Dil kurslarina gittigim zaman her ulkeden gelen insanlar vardi. Taylandli bir kizla yan yana oturuyorduk. Bana israrla insanlarin daha onceki hayatlarinin olduguna dair cok sayida kanit oldugunu, bunun artik bilinen bir gercek oldugunu soyluyordu. Bize cok komik gelen bir inanc ama onlar icin de bizim insanlarimizin inandigi seyler bir o kadar inanilmaz. Rus bir kiz ise Musa'nin denizi yarip gectiginin bilim adamlari tarafindan kesinlikle ispatlanmis oldugunu soyluyordu. Cok sayida arastirma yapmislar ve bir zamanlar Kizildeniz'den insanlarin yuruyerek gectikleri ve arkalarindan gelen Firavun ordularinin boguldugu kesin kanitlarla ispatlanmis.
Budist inancinin bir guzelligi var. Adamin yilanla evlenmesinin kimseye bir zarari yok. Mantik disi bir inanc ama yilanin burda disi simge olarak secilmis olmasi cok anlamli. Ataerkil toplumlarin zihnine yilan-buyu-kadin iliskisi derin sekilde kazilmistir. Tabii bizim Adem, Havva ve yilan masalimiz, yada Ibrahim'in oglunu kurban etmesi masalimiz da Tayland'lilar icin sacma geliyor. Garip olan su ki, her ikisi de mantik disi, ama herkes sadece digerinin mantik disi olanini goruyor.
Eski Turklere ait masallarda da cok sayida hayvanla evlilik olayi yer aliyor. Orta Asya toplumlarinda, daha dogrusu gocebe toplumlarda hayvanlar cok onemli. Saha Turklerine ait "Exe Xarax Cellik Süürük" adli masali vereyim.
“Bir yaşlı kadının dokuz tane kızı varmış. Kızlarından bir tanesi komşularının kızlarıyla oynuyormuş. Kızlar hep birlikte yabani meyve toplamak için ormana gitmişler. Yaşlı kadının kızı arkadaşlarını kaybetmiş. Onları arayayım derken bir ayıyla karşılaşmış, ayıdan çok korkmuş. Ayı onu alıp yerin altındaki evine götürmüş.
Kız ayıyla konuşmaktan korkmamış.
Ayı kıza “Benimle evlenir misin?” diye sormuş.
Kız ayının bu teklifini kabul etmiş. Birlikte uyumuşlar. Kız hamile kalmış her bir ay bir günde geçmiş. 10 gün sonra ayı ile kızın bir çocuğu dünyaya gelmiş. Babası çocuğa “Ehe Xarax Cellik Süürük” diye isim vermiş. Çocuk her günde bir yıllık büyümüş. Annesiyle konuşmaya başlamış. Ona nereden geldiğini babasıyla nasıl evlendiklerini sormuş. Babası evden çıkıp gittiği bir gün annesiyle birlikte annesinin doğup büyüdüğü yerleri bulmak için yola çıkmışlar. Aramışlar taramışlar ve annesinin yurdunu bulmuşlar. Doğup büyüdüğü evi gören kadın içeri girip oturmuş. Yaşlı kadın kızını ve onun çocuğunu karşısında görünce ne söyleyeceğini bilememiş. Anne ve çocuğa baka kalmış.
Çocuk annesine dönmüş, gözlerinden yaşlar gelerek “Artık senin yurdunu buldum. Sen burada doğup büyüdüğün yerlerde kal. Ben ise ormanın çocuğuyum, benim daimi yerim orası” deyip gözden kaybolmuş.
http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pd.../s22/dilek.pdf