Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 02-10-2008, 01:41
sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinner sinner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
sinner - MSN üzeri Mesaj gönder
Exclamation Muhammed Davasından Vaz mı Geçti ?

İslam tarihine ait aşağıdaki iki olayda peygamberin tavrına dikkat çekmek istiyorum.


1-Güneşi Sağ Elime, Ayı da Sol Elime Verseler Davamdan Vazgeçmem

Bir gün Utbe, Şeybe ve Ebu Cehl, Ebu Talib'e; "Sen bizim büyüğümüzsün. Biz, sana daima saygı gösterir, hürmet ederiz. Şimdi, kardeşin oğlu, yeni bir din kurdu. Putlarımıza söğüp bizi kafirlikle itham ediyor. Kendisine nasihat et. Bu işten vazgeçir. Şayet vazgeçmezse, O'nun hakkından nasıl gelineceğini biz biliriz..." dediler.
Ebu Talib, onları yatıştırarak geri gönderdi ve durumu Peygamberimiz üzülmesin diye, O'ndan sakladı. Müşrikler, bir müddet sonra tekrar toplanıp, Ebu Talib'e yine geldiler, onları oyalamaya çalıştı. Fakat inadlarında ısrar ettiler.
Ebu Talib, çok sevdiği yeğeninin kırılmasını istemediği gibi, kavmiyle aralarında herhangi bir düşmanlık çıkmasını da arzu etmiyordu. Peygamberimize gelip;
- Ey Muhammed! Bütün kavim sana düşmanlıkta birleştiler ve bana şikayete geldiler. Akraba arasında düşmanlık, iyi değildir. Onlar kendilerine kafir dememeni ve bozuk yolda olduklarını söylemeyip, kötülememeni isterler, dedi.
Bunun üzerine Efendimiz;
- Ey amca! Şunu bil ki, güneşi sağ elime, ayı da sol elime verseler ben asla bu dinden ve onu insanlara tebliğ etmekten, bildirmekten vazgeçmem. Ya, Allahü teâlâ bu dini bütün cihana yayar, vazifem biter; veya bu yolda canımı feda ederim, buyurdu ve ayağa kalktı.
Mübarek gözleri yaş ile dolmuştu. Resulullah efendimizin üzüldüğünü gören Ebu Talib, söylediklerine pişman oldu ve O'nun boynuna sarılarak;
- Ey kardeşimin oğlu! Yoluna devam et, istediğini yap. Ben hayatta oldukça seni himaye edip, koruyacağım, bundan endişen olmasın! dedi.

2-Hudeybiye Antlaşması
Hicretin 6. senesi, Zilkâde ayı. (Milâdî 628 )Rıdvan bîatı, Kureyşlileri fazlasıyla korkutmuştu. Peygamberimizin üzerlerine yürüyeceği endişesine kapılarak, alelacele sulh teklifinde bulunmak gayesiyle bir heyet gönderdiler. Heyette şu isimler vardı: Süheyl bin Amr (başkan), Huveytip bin Abdü’l-Uzzâ ve Mikrez bin Hafs.
Kureyş müşrikleri üç kişilik bu heyete şu direktifi vermişlerdi:
“Gidin, Muhammed’le sulh anlaşmasında bulunun. Fakat buradan dönüp gitmek şartıyla. Eğer bu şartı kabul etmezse anlaşmaya yanaşmayın.”
Peygamber Efendimiz (a.s.m.), Süheyl’in gelişini, isminin “kolaylık” mânâsını ifade etmesinden dolayı hayra yorarak, Sahabîlerine, “Artık, işiniz bir derece kolaylaştı! Kureyşliler, sulh yapmak istedikleri zaman hep bu adamı gönderirler” buyurdu.
Sulh Heyeti Peygamberimizin Huzurunda
Kureyş elçisi Süheyl bin Amr, Resûlullahın huzuruna vardı. Önünde iki dizinin üzerinde diz çöktü. Peygamber Efendimiz ise bağdaş kurmuştu. Müslümanlar da çevresinde oturmuşlardı.
Süheyl bin Amr uzun uzadıya konuştu. Sonra Peygamber Efendimize sulh teklifinde bulundu. Peygamber Efendimiz sulh tekliflerini kabul etti. Bundan sonra sulh şartlarının müzakeresi yapıldı. Onlarda da anlaşmaya varıldı. Sıra anlaşma şartlarının yazılmasına gelmişti. Hz. Ali musalâhanın şartlarını yazmak üzere kâtip tayin edildi.
Peygamberimiz, Hz. Ali’ye, “Yaz!” dedi. “Bismillahirrahmanirrahim.”
Süheyl bin Amr, buna itiraz etti. “Biz, Bismillahirrahrrıanirrahim’i bilmiyoruz. Sen böyle yazma!” dedi.
Resûl-i Ekrem, “Öyle ise nasıl yazalım?” diye sordu.
Süheyl, “Bismike Allahümme, yaz” dedi.
Kureyşliler, eskiden beri “Bismillahirrahmanirrahim” yerine “Bismike Allahümme’yi” kullanırlardı.**
Peygamber Efendimiz, “Bismike Allahümme de güzeldir” buyurduktan sonra Hz. Ali’ye, “Haydi yaz: Bismike Allahümme” diye emretti.
Hz. Ali de aynı şekilde yazdı.
Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Hz. Ali’ye şöyle yazmasını emretti:
“Bu, Muhammed Resûlullahın, Süheyl bin Amr’la üzerinde anlaşmaya varıp sulh oldukları, icabının taraflarca yerine getirilmesi kararlaştırılıp imzaladığı maddelerdir.”
Kureyş heyeti başkanı Süheyl yine itiraz etti, “Vallahi, biz senin gerçekten Allah’ın Resûlü olduğunu kabul edip tanımış olsaydık. Beytullahı ziyaretine mani olmaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık” dedi.
Peygamber Efendimiz, “Peki nasıl yazalım?” buyurdu.
Süheyl, “Muhammed bin Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz” dedi.
Peygamber Efendimiz, “Bu da güzeldir” buyurduktan sonra, Hz. Ali’ye, “Yâ Ali, sil onu. Sil de Muhammed bin Abdullah yaz” diye emretti.
Hz. Ali, “Hayır! Vallahi, ben Resûlullah sıfatını hiçbir zaman silemem” diye yemin etti.
Bu arada Müslümanlar da, Hz. Fahr-i Âleme karşı besledikleri muhabbet ve hürmetlerinin eseri olarak, “Biz, Resûlullah Muhammed’den başkasını yazdırmayız. Ne diye dinimiz uğrunda bu eksikliği, bu hakareti kabul ediyoruz?” diye yüksek sesle konuşmaya başladılar.
Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Müslümanlara seslerini kısmalarını ve susmalarını mübârek elleriyle işâret buyurdu. Birden sustular. Bundan sonra Peygamber Efendimiz Hz. Ali’ye, “Bana o sıfatın geçtiği yeri göster” dedi.
Hz. Ali, “Resûlullah” kelimesinin geçtiği yeri gösterdi. Resûl-i Ekrem Efendimiz de onu eliyle sildi. Yerine ise “İbni Abdullah (Abdullah’ın oğlu)” kelimelerini yazdırdı.

Birinci olayda Muhammed peygamberlik iddiasından asla vazgeçmeyeceğini ilan ederken İkinci olayda rahatlıkla bu iddiasından vazgeçebilmiştir. Onun bu konudaki rahatlığı kendisine inananları şaşkınlığa uğratmıştır.

İlk olay Mekke dönemine aitken İkinci olay Medine dönemine aittir. ve peygamberin artık siyasi hedefleri vardır.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 02-10-2008, 01:49
niveru niveru isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 781
Standart

siyaset eldeki imkan ve olanaklarin en iyi sekilde kullanim sanatidir. muhammedin yaptigida budur , amcasinin psikolojisini iyi cozmus ve kullanabilecegi kadar kullanmistir, sulh anlasmasi sirasinda ise bu taktik pek gecerli olmazdi sanirim !! yani siyaset dostdum siyaset
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 02-10-2008, 14:18
Onursal Bedirhan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

"Güneşi Sağ Elime, Ayı da Sol Elime Verseler Davamdan Vazgeçmem"

bu hadisin bir kaynağı varmı çünkü bir çok yerde geçiyor ama kaynak yok. Delinin biri kuyuya bir taş atmış kırk kişi yine çıkaramamışmı yoksa.

Ey amca! Eğer sağ elime güneşi, sol elime de ayı koysalar 'vallahi ben bu davadan yine vazgeçmem

yine bir çok kaynakta bu söz "muhammedi islamiyeti yaymaktan vageçirmek için, karı/karılar verme teklifiyle gelen müşrikleri" anlatmaktadır.

Konu Onursal Bedirhan tarafından (02-10-2008 Saat 14:25 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 02-10-2008, 14:35
Onursal Bedirhan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Verdiğin içinci maddede ise yazı yazmak için kalem var, kağıt var hatta yazıları silmek için tabir edilen silgi bile varmış. Ama nedense taşların, otların üzerinde yazılı olan Kuran ayetleri 150 yıl sonra birleştirilip kitap halini alıyor.

Verdiğiniz hikaye kuranın kitap haline gelmesi hikayesine terstir. Acaba hangisi doğrudur ?
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 02-10-2008, 15:47
niveru niveru isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Sep 2008
Mesajlar: 781
Standart

zaten , sozu edilen antlasmanin orjinal belgesi yoktur , hadisenin kaynagi hadislere dayanir , yani yeni kuranci isen boyle bir antlasmanin olmadigini bile soyleyebilirsin!))
ama tarih disiplini boyle calismaz ,

Kuran degisik meteryaller uzerine yazilmistir, bundan o devirde kagidin yada papirusun olmadigi manasini cikarmak zor olsa bile yine de yapilabilir.

yusuf33 un yazisinda silgi diye bir kelime gecmiyor , bir daha okursan muhammedin sifanini yazan kelimenin ustu eli iler siliyor , kurumamsi murekkepde dene , silindigini goreceksin

edit nedeni: elaleme veriyoruz salkimi biz yiyoruz salkimi !! tam okumadan bende kalem ile ustunu cizdi sanmistim meger eli ile silmis !)
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 02-10-2008, 18:47
sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinner sinner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
sinner - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Güneşi Sağ Elime, Ayı da Sol Elime Verseler Davamdan Vazgeçmem
Kaynak: Hayatüs Sahabe 1. Cilt sayfa 257-258, Bidaye III, 42, Heysemi VI/14

Hudeybiye Antlaşması geniş Kaynak:
http://efendim.wordpress.com/2006/10...ye-antlasmasi/

O ki, yeryüzünde ne varsa hepsini sizin için yarattı . Sonra göğe yöneldi, onları yedi gök olarak düzenledi. O, her şeyi bilir. Bakara-29

Şimdi yemin ederim o sinenlere,
O akıp akıp yuvasına gidenlere... Tekvir 15-16


Dünya döndüğü için gündüzün görünmeyen güneşi ve gece görünmeyen ayı yuvasına giren canlılar gibi niteleyen,
Önce yerin sonra Göğün yaratıldığını savunan bir anlayışın güneşi ve ayı insan avucuna sığdırması zor olmasa gerek.

Konu sinner tarafından (02-10-2008 Saat 19:01 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 14-10-2008, 16:36
sinner - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
sinner sinner isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Sep 2008
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.493
sinner - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

İddiamı tekrarlıyorum:
Muhammed Hudeybiye antlaşmasında peygamberlik davasından vazgeçmiş,
Tarihi bir antlaşmada ben Allah'ın resulü Muhammedim diyememiştir.

diyorlarki antlaşma zamanı bu duruma karşı çıkan sahabeler bile sonra pişman olup peygamberden özür dilediler. Çünkü antlaşma aslında bir siyasi bir zafermiş vs vs.

Ne zaman peygamber siyaseti dinden öne aldı ?
Bu durum takıyyeye bir örnek midir ?

Konu sinner tarafından (14-10-2008 Saat 17:53 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 29-08-2010, 04:24
Nova - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Nova Nova isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 05 Feb 2010
Bulunduğu yer: -.. ..- -. -.-- .-
Mesajlar: 2.391
Standart

Güncelleme

İddia ediyorum ki ikimiz de "Tanrıtanımaz" larız. Sadece benim inandığım tanrı sayısı seninkinden bir eksik. Diğer olası tanrıları neden reddettiğini anladığın zaman, benim de seninkini neden reddetiğimi anlayacaksın.

Zihin paraşüt gibidir, sadece "açıkken" çalışır.

Benim manevi mirasın akıl ve bilimdir. Atatürk.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 01-02-2017, 10:23
Engse Hohol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Engse Hohol Engse Hohol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
Standart


İslam doktrininde Muhammed, müslümanlara deve sidiği önermeden 1,000 yıl önce Mayalar çikolata yiyordu. Meksika'da 2,500 yıllık çikolata bulundu. Arkeologlar, Meksika'nın Yucatan yarımadasında, mayalardan kalma bir tabakta 2,500 yıllık çikolata kalıntısı buldu. Çikolatayı içecek olarak kullandıkları bilinen Mayaların, çikolatayı katı yiyeceklerde de sos olarak kullandıkları anlaşılıyor.

islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:35 .