlık merkezi" nin etkisiz kılınmasıyla mümkündür.
"Örgüt" le yapılan mücadelenin zemininde; "örgüt" ün silahlı kadroları, liderleri, harekât üsleri (kampları), halk, dış destek ve coğrafya gibi değişik etkenlerin her biri, "örgüt" için birer dayanak niteliğindedir. Ama bunlardan biri temel dayanaktır ve "ağırlık merkezi" dir.
Mücadelede kesin sonuç alınması; "örgüt" ün var olmak için yararlandığı bu temel dayanak noktasının, yani ağırlık merkezinin ortadan kaldırılmasına bağlıdır. "Ağırlık merkezi" mücadele sürecinde değişkenlik göstermektedir. Bugün için "örgüt" ün ağırlık merkezi "dış destek" ile "halk desteği" arasında gidip gelmektedir
|

20-03-2008, 02:26
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
|
|
Re: Bölücü, Ayrılıkçı Hareket ve Türkiye
GELİNEN NOKTA
Türkiye'nin içine itilmekte olduğu yol
Güneydoğu Anadolu'da yılların ardında durduğu bölücü/ayrılıkçı hareket sorununu kısa sürede çözebilmenin mümkün olmadığı bir gerçektir. Güneydoğu'nun gerçek resmi ile bölücü/ayrılıkçı hareket arasındaki ilişki ortaya konduğunda önlemlerin belirlenmesinde izlenecek yol kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.
Sorunun ardında birçok etken yer almakla birlikte temel etken "Kürt Milliyetçiliği" dir!.. Bugün gelinen noktada bölücü/ayrılıkçı hareket, ardında "Kürt Milliyetçiliği" nin yer aldığı, terör destekli girişime dönüşmüştür.
Terörle silahlı mücadele etmek, sorunun çözümünde katkı sağlayan yöntemlerden biri olmakla birlikte, sorunu tümüyle ortadan kaldırabilecek temel yöntem olma özelliği yoktur.
Sorunun ardında yatan gerçek; Ortadoğu'yu ulusal çıkarları doğrultusunda şekillendirmek isteyen ülkelerin bu alandaki örtülü/açık, doğrudan/dolaylı girişimleridir. Bu girişimlerin bir kısmı geçmişte "Avrupa Birliği değerleri" ardında AB ülkeleri tarafından; bir kısmı ise "müttefikler arası ilişkiler" kapsamında doğrudan ABD tarafından gerçekleştirilmiştir!.. Aynı tavır bugün de sürmektedir!..
Türkiye Cumhuriyeti, etnik tabanlı bölücü/ayrılıkçı hareket tehdidi karşısında, etkin politikalar ve çözüm tarzları üretebilecek konumdan gün geçtikçe uzaklaşmaktadır. Türkiye'nin ulusal sorunları artık gün geçtikçe yabancıların müdahil olduğu zeminlere çekilmektedir. Türkiye her geçen gün ulusal çıkarlarını koruyabilmek için daha büyük güçlükler karşısında mücadele vermeye zorlanmaktadır.
Mücadelede en büyük tehlike;
* Türkiye'nin ulusal sorunlarının uluslararası ortamlara taşınması.
4 Türkiye'nin önüne ulusal çıkarları açısından aykırı çözüm tarzları konması.
* Türkiye'nin bu çözüm tarzlarını kabule zorlanmasıdır.
Bugün Türkiye'nin içine itilmekte olduğu yol budur!..Ve bu yol, çok büyük tehlikelerle doludur!..
Cumhuriyet
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:59 .
|