Tanrıça Domuz 2

Domuzun Neolitik Dönem’in tamamında görünüyor olmasına karşın, koyun, keçi ve sığır bu geniş bölgenin kuzeydoğu eyaletine yüzyıllar sonra girmiştir. Domuz ve yabani domuz, Persefon ve Demeter ritleri; Attis, Adonis, Tammuz ve Osiris mitosları; Odysseus ve Kirke efsaneleri ile İrlanda halk masallarında daha sonraları sığır yetiştiricilerinin uyarladığı temaların eski bağlantılarını ortaya koyar. Çin ve Güneydoğu Asya’da domuz, sığırın tanınmasından sonra da önemini korumuştur. Bütün Okyanusya’da domuzun rit ve mitoslardaki önemi birinci derecededir. Kurban edilen domuzlar erkektir.

Yeni ‘Herbridler’deki Malenezya adası Malekula'da kültür Maki diye bilinen törenler ile sürdürülür. Maki törenleri 15 yıldan 30 yıla kadar sürer ve bitince tekrar başlar. Törenler insan ırkının çoğalmasına büyüsel olarak yardım ederek topluluğa hizmet etmesi yanında, yarışmacı bir rit olduğundan kişisel olarak hırs ve ün kazanmaya da yardım eder. Köyün erkekleri mümkün olduğunca çok ‘kurban edilecek domuz’ yetiştirmeye ve böylece iki dünyada da kendilerine iyi bir yer kazanmaya çalışırlar.

Bir Malekulalı öldüğünde ölüler ülkesine doğru yola çıkar ve öteki dünyanın mağaramsı girişini bekleyen dişi gardiyan yol boyunca yere bir labirent çizer; ölü, yolun yarısını kat ettikçe çizdiklerini siler. Geçebilmek için labirenti yeniden oluşturabilecek kadar anımsamak gereklidir. Ayrıca gardiyana kendisinin yerine yemesi için domuz sunmak zorundadır. Fakat bu sıradan, basit bir domuz olamaz; ölünün kendi elleriyle yetiştirdiği, Maki törenlerinde defalarca kutsanmış, kocaman, dişlerinin her aşamasında bu ritüelden geçmiş bir domuz olması gerekir. Bu törenler sırasında yüzlerce domuz kurban edilmiştir ve sunulan domuz, yolcunun ritüel statüsünü ve yaşamında gösterdiği çabayı temsil eder. Yerliler domuz kurbanların insanın yerini aldığını belirtmektedirler.

Bu Malenezya mitinden de öğrendiğimiz gibi domuz tanrı ile eş tutulmaktadır. Ayrıca İslam’ın Sırat Köprüsü kavramının farklı bir şeklini de bu mitoloji ve geleneklerde buluyoruz. Peki, neden domuzun yasak olması sadece belli bir coğrafya ile sınırlandırılmıştır.

Domuz yasağı Kuzey Afrika’dan Ortadoğu ve Orta Asya’ya kadar uzanan ‘Eski Dünya’nın bütün bu geniş alanında kendini gösterir. Ama Çin’de, Güney Doğu Asya’da, Endonezya’da ve Malenezya’da domuz, beslenmede kullanılan ana protein kaynağı idi ve hala da öyledir; tıpkı Avrupa’da olduğu gibi…

Eski Mısır’da domuz çobanları olduğunu gördük. En eski Sümer hanedanları döneminde uzman domuz çobanları ve domuz eti kasapları vardı. Ancak MÖ 2400’lerde Sümer’de de domuz yasağına rastlıyoruz.

Dikkat edilirse bahsettiğimiz bu coğrafi alan tarımın ortaya çıkışı ile ve ilk tarım devletleri ile birlikte anılmakta. Bir diğer özelliği ise etrafının çöllerle çevrili olmasıdır. Bu bölgelerde tarım sahalarının bu özelliği domuzu tarıma rakip hale getirmektedir.

Evcilleştirilmiş domuz kalıntılarına Filistin, Suriye Irak ve Anadolu’nun Neolitik Dönem köylerinden neredeyse koyun ve keçinin kalıntıları kadar erken tarihlerde rastlanılmaktadır. Demek ki o tarihlerde domuz da sofralarda temel bir tüketim nesnesi olarak yer almaktaydı. Peki, ne oldu da bundan vazgeçildi ve domuz düşman ilan edildi.

Domuzun diğer evcil hayvanlardan farklı bir özelliği onun kolayca vazgeçilebilmesinin de nedeni olmuştur. Domuzdan süt sağılamaz, domuz binek hayvanı olamaz; öteki hayvanları güdemez, saban süremez ya da yük taşıyamaz, avcılık yapamazlar; ancak eti için beslenebilirler. Ayrıca tarım alanlarına zarar verirler ve su ihtiyaçları fazladır; sulak alanlara ihtiyaç duyarlar.

Tarlalarını korumakla görevli olan ilk tarımcı atalarımız o halde bir tercih ile karşı karşıya kalmış olmalıydılar. Ya tarımın verimiyle ürünlerini arttıracaklardı ya da bu ürünlerin bir kısmını domuzlarla paylaşacaklardı. Domuzun tarlalara verdiği zarar onun faydacı tarafından ağır bastı ve domuz etinden vazgeçildi.

İşte bir taraftan ataerkinin anaerki üzerine hakimiyet sağlama mücadelesi içinde domuzun tabu ilan edilmesi, diğer taraftan domuzun tarıma bir zarar verici rakip olarak belirlenmesiyle etrafı çöllerle çevrili ilk tarım toplumlarında domuzun mekruh ilan edilmesinin maddi temelleri ortaya çıkmış oldu. Ve böylece diğer toplumlarda hala besi değeri olduğu için beslenen domuz bu ilk Neolitiğin beşiği olan coğrafyamızda haram bir hayvan haline geldi.

Bu tercih bir kere yapıldıktan sonra iş toplumun tümünü yönlendiren kutsal metinlere bunu yerleştirmekten geçmekteydi. Böylece domuzun Allah tarafından lanetlenen bir hayvan olduğu metinlere yerleştirildi. Nesiller boyunca da bunun bir ilahi emir olduğu, sorgulanmaması gerektiği telkin edildi. Ancak semavi din inanırları her nedense Allah’ın, domuzu farklı bir coğrafyada yeşeren Hıristiyanlara yasaklamadığının muhasebesini yapmayı bugüne kadar akıl edemedi.