''El mukadder la yuğayyer'' (Kader değişmez,değiştirilemez)
1)Mümaşat dönemi (sözlük anlamı:birlikte yürüme. İslam'ın güçleninceye, palazlanıncaya, kendine yeteri kadar taraftar buluncaya kadar müşrik ve kafirlerle barış içinde birlikte yürüme yolunu seçmesini ifade eder) AYETLERİ: ''Sizin dininiz size, benim dinim bana'' (Kafirun;6.) ''Şüphesiz inananlar,Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabilerden Allaha ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanlar sevap kazanacklar...'' (Bakara; 62).
''Öğüt ver, çünkü sen yalnızca bir öğütçüsün, onların üzerinde bir zorba değilsin'' (Gaşiye; 22-23) Bunlara ilaveten 12 ayrı yerde daha bu minvalde ifadeler rastlıyoruz Kuranda. Ama hiç şüphesiz en ünlüsü, çocukluğumuzdan beri duyageldiğimiz ayetdir:''Dinde zorlama yoktur''
(Bakara;256) Bu ayetlerin büyük ölçüde hicretten önce 'nazil' olduğu ve Mekki oldukları söylenebilir.
2)Güçlenme Palazlanma dönemi AYETLERİ:''tanrı katında islamdan başka DİN yoktur- Kim islamdan başka bir dine yönelirse, onunki kabul edilmeyecektir....'' (alu İmran; 85). ''Allah katında din, şüphesiz islamdır''
(Alu İmran; 19). ''Allahın dininden başka dinmi arzu ediyorlar?.....'' (Alu İmran; 83). ''Hürmetli aylar çıkınca, puta tapanları, bulduğunuz yerde ÖLdürün.Onları yakalayıp hapsedin....'' (Tevbe; 5). ''Onları nerede bulursanız orada öldürün....'' (Bakara; 191 ve Nisa 89+91). Bunlar ve benzerleri Ayetüs-Seyf (kılıç Ayeti) ve Ayetül Kıtal (Öldürüşme ayeti) olarak adlandırılımıştır. Bu ayetlerin çoğunun medini-hicretten sonra- 'nazil' olduğu düşünülmektedir.
Ortalama bir müslüman zaten kuranı arapça olarak hatmetmeyi marifet saydığından, bu apaçık tenakuzun idrakine musallaya yatıncaya kadar varamayacaktır. Eğer ''ilim-irfan'' sahibi bir mümin ise; bu ayetleri anlayarak okursa ve aklına takılan bazı şeyleri dinden çıkma paranoyası
ile dillendiremiyor ama için için de ('sümme haşa') Ş ü p h e duyuyorsa:
Kuran ona bu İMAN'ının sınavdan geçtiği zor durumda 'Nasıh-Mensuh'(=NESH) şurubunu içmesini salık vermektedir. Bakara ; 106 da
ipucu buluyoruz:''Biz, bir ayeti nesh ettiğimiz zaman...'' (yani yürürlükten kaldırdığımız zaman) Kuran kendi içirisindeki çelişkileri 'nesh' ile giderme yoluna gittiğini, yine ayetlerle ifade ediyor. Çelişki ve aykırılıkların Nesh yoluyla giderilmeye çalışlıdığı görülürken, ve tamda 'NESH' şurubunu hazmetmeye başlarken; Şu ayetlerle karşılaşan 'Asr-ı Saadet, Ehlibeyt ve Sahabe' aşığı ilim irfan yutmuş Müminimiz arpacık kumrusu gibi düşünmeye başlıyor: Ayetler: ''Benim katımda SÖZ değişmez..' (Kaf; 29)
''Tanrının sözlerinde değişme olmaz..'' (Kehf; 64 +Ahzab 62 +Fatır 43 +
Feth 23 + Enam 34 ve 115) -derken- ''Biz bir ayeti başka bir ayetin yerine değiştirdiğimiz zaman..'' (Nahl 100) - hatta- ''Herhangi bir aytei 'nesh' eder yada UNUTTURURSAK...'' (Bakara 106)..
Bu sürekli fikir değiştirmelerden kulu muhammed sıkılmış olacak ki
Ra'd suresi 39. ayetle son noktayı koyar ve konu 'ad acta' olur:''Tanrı dilediğini siler; dilediğine yer verir -(yazar;bozar). Ana Kitab (Levhi Mahfuz) onun yanındadır.
|