DreiMalAli´isimli üyeden Alıntı
Muhammed hakkında bilgiler nerden kaynaklanıyor konusuyla ilgilendiğim zamanlarda Mekke, şehrini de Kuran'da aramıştım.
Türkçe tercümelerede Fetih 24 ve Ali İmran 96 diye geçse de, arapça yazıya bakıldığında sadece Fetih 24'de geçiyordu. Ali İmran 96'da ise Bekka veya Bakka diye geçiyor. Mekke diye değil. Ama internetteki yorumlara bakarsak, cümle alem Bekke (Bakka) = Mekke deyip işin içinden çıkıyor.
Müslümanlara karşı ön yargılı olduğunu bilirsiniz. Hele hiç bir neden göstermeden "Bu böyledir." dediklerinde hemen şüphe kaparım.
Arapça bilen arkadaşlardan rica: Ali İmran 96'da geçen kelime nedir?
Neden hemen her tercümede Ali İmran 96 Türkçe'ye çevrilirken, Bekke yazdığı halde Mekke diye tercüme edilir?
Bazı tercümelerde Bekke diye geçer ama hemen parantez içinde Mekke diye eklenir. Neden?
Bekke'nin Mekke olduğuna dair herhangi tarihi bir kaynak varmıdır?
Bu kitabı yazanlar Mekke'nin de Bekke'nin de nasıl yazdığını bildiklerinden yola çıkarsam. Neden Mekke değilde Bekke yazmış olsunlar?
Arapça'da M ile B birbirine karıştırlacak kadar birbirine yakın mıdır? Bunlar sık sık karıştırılır mı?
Sevgiler
|
Sorduğunuz sorulara birebir cevap veremeyeceğim ama elimdeki ilginç bilgiyi sizle paylaşmak isterim.
Ben de kur'anda farklı geçen bir harfin dahi peşine düşen biriyim. Gördüğümüz gibi Mekke ile Bekke arasındaki fark ta sadece bir harf. Konuşma dilinde B harfi yerine M harfi kullanıldığı bir gerçektir. Türkçede Ben kelimesinin azeri türkçesinde men olarak kullanıldığı gibi. Bu durum birçok dilde vardır. Ama sözkonusu olan ilahi bir kitap olunca ve konuşma dilinden yazıya aktarılmış olunca bu farkın bir sebebi olmalı diye düşündüm. Düşünce aşamasındayken
Zebur 84. bölümde yer alan 6. ayet gözüme çarptı.
3...Ey Her Şeye Egemen RAB, Kralım ve Tanrım!
4 Ne mutlu
senin evinde oturanlara,
Seni sürekli överler!
5 Ne mutlu gücünü senden alan insana! Aklı hep Siyon'u ziyaret etmekte.
6 Baka Vadisi'nden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.
Al-i İmran 96'nın Mustafa İslamoğlu çevirisi:
''Zira insanlık için inşa edilen ilk
mabet (ev) Bekke'deki bereketli ve bütün toplumlar için hidayet merkezi olan
mabet (ev) idi.''
Parantez içindeki ''ev'' leri ben yazdım. Orjinalinde ''beyt'' yani ev geçtiği için.
Zebur ve Kur'an ayetlerindeki ilginç benzerliği görüyorsunuz. İkisinde de Bekke'deki evden bahsediliyor ki bu ev ''Beytullah'' denilen ev, yani Kabe'dir.
''Ey Rabbimiz, ben çocuklarımdan bir kısmını
Senin Beyti Haram'ının (hürmete layık evinin) yanında, ekin bitmez bir
vadiye yerleştirdim. Ey Rabbimiz,
namaz kılsınlar diye; bundan böyle insanlardan bir kısmının gönüllerini onlara doğru akıt ve artan
bazı ürünlerden rızıklandır; umulur ki şükrederler. '' (İbrahim 37)
'Ve İbrahim ile İsmail'e şöyle emir verdik: "
Beytimi, hem tavaf edenler için,
hem ibadete kapananlar için, hem de rüku ve secdeye varanlar için tertemiz bulundurun." (Bakara 125)
Ve o vakit İbrahim: "Ya Rab,
burasını güvenilir bir yer kıl ve halkından Allah'a ve ahiret gününe inananları
çeşitli meyvelerle rızıklandır!" dedi. Allah da: "İnkar edenleri de rızıklandırır, kısa bir zaman için hayattan nasip aldırırım. Sonra onları cehennem azabına girmek zorunda bırakırım ki, o ne yaman bir inkılaptır!" buyurdu. (Bakara 126)
Bu benzerlikten ve Al-i İmran ayetindeki farklı yazılıştan şöyle bir sonuç çıkarabiliriz: Hz. Muhammed döneminde Mekke olarak anılan şehrin geçmişteki adı Bekke/Beka idi. Zamanla bir harflik bir değişime uğraması gayet normaldir. (El-Aziz/ Elazığ, Arz-ı Rum/ Erzurum, Diyar-ı Bekir/ Diyarbakır olması gibi).
Kur'an ayeti ilk evin kurulduğu şehrin o zamanki adını kullanarak, bizi tarihi bir yolculuğa çıkartıyor ve diğer kutsal kitaplardaki izdüşümünü de göstermek istiyor.
Tevratta hz. İbrahim'in Hacer ve İsmail'i (Beka vadisinin bulunduğu) BeerŞeba (kuzey Arabistan)'ya götürdüğü anlatılır ama haritalarda Mekke'den çok yukarda gösterilir. Bu haritalar ancak günümüzde ve sadece tahminlere göre yapıldığından bu kadarlık bir yanılma payı mümkündür diye düşünüyorum.