Bu yazımda Kur’an’ın içeriğinden ziyade; hem mantıksal olarak, hem de Kur’an’daki birkaç cümleyi baz alarak onun tüm insanları kapsamadığı konusu üzerinde duracağım. Hemen bir ayetle giriş yapayım. “Onu yabancı bir dilde(arapça olmayan bir dilde) bir Kur'an yapsaydık, herhalde derlerdi ki: 'Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi? Arap olana, A'cemi (Arapça olmayan bir dil)mi olur?”[1]şeklinde önemli bir ayet. Evet; doğru olanı zaten bu. Madem insanlardan bir şeyler isteniyor, onlara bir mesaj iletilmek isteniyor ve sonuçta da dini inanca göre cennet, cehennem gibi mükafat ve ceza yerleri de söz konusu, o halde insanların rahatça anlayabileceği bir dille olmalı. Daha bitmedi! Başka ayetler de var. Hemen onları da özetle vereyim. ” Ümmü-l Kura” denilen Mekke halkı ve civarında yaşayanları uyarasın diye biz sana Kur’an’ı Arapça olarak indirdik” deniliyor ve bu ayet Kur’an’da iki surede geçiyor.[2]