
23-03-2011, 15:01
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 03 May 2010
Bulunduğu yer: almanya
Mesajlar: 263
|
|
Peki bu tokatlar ne olacak?
Yigit Bacılarım
Kiminiz ögrenci kiminiz işçi
Ögretmen hemşire köylü
Hak aramak icin çadırlarda
Meydanlarda mitinglerde
Avaz avaz çıglıklarınızla
Grevlerde dostça halay çekisleriniz
Yürüyüşlerde zılgıt leley çekişleriniz
Töre namus diye linçlerinizde
Anlaşılmazmısınız bizlerin içinde
Anamız avradımız yarimiz
Yoksa bunlar degilmisiniz sizler
Cennetler ilahlar ayagınızın altında
Böyle demiyormu kutsal kitaplar
Hamdim derki bende şaşırdım
Bizlere ögrettiginiz yalanlara
Devamlı şaştım kaldım.
Peki bu tokatlar ne olacak?
Beşir Atalay Silopi’de polise tokat atan Sabahat Tuncel’in buna hakkı olmadığını söyledi ve “yazıklar olsun o vekile” dedi. Peki ya polisin ve AKP'lilerin attığı tokatlar?
BDP Milletvekili Sabahat Tuncel’in, polisin kitleye şiddet uygulaması nedeniyle Şırnak Güvenlik Şube Müdürü Murat Çetiner’i tokatlaması, dün Türkiye’nin gündemindeydi. Polisi savunmak için sıraya giren iktidar ve muhalefet sözcüleri Tuncel’in hareketinin bir vekile yakışmadığı ve bir şiddet eylemi olarak nitelenmesi gerektiğinde hemfikir oldu.
Polisin insanlara karşı kullandığı ölçüsüz kaba kuvvet konusunda hiçbir şey söylemeyen ya da her seferinde polisi savunan AKP sözcülerinin yaşanan son olay karşısında takındıkları “hassas” tavır dikkat çekti.
“Hiç kimsenin kimseye tokat atmaya şansı yok”
Yaklaşmakta olan seçimler nedeniyle İçişleri Bakanlığı görevinden istifa eden Beşir Atalay, yaşanan olaylar nedeniyle Tuncel’i kınadı. Atalay, “Hiç kimsenin kimseye tokat atma hakkı yok. Görevini yapan polise ise hiç kimsenin hakkı yok. Bir milletvekilinin bırakın polisi herhangi bir vatandaşa böyle bir hakkı yok. Polis orada farklı bir tutumda bulunsaydı herkes polise hücum ederdi. İşte ‘milletvekiline şöyle tutumda bulundu, şöyle kaba davrandı’ falan... Siz polisin ne kadar zor durumda görev yaptığını görün. Polis orada onların huzur içinde Nevruz'u kutlamaları için görev yapıyor, güvenliği sağlıyor” dedi.
"Yazıklar olsun o milletvekiline"
Hakkını arayan insanlara şiddet uygulayan polislerin tespit edilebilmesi için bir zorunluluk olan kask numaralarını uygulamamak için yıllarca direten, suçlu polis memurları hakkında soruşturma açılmasına izin vermeyen Atalay, Tuncel’den tokat yiyen polisin hakkını savunması gerektiğini söyledi. Atalay, “Hakkını arayacaktır, hukuki süreç içinde gerekeni yaparlar herhalde. Orada yapılan büyük bir haksızlık, büyük bir yanlış ve yazıklar olsun o milletvekiline” dedi.
Bu vekillere de yazıklar olsun mu?
AKP Van Milletvekili Mustafa Bayram , karakol basıp oğlunu kaçırmasıyla basına yansıdı. 7 Temmuz 2004'de gözaltına alınan oğlu Hamit Bayram'ı “kurtarmak” için adamları ile birlikte Bölge Trafik Müdürlüğü’nü basan ve oğlunu kaçıran milletvekili, 5 yıl hapse mahkum oldu. O dönem İçişleri Bakanı olan Abdulkadir Aksu’nun telefon konuşmaları da yine basına yansımıştı.
AKP'li milletvekilleri Faruk Koca ve Mustafa Cumhur, hac dönüşü Gümrük Kapısı'ndaki görevlileri, gümrük işlemlerinin geciktiği gerekçesiyle dövdüler. Olayı reddeden milletvekillerine karşın şiddete uğrayan görevliler "Güvenlik kameraları kayıtları incelensin" dedi.
AKP 22. Dönem Burdur Milletvekili Mehmet Alp'in yakını olduğunu söyleyen Mehmet Yıldız 2006 yılında, kavga çıkardığı gerekçesiyle gözaltına alınmak istendi ancak "Dayım milletvekili, beni götüremezsiniz" dedikten sonra, iki görevliyi hastanelik etti.
Bu polislere de yazıklar olsun mu?
Bir insanın tokatlanmasının kabullenilemeyeceğini söyleyen Atalay’ın bu sözleri yakın dönemde yaşanan bazı olayları tekrar gündeme getirdi.
Geçtiğimiz ay Ankara'da, Yüksel Caddesi'nde organ bağış standını kaldırmak isteyen polis ile standı açan Halkevleri üyeleri arasında arbede çıktı. Arbede sırasında yere düşen sivil polis, kalktığında kolunu tutan kadına ard arda yumruk attı. Polisin Halkevleri üyesi kadını yumrukladığı görüntü uzun süre basında yer buldu. Ancak İçişleri Bakanı ya da Başbakan bu konuda bir açıklama yapmak gereği görmedi.

Yine polisin kaba şiddetinin en net görüldüğü örneklerden biri, kimliği öğrenilemeyen bir polis memurunun 1 Mayıs 2007’de Taksim’de eşiyle birlikte yemek yiyen Masis Kürkçügil'i tokatlamasıydı. Numarasız kask kullandığı için kimliği belirlenemeyen bir polis memurunun Kürkçügil’e uyguladığı şiddet uzun süre tartışılmıştı. 1 Mayıs kutlamalarını terörize eden İçişleri Bakanlığı ve Valilik, yaşanan olayın “münferit” olduğunu savunmuştu.

Aydın’da 9 Mart 2009’da Başbakan Erdoğan'a, seçim otobüsüyle şehir turu attığı sırada "Allah cezanızı verecek" diye bağıran 13 yaşındaki M.S.Ö. boynunun arkasında oluşan çiziklerin Başbakan Erdoğan kendisiyle konuşurken meydana geldiği iddiasıyla şikayetçi oldu. Aydın Cumhuriyet Başsavcısı Sabri Beytorun, yürüttüğü soruşturma sonunda, M.S.Ö.'nün Başbakan hakkındaki şikayetinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi.
(soL - Haber Merkezi)
|