Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 10-10-2008, 02:13
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart Ahlâkın dine özgülenmesi safsatası

Dindarlar arasında dinsiz denince akla ilk gelen şeyin -o kişinin aynı zamanda ahlaksız da olduğu- gibi bir gerçek dışı bir sav olduğuna şahit oluyoruz..Peki bu doğru mudur?Dinsizler ahlaksız ve değer yargıları olmayan, ateistlerse bu değerleri tamamen kırılmış,sapkın ve her türlü kötülüğü yapmaya hazır ve nazır pusuda bekleyen kişilermidirler?

Oysa ki dindarlardan bilhassa müslümanların inançlar konusunda ne kadar da hoşgörü sahibi oldukları dilden dile dolaşarak bu günlere gelmiş olsa da sadece ve sadece bir rivayetten ibaret olduğu gerçeği gün gibi aşikardır..Din de zorlama yoktur..senin dinin sana benim dinim bana...Sen onların başına bekçi değilsin..Kul ile Allah arasına kimse giremez ..v.s. gibi ayetleri hiç kaile almayan müslümanlar herkesi topyekün müslüman yapmaya uğraşmakta olup cennetteki yerlerini garanti atına almaya çalışmaktadırlar ki;Kuran'da bu konuyla alakalı tek bir ayet bile yoktur.."Tüm insanlığı müslüman yapın cennette yerleriniz hazırdır "gibi bir ayeti kerime henüz hasıl olmamasına rağmen,müslümanlarımız sanki böyle bir şey varmışçasına ısrarlarını sürdürmektedirler..

Dindarlar ahlaklı,dinsiz imansızlar ahlaksızdır önermesi yanlıştır..Çünkü etik akıldan ayrılamaz ve ahlaksal davranış,akla dayanarak değer yargıları verebilme yetisine bağlıdır.İyi ile kötüyü ayırabilmak ve bu karara göre davranabilmek demektir.İster tek tanrılı dinlerde, ister deizmde ve ateizmde- ahlak -herhangi bir inanca bağlı olan kurumların ve nesnelerin, bir birey olan insandan daha üstün olmadığı ilkesine dayanır..Nasıl olur da hem ahlak hem vicdan insanı otomatikleştiren ve Tanrının hizmetine sokan bir yaşamın önemli bir parçası olarak kalabilir..Yaşamı yönlendiren ilke topluma uyma ilkesi olunca vicdan nasıl olur da gelişebilir?Çünkü vicdan yapısı gereği uyuma gelemez;herkes evet derken o hayır diyebilmelidir.Kişi topluma ne denli uyuyorsa vicdanının sesini daha az duyar ve o ölçüde kulak verir..

Çarşıda pazarda alınıp satılan nesnelere gelince burada tamamen yalancı bir ahlaksal kural geçerldirki bu ticari dürüstlük ilkesidir..Önemli olan ,bu nesnelerin dürüst bir fiatla alınıp satılmasıdır;Alış verişin ahlaksal ilkesi,iyilik yada kötülük değil,dürüstlüktür..Dürüstlük tabii ki belli başlı bir ahlaksal davranışı da beraberinde getirir...Yalan söylemez,kandırmaz,zorlamazsınız,elbette dürüstlük kuralına uyuyorsanız.Oysa komşunuzu sevmeniz,yaşamınızı manevi güçlerinizi geliştirmeye adamanız,ibadet etmeniz ,namaz kılıp oruç tutmanız,Tanrıya inanmanız sizlerin dürüst ve ahlaklı bir yaşam süreceğinizin garantisi değildir..

Çoğu müslüman ülkelerde görüldüğü üzere ahlak vicdan ve dürüstlük ilkelerinin uygulanamayışının sebebi ,tüm bu insani yetilerin dinle ve imanla bir alakasının olmamasındandır..

Konu frodo tarafından (11-10-2008 Saat 19:04 ) değiştirilmiştir. Sebep: yazım hatası
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 10-10-2008, 11:52
breymin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
breymin breymin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
Standart

Sayin preach,Arap dindarlari pek tanimam ama bizim dindarlar icin dürüstlüyün hicbir önemi yokdur,Bizin dindarlarin deyer verdiyi seyler,namaz ,oruc,türban ve sakaldir bu dördü varsa güzel insansiniz,bunun icin bizim dindarlari cok kolay yoluyorlar,ne diyeyim,Allahlari Akil versin,güzel bir konu.saygilar

Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 10-10-2008, 17:50
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Dinle ahlak arasında bağ kurmadım şimdiye dek kendi adıma, fakat buna benzer tartışmalar oldu ve tanrı ile ahlak arasında direkt bağlantı kurdum. Tanrı yoksa her şey mübahtır. Her şeyin mübah olduğu bir durum da ahlakın olmadığı bir durumdur.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 10-10-2008, 23:48
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart

Sn.Kandahar,Üzerinde ayrıntılı olarak düşünülmeksizin,mantıksızca ortaya atılan bu tezin,insani gerçekliklerle bir alakası yoktur..Tanrı korkusunun ahlaksızlığı önleyeceği fikrindesiniz..Allahtan korktuğu için iyi olmaya çalışan bir insan ??..Hiç insani ve inandırıcı değil.Bir dolu sapkın müslüman tanıyorum ve bir dolu da tertemiz,ahlaklı ateist..Vicdan ve ahlak konusu tanrı korkusundan bağımsız hareket ediyor görüldüğü üzere..Vicdan bağımsızdır ve Tanrı korkusuyla --zorlama yapılarak --harekete geçirilemez.Dayandığı yargının doğruluğundan emin olmak zorundadır..Vicdan insan kendisini bir nesne,bir mal olarak değil de bir insan olarak algıladığı sürece vardır ancak...Ve ahlakla direkt bir bağlantı içerisindedir..
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 11-10-2008, 03:09
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Tanrı korkusundan değil tanrı düşüncesinden bahsediyorum. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Tanrı yoksa vicdan saçmalıktan ibarettir. İyi Ateist dediğiniz insanların da mutlak Ateist olmadığını ve inanan bir toplumun değer yargılarıyla yetiştiğini unutmayın.
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 11-10-2008, 03:20
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart

kandahar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Tanrı korkusundan değil tanrı düşüncesinden bahsediyorum. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Tanrı yoksa vicdan saçmalıktan ibarettir. İyi Ateist dediğiniz insanların da mutlak Ateist olmadığını ve inanan bir toplumun değer yargılarıyla yetiştiğini unutmayın.
Yanlış...Tamamen duygusal içerikli bir çıkarsama.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 11-10-2008, 03:23
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

O halde rasyonalize ederek açıklayın. Yanlış diyorsanız doğrusunu söyleyin.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 11-10-2008, 16:55
placebo - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
placebo placebo isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Dec 2007
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1.924
Standart

kandahar´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
O halde rasyonalize ederek açıklayın. Yanlış diyorsanız doğrusunu söyleyin.

Yukarıda yazdım ya.Siz en iyisi bir daha okuyun.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 11-10-2008, 17:11
kandahar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart

Yukarıdaki yazıda soruma cevap göremedim. "Dine inananlar ahlaklı dinsizler ahlaksız olur diye bir şey yoktur" demişsiniz aksini iddia eden oldu mu?

Fakat ben gerçek bir Ateist'in ahlak ve vicdan sahibi olması için bir neden olmadığını söylüyorum. "Ahlaklı" bir Ateist zaten başta kendi inançsızlığıyla çelişmektedir. Sahip olduğu vicdan ve ahlakı ise içinde yetiştiği topluma borçludur ve o toplum da dini değer ve geleneklere dayanmaktadır. Kısacası tanrı yoksa ahlak da yoktur vicdan da, ayrıca bunlar tamamen de gereksizdir. Eğer hiç bir sorumluluk ve varlığın nedeni yoksa niçin ahlak ve vicdan gibi imgeler yaratıp bunlarla kendimi sınırlayayım?
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 11-10-2008, 17:35
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart

Günümüzde spekülatif düşünce, görüş alanını herhangi bir başka dönemdekinden daha kesinlikle sınırlandırılmış bulunuyor. Bilimde yaşamın yorumu için başka bir araca sahibiz artık ve hangi koşul altında olursa olsun spekülatif düşüncenin bilimin bölgelerine el uzatmasına izin verilemez. Öyleyse bugün spekülatif düşüncenin nerelere kadar el uzatmasına izin veriliyor ?

Onun ana ilgisi insandır; onun dogası, sorunlarıi degerleri ve yazgısı. Çünkü insankendisi için bilimsel bir nesne olmayı başaramaz. Onun kaotik yaşantının ve çatışan olguların üzerine çıkamayışı, kendi acil sorunlarını aydınlatabilecek fizikötesi bir varsayım aramaya götürüyor. Kendi kendisi için insan bugün bile en inatçı biçimde spekülasyon yapıyor.

Kendi sınıf ilişkileri gerçegine kör, içinde yaşadıgı kaostan ve çelişkili olaylardan şaşkına dönmüş olan insan, bilinmez için o kadar gizi çözümüş olan ve insaı insan yapmış olan bilimde degil, bu kaostan nasılsa bir düzen çıkaracagını umdugu bir fizik ötesi varsayımda çözüm arıyor.

Bu varsayım tanrıdır. Kendisini bir bilim nesnesi olarak algılayamayan bir beynin insani toplumsal ilişkilerden başka bir şey olmayan ahlak kavramını tanrısallıkta arıyor. Adam öldürmemek için, hırsızlık yapmamak için bu tür deger yargılarını kabul etmek için bir fizik ötesi varlıga ihtiyaç yoktur. İnsanın insan olabilmesi ve kendisini bir bilimsel nesne olarak algılayabilmesi her şey için yeterlidir.

Ancak hayvan sürüleri güdülürler, iradeden yoksun olanlara yaptırım uygulanır. Dogayı ve insanı kavrayabilen beyin zaten hurafeleri kovarak gerçek ilişkileri bulabilecektir. Ama düşünemeyen, algılayamayan, köleleştirilmiş bir beyin için ise suni korkular yaratmak güdülenmenin tek yoludur.

Toplumsal ve sınıfsal ilişkilerin dışında vaaz edilmiş bir ahlak yoktur. Her çagın ve her sınıfın ahlakı farklıdır. Hakim olan sınıfın ahlakı ise geçerli ahlak olarak adlandırılır. Muhammedin yaşadıgı devirde küçük bir kızla evlenmek son derece dogal ve ahlaki idi. Çok eşlilik e son derece dogal ve ahlaki idi. Günümüzde ise bu tarz ilişkide bulunanlara iyi gözle bakmıyorlar. Çocukla ilişki kurmanın bir hastalık, sapıklık oldugu tartışılmıyor. Çok eşlilige ise ancak onu gerektiren ekonomilerde ya da ekonomik kalıntılarda görebiliyoruz.

İstanbulda 4 eşli erkege nadiren rastlarsınız. Ya feodak yöreden göçmüştür, ya da dinin nimetlerinden yraralanmak isteyen bir varsıldır ama büyük şehir ekonomisi yani kapitalizm bu tarz ahlakı barındırmaz, varsa da yöresel kalıntılar olarak nadiren görülür. Ama feodal kalıntıların ve ekonominin hala var oldugu dogu illerine gitiginizde özellikle kırsal yörelerde 4 eşliligin son derece yaygın oldugunu görebilirsiniz. eElbette ekonomik güçle birlikte gider bu.

Gen İslami toplumların en gerilerinde bunu çok yogun olarak gözlemlersiniz. Kapitalistleşikçe yok oldugunu da izlemek mümkündür.

Tanrı bir varsayımdır, bir inaçtır. Şu veya bu tarz bir ahlaka inanan kişi insan oldugunu hissettiginde şu veya bu davranışım ahlaki olup olmadıgını degerlendirebilir, gözlemleyebilir, bilebilir. Fark da burada yatmaktadır.

saygılarımla

Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...

Nazım Hikmet

www.dilaverkom.blogcu.com
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:39 .