Çocukluğumdan beri dinlerden uzak durmaya çalıştım. Ama içimdeki sonu gelmeyen öğrenme arzusu, en sonunda dinsiz yaptı beni. Alevi bir ailenin çocuğu olduğum için o inancın izinden yürüdüm. Ama Alevi öğretisinde de islam'ın izlerini gördüm. Alevilikteki Ali kavramı beynimi kemiren bir fare gibi sürekli rahatsız ediyordu. Taki Ali'nin de bir sembolden ibaret olduğu fikrini benimseyene kadar... Aleviliğin, dinlerle bir ilgisi olmadığına kanaat getirmiştim ama aklımda hala Tanrı kavramı vardı. Çünkü Aleviliğin bir çok bölümünde Tanrıya ait izler vardı. Sonunda onu da aştım lakin Tanrı'ya dair açıkça bir ilerleme gösteremedim. Yakın zamanda bir kitabevinde dolaşırken bir kitap ilişti gözüme: Tolstoy'un Muhammet isimli kitabı. Böyle bir başlık taşıyan kitap ile, Tanrı'yı kesin bir kararla reddedeceğim dünya dursa aklıma gelmezdi. Kitabın bir bölümünde, "İnsan, hayatın dert ve saçmalıktan ibaret olduğunu anlayınca onu yok etmelidir" yazıyordu. Ve şöyle devam ediyor: " Akıl yolu ile elde edilen bilgi, yaşamın anlamını inkar etmektir. İnsanlığın büyük bir bölümü ise, bu anlamı akla dayandırılmamış bilgi de görmektedirler. Akla dayandırılmamış bilgi ise inançtır." ... "Akla dayalı bilgi beni hayatın saçma bir şey olduğunu kabullenmeye sürüklemişti.: Yaşamım durmuş, donuklaşmış ve onu yok etmek arzusuna kapılmıştım. Sonra kendime baktığımda görüyordum ki, ben yaşamın anlamına dair sorulara cevap bulduğum sürece yaşıyordum." ... "Yaşamak için ihtiyacım olan şeyi, inancımı kaybetmiştim. Ruhumu bir korku sardı ve aradığım şeye dua etmeye başladım, ondan bana yardım etmesini diledim. Dua ettikçe bir şeyi çok açıkça anlıyordum ki, o beni duymuyordu. Kalbim, Allah'ın olmayabileceği şüphesiyle dolmuştu." ... " O'nu hissettiğim ve o'nu aradığım zaman yaşıyordum. Öyleyse, o vardır. O, o'nsuz yaşanmayan şeydir. Allah yaşamdır. Allah'ı arayarak yaşadığın taktirde, yaşam Allah'sız olmaz"
Benim tek Tanrı'm yaşamdır, cennette cehennemde bu dünyada sevinçlerimizin ve çilelerimizin içinde barınıyor desem, sanırım yanlış olmaz. Çoğu müslüman kardeşlerimizin, beni sürekli dine davet etmelerinden de sıkıldım artık. Sıkılmaktan öte artık miğde bulandırıcı bir hale geldi. Son olarak iki tane söz ile yazımı bitirmek istiyorum. Bir tanesi, yakın geçmişte tanıştığım Antires Mansur'un sözü: Adını başkası koyar, göbek bağını başkası keser hatta mezarını bile başkası kazar ama göz yaşlarını sen silersin.. Ne kadar trajik bir düşünce.. İkinci kelime ise müslümanlara dair Aziz Nesin'in söylediği: Bu adamlar bizi zorla müslüman yapıp cennete sokmak istiyor

Ortaçağ karanlığını bırakın da, herkes kendi cennetinde kendi özgür şarabıyla demlensin. Saygılarıma..