Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika > Tarih

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 22-12-2008, 21:56
Ratiönalism - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ratiönalism Ratiönalism isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Dec 2008
Mesajlar: 299
Exclamation Fatih son Roma İmparatoru mu?

BUGÜNKÜ Fatih Camisi'nin altında I. Konstantin'in mezarı vardı. Fatih, "Roma İmparatoru" hayali ile burayı istiyordu, cenazesini kokuttuk.

Fatih'i önce kokuttuk, sonra da Konstantin'in mezarına gömdük

Bugün, Fatih Sultan Mehmed'in türbesinin de bulunduğu Fatih Camii'nin yerinde fetihten önce İstanbul'un ilk Hristiyan mâbedi olan "Havariyun Kilisesi" vardı ve İstanbul'un kurucusu olan Roma İmparatoru Birinci Konstantin'in mezarı da bu kilisedeydi. Fatih, ismini taşıyan caminin bu kilisenin yerine inşa edilmesini ve öldüğünde de aynı caminin avlusuna defnedilmeyi istemiş; böylelikle Konstantin ile aynı mekânda yatarak çocukluğundan beri taşıdığı "Roma İmparatoru" hayalini hakikat yapmaya çalışmıştı..

Nisan yağmurları İstanbul'a 1800'lerin sonunda her zamankinden fazla yağmış, şehri seller götürmüş, Fatih tarafları göle dönmüş ve her tarafı su basmıştı. Selin hemen ertesi günü, Fatih semtinin sakinleri arasında bir dedikodu çıkar: Fatih Sultan Mehmed gece halkın ruyasına girmiş, "Boğuluyorum, beni kurtarın" demiştir. Tahtta, İkinci Abdülhamid vardır ve hükümdar dedikodulardan ânında haberdar olmuştur. Abdülhamid, amcası Sultan Abdülâziz'in damadı Şerif Paşa ile Fatih ve Aksaray taraflarının itfaiye kumandanı Mehmed Paşa'yı huzuruna çağırır. Türbeye giderek mezarı açıp cenazeyi kontrol edecek, halkın gördüğü ruyanın doğru olup olmadığını araştıracak ve saraya dönüp rapor vereceklerdir. Hükümdar, paşaları türbeye göndermeden önce göreceklerini hiçbir yerde söylemeyeceklerine dair sıkı sıkı yemin ettirir. Mehmed ve Şerif Paşalar, Fatih Camii'nin yanıbaşındaki türbeye gider ve sandukayı kaldırıp mezarı kazarlar. Derken, önlerine demir bir kapak çıkar. Kapağı açtıklarında taş bir merdiven görürler. Ellerinde lambalarıyla merdivenden iner ve daha derine uzanan bir dehlizle karşılaşırlar. Dehlize dalar, metrelerce yürür ve ufak bir salonu andıran başka bir mekâna gelirler. Ortada musalla taşına benzeyen bir mermer, mermerin üzerinde de bir işlemeli ağaçtan bir tabut vardır. Bir hayli zorlanarak tabutu açar ve içinde bozulmamış bir mumya bulurlar: Fatih'in mumyasını. Yüzü aynen, yaşadığı devirde çizilmiş resimlerindeki gibidir.

PAŞA, YEMİNİNİ TUTMADI
Mumyanın başında dua eden paşalar tabutu kapayıp hayattaki bir hükümdarın huzurundan ayrılırcasına adımlarını geriye doğru atarak uzaklaşırlar. Yukarıya çıkar, sandukayı yerleştirir ve saraya gidip gördüklerini Abdülhamid'e anlatırlar. Padişah sellerin Fatih'in cenazesine zarar vermemiş olmasından memnuniyet duyar ve Paşalar'a yeminlerini hatırlatıp "Gördüklerinizi unutunuz!"der. Ama, Damad Şerif Paşa yeminini seneler sonra bir tarafa bırakır, hadiseyi 1940'lı senelerde o zamanın meşhur kalem erbabından İbnülemin Mahmud Kemal İnal'ın Mercan'daki konağında yapılan musikili bir sohbet meclisinde anlatır ve söyledikleri, o günlerde çıkan bir tarih dergisinde de kısa bir biçimde yayınlanır. Ben, Şerif Paşa'nın bu mumya macerasını, İbnülemin'in konağında o gece yapılan sohbete şahit olanlardan bundan senelerce önce bizzat dinlemiştim. Hükümdarları ve önemli devlet adamlarını mumyalamak, Türkler'de İslamiyet öncesi zamanlardan kalma bir âdetti, birçok Selçuklu sultanının yanısıra Fatih'in oğlu İkinci Bayezid'e kadar bütün Osmanlı hükümdarları mumyalanmıştı. Hükümdarın başkentten uzakta, savaş meydanında can vermesi hâlinde, mumyalama zaten kaçınılmazdı. Fatih Sultan Mehmed de başkentinden uzakta ölmüştü. Yeni bir sefere çıkmak için 1481'in 27 Nisan'ında 300 bin kişilik ordusuyla İstanbul'dan ayrılmış, 3 Mayıs günü Maltepe civarındaki Hünkâr Çayırı'nda hayata veda etmişti.

CENAZE BİR KÖŞEYE ATILDI
Cenaze gizlice Topkapı Sarayı'na nakledilirken vezirleri, hükümdarın Anadolu'da valilik yapan iki oğluna, Şehzade Bayezid ile Cem'e babalarının vefatını haber verdiler ve hemen İstanbul'a gelmelerini istediler. Hükümdarın vefatının duyulması bütün çabalara rağmen önlenemedi ve İstanbul'da tam bir anarşi yaşandı. Askerler şehri yağma ediyor, sevmedikleri devlet adamlarını sokak ortasında parçalıyor, devletin büyükleri ise tahta geçecek şehzade konusunda birbirleriyle mücadele ediyorlardı. Devletin üst düzeyi iktidar için birbirlerinin gözünü oyarlarken Fatih'in cenazesinin tahnid edilmesi unutuldu, hatta naaşın başında mum yakılması âdeti bile kimsenin hatırına gelmedi ve cesed koktu. Saray görevlileri, cenazenin vaziyetini ortalığı dayanılmaz bir kokunun sarması üzerine hatırladılar. Fatih bir tabip ve hükümdarın baltacılarının kethüdası, yani o zamanın bir çeşid saray muhafızı olan Kasım adındaki bir zat tarafından mumyalandı. Tahta birkaç gün sonra İkinci Bayezid'in geçmesinden sonra, sabık hükümdar için çok büyük bir cenaze merasimi yapıldı ve hükümdarın naaşı, kendi yaptırmış olduğu camiin avlusundaki türbeye defnedildi.

FATİH, ROMA İMPARATORU'DUR
Ancak, Fatih Camii'nin ve türbenin inşa edildiği alanın çok önemli bir başka özelliği vardı: İstanbul'un kurucusu olduğuna ve şehre ismini verdiğine inanılan İmparator Konstantin de, 337'deki ölümünden sonra aynı yere defnedilmişti. İstanbul'da inşa edilmiş ilk Hristiyan mâbedi olan "Havariyun" yani Havariler Kilisesi, bugün Fatih Camii'nin olduğu alanda bulunuyordu. Asırlar boyunca harap hale gelen ve 13. yüzyıldaki Latin işgali sırasında yağmalanan kilise fetih sırasında bir hayalet binayı halindeydi ve Fatih, kendi ismini taşıyacak olan caminin, kilisenin yerine inşa edilmesini, öldüğünde de camiin avlusuna defnedilmeyi istedi. Hükümdarın arzusunun sebebi hâlâ tartışılıyor ve en kuvvetli görüş, Fatih'in kendisini "Osmanlı hükümdarı" değil, "Roma İmparatoru" olarak görmesi ve "Yeni Roma" olan Bizans'ın kurucusu Konstantin ile aynı yerde yatma arzusu. O devirdeki ismi "Diyâr-ı Rum" yani "Roma ülkesi" olan Anadolu ile "Yeni Roma"nın mutlak hâkimi bu sayede fethine meşruiyet kazandırırken, bir yerde de kendisinin "Roma'nın son imparatoru" olduğunu ilân ediyordu. Fatih, ebedi uykusunu bugün bir zamanlar İmparator Konstantin'in defnedildiği mekânda uyuyor. Konstantin'in kemiklerinin kaybolmasının üzerinden asırlar geçti ama Fatih'in mumyalı cesedinin bugün bilinen türbesinde mi, yoksa Abdülhamid'in paşalarının girdikleri dehlizin ucundaki tabutta mı bulunduğu konusu ise hâlâ bir muamma.

İlber Ortaylı böyle söylüyor valla.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 23-12-2008, 00:01
ozgur_beyin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
ozgur_beyin ozgur_beyin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 07 Sep 2006
Mesajlar: 5.929
Standart

sevgili rasyonalist bu durumu yeni öğrendim sağol .yalnız yazı ilber ortaylının değil murat bardakçınınmış biline

sorun cahil olman değil , kendini alim sanman
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 23-12-2008, 00:23
badisaba badisaba isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Bulunduğu yer: reck. deutschland
Mesajlar: 28
badisaba - AİM üzeri Mesaj gönder badisaba - MSN üzeri Mesaj gönder
Standart

Gercekten cok ilginc..
Bildiklerimiz; bilmediklerimizin yaninda devede tüy (kulak bile degil)
(bir de su imzami kalin harflerle yazmayi ögrenebilsem)

*Akıllı görünme çabası, çoğu zaman akıllı olmayı engeller.****

Konu aydoe tarafından (23-12-2008 Saat 08:25 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 23-12-2008, 01:33
Ayejj - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ayejj Ayejj isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 21 Apr 2008
Mesajlar: 1.190
Standart

Fatih Sultan Mehmed in çok renkli bir kişiliği olduğu hayatının her safhasından belli.Aslında hayatı ve yaptıklarıyla tam filmlere konu olabilecek malzemelerle dolu bir insan.
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 23-12-2008, 17:52
Ratiönalism - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Ratiönalism Ratiönalism isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 18 Dec 2008
Mesajlar: 299
Standart

Hepimiz Romalıyız arkadaşlar

İstanbullu olanlar

Anadolu olanlar Osmanlı oluyor

Jul Rasyonalist'e selam
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 16-03-2009, 11:31
Tomatis Tomatis isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 16 Mar 2009
Mesajlar: 10
Standart

Havariyun Kilisesi , Birinci Konstantin'in mezarı bunlar tamamda gerisi fantastik sallamasyon :d
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 16-03-2009, 20:03
elcihanaferin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
elcihanaferin elcihanaferin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 26 Nov 2007
Mesajlar: 629
Standart

Fatih'in Roma İmparatoru olmak istediğini yabancı tarihçiler de yazmış. Aslında amacına ulaşmış da sayılabilir. Batı Roma çok önceden yozlaşmış ve küçülmüştü. Onun yerine Doğu Roma önderliğe geçmişti. Sonradan Osmanlı akınları ve Doğu ile Batı Roma kiliseleri arasındaki hala süren anlaşmazlıkla Doğu Roma da iyice zayıfladı. Fatih'in bütün Roma İmparatorluğunu ele geçirme hırsı onun zamanındaki Osmanlı haritasından da görülebilir: Osmanlı'nın Avrupa'da Asya'dakinden çok toprağı vardır. Bu arada çeşitli adalara yapılan seferler ve İtalya'nın çizmesindeki Otranto'nun zaptı da bu isteğin ispatı olarak görülebilir. Belki de Akkoyunlularla uğraşmak durumunda olmasaydı Batıda daha fazla ilerleme sağlayabilirdi.

Bu hususta başka yönlendirmeleri de var. Hıristiyan olmayı bile düşünmüş. İstanbul'un düşük nüfusunu artırma yoluna gitmiş. Hıristiyan Karaman Türklerini İstanbul' a nakletmiş, İstanbul'u onarmış, Rum Patrikliğini ihya etmiş, İstanbul ile hiç ilgileri olmamasına rağmen Ermeni patrikliği de ihdas etmiş, Bellini'ye poz vererek resmini yaptırtmış. Çok değişik, ilginç, atılgan, yasa koyucu, bilgin ve sanata düşkün, neredeyse dört dörtlük bir kişiliği ve gelişimi var.

Açıklık gerçeğin vazgeçilmez koşuludur.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 22-03-2017, 22:31
Engse Hohol - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Engse Hohol Engse Hohol isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2010
Mesajlar: 1.879
Standart

Osmanlılar, kullandıkları bayrak ve sikke kabartmalarını Kostantin kültüründen aşırmışlardır. Açıkca belli. Ay-yıldızlı bizans bayrağından önce Türklerde, atfedilen Ay-yıldız mirası yoktur.


islamın yıkıma uğraması karşısında müslümanların, el-lah'ı ayakta tutundurabilmek için yalanlar söylemeleri kaçınılmazdır. hohol : aesir
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:20 .