İnsanın Kirlenmesi - Erdal Atabek
yazılarını büyük bir hevesle okuduğum sayın Erdal Atabek'in bir yazısını sizlerle paylaşmak isterim. günümüz sorunlarıyla ilgili ortaya koyduğu analizlerinden bir nitelikli yazı.
İNSANIN KĐRLENMESĐ...
Çevre Kirliliğini artık tanımaya basladık. Radyoaktif atıkların, kimyasal atıkların, endüstri ürünü atıklarının çevreyi nasıl kirlettiğini biliyoruz. Ozon tabakasının inceldiğini, delindiğini kaygıyla öğreniyoruz. Toplantılar yapıyoruz, konusuyoruz, yazıyoruz, önlem almaya çalısıyoruz. Ama Çevre Kirliliği sadece doğanın kirlenmesi değil ki... Đnsanın kirlenmesi çağımızın en büyük sorunlarının basında geliyor ve biz farkında bile değiliz.Evet, insan kirleniyor. Đnsanın duyguları kirleniyor, düsünceleri kirleniyor, umutları kirleniyor, sevinçleri kirleniyor..., Ama insan insana duyarsız. Đnsan insana ilgisiz. Đnsan insana kayıtsız. Oysa insanı görmemiz zorunlu, insana bakmamız zorunlu, insanı korumamız zorunlu. Çevrenin insanı nasıl kirlettiğini görmemiz zorunlu.
İnsan kirleniyor ve yasama sevinci duyamıyor. İnsan insana güvenemiyor. İnsan geleceğe güvenemiyor. İnsan umut duyamıyor. İnsan mutluluğu bulamıyor. Đnsan insanı sevemiyor. Dünyayı saran asıl kirlilik budur. Yasama sevincimiz çıkarcılıkla kirletiliyor. Dünya, herkesin kendi çıkarının pesinde kostuğu bir yasama kavgasıyla kirletiliyor. Herkesin kendi çıkarını düsündüğünü gören insana da kendi çıkarını düsünmekten baska bir yol kalmıyor. Sürekli olarak kendini korumak zorunda kalan insanın yasama sevinci gölgeleniyor,
azalıyor, yok oluyor. Çıkarcılık insana kendinden baskasını düsünmemeyi öğretiyor, kendinden baskasını sevmemeyi öğretiyor, bencilliği öğretiyor, paylasmamayı öğretiyor.Düsüncelerimiz sartlandırmalarla, baskılarla kirletiliyor. Yasama kavgasına düsürülmüs insan, günlük sorunlardan kurtulup da genis ufuklara bakamıyor. İlk insanların yiyecek pesinde kosmaktan hiçbir is yapamadığı dönemlerine dönmüs gibiyiz. Günlük sorunların kargasası bitmek bilmiyor. İnsanı insan yapan düsünce ufuklarını artık göremiyoruz. Adı konmamıs bir yeni kölelik düzenini yasamaya zorlanıyoruz. Yasama biçimimiz bize dayatılıyor. Buna bireysel karsı çıkma yollarının kapalı olduğunu görüyoruz. Düsüncelerimiz hep gelecek korkularıyla kirletiliyor. Duygularımız önyargılarla, baskılarla, korkularla kirletiliyor. Günümüz insanı duygusal davranmakla
asağılanıyor. Duygularımızla hareket etmememiz gerektiği sürekli yineleniyor. Duygularımızdan korkuyoruz. Duygularımızdan utanıyoruz. Duygularımızdan kaçıyoruz. Duygularımızı saklıyoruz. Duygularımıza yabancılasıyoruz. Bu duyarsızlığın adına gerçekçi olmak deniyor ve kutsanıyor. Umutlarımız umutsuzlukla kirletiliyor. Umut her gün hırpalanıyor, horlanıyor, asağılanıyor. Umut, bos beklentilerle karıstırılıyor. Đnsanın yazgısını değistirme gücü azaltılıyor. İnsanın geleceğini belirleme gücü küçümseniyor. Đnsanın dünyayı değistirme azmi kırılıyor. Bütün bunlar demek olan umut bilinci yokediliyor. Yasama, üretme, yaratma gücü olan umut, hem de gerçekçilik adına yokediliyor. İnsan umutsuzluk ideolojisinin çıkmazlarında bunaltılıyor.
Mutluluk yasaklarla, tabularla, suçlulukla kirtetiliyor. Mutsuzluk yaygınlastırılıyor, yerlestiriliyor, kutsanıyor. İnsanlara mutsuz olmaları gerektiği, mutsuz oldukları, mutsuzlukla rahat oldukları öğretiliyor. Đnsanlar mutlu olmaktan korkuyorlar, mutlu olmaktan kaçıyorlar. Mutluluğa giden her yol dikenli, her yol engelli, her yol tehlikeli. İnsanlar mutsuzluğun herkesi rahat ettiren yolunda birlikte mutsuz olarak yürüyorlar. İnsanlara baskalarının mutlu olmasından rahatsız olmaları gerektiği öğretiliyor. Đnsanlar, baska insanların da mutsuz olduğunu görerek rahatlıyorlar.
İnsan kirletiliyor. Çevre kirliliği asıl burada. Yasamak için dünyaya gelen insan, kendisini yasatmamanın her türlü yolunu buluyor. Felaketin büyüğü, bunu görmemekte, bunu bilmemekte, bunu yasama saymakta. Önlenmesi gereken çevre kirliliğinin boyutları asıl burada büyüyor. Günümüzde de gelecekte de, asıl önlemi insanı korumak için almalıyız. Doğayı korumak gibi, çevreyi korumak gibi, kaplumbağaları korumak, balinaları korumak gibi insanı korumak da birincil görevimiz olmalı.
|