Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 22-08-2008, 09:06
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Dine artık ihtiyaç yok mu?

Dinlerin oluşum süreci ve insanlığın eşyaya anlam verme tarihi ile ilgili forumda çok konuşuldu. Bu şekilde Tanrı kavramının da nasıl çıkmış olduğu tartışıldı. Benim bu konudaki fikirlerim belli idi. Tanrı kavramı, insanlığın eşyaya anlam vermesinin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Bunu ilk anlamlandıranın da ilk peygamber olan kişi olduğunu düşündüğümü söyledim. Eğer durum bu ise eşyaya ilk anlam verebilen Âdem olmuştur.

Elbette bu konuyu bir Müslüman ile tartışsam kendime göre ayetten deliller de getirebilirim..Ben ruh vermenin can verme değil bilgilenme süreci olduğunu,ademe isimleri öğretti ile ifade edilenin ise insanın bilgilenme sonrası konuşabilmesi,anlaşabilmesi süreci olarak görüyorum.Kuran her oluşumu Tanrısallıkla ifade ettiği için bu arayışları insana rağmenmiş gibi göstermiştir.Oysa iyi araştırıldığında insan arayışının sonucu Tanrısallık kavramının da ortaya çıktığını söyledim.

Bu girişi insanlığın gittikçe zihinsel bir evrimden geçtiğini söylemek için yaptım. Asıl anlatmak istediğim, insanlığın ortaya çıkışından beri özellikle zihinsel olgunlaşamaya doğru gittiğidir. Bunun için insanlığın son birkaç bin yıla kadar yani yazının bulunmasına kadar bir bebeklik dönemi yaşadığını düşünüyorum. Bunun için bebeklik döneminde Tanrısal bir arayışı bırakın, Tanrının bilinmesinin bile mümkün olmadığını düşünüyorum. Nasıl bir insan bebeklik döneminde bir şey anlamıyorsa insanlık da anlamamış ve sorumluluk içinde yaşaması gerektiğine dair bir mesaja maruz bırakılmamıştır. Yani imtihan dahi edilmemiştir.

Ben âdem ile ifade edilen ilk peygamberin bebeklikten çocukluk dönemine geçişin ifade edildiğini düşünüyorum. Nasıl kişi bebeklikten çocukluğa geçişte konuşmaya başlıyor ve eşyaya anlam vermeye başlıyorsa insanlık da böyle olmuştur. Âdemden Hz. Muhammed’e kadar geçen ve tahminen 5000–6000 yıl sürdüğü düşünülen zaman sürecinde ise insanlığın 6–12 yaşlarındaki çocukluk dönemini yaşadıklarını düşünüyorum.

En azından bir kısım bilge, peygamber, filozof, tanrı-kralların hanedanını bir tarafa bırakırsak geri kalan ve belki insanların %95 ini oluşturan kişilerin günümüzdeki 6-12 yaşları arasındaki çocuklar statüsündedir. Bir çocuk eğitilmek, nasıl davranacağını bilmek için yetişkin olan anne ve babasına veya okula nasıl ihtiyaç duymuşsa aynen insanlık da neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmek için peygamberlerin eğitimine ve yol göstermelerine ihtiyaç duymuşlardır.

Buna bakarak dinlerin insanların çocuk döneminden kalan bir gerçeklik olduğunu insanlığa ergenlik döneminde kurallar bağlamında gerekmeyebileceğini düşünmek mümkündür. Çünkü eğer din devamlı yeni kurallarla beraber insanların hayatlarına müdahale etseydi peygamberlik görevinin 1400 yıl öncesi kesilmesi anlamsız olurdu. Peygamberlik görevinin 1400 yıl önce bitirildiğinin söylenmesi, insanlığın artık özel bir eğitimciye gereğinin olmadığını ve kendi aklı ve yetenekleriyle gerçekleri bulabileceğinin ifadesidir.


O halde Tanrının bir mesajı olarak bilinen bir kitapta insanların nasıl bir sosyal hayatı yaşayacaklarına dair kuralların bulunması son derece yerinde ve tanrısal varlığın bir özelliğidir. Ancak sorun olan bu yasa ve kuralların devamlı sabit olduklarını düşünmektir. Çünkü son din bile, kural ve kaidelerinin sadece formatını çizmiş gerisini insana bırakmışlardır. Fakat İslam dünyasında içtihadın yasaklaması sonrası gerileme dönemine girildiği için tüm kurallarının her zaman her yerde geçerli olacağı anlayışı ortaya çıktı.

Bu durum islamın da kurallarının tarihsel ve yerel olduğunu sonraki dönem insanları için bağlayıcı olmadığını, ancak hüküm çıkartırken kendilerine bu formların model ve örnek olabileceklerini göstermektedir. İslamın son din olması sosyal hayatı ve insan hayatı için getirmiş olduğu 1400 yıl önceki kurallarının evrensel olması değildir. İslamın evrensel olması demek, insanlığın artık 1400 yıl önce itibariyle evrensel kuralları meydana getirebilecek ve ortak akıl etrafında bir araya gelecek evrensel formlara sahip hale geldiği demektir.

Bu formları bulmak çok önemli..Bu formları bulduğumuz zaman evrensel olanların gerçekte hiçbir zaman insan hayatında değişmez olan gerçekler(sevgi,yardımlaşma,tanrıya karşı sorumluluk duygusu) olduğunu gerisinin tarihsel olduğunu göreceğiz.İslam’ın evrensel öğretileri aslında tüm insanlığın vicdanının razı olduğu öğreti ve uygulamalar demektir.Ama bugün islamın recim uygulaması,onun evrensel uygulamasına bir örnek olarak getirilmektedir.

İnsanlık elbette ilerlemeli ve elinden gelen her türlü yenliğe açık olmalıdır. Gerekirse kendi kurallarını oluşturmalı ve hayatının değişimine bağlı olarak kuralları da yenilemelidir. Ancak insanın ”Ben Tanrıya gerek görmüyorum. Her işimi ben yaparım. Bana ders vermesine ihtiyaç yok” tipinden söylemler geliştirmesi yanlıştır. Bu durum ergenlik yaşına kadar ebeveyn ve okulun denetiminde büyüyen bir delikanlının onları dışlaması gibidir.

Oysa insan hiçbir zaman sonsuz bir ilme ve güce sahip olmayabileceğine göre ve her zaman iyilik ve doğruluk insanların lehine olacağına göre kendi Tanrısına en azından teşekkür pozisyonunda olması gerekiyor. Bu Tanrı için değil, kendisi için bir gereksinimdir. Böyle olmadığı zaman toplumsal düzen bozulur. Tanrıyı hayatlarından çıkarmış insanlığın hali ortada… Her şeye rağmen bir vicdani sorumluluğa ihtiyaç duyuluyor. İnsanı hayvana benzetmek için çok uğraş verilmesine karşı başarı elde edilemiyor
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 29-08-2008, 10:07
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Din konusunda karıştırılan konular insanın değişmez özellikleri ile değişen özelliklerinin dikkate alınmamasıdır. Yine sosyal yapının da değişikliğinin de dikkate alınmamasıdır. Dinin en büyük alanı bireysel bazda vicdani ve ahlaki eğitimdir. Bunlar hiçbir zaman değişmez özelliklerdir. İnsanın doğuştan var olan özelliklerini hatırlatarak doğasının bozulmamasını ister. Ne var ki dinin evrenselliği denildiği zaman insani özellikler ve evrendeki oluşumla paralel gidişatlar anlaşılması gerekirken, devamlı sosyal hayat kuralları akla gelmiştir. Bu da insanların dinin gerçek özelliği ve hedef alanı karşısında insanların önyargılı hale gerilmelerine sebep olmuştur.

İnsanlığın değişmez özellikleri ile uyumlu olan dini yaşantıyı ve insanla çatışan kuralları birbirlerinden ayırt ettiğimizde neye ihtiyaç kalmadığını neye de ihtiyaç kaldığını görmemiz mümkün olacak. Yeter ki amacımız gerçeği bulmak olsun.
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 29-08-2008, 14:32
Xweser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Xweser Xweser isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Aug 2008
Bulunduğu yer: Hollanda
Mesajlar: 64
Standart

Insanlar dine degil, din insanlara muhtactir. Din'i insanlar icat etmislerdir ve kontrol etmektedirler.

Iyilik veya kotuluk kavramlari din ile sabitlesmemistir. Zaten varolan din adi altinda sunulmustur. Vicdan dinli dinsiz farki gozetmeden her insanda mevcuttur. Hatta dinsiz birinin vicdani daha genistir. Dinli birey, oncelikle en buyuk ayrimi yapmistir. Inanan-inanmayan. Islam dini de bu ayirimi yapmistir. Ve tarihte ki en buyuk katliamlar, savaslar din adi altinda cikmistir, cikiyor. Ancak amac herkesin bir dine mensup olup, kilise, havraya veya camiye gitmesi degildir. Kisileri din ile istedigi gibi sekillendirmektir esas amac. Yani kendi cikarlarina uygun dusurmektir.

Inanmayan birinden sakalli amcam nasil olurda ufuruk ufleyerek para kazanir ? Once o inanmayanin inanmasi lazim degil mi ama ..

Inanmak mi ustun yoksa bilmek mi ? Tabii ki bilmek. Biliyorsan ustunsun. Simdi Muhammed Allah ile konustu, gorustu bunu dogru kabul edelim. Ozaman Muhammed Allah'in varoldugunu gordugu icin, bunu biliyor. Bize anlatiyor ve biz gormedigimiz duymadigimiz algilamadigimiz icin buna sadece inaniyoruz..! Bu yuzden Muhammed'in cennete gitmesi bir torpildir, insan kayirmadir.

Gercek bildigindir, inandigin ise gercege adaydir. Dolayisiyle her inanan hakli olabilir. Hak din bir tanedir deyip, insanlari sanki Buda, insanlari katledin, savas acin emirleri yayiyormuscasina karalamayin.

Belki de Tanri soyle bir sinav yontemi secti.. Sinav; Akli tam olarak kullanmak. Aklini kullananin dinlere ihtiyaci kalmaz. Tanri ile din araci olmadan direkt muhatap olur. Sinavi gecemeyenler de Tanriya daha yakin olabilmek icin, Onun agzindan kelimeler turetip din uretmislerdir. Akli yani gercegi inkar etmislerdir. Sinavi kaybedenler belki bunlardir. Cogunluk herzaman dogru soyleyecek diye birsey yoktur degil mi ? Oyle olsaydi bukadar hiristiyan yanilabilir miydi ?

Dinlersiz, gavur-musluman ayirimi olmadan, sevgi ve saygi dolu bir dunya dilegi ile..

Marifet degilsede dünyaya gelmek, ne de güzeldir..
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 29-08-2008, 14:55
ozedonus
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Insanlar dine degil, din insanlara muhtactir. Din'i insanlar icat etmislerdir ve kontrol etmektedirler.

Iyilik veya kotuluk kavramlari din ile sabitlesmemistir. Zaten varolan din adi altinda sunulmustur. Vicdan dinli dinsiz farki gozetmeden her insanda mevcuttur. Hatta dinsiz birinin vicdani daha genistir. Dinli birey, oncelikle en buyuk ayrimi yapmistir. Inanan-inanmayan. Islam dini de bu ayirimi yapmistir. Ve tarihte ki en buyuk katliamlar, savaslar din adi altinda cikmistir, cikiyor. Ancak amac herkesin bir dine mensup olup, kilise, havraya veya camiye gitmesi degildir. Kisileri din ile istedigi gibi sekillendirmektir esas amac. Yani kendi cikarlarina uygun dusurmektir.

Sevgili xweser(daima)

Buraya kadar anlattıklarınıza baktığımda Türkçeye geçtikten sonra anlam daralmasına uğrayan bir "din"tanımıyla dini ele aldığınızı görüyorum.Din özel olarak daha çok tek tanrılı olan,içinde kutsama olan,tapma olan ve bazı ritüellerle oluşmuş bir gizem dünyası olarak biliniyorsa da aslında bu değildir.Din değerler üzerine kurulu olan bir yaşam biçimidir.Bu açıdan değerden bahsetmek aslında dinden bahsetmekir.Sevgiden,aşktan ve insanlıktan bahsetmek dinin alanına girmektir.O halde siz son cümle ile metafiziken arındırılmış bir dinin her zaman lazım olduğunu belirtmiş oluyorsunuz.Çünkü din sadece tek tanrılı veya Tanrılı bile demek değildir.



Inanmayan birinden sakalli amcam nasil olurda ufuruk ufleyerek para kazanir ? Once o inanmayanin inanmasi lazim degil mi ama ..
bu ve önceden geçmiş diğer mesajlarınıza baktığımda ise dinleri kullananların yaptıklarına bakarak dine gerek olmadığını sonucuna varmışsınız.Ben konunun siyasi olarak değil insanlığın tarihsel serüveni içerisinde ne görev gördüğünü ve günümüzde nasıl anlamlandırılabileceğini ifade etmek için yazmıştım. Bunlara karşı dinin ve kurallarının ve ilkelerinin ne görev gördüğünü sorgulamıştım.

Bahsettiğiniz şekilde de dine yaklaşılabilir. Ancak bu yaklaşımınızın kuru ve klasik bir ateist ifadeyi geçmeyen ve dinler tarihi ile çelişen bir yaklaşım olduğunu da hatırlatmak isterim. Ateizm tanrının yokluğu üzerinde olaylara yaklaştığı için bu tip tarihsel destekten yorumlara girmektedir.

Diğer taraftan din değerler dünyası inşa ettiğinden sömürü aracı olabilmektedir. Bu dinin kendisinden kaynaklanmaz. Mesela bugün Atatürkçülük de bir sömürü aracıdır. Buna bakarak Atatürkçülüğün zatı itibariyle bir sömürü görevini gördüğünü söylemek yanlış olduğu gibi tarihin bazı dönemlerinde de sömürü aracı olarak kullanılmış olması onun özünün sömürü aracı olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki peygamberlerin bu sömürü düzenlere başkaldıran insanlar olduğu, önce Tanrı krallara sonraları din üzerinden güç devşiren din adamlarına karşı çıktıkları bilinmektedir.

Din de çıkar çatışmalarının önüne geçmek, ahlaklı birey yetiştirmek için kurallar koyarak insanlığın özellikle manevi yönüne önemli bir katkı yapmıştır. Din, bilgisinin her şeye gücü yeten, her şeyi bilen her an oluşumu gerçekleştiren sonsuz bir kaynaktan geldiğini söylediği için din bilgilerine karşı itiraz etmek pek mümkün olmamıştır. Ancak bu itirazın olmaması beraberinde kendini yenilememek, dar kalıpların içinde kalmak şekliyle sonuçlanmıştır. Oysa din bilgisinin kaynağı böyle bir dogmatizmin içine düşmesini yasaklamıştır.





Inanmak mi ustun yoksa bilmek mi ? Tabii ki bilmek. Biliyorsan ustunsun. Simdi Muhammed Allah ile konustu, gorustu bunu dogru kabul edelim. Ozaman Muhammed Allah'in varoldugunu gordugu icin, bunu biliyor. Bize anlatiyor ve biz gormedigimiz duymadigimiz algilamadigimiz icin buna sadece inaniyoruz..! Bu yuzden Muhammed'in cennete gitmesi bir torpildir, insan kayirmadir.

Gercek bildigindir, inandigin ise gercege adaydir. Dolayisiyle her inanan hakli olabilir. Hak din bir tanedir deyip, insanlari sanki Buda, insanlari katledin, savas acin emirleri yayiyormuscasina karalamayin.
İnanmak ile iman etmek ayrı iki durumdur.Bunun için bu iki kavramın üstünlüğü konusuna girmek istemiyorum.Din bir kurum olmadığı için dinleri hakk ve batıl olarak ayırmak yanlıştır.Ancak din yozlaştığı zaman batıl bir hal alır ve özüne döndürülmesi için çalışılır.Ama sorgulamanız yerindedir.Fakat dinin kendisi herkes gücü nispetinde sorumludur diye bir kolaylık da getirmiştir.Böyle olunca herlesin cennete ve cehenneme girme şartları aynı olmamaktadır.


Belki de Tanri soyle bir sinav yontemi secti.. Sinav; Akli tam olarak kullanmak. Aklini kullananin dinlere ihtiyaci kalmaz. Tanri ile din araci olmadan direkt muhatap olur. Sinavi gecemeyenler de Tanriya daha yakin olabilmek icin, Onun agzindan kelimeler turetip din uretmislerdir. Akli yani gercegi inkar etmislerdir. Sinavi kaybedenler belki bunlardir. Cogunluk herzaman dogru soyleyecek diye birsey yoktur degil mi ? Oyle olsaydi bukadar hiristiyan yanilabilir miydi ?

Dinlersiz, gavur-musluman ayirimi olmadan, sevgi ve saygi dolu bir dunya dilegi ile..
Dünya gavur müslüman ayrımının bittiği bir hale gidiyor.Ama değerler dünyasına yine de ihtiyaç duyuyor.Demek dinin kendisi bizatihi gereklidir ama tüm şekil ve şartları m.7 yy gibi olması gerekmiyor.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 29-08-2008, 17:05
Xweser - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Xweser Xweser isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Aug 2008
Bulunduğu yer: Hollanda
Mesajlar: 64
Standart

Metafizik mi ultrafizik mi orasini bilemem. Ancak dinlere ihtiyac duyan birinin cok zayif oldugunu dusunuyorum.

Tanri eger bir din gondermek isteseydi, bunu da insanin metabolizmasina yerlestirirdi. Yurumeyi, konusmayi nasil yerlestirdi ise..

Amacim tartismak degil, fikrimi beyan etmekti. Turkcem icin ozur dilerim, Turk degilim.

Marifet degilsede dünyaya gelmek, ne de güzeldir..
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 31-08-2008, 00:52
Khomaniac Khomaniac isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2007
Mesajlar: 15
Standart

eskiden çok tanrılı dinler vardı. felsefi olarak saçmalık olduğu farkedildi, bütün güçlerin tek tanrıda toplanıldığı dinlere geçti insanlar. zaman geçti tek tanrının da saçma olduğu felsefi ve mantıki olarak yazıldı çizildi. Gelecekte insanlar dinlere gerek duymayacak. çok tanrılıdan tek tanrılıya, sonra da tanrısızlığa geçecek insanlar. ama bizim görmemiz çok zor. Bu kadar çok vurdumduymaz varken...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 31-08-2008, 07:57
-InVi- -InVi- isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Denetimdeki Üye
 
Üyelik tarihi: 28 Jun 2008
Bulunduğu yer: Gavuristan
Mesajlar: 1.359
-InVi- - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Degerli Forumdaslarim,
Din bir amac midir .....yoksa bir arac midir ?
veya söyle sorabiliriz.......
Arac olmasi gerken bir olgu amac olmustur olmamismidir ?
Kendim icin Din bir amac degildir, sadece "ona" gidilen yolda bir levha'dir, diger dini ibadetleri gibi önemli olan "yoldan sapmamak, sapip cikmamak". Dini bir amac olarak degerlendiren ve tatbik eden insanlar, gruplar yok mu iste esas tehlike bunlar, cünkü meger amac ise o zaman bu amaci en iyi "aciklamasi"( aslinda yorum yapip fikir beyan etmek ) yaptigini bir cok cesitli insan ortaya cikabiliyor. Halbuki bagisibol olan ta ilk günden beri ona ulasmak icin yola cikanlara ögüdü ortada durmakta ve güncelligini korumakta.....


Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah'a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. En'am Suresi 159


Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 31-08-2008, 08:23
Colorama Colorama isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Aug 2008
Bulunduğu yer: Adana
Mesajlar: 5
Standart

Ben, "ben inanmasaydım ahlaksız" olurdum diyen bir sürü insan tanıyorum. Bence artık dine ihtiyaç yok bugünkü toplum düzeni dinler tarafından kurulmuş. Biz herkesin ateist olduğu bir dünyada doğmuş olsaydık bu genetik bencillikle ilerleyemezdik diye düşünüyorum. Dinler oluşturduğu göreceli eşitlikci ahlak kurallarıyla toplumsal düzeni sağlamıştır ancak bir yandan da islam gibi dinlerle toplumu yerinde saydırmıştır. Bugün Afganistan'ın hali Muhammed'in zamanının Arabistanı gibidir. Dinin amacı ilerlemek değil aynı kurallar bütününü korumaktır. Herkes tek bir dine inanmış olsaydı gerçekten savaşlar belirgin derecede azalacak din kendi statükosunu muhafaza edecek ancak ilerlemeyi de durduracaktı.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 31-08-2008, 08:25
Colorama Colorama isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 31 Aug 2008
Bulunduğu yer: Adana
Mesajlar: 5
Standart

Dinlerin başarılarındaki sırlar bunlar olabilir mi ?

İnsan psikolojisini temel alarak sosyal adalet kavramlarını göndermeler
yaparak çevresindeki bulunduğu insanların kültürlerine hitap ederek onların
değiştirebileceği şekilde değişiklikler yaptırmak ancak değiştiremeyeceği
kökleşmiş kültürel öğeleri doğru olarak kabul etmek.

İnsanın 3 temel duygusunu kullanmak.

1. Ebedi yaşam arzusu.
2. Bilinmeyene duyulan korku.
3. Elde edilmemiş adalet özlemi.

Teknik :

1. Daha önce ki hikayelerden alıntılar yapmak böylelikle bu hikayelere
inanan kişileri de kendi yoluna çekmek.

2. Kendinden önceki dinleri kabul etmek ancak kendinden sonrakilerin hepsini
yalanlamak. Böylelikle inananlar sürekli en son kitabın kendisinki olduğunu
düşüneceği için diğer kitapları yalanlayacaktır.

3. Kitabı yaygınlaştırmak için "cennet" gibi vaadlerde bulunmak böylelikle
kitaba bir kere inanan insan çevresindekileri de inandırmak için elinden
geleni yapacıktır ve zaman için tüm dünyayı kitabın bağımlısı yapacaktır.

4. Bir grup insanla birlikte yapılır, diğer arkadaşları sürekli kendisine
inanmış gibi davranmaya başlar böylelikle çevreye yayılır, inancın kıvılcım
göstermesi için nitekim başlangıcında bir grup tarafından kabul edilir
olması gerek. İşin kaymağını ilk inanlar yapar çünkü zaten bu bir grup
çalışmasıdır, efendi ölünce ona yardımcı olan arkadaşları kitabın kaymağını
yemeye başlar.

5. Kitabın başarıya ulaşması için ebediyetten bahsetmek, herkes inanmadığı
zaman ahiretin geleceğini söyler çünkü bir hikayenin başarılı olabilmesi
için o hikayeye herkesin inanması gerekir. Herkesin inanmadığı bir kitap da
amacına ulaşamaz böylelikle kitabın büyüsüyle hipnotize olmuş insanlar
şaşırlar doğal benciliyetlerine geri dönerler ve bireysel menfaatleri için
savaşmaya başlarlar.

6. Başarının temel koşulu çevrede ki insanlardır, ilk önce çevresi
tarafından hipnotize edilir daha kitabı okumadan doğru olduğuna inandırılır
aklı erdiğindeyse kitabı okur ancak doğru olduğuna inandığı bir kitabı
okuduğu için zaten içinde hata arayamaz da bulamaz da çünkü zaten kitabı
okumadan kitabın bir parçası olarak yetiştirilmiştir...

7. Kitabı gerçekten anlayan kişiler onun hipnotize kitabı olduğunu zaten
anlar ve kendi menfaatlerine kullanmaya başlar ve kitabı tüm dünyaya yayıp
kaymağını yemek iser.

8. Sahte mucizeler göstermek.


Gerçeği otorite kabul etmek yerine, otoriteyi gerçek kabul edenler için zor
olsa gerek...


Siz ne dersiniz eksiklikler ve ya fazlalıklar var mı ?

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 31-08-2008, 09:14
Fuzûlî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Fuzûlî Fuzûlî isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jul 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 35
Standart

Colorama´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Ben, "ben inanmasaydım ahlaksız" olurdum diyen bir sürü insan tanıyorum. Bence artık dine ihtiyaç yok bugünkü toplum düzeni dinler tarafından kurulmuş. Biz herkesin ateist olduğu bir dünyada doğmuş olsaydık bu genetik bencillikle ilerleyemezdik diye düşünüyorum. Dinler oluşturduğu göreceli eşitlikci ahlak kurallarıyla toplumsal düzeni sağlamıştır ancak bir yandan da islam gibi dinlerle toplumu yerinde saydırmıştır. Bugün Afganistan'ın hali Muhammed'in zamanının Arabistanı gibidir. Dinin amacı ilerlemek değil aynı kurallar bütününü korumaktır. Herkes tek bir dine inanmış olsaydı gerçekten savaşlar belirgin derecede azalacak din kendi statükosunu muhafaza edecek ancak ilerlemeyi de durduracaktı.
İnanmadığında ahlaksız olacağını düşünen insan ya inanmıyordur ya da zaten ahlaksızdır.
Bu tür insanlar umumiyetle ateistlere "Yahu madem inanmıyorsunuz, niye hırsızlık yapmıyor, znia etmiyor adam öldürmüyorsunuz" türünden -ince bir zekanın ürünü olduğu her halinden belli olan- sorular sorarlar.

Ahlaklı olmak için bir isime-kimliğe ihtiyaç duyan insan emekliyordur.
Ahlaklı olmak zaten din sahibi olmak demektir; zira dinin başka bir manası yoktur.
Din, belli kurallar etrafında ortak bir yaşam oluşturabilmeyi sağlar.

Mesela Alevilikte din, edeptir; güzel ahlaktır.
Gerisi Teferruattır. .
Din, temel umdeleri belirler, gerisini zamana havale eder.
Temiz olmak gibi bir kriter koyar, gerisiyle ilgilenmez.
Hee, dönemindeki şartları göz önünde bulundurarak temizliği şöyle yapın böyle yapın diyebilir, ancak bunu ilahi bir emir olarak telakki edip onu değiştirmeyi reddetmek aklın hilafınadır ve garip insanların işidir.
İşte dinler böyle yozlaştırılmıştır.

MEsela hala alafranga tuvaletleri kullanmayı reddeden ilginç insanlar var.
Halbuki Alafranga tuvalet hem çok daha temiz, sağlıklı hem de daha konforludur.
Ancak dizlerini kırarak hacetini gidermeyi Allah'ın emri sayan bazı hayret verici arkadaşlar bunu reddederler.

Kabeyse Maksudun Rahman Sendedir!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:37 .