Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Kadın & İslam

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 25-02-2009, 01:17
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart Şeriatın Gölgesindeki Kadın

Bu başlık Cumhuriyet gazetesindeki Zülal Kalkandelen'in yazı dizisinden alıntıdır.

Başlarken...

Kadın-erkek eşitsizliği, içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda, hâlâ insanoğlunun en önemli sorunlarından birisi. Kadınların toplumsal yaşama eşit bir şekilde katılma mücadelesi, yüzyıllardır sürüyor.
Ne var ki, bu mücadele, bugünün ileri Batı demokrasilerinde bile ancak 19. yüzyıl ortalarına doğru başlayabildi. 8 Mart 1857 tarihinde, Amerikada dokuma işçisi kadınlar, ayrımcılığa ve insanlık dışı çalışma koşullarına isyan etti.
Aradan 53 yıl geçtikten sonra, 1910 yılında 2. Enternasyonal Kadınlar Konferansında Alman delege Clara Zetkinin önerisiyle, 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edildi. 1977 yılında da, Birleşmiş Milletler, bu günü, Dünya Kadın Hakları ve Uluslararası Barış Günü olarak kabul etti. Burada Uluslararası Barış Günü ifadesi önemlidir. Çünkü çok açıktır ki, dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlara eşit haklar verilmedikçe, dünyada barışın sağlanması olanaklı değildir. Her yıl 8 Mart geldiğinde, kadınların içinde bulunduğu koşullara ışık tutuyor medya organları... Ve araştırmalar da gösteriyor ki, dünya üzerinde kadınların en kötü koşullar altında yaşadığı ülkeler, Ortadoğu, Güney Asya ve Afrikadaki İslam coğrafyasında toplanmış durumda...
Bu bölgelerde şeriatla yönetilen ülkelerde, kadınların sosyo-ekonomik, yasal ve siyasi haklar bakımından ikinci sınıf vatandaş konumuna itildikleri bir gerçektir. Bunun nedenlerine baktığımızda, bu ülkelerle ilgili bazı önemli hususlar çıkıyor karşımıza...
1- Bu ülkelerin anayasalarında, Kadınla erkek yasalar önünde eşit haklara sahiptir hükmü yer alsa bile, sonuç olarak o yasaların mutlaka şeriatla uygunluğu arandığından, uygulamada bu eşitliği gerçekleştirme olanağı yok.
2- Toplumda egemen güç olan dini liderlerin fetvaları, bütün yasalardan daha güçlü bir etki yapıyor.
3- Bu toplumlarda genel kabul gören anlayış, erkeklerin kadınlara göre daha üstün olduğu... Bunun sonucu olarak da, erkeğin birden fazla kadınla evlenebilmesi mümkün kılınıyor; mahkemelerde iki kadının tanıklığı bir erkeğinkine denk sayılıyor; erkek istediği zaman kadını boşayabilirken, kadının böyle bir hakkı bulunmuyor...
4- Erkek egemen toplum yapısı nedeniyle, kadınların görevi, evde kalıp kocasına hizmet etmek ve çocuklarına bakmak olarak algılanıyor.
5- Bu ülkelerde, halkın çoğunluğunun mezhebi, devletin resmi mezhebi olarak kabul ediliyor. Bu yüzden, devletin dinini İslam olarak açıklasalar da, aralarında uygulama bakımından farklılıklar görülüyor.
Örneğin, Afganistanda yönetimi devralan mücahitler, ülkenin resmi mezhebini Hanefi olarak ilan etti. Aynışekilde, 1979da Humeyni Devrimi ile İran İslam Cumhuriyeti kurulunca, halkın yüzde 90ınıŞiiler oluşturduğu için, Şiilik resmi mezhep haline geldi. Suudi Arabistanda ise kraliyet ailesinin desteklediği Vahabilik resmi ideoloji oldu. Bu nedenle de, örneğin İranda kadın otobüs şoförü olabilirken, şeriatın en katışekilde uygulandığı Vahabilik yüzünden Suudi Arabistanda kadınların araba kullanması bile yasaktır...
Bu yazı dizisinde, dünyada kadın hakları mücadelesinin başladığı tarihten bir buçuk yüzyıl sonra, İslam devletlerinde yaşayan kadınların içinde bulunduğu koşulları ortaya koymak istedik. Dileriz, 21. yüzyılda din adına kadınlara karşı yapılan çağdışı ayrımcılık ve baskı, artık sona erer...

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''

Konu aydoe tarafından (25-02-2009 Saat 01:24 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 25-02-2009, 01:21
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

İslami kriterlere uygun haklar

Eşit hak vermek yerine hakların eşit şekilde korunduğu İran’da siyasi ağırlığı çok fazla olan Anayasa Koruyucular Konseyi, kadınların üzerinde adeta bir kara bulut
İran Anayasası’nın 20. maddesi, kadın ve erkek bütün vatandaşların yasalar tarafından eşit şekilde korunduğunu ve İslami kriterlere uygun bütün siyasi, ekonomik ve kültürel haklara sahip olduklarınıhükme bağlıyor. Burada altı çizilmesi gereken şu: Erkek ya da kadın bütün vatandaşlar eşit haklarasahip değil, İslami kriterlere uygun olarak sahip oldukları hakların korunmasında eşitler. Anayasanın bütününde de hâkim olan anlayış bu...
İran’la ilgili belirtilmesi gereken bir özellik de, ülkede Anayasa Koruyucular Konseyi adlı bir kurumun varlığı. Yasaların anayasa ve şeriat ile uygunluğunu denetleyen bu konseyin, meclis kararlarını veto yetkisi var. 12 üyeli Konsey’in altı üyesi, dini lider tarafından atanıyor. Kalan altı üyesi de, ülkenin yargı kurumlarınca aday gösterilen hukukçular tarafından İran Meclisi’nce seçiliyor. Konseyin ülkedeki siyasi ağırlığı o kadar fazla ki, şeriata uygun bulmadığı birçok yasayı meclise geri gönderebiliyor, hatta anayasaya dayanarak parlamento üyelerini veto edebiliyor. Son yıllarda kadın hakları konusunda yürütülen kampanyalara büyük darbeler vurulmasının ardında da, bu aşırı dinci kurumun rol aldığı belirtiliyor.
İran’da çalışma hayatında kadınların oranı yüzde 42. Bu oran, dünya ortalaması olan yüzde 58’in altında olsa da, Ortadoğu’daki en yüksek seviye. Fakat buna karşın, parlamentonun ancak yüzde 2.8’i kadınlardan oluşuyor. Ortadoğu ve Afrika’da yüzde 9 olan ortalamanın çok gerisinde. Bunun bir nedeni, İran seçimlerinde kadınlar için kota uygulanmaması. Bir diğer nedeni de, adayları veto yetkisi bulunan aşırı muhafazakâr Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin, kadın adayların dini inançları ve İslam Cumhuriyeti’ne bağlılığı konusunda ikna edilmelerinin zorluğu...
İran’da daha liberal gözüken Hatemi’nin seçilmesinde kadınların büyük rolü olduğuna inanılıyor. Bu nedenle, kadınların parlamentoda sayılarının fazla olması düşüncesi, muhafazakârları rahatsız ediyor...
Eşcinsel ilişkiye ölüm cezası...
İran’da eşcinsel ilişkilere en ağır cezalar uygulanıyor. Bu tür bir ilişkiye girmekten suçlu bulunan erkeklere, ilk suçlamada ölüm cezasına kadar varan cezalar verilebiliyor. Eğer seksüel ilişki gerçekleşmemişse, 100 kırbaç cezası uygulanıyor. Böyle bir ilişki kadınlar arasında olursa, dördüncü suçlamada ölüm cezası verilebiliyor. Bu davalarda kanıt olarak suçun itirafı ya da dört erkeğin tanıklığı aranıyor. Fakat koşullara göre yargıçların takdir hakkı da bulunuyor. Ahlak polisinin kimi zaman evleri basıp, bir araya gelen insanları bu tür bir ilişki kurup kurmadıkları konusunda denetledikleri oluyor.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 25-02-2009, 01:44
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

KADINLARA YÖNELİK  AYRIMCILIK VE KISITLAMALAR

Kadın işe girmek ve yurtdışına seyahat etmek için kocasından izin almak zorunda.
Kadınlar yargıç olamıyor, devlet başkanlığı seçimine giremiyor.
İki kadının tanıklığı bir erkeğinkine eşdeğer.
Tecavüze uğrayan kadınların korunması için yasal bir önlem yok. Tecavüz mağduru kadını namus adına öldüren babası, kocası ya da erkek kardeşi cezalandırılıp hapse atılmıyor.
İranda reform yanlısı vekiller ve kadın hakları savunucuları, recm (taşlanarak idam etme) cezasının uygulanmaması ve yargıçların bunun dışında ceza yöntemlerine başvurması için sürekli olarak çağrıda bulunsa da, bu ceza İranda varlığını koruyor. En son geçen yılın aralık ayında zina ile suçlanan iki erkek bu şekilde idam edildi.
İran ceza yasalarına göre, recm cezası, erkek ve kadınlar arasında eşitsiz bir şekilde uygulanıyor. Bu cezayı alan bir kadın boynuna kadar toprağa gömülürken, erkek beline kadar gömülüyor. Suçlanan kişi, idam sırasında kaçmayı başarırsa özgür kalıyor. Ancak kadınlar boynuna kadar toprağa gömüldüğü için, erkekler gibi kaçma şansları yok. Recm sırasında atılacak olan taşların, ne iki atışta öldürecek kadar büyük, ne de hiç zarar vermeyecek kadar küçük olması da uygulamanın kurallarından...
Kadınlar, sokakta İslami Yaşam Tarzını Koruma Bakanlığının görevlileri tarafından neden göstermeden durdurulup sorguya çekilebiliyor. Bu görevliler, genellikle metro ve otobüs duraklarında bekleyip kadınların giyim kuşamını kontrol ediyor. Ayrıca parklarda dolaşıp, birlikte oturan çiftlerin evli olup olmadıklarını kontrol ediyorlar.

VELAYET
• İran’da boşanan ya da dul kalan bir kadın, kız çocuklarının velayetini en fazla 7, erkek çocuklarının velayetini ise en fazla 2 yaşına kadar elinde tutabiliyor. Çocukların velayeti, bu yaştan sonra babalarına ya da babalarının ailesine geçiyor.
• Ayrıca kadınlar belli bir yaşa kadar çocukların velayetini elinde tutuyor olsa da, o süre içinde bile çocukların hayatıyla ilgili önemli kararlar yine babanın ailesi tarafından veriliyor.
• İran’da boşanan kadınlar yeniden evlenebiliyor. Fakat bu durumda çocuklarını kaybetme tehlikesi var. Baba ya da babanın ailesi, çocuk kaç yaşında olursa olsun, velayeti talep edebiliyor.

MİRAS HAKLARI

• İran’da geçerli olan yasalara göre, bir erkek öldüğünde, eğer çocukları varsa karısına mirasın sekizde biri, karısından başka yakını yoksa, sahip olduğu mirasın ancak dörtte biri kalıyor, gerisi de devlete aktarılıyor. Ayrıca kadına devredilen miras, emlak varlıklarını kapsamıyor.
• Geçen yıl din âlimi Ayetullah Sanei, bu konuda bir fetva yayımlayarak, bu gibi durumlarda, erkeğin başka mirasçısı yoksa, mirasının karısına ait olması gerektiğini bildirdi.
• İran parlamentosunun yakın zamanda kabul ettiği bir yasa ise, kadınların kocalarından kalan toprak ve emlak varlıklarını miras olarak almalarına olanak tanıyor. Fakat bu yasanın yürürlüğe girebilmesi için, Anayasa Koruyucular Konseyi tarafından İslami yasalara uygunluğunun onaylanması gerekiyor.

Üniversitelerde artan kız öğrenci sayısı tedirginlik yarattı

Anayasada kadınlara eşit eğitim hakkı öngörülüyor ve üniversite kontenjanlarında kadınlara yönelik kotalar bulunuyor. Bunun sonucu olarak da, üniversitelerdeki öğrencilerin yaklaşık 2/3’ü kız öğrenci. Özellikle tıp, eczacılık ve dişçilik gibi alanlarda kız öğrencilerin sayısı ağırlıklı. Fakat üniversitelerdeki kız öğrenci sayısındaki artış, dinci kesimleri tedirgin ediyor. Bu nedenle geçen yıl, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’a bir rapor sunan Parlamento Araştırma Merkezi, bu durum engellenmezse, sosyal dengeyi ve kadın ile erkek arasındaki ekonomik durumu bozucu bir hal alacağını belirterek hükümetin uyarılmasını önerdi.
İran, bugünkü koşullarda diğer bazı Ortadoğu ülkelerine, özellikle Suudi Arabistan’a göre, kadınların eğitim ve çalışma hakları bakımından daha iyi durumda olsa da, 1979’da Humeyni Devrimi ile başlayan son 30 yıllık dönemde kadınlar üzerindeki baskı giderek artıyor.
Köktendinciliğin güç kazandığı bu dönemde, kadının erkekten farklı yapıda, korunmaya muhtaç bir tür olduğu, İran’da aşırı dinci çevrelerin sık sık dillendirdiği bir görüş olarak topluma dayatılıyor.


sürecek

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 25-02-2009, 10:27
unbe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
unbe unbe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Super Moderator
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 10 Nov 2008
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 3.440

Başarı Ödülü 

Standart

bu yazıdan sonra tek diyebileceğim iranda yaşamak istemem!!!!!

"Varsan,çarp!!!"
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 25-02-2009, 13:21
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

İran’da erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesi verenler hapse bile atılıyor
Kadın haklarını savunanlara baskı

İran’da görev başında olan Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, sürekli olarak konuşmalarında kadınların evde kalıp çocuklarıyla ilgilenmesi gerektiğini vurguluyor. Genel olarak toplumda benimsenen anlayış da bu yönde... İran’da kadınların bugün hâlâ birçok konuda seçim yapma özgürlükleri yok ve erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesi veriyorlar. Özellikle evlilik, boşanma, velayet ve miras hakları bakımından ikinci sınıf vatandaş yerine konuluyorlar.
Geçen yıl ülkede kadın hakları mücadelesi veren ve 1 milyon imza toplama hedefiyle başlatılan Campaign for Equality adlı kampanyaya katılan 50’den fazla kadın hapse atıldı.
Enformasyon Bakanlığı’ndan kampanyaya destek veren kadınlar, telefonlar edilerek toplantılara katılmamaları yönünde uyarıldı.
Kampanyanın kurucularından Parvin Ardalan, geçen yıl Olof Palme Ödülü’ne değer görüldüğünde, ödül törenine katılmak için İsveç’e gitmesi engellendi. Tahran’daki İmam Humeyni Havaalanı’na giden Ardalan’ın pasaportuna el konularak yurtdışına çıkışı yasaklandı.
16 yıldır kadın haklarını destekleyen yayınlar yapan Zanan adlı feminist derginin geçen yıl kapatılması, ülkede protestolara neden oldu. İran’daki kadın hakları hareketine yönelik baskıların giderek şiddetlenmesi ve tutuklamaların artması üzerine, Mart 2008’de New York’ta 280’den fazla insan hakları savunucusunun katıldığı bir uluslararası destek toplantısı yapıldı. Katılımcılar arasında altı Nobel Barış Ödülü sahibi kadının da yer aldığı toplantıda, İran’daki durum hakkında endişeler dile getirildi.
Bütün bu baskılara karşın, İran’da seçimleri etkileyebilecek oranda güçlü bir kadın nüfusu var. Bu nedenle 2008 seçimlerinde adaylar, programlarında kadınlara yönelik vaatlerde bulunmak durumunda kaldı. World Public Opinion tarafından geçen yıl yapılan bir araştırmaya göre, İran halkının yüzde 78’i kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmasını önemsiyor ve yüzde 70’i de, hükümetin, kadınlara yönelik ayrımcılığın önlenmesi için çalışması gerektiğine inanıyor.

GİYİM
• Kadınlar, İslami kurallara uygun giyinmek zorunda. Yani kıyafetleri, bedeninin şeklini belli etmeyecek şekilde bol olmalı; saçlarını örtüp, bacaklarını, kollarını ve ayaklarını açıkta bırakmayacak şekilde giyinmeli.
• İran’da özellikle kentlerde, genç kesim çarşaf yerine pantolon giyip üzerine dizlerine kadar gelen paltolar giymeyi tercih ediyor. Fakat 2005’te Ahmedinejad’ın seçilmesinden bu yana, giyim kuşam konusunda çok daha fazla baskı uygulanıyor.
• Renkli başörtüler, dar giysiler ya da erkeklerde Batı stili saç kesimleri de cezalandırılıyor. Pantolonun içine sokulduğu uzun çizme giymek de yasak.
• İslami giyim kurallarına uygun olmayan kıyafetleri satan mağazalar kapatılıyor. Bu kuralların dışına çıkanlara ahlak polisi tarafından kırbaç, para ve hapis cezaları verilebiliyor.

MUTA NİKÂHI
Geçici evlilikler çok yaygın
Evlilik dışı ilişkilerin taşlanarak idama varan korkunç uygulamalarla cezalandırıldığı İran’da, İslam Devrimi’nden bu yana, Şii kesim arasında eski bir gelenek olan geçici evlilikler çok yaygın. Şii mezhebinde, erkeklerin, Sünni mezhebinde olduğu gibi, eşinin rızası olmadan 1’den fazla eş edinme hakkı yok. Fakat geçici evliliklerin bu durumu ortadan kaldırma amacıyla uygulandığı görülüyor...
Bu tür evlilikte, bir erkek ve evli olmayan bir kadın belli bir süre için kendi aralarında evlilik sözleşmesi yapıyorlar ve karşılığında kadına bir miktar para veriliyor. Belirlenen süre, bir saat de olabiliyor 50 yıl da... Bu süre sonunda taraflar hiçbir boşanma işlemine gerek olmadan ayrılabiliyor ya da çocuk olursa ve taraflar isterse kalıcı evliliğe geçebiliyorlar. Geçici evlilikler, tamamen seksüel ihtiyacı karşılama amacıyla yapılıyor ve erkek egemen toplumda kadın için son derece aşağılayıcı bir durum yaratıyor. Bu evlilikler, resmi kurumlar tarafından kayıt altına alınabiliyor ama bu zorunlu değil. Erkek istediği zaman sona erdirebiliyor ve bu durumda erkeğin kadına karşı herhangi bir maddi yükümlülüğü bulunmuyor.
Fuhşa alternatif deniliyor

Geçici evlilik yapacak bakire kızlar için babasının onayı gerekiyor. Bu evliliklerin sonucunda doğan çocuklar, yasal olarak kalıcı evliliklerden olan çocuklarla aynı statüde sayılıyor. Fakat geçici evlilik yapan kadınlar, yasal evlilik yapan kadınlarla aynı haklara sahip değil.
Üstelik, muta nikâhı ile evlenmek, kadınlar açısından toplumda gizlenmesi gereken, hoş olmayan bir durum olarak değerlendiriliyor. Aynı zamanda molla olan İran İçişleri Bakanı Mustafa Purmuhammedi’ninFuhşa alternaif olarak geçici evliliği teşvik etmeliyiz diyerek desteklediği bu uygulamaya, kadın hakları savunucuları şiddetle karşı çıkıyor. Din adamları ise, geçici evliliğin, bekâr ya da dul kadınları fuhuş yapmaktan alıkoyduğunu ve belli bir yaşa gelmiş erkeklerin cinsel ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığını söylüyor. Oysa bu evliliklere bekâr erkeklerin değil, evli erkeklerin rağbet etmesi bu görüşü yalanlıyor.
İşin gerçeği, İran’daki geçici evlilikler, Şii mezhebine mensup olmayan, ama birden fazla kadına sahip olmayı amaçlayan erkekler ile evlilik dışı birliktelik yaşamak isteyen, ancak ahlak polisi tarafından yakalanmaktan korkan gençlerin işine yarıyor...

Sanal dünyada gelişen ilişkiler
Erkekle kadının toplum içinde tanışıp birbirlerini tanıma olanağı bulamadığı İran’da, yeni yetişen genç nesil, teknolojik gelişmelerin de etkisiyle, artık internet ortamında karşı cinsi tanımaya yönelmiş.
Bugün Farsçanın, blog dünyasında en çok kullanılan üçüncü dil olduğu belirtiliyor. Kaliforniya’da bulunan Pomona Koleji’ndeki Prof. Pardis Mahdavinin İranlı gençler arasında internet kullanımına yönelik yaptığı araştırmaya göre, gençler interneti üç şekilde kullanıyor:
1. Rejim tarafından yasaklanan kültürel dünyayı tanımak; haber, film, müzik vb. konularda gelişmeleri izlemek.
2. Gençler arasında bir dayanışma ortamı kurmak.
3. Karşı cinsle chat yapmak, yani internet ortamında sohbet etmek ve buluşma ayarlamak. Bunun sonucunda, İran’da genç nüfus arasında yeni bir siber-sekskültürü gelişmiş durumda. İslam Cumhuriyeti’nin parasız eğitim politikası, ülkede eğitimli bir genç nüfus yaratmış olduğundan, internet üzerinde bu tür trendleri takip edebilen bir kuşak var. Hükümetin bu gelişmelerin önüne geçmek için bulduğu yöntemse, bazı sitelere girişin yasaklanması. Medyaya yansıyan bilgilere göre, İran’da 5 milyondan fazla siteye ulaşılamıyor. Ülkede yalnızca pornografik siteler değil, kadın haklarından ve Batı tipi yaşamdan söz eden siteler ile İran dışından yayın yapan muhalif Arap siteleri de yasaklanmış durumda. Fakat İran’da son yıllarda sanal dünyada oluşturulan blog ortamında, aşırı dinci rejimin yasaklarının delindiği sessiz bir devrimyapılıyor. Teknolojik bilgisi yüksek gençler, hükümetin yasakladığı konuları ele alan ama filtreleme sistemine takılmayan siteler ve bloglar yaratmada ustalaşmış durumda.

EVLİLİK VE BOŞANMA

• Bir erkek dört kadınla evlenebiliyor. • 2002’de çıkarılan bir yasayla, kadınlara 1979’dan bu yana sahip olmadıkları boşanma davası açma hakkı verildi. • Buna göre kadınlar, ancak kocalarının yazılı izni olursa boşanma davası açabilecek. Eşlerinin uyuşturucu bağımlısı, alkolik ya da akli dengesinin bozuk olduğunu kanıtlamaları durumunda da yine dava açabilecekler.

ÇOCUK YAŞTA  EVLİLİK SORUNU
İran, UNICEF Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzalamış olmasına karşın, şeriatın açıkça belirlediği bazı konularda sözleşmeyi uygulama dışında tutuyor. Bu konulardan birisi de, erken yaşta evlilikle ilgili. İran’da 2002’den önce geçerli olan yasaya göre, evlilik için asgari yaş kızlarda 9, erkeklerde 14 olarak belirlenmişti. 2002 yılında parlamentodaki kadın üyelerin yoğun baskısı sonucunda, evlilik yaşı kız çocuklarda 13’e, erkeklerde 15’e çekildi. Ama aslında yasa evlenme yaşını değiştirmiş değildi... Tek yenilik, 13 yaşından küçük kızların ve 15 yaşından küçük erkeklerin evlenebilmesi için, ailelerin ve yargıcın izninin gerekmesiydi. 2005 yılında yapılan bir değişiklik ise, bu yaş sınırını, kızlar için 15’e, erkekler için 18’e yükselterek zorunlu hale getirdi. Fakat özellikle kırsal alanlarda Şiiler tarafından hâlâ uygulanan geçici evlilikler, bunu bir şekilde delme yolunu açıyor. Üstelik bu tür evlilikler ailelerin onayıyla yapıldığı için, bunu önleyecek bir yol da bulunmuyor...

SÜRECEK

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 26-02-2009, 13:42
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

Orada kadının adı yok

Afganistan’da 1992’de köktendincilerin iktidara gelmesiyle darbe yiyen kadınlar Taliban’la birlikte tarihinin en kötü günlerini yaşadı
Afganistan’da 1992’de iktidara köktendincilerin gelmesiyle, kadınların sahip olduğu sosyal, ekonomik ve kültürel haklar bakımından çok daha geriye gidilen bir dönem başladı. Sonrasında ise 1996-2001 arasında iktidarda kalan aşırı dinci Taliban döneminde kadınlar tarihinin en kötü günlerini yaşadı.
Kelime anlamıİslam öğrencileriolan bu grup, şeriat okullarından yetişen ve mülteci kamplarında toplanan askerlerden oluşuyordu. Ülkeyi şeriatla yönettikleri dönemde, Afganistan özellikle kadınlara uygulanan akıl almaz baskılara sahne oldu.
Kız öğrencilerin okula gitmesi ve kadınların çalışması yasaklandı...
Hiçbir kadın yanında erkek olmadan evden çıkamıyor, erkek doktora muayene olamıyor, hatta erkek bir doktorun olduğu bir ekip tarafından ameliyat edilemiyordu... Tüm kadınlar, başlarından ayak uçlarına kadar bedenlerini bütünüyle örten burka giymek ve gözlerini de kapamak zorundaydı...
Mesleği doktorluk ya da öğretmenlik olan kadınlar, artık mesleklerini yapamaz hale geldiklerinden, dilencilikle ya da bedenlerini satarak hayatlarını sürdürmek durumunda kaldı...
Evlerin camlarından kadınların görünmemesi için camların karartılması ya da siyaha boyanması şart koşuldu...
Sokakta uygunsuz davranan kadınları cezalandırmak için din polisleri görevlendirildi. Sokakta herkesin önünde coplanıp dövüldü kadınlar... Taliban yönetiminin 2001’in sonlarında Amerikan ve NATO güçleri tarafından iktidardan indirilmesinden sonra, Afgan kadınları için bir umut doğmuştu...
2004’te kabul edilen Afgan anayasası, Afgan vatandaşlarının -kadın ya da erkek- yasalar önünde eşit hakları ve yükümlülükleri vardır maddesine yer veriyor. Fakat aynı zamanda, devletin dininin İslam olduğunu ve hiçbir yasanın İslam inanç ve pratiklerine karşı olamayacağını da hükme bağlıyor. Doğrudan şeriat hukuku anılmasa da, yasaların yetersiz kaldığı durumlarda mahkemelerin Hanefi fıkhından faydalanmasına izin veriyor... Hanefi fıkhı, İslam dininde Sünni mezhebinin takip ettiği dört büyük fıkıh mezhebinden birisi.
Sonuç olarak, anayasada sözü edileneşitliğingerçek anlamda uygulanmadığı ortaya çıkıyor. Çünkü esas olarak, bütün yasaların şeriata uygunluğu aranıyor...
Taliban’ın iktidardan indirilmesinden sonra, ülkenin bazı bölgelerinde kadınların bir nebze de olsa nefes aldığı söylense bile, büyük kesiminde hâlâ eski koşullar geçerli. Şu andaki devlet başkanı Karzai’nin çevresine ılımlı Talibandenilen birtakım grupları topladığı ve bunların kadınlara bakışının da çok farklı olmadığı belirtiliyor.

ÜRKÜTÜCÜ VERİLER
Ortalama ömürleri 44 yıl

• Birleşmiş Milletler Kadınlar Kalkınma Fonu’na (UNIFEM) göre Afgan kadınlarının yaklaşık yüzde 90’ı okuma yazma bilmiyor.
• Kız çocuklarının yalnızca yüzde 30’u eğitim alabiliyor. Eğitim alamayan kız çocuklarının oranı, güneydeki Urozgan ve Zabul bölgelerinde yüzde 90’a kadar çıkıyor.
• Bir Afgan kadını başına 6.6 çocuk doğumu düşüyor; ki bu dünya ortalamasının iki buçuk katından da fazla.
• Kadınların sadece yüzde 2’si doğum kontrolü uygulayabiliyor.
• Her 3 Afgan kadınından birisi, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalıyor.
• Afgan kadınlarının ortalama yaşam ömrü 44 yıl...
• Evliliklerin yüzde 70-80’i çeşitli nedenlerle baskı altında gerçekleştiriliyor. Bu nedenler arasında, aile anlaşmazlıklarını çözmek ya da borç ödemek önde geliyor.
• Birçok erkeğin, ergenlik öncesi yaşta birden fazla eşi var.
• Kız çocuklarının yüzde 57’si 16 yaşından önce evlendiriliyor. Bir kız çocuğunun 16 yaşından önce evlendirilmesinin yasak olmasına karşın, bu tür evlilikler resmi kayıtlarda yer almadığından herhangi bir yaptırım uygulanamıyor.
• Dul kalan kadınlar, ölen kocalarının akrabalarıyla evlendiriliyor.
• Kuzeydeki Faryan bölgesinde, kadınların yüzde 80’i gündelik hayatlarında şiddet görüyor; sağlık, eğitim ve hukuk hizmetlerinden tümüyle yoksunlar.
• Tecavüz, yasalarda açık bir şekilde suç olarak tarif edilmiyor.
• Kadınların mülkiyet ve miras hakkı anayasal koruma altında değil.
• Kâbil dışında aşiretler tarafından kontrol edilen, dini liderlerin ve yerel kültürün geleneklerinin geçerli olduğu bölgelerde, recm (taşlanarak idam edilme) uygulanıyor.
(Kaynak: Birleşmiş Milletler İnsani İlişkiler Koordinasyon Ofisine bağlı IRIN -Integrated Regional Information Networks-Bölgesel Bilgi Ağı Birimi- ve BM Küresel Kadın Fonu.)

ÖLÜMÜNE OKUMAK...

Tarih 12 Kasım 2008...
Afganistan’ın güneyinde Kandahar bölgesi...
Nazo Ana Kız Lisesi’ne devam eden öğrenciler, her sabah olduğu gibi İslami giyim kurallarına uygun formalarını giymiş okula yürürken birden yanlarında motosikletli adamlar belirdi... Kızların başlarındaki örtüyü çekip çıkaran adamlar, ellerindeki şişelerle yüzlerine asit fırlattı.. 11 kız öğrencinin ve 4 kadın öğretmenin ağır yaralandığı olayda, bir öğrenci görme yeteneğini kaybetti...
Dehşete kapılan öğrenciler, korkuyla evlerine kaçarken dersler iptal edildi...
Olaydan günler sonra tutuklanan saldırganların şeriatçı Taliban militanı oldukları açıklandı...
1300 öğrencinin okuduğu okulda, olayın ertesinde derse gelen öğrenci sayısı yalnızca 35’ti... Taliban örgütü amacına ermiş, aileleri korkutarak kızlarını okula göndermelerini engellemişti...

Fahişe diye aşağılanan meclis üyeleri...
Bugün artık Afgan kadınlarının çalışması yasak değil; hükümet tarafından burka giymeye zorlanmıyorlar; bazı devlet görevlerine atanan kadınlar, hatta bakanlık yapanlar var.
32 yıllık aradan sonra 2005’te tekrar açılan Afgan Halk Meclisi’nde her vilayetten en az iki kadın bulunması ve böylece parlamentonun 250 kişilik alt kanadında kadınlara yüzde 25’lik bir temsil sağlanması kuralı getirildi.
Ayrıca, parlamentonun üst kanadı 102 üyeli Yaşlılar Meclisi’ne (Meshrano Jirga) devlet başkanı tarafından atanacak 34 üyenin yarısının kadın olması zorunlu kılındı.
Bu yasa, Afgan kadınları için siyasi katılım yönünde önemli bir adım olsa da, kadın hakları için mücadele eden örgütlere göre, bu meclislerde yer alan ve çoğunluğu oluşturan erkekler, ağırlıklı olarak, kadın-erkek eşitliğine karşı...
Bu yüzden de, meclise girmeyi başaran kadınların konuşma hakkı göz ardı ediliyor, sürekli hakarete uğruyorlar ve eşitlikifadesi yine kâğıt üzerinde kalıyor.
2005’te başkanlık için yarışan ilk Afgan kadını Dr. Masooda Jalal’in ölüm tehditleri alması ise hafızalarımızda...
Savaş lordlarının iltimas geçtiği birkaç kadına hükümette resmi görev verdiler ve bunun ülkede ‘kadınların özgürleştirilmesi’nin sembolü olduğunu ilan ettiler diyen Jalal, Afganistan’da kadınlar üzerindeki baskının sürdüğünü söylüyor.
Mecliste kadın haklarından söz etmek isteyince, erkek vekillerce fahişe, komünistdenilerek kovulan Jalal, Taliban tehdidi altında her gece başka bir evde kalarak hayatını sürdürmeye çalışıyor...
SÜRECEK

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 26-02-2009, 23:54
breymin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
breymin breymin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 01 Jul 2008
Bulunduğu yer: Almanya
Mesajlar: 912
Standart

Aydoe bu tür yazilar okuyunca benim güzel dinim diyen zorbalari merak ediyorum,bu zavallilarin lehine ne yapiyorlar,gazze icin yirtinan zorbalar islam fasizmi altinda zulüm gören bu kadinlar icin ne yapiyor,hicbirsey ve aslada birsey yapmazlar yapamazlarda cünkü insan islamin carkina girdimi robota döner o artik insanlikdan cikmis bir robotdur,bütün bunlari okuyunca keske dogmasaydin be muhammed diyorum gercekden keske dogmasaydin be muhammed,eserin 1400 yil sonra bile insani maymuna ceviriyor.

Bir dinin tabii olmasi icin akla,fenne,bilime ve mantiga uygun olmasi lazimdir.
M.K.ATATÜRK
Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar cok olur.
adolf hitler
Söylesem tesiri yok,sussam gönül razi deyil.Fuzuli
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 27-02-2009, 01:43
NOOYG NOOYG isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Aday Üye
 
Üyelik tarihi: 27 Feb 2009
Mesajlar: 4
Standart

papillon´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Aydoe bu tür yazilar okuyunca benim güzel dinim diyen zorbalari merak ediyorum,bu zavallilarin lehine ne yapiyorlar,gazze icin yirtinan zorbalar islam fasizmi altinda zulüm gören bu kadinlar icin ne yapiyor,hicbirsey ve aslada birsey yapmazlar yapamazlarda cünkü insan islamin carkina girdimi robota döner o artik insanlikdan cikmis bir robotdur,bütün bunlari okuyunca keske dogmasaydin be muhammed diyorum gercekden keske dogmasaydin be muhammed,eserin 1400 yil sonra bile insani maymuna ceviriyor.
islamiyette kadınlar değerli varlıklardır, üstün tutulmuşlardır. Kur'an-ı Kerim'i anlayabilmek için bütün ön yargılarından kurtulman lazım, zamanımızdaki bazı müslümanların yaptığı yanlışları Allah emrediyor diye düşünürsen yanlışa düşersin.
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 27-02-2009, 11:05
K.C. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
K.C. K.C. isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 02 Jun 2006
Mesajlar: 4.587
Standart

islamiyette kadınlar değerli varlıklardır, üstün tutulmuşlardır.
Ne gibi? Biraz açar mısınız?

YILDIZLAR ATEŞ BÖCEĞİ SANILMAKTAN KORKMAZLAR

http://kadinislamadalet.blogcu.com/
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 27-02-2009, 15:59
aydoe - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
aydoe aydoe isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Oct 2007
Mesajlar: 3.982
Standart

''islamiyette kadınlar değerli varlıklardır, üstün tutulmuşlardır. Kur'an-ı Kerim'i anlayabilmek için bütün ön yargılarından kurtulman lazım, zamanımızdaki bazı müslümanların yaptığı yanlışları Allah emrediyor diye düşünürsen yanlışa düşersin.''NOOYG

Yeri geldimi 1,5 milyar müslüman var deniyor.
Bu yazı dizisinde İslamın egemen olduğu ülkelerdeki durum anlatılmakta.
Nerde Kuranı doğru anlayıp yaşayanlar hangi ülkede kaç kişi asli müslüman var ,söyleyin de öğrenelim.
Türkiye'de de islami kesimin kadına nasıl baktığı ortadadır.

''asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek,aklın ve ilmin gelişimini inkar etmek olur''
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:02 .